İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satıştan kaynaklanan alacak davasında, davalının iade ve iskonto faturalarını kayıt etmeme kaynaklı cari hesap mutabakatsızlığı itirazı üzerine verdiği istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, davacının davalıya ticari mal satışından kaynaklanan bakiye 28.345,13 TL alacağın tahsili talebiyle açtığı ve ilk derece mahkemesince kabul edilen davanın davalı tarafından istinaf edilmesini konu almaktadır; davacı, çeşitli faturalarla yapılan satışlar, birleşme sonrası devralınan borç ve hesap mutabakatına rağmen yapılan kısmi ödemeler sonrası kalan alacağını talep ederken, davalı ise tedarikçi sözleşmeleri kapsamında düzenlediği depo iade, alış iskonto ve stok farkı faturalarının davacı tarafından kayıt altına alınmaması nedeniyle cari hesaplarda mutabakatsızlık oluştuğunu ve davacının iddia ettiği borcun bulunmadığını savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari satımdan kaynaklanan)Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıya yapılan mal satışı neticesinde 07.08.2018 tarihli 257,71 TL'si bedelli, 07.08.2018 tarihli 1.288,56 TL'sı bedelli, 07.08.2018 tarihli 3.662,06 TL'sı bedelli, 13.07.2018 tarihli 2.804,53 TL'sı bedelli, 13.07.2018 tarihli 1.288,56 TL'si bedelli, 29.06.2018 tarihli 644,28 TL'sı bedelli, 20.05.2018 tarihli 460,20 TL'sı bedelli, 11.06.2018 tarihli 5.659,89 TL'sı bedelli, 10.05.2018 tarihli 920,40 TL'sı bedelli, 10.05.2018 tarihli 52.362,26 TL 'si bedelli 07.09.2018 tarihli 1.446,02 TL bedelli 11.09.2018 tarihli 1.265,90 TL'sı bedelli, 11.09.2018 tarihli 890,66 TL'si bedelli, 11.09.2018 tarihli 257,71 TL'si bedelli, 12.09.2018 tarihli 1.288,56 TL'sı bedelli, 13.09.2018 tarihli 837,56 TL'sı bedelli, 13.09.2018 tarihli 515,42 TL'si bedelli, 14.09.2018 tarihli 257,71 TL'sı bedelli, 14.09.2018 tarihli 901,99 TL'sı bedelli, 18.09.2018 tarihli 451,00 TL'sı bedelli faturalar düzenlenerek gönderildiğini, malların teslim edildiğini, şirket borçlusu ... A.Ş nin davalı ... Şirket borçlusu ... AŞ davalı ... A.Ş bünyesinde birleştiğinden 01.09.2018 tarihi itibariyle borç miktarının ...AŞ'ne devredildiğini, davalıya 22.01.2019 tarihinde hesap bakiyesinin bildirildiğini, 31.12.2018 tarihi itibariyle 137.426,12 TL'sı borç bakiyesi konusunda taraflar arasında mutabakat sağlandığını, davalı borçlu tarafından borca karşılık hesap mutabakatına rağmen, kısmi ödeme yaptığını, 28.01.2019 tarihi itibariyle kalan 58.691,95 TL borcun ödenmesi için Kadıköy ...Noterliğinin 08.02.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamenin 12.02.2019 tarihinden davalıya tebliğ edildiğini, ihtarname tebliğinden sonra davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığını, bakiye 31.886,29 TL'nin ödenmemesi üzerine davacı tarafından arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, görüşme neticesinde anlaşma sağlanmadığından anlaşmama tutanağının 10.04.2019 tarihinde düzenlendiğini, görüşmeden sonra davalı tarafından 3.541,16 TL' daha yatırılarak bakiye borcun 28.345,13 TL'ye indiğini, bakiye borç olan 28.345,13 TL'si bedelin tüm yazılı ve sözlü uyarılara rağmen ödenmediğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik olmak üzere 28.345,13 TL'si alacağın 12.