Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin trafik kazası sonrası oluşan bedensel zararların sigorta sorumluluğu ve müterafik kusur tartışılan tazminat davası gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 13.05.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacının, kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketinden kalıcı ve geçici iş göremezlik ile bakıcı gideri talep ettiği tazminat davasının geçmişini aktarmakta; mahkemece verilen ilk kararın ardından hem davacının eksik yargılama gideri ve sigorta kapsamına ilişkin, hem de davalı sigorta şirketinin maluliyet oranının hatalı tespiti, raporlar arasındaki çelişki ve davacının müterafik kusuru gibi konulara dair istinaf başvurusu gerekçelerini detaylandırmaktadır.

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████..........................................DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ : █████/2018KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.05.2017 tarihinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ın aynı istikamette seyreden ... plakalı sulama tankerine çarpması üzerine, çarpışmanın etkisi ile savrularak davacı sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklete çarpması sonucu davacının yaralandığını, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davacının hiçbir kusuru olmadığını, kazaya kusuru ile sebep olan ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının davalı sigorta şirketi tarafından düzenlendiğini, kaza nedeni ile geçici ve sürekli işgöremezliği doğan davacının bakıcıya da ihtiyaç duyduğunu, davacının zararının tazmini talebi ile davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açıldığını, talep edilen eksik evrakın tamamlanmasına rağmen davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığı gibi cevap da verilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.800,00.-TL kalıcı işgöremezlik tazminatı, 100,00.-TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 100,00.-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 4.000,00.-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER:Kaza tespit tutanağı, trafik poliçesi ve hasar dosyası, hastane kayıtları, Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası, SGK kayıtları, bilirkişi raporları, ATK raporu ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE:Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir. Mahkememizin ███████ Esas-████████ Karar sayılı dosyasında verilen █████/2020 tarihli kararı , tarafların istinaf yasa yoluna başvurması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi tarafından █████/2023 tarih, ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararla; ......."İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının dava konusu trafik kazası sonucu, kalıcı ve geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararlardan, davalı sigorta şirketi poliçe teminatı kapsamında sorumlu olduğunu, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle talep edilen tazminatlara ilişkin hesaplamalarda önemli olan formüller değil, hukuksal değerlendirmeler olup ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle talep edilen maddi zararlara ilişkin, Yargıtay kararlarıyla belirlenen tazminat ilkeleri doğrultusunda işlem yapılması gerektiğini, Yargıtay’ca benimsenmemiş hesaplama yöntemleri veya hesaplama formüllerinin yargıda geçerli olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatının da sigorta kapsamında olduğunu, geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemeyeceğini, hükümde yargılama gideri eksik ve hatalı hesaplandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğin tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının rapor ücreti ve muayene ücreti olan 1260-TL yargılama giderine eklenmediğini ileri sürmüştür. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; maluliyet raporundaki belirlemeyi kabul etmediklerini, bağımsız medikal firma tarafından davacının tedavi evrakları üzerinden yapılan incelemelerde maluliyet oranının %5 olabileceğinin tespit edildiğini, raporda tespiti yapılan koku duyusu kaybı, nöbeti olmayan ama epilepsi geçirme riski olanlara ilişkin verilen maluliyet oranlarının kaza ile illiyeti kurulmadığı gibi davacı tarafından dava öncesinde 17.07.2017 tarihli sürekli ibareli Antalya Eğitim ve Araştırma hastanesinden alınan 9887 numaralı yedi imzalı sağlık kurulu raporu sunulduğunu, bu sağlık kurulu raporuna göre de davacının maluliyetinin %5 olarak belirlendiğini, iki rapor arasında fahiş fark varken mahkeme tarafından bu farkın nedeni tespit edilmeden ve adli tıp ana bilim dalı tarafından raporlar arasındaki çelişki giderilmeden son rapor üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının kask, koruyucu kıyafet vb. gibi güvenlik önlemlerini almaksızın yolculuk yapmakla ve motosiklet kullanmak için yeterli ehliyete sahip olmamakla müterafik kusurlu olduğunu, mahkeme tarafından davacı tarafın müterafik kusuruna değinilmeden karar verildiğini, davacının koruyucu kıyafet giymemesi ve motosiklet kullanmak için yeterli ehliyete sahip olmaması, yaralanması ile arasındaki illiyetin kurulması gerektiğini ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;Davacı vekili ve davalı vekilinin HMK.nın 355. Maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;Dava trafik kazasından yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün aynı istikamette seyreden ... plakalı sulama tankerine çarpması ile savrularak davacının idaresinde bulunan motosiklete çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece sürekli iş göremezlik tazminatının kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Dava konusu kaza 13.05.2017 tarihinde meydana gelmiş, kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi davalı sigorta şirketi tarafından 12.04.2017 tarihinde düzenlenmiştir. Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve 92/i maddesinde yer alan “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” düzenlemesi Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarih ███████ E-███████ K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi ve 92. Maddenin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Dava konusu olayda mahkemece hükme esas alınan 08.01.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacının TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür süresi belirlenerek zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü kullanılarak 1,8 teknik faize göre hesaplama yapılmış, davacı vekili tarafından verilen 02.03.2020 tarihli ıslah dilekçesinde bilirkişi raporunda belirtilen aleyhe hususları kabul etmediklerini belirterek dava değeri artırılmış, yargılama aşamasında davacı tarafça aktüer bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş, mahkemece 21.09.2020 tarihinde karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde tazminat hesaplamasının Yargıtay tarafından kabul edilen formüle göre yapılması gerektiğini ileri sürmüş olup Anayasa Mahkemesinin Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi ve 92. Maddenin (i) bendinin iptal kararı 17.7.2020 tarihinde verilmiş olup, karar 09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanmış olduğundan yargılama aşamasında alınan aktüer bilirkişi raporunun ve ıslah dilekçesinin verildiği tarihteki uygulamaya göre rapor düzenlenmiş olması nedeniyle davacı tarafça itiraz edilmediği, itiraz süreleri geçtikten sonra anayasa mahkemesinin iptal kararının verildiği, iptalin kesinleşmemiş tüm dosyalar yönünden uygulanması gerektiğinden davacının zararının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacının bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talep etmiştir. Mahkemece geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı belirtilerek bu taleplerin reddine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde ███████ E-██████ K. sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile ; Geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun İşletenin Hukuki Sorumluluğu başlıklı 85.maddesinde işletenin sorumlu olduğu zararlar belirlenmiş, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar1 denilmiştir, aynı kanunun 91. Maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiştir. 6111 sayılı yasa ile değiştirilen 2918 sayılı 98. maddenin başlığı Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi: olarak düzenlenmiş ve trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, sözkonusu madde kapsamında kalan belgeli ve resmi yada özel sağlık kuruluşlarından alınan tedavi giderlerinden sorumludur. Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı, bakıcı gideri ise yaralanma halinde sürekli veya iyileşinceye kadar başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup 2918 sayılı KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. Maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK.nın 85. Maddesi ve 91. Maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olacağı gözetilmeden davacının bu zararlara ilişkin talebinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı tarafından yargılama aşamasında ödenen rapor ücretinin yargılama giderlerine dahil edilmemiş olması da doğru olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin de kabulü gerekmiştir. 2- Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; mahkemece davacının kaza sonucu yaralanması nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ilk raporda davacı ile yapılan görüşmede 1,5 yıl önce trafik kazası geçirdiğini, kafasına darbe aldığını, kafatasında kırıklar olduğunu, beyin kanaması geçirdiğini, 2 kez beyin ameliyatı olduğunu, bir hafta yoğun bakımda yattığını, sol bacağının ve sağ kolunun daha güçsüz olduğunu, aşırı derecede unutkanlık şikayeti olduğunu psikiyatrik tedavi gördüğünü, kokuları alamadığını ve ayırt edemediğini ifade ettiği, kişide meydana gelen sağ frontal temporal etmoid fraktürü, sağ frontoparietal sol temporooksipital kontüzyon, SAK, epidural hematom dikkate alınarak kişi hakkında istenilen hususlarda rapor düzenlenebilmesi için nöroloji anabilim dalından, psikiyatrik tedavi gördüğünü ifade etmesi nedeniyle son durum raporunun, koku ile ilgili şikâyetleri için en yakın bir Devlet Üniversitesi Hastanesi veya Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından muayenesinin yapılarak objektif veya sübjektif koku testi ile birlikte koklama duyusunda kayıp olup olmadığına dair son durum raporlarının düzenlenmesi istenmiştir.Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji bölümü ve Kulak Burun Boğaz bölümünde yapılan muayene sonucunda verilen 24.01.2019 tarihli raporda hastada timpanik membranların intakt olduğu, anterior rinoskopide septum solunda anteriorda tabanda kret deviasyonu mevcut olduğu, bilateral alt konkaların hipertrofik olduğu, nazal mukozanın soluk olduğu, BT raporunda; nazal kavitede patolojisinin olmadığı, kaza sonrası koku bozukluğu şikayetinin mevcut olup koku testi yapılan KBB merkezince koku testi yapılarak değerlendirilmesinin uygun olduğu belirtilmiş, davacının bu son durum raporlarının alınmasından sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan maluliyet raporunda Kulak Burun Boğaz Sistemi koku duyusu kaybı maddesi kapsamında %3 olduğu, nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar.%5, yürüme bozukluğu nedeniyle %20, Balthazard formülü uygulandığında %26 oranında maluliyetinin bulunduğu belirtilmiş ise de davacının Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kulak burun boğaz bölümünde yapılan son durum muayenesinde davacının koku testi yapılarak değerlendirilmesinin uygun olduğu belirtilmesine rağmen bu hususta rapor alınmadan koku duyusu kaybı nedeniyle maluliyet verilmiş olması gözetildiğinde eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Mahkemece maluliyet oranı belirlenen koku bozukluğu nedeniyle Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi yazısında belirtildiği şekilde koku testi yaptırılarak bu konudaki son durum raporunun alınması ve koku duyu kaybının kalıcı hale gelip gelmediği ve maluliyete neden olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden davalı vekilinin maluliyet oranına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davacının kaza sırasında kask takıp takmadığı yaralanmalarının şekli ve niteliğine göre kask takıp takmaması ile maluliyeti arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti ile sonucuna göre tazminattan indirim yapılıp yapılmayacağının tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmaması nedeniyle KALDIRILMASINA,......" gerekçesiyle mahkememizin kararının kaldırılmasına karar verilmiş, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir. Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi'nin ilamı uyarınca davacı bakımından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden son durum (koku kaybı) raporu alınmasına karar verilmiş, muayene sonuçlarının ardından davacı Hacettepe ATK'ya sevkine karar verilmiş, Hacettepe ATK tarafından dosyaya sunulan bila tarihli E-78663745-000-00003401310 sayılı raporunda özetle ; " ... ...oğlu, █████/1996 doğumlu ...'ın dosyasının incelenmesi, ca yapılan muayene ve değerlendirmesi sonucunda; █████/2017 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen sağ frontal temporal etmoid fraktürü, sağ frontoparietal sol temporooksipital kontüzyon, SAK, epidural hematom dikkate alınarak; 1-) 30 Mart 2013 tarih ve 28603 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla iş gücü kaybı oranı hesaplandığında, - Kulak Burun Boğaz Sistemi, F) Koku Duyusu Kaybı maddesi kapsamında %3 olduğu, Sinir Sistemi, Epilepsi; 1. Nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar.....%5 olduğu, - Kas İskelet Sistemi, 4. Santral ve Periferik Sinir Sistemi Hastalıklarına Bağlı Bozukluklar, Ayakta durabilme, yürüme ve hareket bozuklukları (santral sinir sistemi veya spinal kord lezyonlarına eşlik eden), 1. Hafif — Ayağa kalkabiliyor, kısa mesafe yürüyor fakat eğim, yükselti, basamaklar, derin sandalyeler ve uzun mesafelerde zorluk çekiyor.....%20 olduğu, Balthazard formülü uygulandığında %26 saptandığı, - █████/2017 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin bedensel özür oranının %26 (yirmi altı) olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığı, 2-) Kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3 (üç) ay olduğu, " şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. Ardından davacının █████/2017 tarihli kazada kask takıp takmadığına ilişkin görüntü kaydı bulunup bulunmadığı hususunun belirlenmesi ve bu hususta rapor düzenlenmesi için dosya bilgisayar mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, ancak bilirkişi tarafından dosyaya sunulan █████/2024 tarihli ön raporda özetle ; " ... Kazaya ait aynı görüntülerin daha sağlıklı olacağından USB ortamında dosyaya kazandırılması (bu mümkün değilse yeni bir DVD'ye) ile sayın mahkemenin görevlendirmesi kapsamında görüntüler izlenerek rapor oluşturabileceği kanaatiyle düzenlenmiş işbu ön rapor UYAP üzerinden sunulmuştur" şeklinde ön rapor düzenlediği görülmektedir. Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesi ile yapılan yazışmalar neticesinde bilirkişi incelemesine esas, yeterli bir fotoğraf veya video kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Ardından dosya aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan █████/2025 tarihli raporda özetle; " ... takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere rapor içeriğinde açıklandığı gibi; 13.05.2017 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle; BAM kararında belirtilen hususlar gözetilerek yeniden hesaplama yapıldığında davacının; 1) Geçici işgöremezlikten doğan zararının 6.305,92.-TL olarak hesaplandığı, 2) Sürekli işgöremezlikten doğan zararının 3.251.348,07.-TL olarak hesaplandığı, 3) Bakıcı giderinin 5.451,00.-TL olarak hesaplandığı, 4) Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 02.03.2020 tarihli talep artıtım dilekçesi ile; sürekli işgöremezlik tazminatı talebinin 236.453,81.-TL'ye, bakıcı gideri talebinin 5.451,00.- TL'ye ve geçici işgöremezlik tazminatı talebinin de 6.305,92.-TL'ye arttırıldığının bildirilmiş olduğu, 5) Kaza tarihi itibarıyla geçerli poliçe limitinin sakatlanma ve tedavi giderleri için ayrı ayrı 330.000,00.