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle;Davalı şirketin davacı firma ile tedarikçi sözleşmeleri ile çalıştığını, kozmetik ürün tedariki karşılığında satıştan ödeme sistemi ile 60 gün vade (ödeme vadesini takip eden her ayın 2. ve 4. cuma günleri) ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, tedarikçi sözleşmelerinin tarafların karşılıklı anlaşmaları ve pazarlıklar sonucu oluşturulduğunu, buna göre, alış ıskontoları, fatura altı indirim oranları, sevkiyat biçimi, iadelerin ne şekilde ve hangi kargo ile yapılacağının tarafların mutabakatı ile belirlendiğini, tarafların karşılıklı pazarlıkları ve anlaşması sonucu oluşturulmuş tedarikçi sözleşmesine göre sevkiyatların depoya yapılacağını, koşulsuz iadenin kabul edilmiş olduğunu, anlaşmalı kargo firması ile (... Kargo ) ürün iadeleri yapılacağını, davalı şirketin, tedarikçi sözleşmesine uygun olarak depo iade faturaları düzenlediğini, malları iade ettiğini ve sözleşmeye göre alış ıskontosu, stok fark faturalarını kestiğini, davalının sözleşmede belirlenen vadeler ve oranlara göre ve sözleşme hükümlerine uygun olarak ödeme yaptığını ve fatura kestiğini, davacının cari hesabı incelendiğinde, davalı şirket ...ile aralarındaki uyuşmazlık ve cari hesap farkının belirtilen faturaları kayıtlarına almadıklarından kaynaklandığının görüldüğünü, oysa, davalı ...'un bahse konu faturaları sözleşmeye ve mutabakata uygun olarak kestiğini ve davacıya gönderdiğini, davacının faturaları kayıtlarına almadığından tarafların cari hesapları arasında mutabakatsızlık oluştuğunu, bahse konu faturaların ise 14.11.2018 tarih ... nolu 309,72-TL bedelli depo iade faturası, 29.12.2018 tarih ... nolu 1.151,90- TL bedelli depo iade faturası, 31.12.2018 tarih ... nolu 3.265,38-TL bedelli depo iade faturası, alış ıskontosu, 31.01.2019 tarih ... nolu 23.205,85-TL bedelli fatura stok farkı alış ıskontosu, 31.01.2019 tarih ... nolu 25,41-TL bedelli fatura stok farkı faturası toplam 27.958,26-TL olduğunu, depodan yapılan iadelerin, davacının bilgisi ve onayı ile yapıldığını, ekte sunulu e posta yazışmalarında “29 Aralık 2018 tarihinde ...çalışanı ... tarafından davacı şirkete gönderilen e-posta yazısında, ... dağıtım merkezi Aralık 2018 ayına ait hasarlı satış özelliğini yitirmiş ve son kullanma tarihi dolmuş ürünlerin iade listesi gönderilmiş ve ürünlerin... kargo ile gönderileceği farklı bir kargo firması taleplerinin olması halinde yeni kargoyu bildirmeleri rica edilmiş” ve 31.12.2018 tarihli davacı şirket tarafından gelen e-posta cevabında... kargo ile ürünleri yollayınız, mesajı verildiğini, ... depodan yapılan iadelere ilişkin irsaliyeler ve sayım listelerinin de ekte olduğunu, davacı firmanın onayı doğrultusunda... kargo ile 2 koli olarak gönderildiğini, Esenyurt depodan yapılan iade malların ise, davacı tarafından Gebze depoya gönderilmesi istendiğinden Gebze depoya sevk edildiğini, konu malların önce Gebze dağıtım merkezi firmanın iade malları olduğunu fark etmeyerek 115 adet total çıkış yaptığını, fakat daha sonra stok hareketlerinde hata olduğunu fark ederek iade mallara ilişkin düzeltme yapıldığını, 78 adet çıkıştan düşüldüğünü, firmaya iade edilen mallara ilişkin teslim alan araç bilgisi ve teslim alan kişinin imzasına havi çıkış fişlerinin olduğunu, davalı şirket ...tarafından tedarikçi sözleşmelerine uygun olarak kesilen iade faturalarının ve stok farkı faturalarının, malları teslim alan davacı tarafından kayıtlarına işlenmediğini, hem ürünleri iade aldığını, hem de iade faturaları defterlerine işlemeyerek mutabakatsızlığa davacının sebep verdiğini, davacı tarafından ihtarname gönderilerek 58.691,95-TL alacağın tahsili talep edildiğini, ihtarname gönderildiği tarihte davacı ... firmasının cari hesabının 30.346,82TL olduğunu, vadesi gelen 26.805,66TL, Vadesi gelmeyen 418,49TL alacağı bulunduğunu ve 31.01.2019 tarihli stok tutarının da 3.122,67 TL olarak göründüğünü, ihtarnamenin tebliği üzerine davacının vadesi gelmiş 26,805,66TL alacağın 01.03.2019 tarihinde davacı şirkete ödendiğini, davacı şirketin tüm alacaklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... öncelikle gerek tarafların karşılıklı beyanları gerekse incelenen ticari defter ve kayıtlardan taraflar arasında mal alım satım ilişkisine dayalı cari hesap ilişkisi olduğu hususu ihtilafsızdır. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, davacı şirketin davalı şirket ile olan ticari münasebet kayıtlarını takip ettiği hesabında 2018 yılından 2019 yılına 137.426,12-TL borç bakiyesi ile devrettiği, davalı tarafından davacı şirkete 1.705,21-TL tutarında fatura düzenlediği, davacının bu faturaları kabul edip ticari defterlerine işlediği, davalı şirket tarafından davacı şirkete 2019 yılı içerisinde toplam 107.375,78-TL tutarında 5 kez banka havalesi ile ödeme yapıldığı davalının yapmış olduğu bu ödemeler neticesinde davacı şirketin davalı şirketten 28.345,13-TL alacaklı olduğu, davalı şirketin kayıtlarında ise davacı şirketin davalı şirkete 24.119,52-TL borçlu göründüğü anlaşılmıştır. Davacı tarafından düzenlenen ve iş bu davanın konusunu da oluşturan faturaların her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu hususu sabit olup, bu noktada davacı tarafından fatura ve faturaya konu malın tesliminin davalı tarafa yapıldığı hususu ispatlanmıştır. Nitekim ticari kayıtlar arasındaki ve davamız konusunu oluşturan ihtilaf da satım ilişkisine konu faturalardan kaynaklı olmayıp, davalı tarafından davacı şirkete düzenlenen depo iade, alış iskontosu, stok farkı açıklamalı faturalardan kaynaklanmaktadır. Davalı tarafından düzenlenen bu faturalara konu malların davacı şirkete iade edildiği savunulmakla birlikte anılan faturaların davacı şirket kayıtlarında yer almadığı nitekim bu hususun davacı tarafından da açıkça kabul edilmediği sabit olmakla birlikte yine incelenen ticari defter ve kayıtlar ile tüm dosya kapsamı itibariyle de faturalara konu malların davacı şirkete teslim edildiği gösterir belge davalı tarafından ibraz edilememiştir. Yalnızca fatura kesilmesi ve ticari defterlere kayıt altına alınması davalının savunmaları için yeterli olmayıp iade hususunun somut deliller ile kanıtlanması gerekmektedir. Gerek kök raporda gerekse yeniden davalı kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ek raporda belirtildiği üzere somut bir bilgi ve belge davalı tarafından ibraz edilememiştir. Hal böyle olunca davacı tarafın düzenlemiş olduğu ve davalı kayıtlarında de yer alan faturalar yönünden davalı şirketten dava tarihi itibariyle 28.345,13-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar bilirkişi raporunda işlemiş faiz hesabı yapılmış ise de davacı tarafın davasını 28.345,13-TL asıl alacak üzerinden açtığı ve işlemiş faiz talebi olmadığı göz önüne alındığında yalnızca asıl alacak miktarı yönünden hüküm kurulmuştur. Yine her ne kadar davacı vekili tarafından 12.02.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiş ise de dava tarihinden önce davalıya Kadıköy ... Noterliğinin 08.02.2019 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnamenin 12.02.2019 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiği, ihtarname içeriğinde ödeme için 3 gün süre verildiği göz önüne alındığında temerrütün 16.02.2019 tarihinde oluştuğu..." gerekçesiyle davanın kabulü ile 28.345,13 TL'nin 16.