-TL olduğu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğu, 6) Davacının müterafik kusuru olup olmadığının, olması halinde uygulanacak indirim takdir ve değerlendirmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, " şeklinde kanaatlerini bildirir şekilde rapor sunulduğu görülmektedir. Davacı vekili █████/2025 tarihli ıslah dilekçesinde ; başlangıçta 236.453,81 TL olarak kalıcı işgöremezlik tazminatı taleplerini 93.546,19 TL daha artırarak 330.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini , toplam maddi tazminat taleplerinin 6.305,92 TL geçici, 330.000,00 TL kalıcı ve 5.451,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 341.756,92 TL olarak kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkili davacıya ödenmesine ve her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygı ile vekaleten arz ve talep etmiştir.Müterafik kusur indirimi konusunda ise, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Bu duruma yargısal kararlarda en sık rastlanılan örnek; ehliyetsiz sürücünün ve/veya içkili sürücünün arabasına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek zarara önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Yine zarar görenin emniyet kemeri takmaması nedeniyle araçtan fırlayarak zararın doğmasına yada artmasına sebebiyet vermesi ve kask takılmayarak zararın artmasına sebebiyet verilmesi de örnekler arasındadır. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihi olan █████/2017 tarihinde dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı sulama tankerinin sağ arka kısmına çarpması sonucunda aracın savrulması ile davacı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucunda, davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK'nın 107/2. Maddesi gereğince belirsiz alacak olarak şimdilik 3.800,00-TL sürekli iş göremezlik, 100,00-TL geçici iş göremezlik ve 100,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 4.000,00-TL maddi tazminat isteminde bulunduğu, alınan kusur raporlarına göre kazanın oluşumunda davacının kusursuz olduğu, davalı sigorta şirketinden sigortalı araç sürücüsü ...'ın % 100 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının bedensel özür oranının % 26 olduğu ve sekel halini aldığı, kaza nedeniyle davacının tedavisine başlanılmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3 ay olduğu ve tıbbi iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, kaldırma kararı sonrası alınan aktüer bilirkişi raporuna göre; davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarlarının geçici iş göremezlikten doğan zararının 6.305,92.- TL, sürekli iş göremezlikten doğan zararının 3.251.348,07.-TL , bakıcı giderinin 5.451,00.- TL olarak belirlendiği, kaza tarihi itibariyle geçerli poliçe limitinin sakatlanma ve tedavi giderleri için ayrı ayrı 330.000,00.- TL olduğu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğu, diğer taraftan, davacının yaralanmalarının bacak ve kafa bölgelerinden olması dikkate alınarak kask ve koruyucu tertibat kullanmadığı kanaati edinilerek, geçici iş göremezlikten doğan zarar ve bakıcı gideri olarak belirlenen tazminatlarından yerleşik uygulamalar gereği %20 oranında müterafik kusur indirimine gidilmiştir. (kalıcı iş göremezlik tazminatı olan 3.251.348,07.- TL'den %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında, teminat limiti olan 330.000,00.- TL'nin üstünde bir tutar olacağından bu tazminat alacağı yönünden teminat limiti doğrultusunda tam kabul verilmiştir) Davacı tarafın zararın tazmini talebi ile davalı sigorta şirketine göndermiş olduğu ilk başvuru dilekçesinin 27.07.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edilmiş olduğu, buna göre davalı sigorta şirketi için temerrüt tarihinin tebliğden 8 iş günü sonrası olan 09.08.2017 tarihi olarak gerçekleştiği, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ticari bir araç (kamyonet) olması nedeniyle alacağa avans faizi işletilmesi gerektiği anlaşılmıştır. ( Her ne kadar kısa kararda bakıcı gideri tazminat tutarı boş bırakılmış ve toplam 4.360,80 TL maddi tazminata hükmedilmiş ise de, bu durum maddi bir hatadan kaynaklanmış olup, gerekçeli kararda düzeltme yoluna gidilmiştir.) Sonuç olarak, hesaplanan tazminat miktarından davalı sigorta şirketinin kazaya karışan aracın ZMMS sigorta poliçesi kapsamında sorumluluğunun bulunduğu, talep artırım ve ıslah dilekçesi ile dava dilekçesi dikkate alınarak belirlenen miktar ve talep bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Diğer yandan, TBK'nın 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilemeyeceğinden, somut olayda; müterafik kusur indirimi yapıldığından, taraflarca yapılan tüm yargılama giderlerinden davalı taraf sorumlu tutulmuş, ayrıca davalı taraf lehine vekalet ücretine de hükmedilmemiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 330.000,00.- TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.044,74.- TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 4.360,80.- TL bakıcı gider olmak üzere toplam 339.405,54.- TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Alınması gerekli 23.184,79 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan 1.485,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 21.699,39 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yatırılan 1.485,40 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen ( kabul ve red oranına göre) 54.304,89 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 8.984,10 TL (ATK muayene ve rapor ücreti, ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025