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile bilikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın kabulüne karar verildiğini ancak müvekkili şirket tarafından davacıya alacaklarının ödendiğini, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacı şirketin alacak talebinin taraflar arasındaki cari hesap farkının müvekkili şirket tarafından tedarikçi sözleşmesine uygun olarak düzenlenmiş olan faturaların davacı şirketin kayıtlarına alınmamasından kaynaklandığını, müvekkilinin düzenlemiş olduğu ancak davacı şirketin ticari defterlerine işlememiş olduğu faturaların davacının alacak talebini oluşturduğunu, ilgili faturaların kabul edilmeyerek alacak iddiasında bulunulduğunu, müvekkilinin düzenlemiş olduğu faturalara konu iade edilmesi gereken ürünlerin davacı şirkete teslimi için kargo firmasına teslim edildiğini buna ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu, mahkemenin bu delillerle ilgili değerlendirme yapmaksızın fatura konusu ürünlerin iade edildiğine dair belge sunulmamış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamından davacının müvekkili şirketten alacak iddiasında bulunduğunu, konu edilen ürünlerin müvekkili tarafından iade edildiğini, bu hususun şirket bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, 29.12.2018 tarihinde müvekkili şirket çalışanı tarafından gönderilen e-posta ile Aralık 2018 ayına ait hasarlı satış özelliğini yitirmiş ve son kullanma tarihi dolmuş ürünlerin iade listesinin gönderildiğini, ürünlerin... Kargo ile gönderileceğinin bildirildiğini, davacının 31.12.2018 tarihli cevabında... Kargo ile yollayınız şeklinde ifadelere yer verdiğini, tedarik sözleşmesinin 6.3.maddesinde; mail ile yapılacak bildirim ile iade konusu ürünlerin tedarikçinin anlaşmalı olduğu kargo firmasına teslim edilmesinin tedarikçiye teslim anlamına geleceğinin belirtildiğini, taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığının sebebinin müvekkili tarafından düzenlenen iadeye ilişkin faturaların davacı şirket tarafından kabul edilmemiş olması olduğunu, mahkeme tarafından iadeye ilişkin beyanların dikkate alınmadan ve değerlendirilmeden ayrıca... Kargo firmasına müzekkere yazılmadan ve deliller toplanmadan karar verilmiş olması nedeniyle dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı şirketin tüm hak ve alacaklarını ödediğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesine, aksi davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE :Dava, ticari satım konusu faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, tedarik sözleşmesinin varlığı, faturaların kısmen ödenmiş olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı şirketin davacının borçlarını tamamen ödeyip ödemediği, iade konusu ürünlerin davalı tarafça davacıya teslim edilip edilmediği, mahkemece bu konuda dava dışı kargo firmasına müzekkere yazılmamış olmasının ve değerlendirmemiş olması hususunun eksik inceleme sebebi olup olmayacağı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, taraflar arasında 2018 yılında tedarik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin tarihinin 01.01.2018 olduğu, tedarikçinin davacı şirket, ürün katagorisinin kozmetik, anlaşmalı kargo firmasının... Kargo olarak belirtildiği, sözleşmenin 6.3. maddesinde tedarikçinin perakendecinin iade etmek istediği ürünlerin tümünü koşulsuz iade almakla yükümlü olduğu, perakendecinin iade etmek istediği ürünlerle ilgili olarak herhangi bir sebep göstermek zorunda olmadığı, perakendecinin bildirmesine rağmen tedarikçinin iade almaması durumunda perakendecinin kargo yolu ile tedarikçiye gönderme ve tüm masrafları tedarikçiye fatura etme hak ve yetkisine sahip olduğuna yer verildiği, davacı şirket tarafından davalı şirket çalışanına gönderilen 31.12.2018 tarihli mailde; ... Kargo ile ürünleri yollayınız yazısının yer aldığı, maile konu davalının ise aynı tarihli mailinde ... Dağıtım Merkezi Aralık 2018 ayına ait hasarlı satış özelliğini yitirmiş son kullanma tarihi dolmuş, iade rakamlarının ekte olduğu, ilgili iadelerin irsaliyelerinin 29.12.2018 - 31.12.2018 tarihler arasında kesileceği, iadelerin çalışmakta oldukları... Kargo ile gönderileceği, kargo için onay dönüşü yapılması ve farklı bir kargo talebi olması halinde yeni kargo bilgilerinin belirtilmesinin rica edildiği ve ürün listesinin gösterildiği, davacı şirket yetkilisinin ise yukarıda yer verildiği üzere... Kargo ile ürünlerin gönderilmesini belirttiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına çok sayıda ticari satım konusu faturaların düzenlenmiş olduğu, 22.01.2019 tarihli davalının davacıya göndermiş olduğu hesap bakiyesine ilişkin mailde; şirketteki cari hesabın 31.12.2018 tarihi itibari ile 137.426,12 TL olduğunun belirtildiği, altına 132.312,29 TL düzeltme yapılarak açıklamalara yer verildikten sonra davalı şirketin kaşe ve imzasının yer aldığı, davacı şirket tarafından 08.02.2019 tarihinde davalı şirkete Kadıköy ... Noterliğinde gönderilen ihtarnameyi düzenlediğini, söz konusu ihtarnamede; 28.01.2019 tarihi itibari ile 58.691,95 TL cari hesap bakiyesinin taraflar arasındaki hesap mutabakatına rağmen ödenmediği belirtilerek üç gün içinde ödenmesinin talep edildiği, bakiye 31.886,29 TL'nin ödenmemesi üzerine davacının arabuluculuk talebinde bulunduğu, görüşme sonrasında davalı şirket tarafından 3.541,16 TL yatırıldığı, davacının ise bakiye 28.345,13 TL alacağın tahsili için iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.24.07.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda sonuç olarak; davacı şirketin ve davalı şirketin 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun şekilde düzenlendiği, taraflar arasında imza altına alınan tedarik sözleşmesine istinaden davalı tarafından iade ve alış işkontosu, stok farkı faturasının düzenlendiği, sözleşmenin 13.5 hükmü uyarınca envanter farklarından dolayı davacı şirketin sorumlu olduğu ancak dava konusu faturaların sözleşmeye istinaden düzenlenmiş olsa bile fatura muhteviyatı malzemelerin davacı şirkete iade edildiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı, mağazada kaybolan, çalınan vb malzemelerinde mağaza yetkileri tarafından bir tutanak düzenlenerek tespiti stok sayım tutanaklarının düzenlenmesi gerektiği, ancak bu tarz bir belgenin ibraz edilmediği, bu sebeple davalı tarafın sözleşmeye dayalı olarak düzenlediği faturalardan kaynaklı alacak hakkının varlığının ispatlanamadığı, davacı şirketin 2018 yılından 2019 yılına 137.426,12 TL alıcılar hesabında borç bakiyesi ile devrettiği, davalı tarafından 1.705,21 TL tutarında fatura düzenlendiği, davacının bu faturaları kabul edip ticari defterlerine işlediği, davalı şirketin davacı şirkete 2019 yılı içerisinde toplam 107.375,78 TL bedelinde 5 kez banka havalesi ile ödeme yaptığı, davalının yapmış olduğu ödemeler neticesinde davacı şirketin davalıdan 28.345,13 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin ticari defterlerinde davacının davalı şirkete kaydi olarak 24.119,52 TL borçlu göründüğü, davalının ticari defterlerine düzenlemiş olduğu tüm faturaları aldığı taraflar arasındaki husumetin 2018 yılından davalı şirketin davacı şirkete düzenlemiş olduğu 14.11.2018 tarihli vd faturalardan kaynaklı olduğu davalı tarafça ileri sürülen bedelin toplam 5.113,83 olarak gerçekleştiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete 31.01.2019 tarihli 23.██████ TL bedelli fatura stok farkı, alış iskontosu açıklamalı, 31.01.2019 tarihli 25,41 TL bedelli fatura stok farkı açıklamalı fatura düzenlediği, bu faturaları davacı şirketin kabul etmediği, defterlerine işlemediğinin görüldüğü, söz konusu fatura muhteviyatı malzemeleri davalı tarafından davacı şirkete teslim edildiği, kayıp çalıntı ise bu hususta tutulmuş depo, mağaza tutanakları davalı firma yetkililerinden talep edildiği, taraflarına araştırılacağının beyan edildiği, söz konusu fatura muhteviyatı malzemenin iade edildiğinin ispatlanması gerektiği belirtilmiştir. Davacı vekili duruşma zaptına geçen beyanında; davalı tarafın iddiasını belgelerle ispatlamak zorunda olduğunu, belgelerin bilirkişiler tarafından talep edildiği halde sunulmadığını, raporun yeterli olduğunu ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; müvekkili şirketin tüm stok fark verilerinin ve envanter tutanaklarının elektronik ortamda bulunduğunu, ...'un 2000 aşan mağazasının bulunduğunu, bu mağazalardaki sayım tutanaklarının fiziki evrak olarak gerçekleştirilmesinin fiili olarak mümkün olmadığını, sayım tutanaklarının sisteme aktarıldığını ve sistem üzerinden düzenlenen stok fark tutanaklarına istinaden faturalar düzenlendiğini, bu kapsamda dava konusu stok fark faturasına konu olan lokasyon sayısının 765 olduğunu, bilirkişiler tarafından yerinde inceleme yapılması halinde faturaya konu stok farkı tutanaklarının sistem üzerinden görüleceğini, görüşmelerde aktarılmış olmasına rağmen yerinde inceleme gerçekleştirilmediğini, evrakların taşınabilir bellekle istendiğini ancak 765 mağaza için toplanacak tutanak sayısının yoğunluğu nedeniyle yerinde inceleme yapılması gerektiğini, eksik inceleme ile rapor tanzim edildiğini ifade ederek, ek rapor alınmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 17.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; ek görev doğrultusunda davalı şirket merkezine gidilerek şirketin stok programında gerekli incelemeler yapıldığını, kök raporda beyan edilen mali görüşlerde değişiklik gerektirecek herhangi bir bulguya rastlanmadığı, davalı vekilinin stok farkı faturasının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden düzenlendiğini, mağazada kaybolan çalınan malzemelere istinaden düzenlendiğini beyan ettiği, söz konusu sözleşmenin okunabilir nitelikte olmadığı, stok eksikliklerinin tespitinde şirketin nezaretininde bulunmadığı ayrıca stok farkı faturalarının detaylı olmadığı, tarafına ibraz edilen sevk irsaliyelerinde davalı şirketin teslim alan bölümünde imzasının bulunmadığı, sonuç olarak kök rapordaki görüşü değiştirecek bir halin mevcut olmadığı belirtilmiştir.Davalı vekili rapora itiraz ederek, yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. 15.03.2022 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında ise: sözleşme kapsamında faturaları kestiklerini, iade konunu malları da... Kargo aracılığıyla karşı tarafa gönderdiklerini, ... Kargo'ya malları verdiklerini ve sorumluluğu yerine getirdiklerini, mahkemenin talebi halinde kargo şirketine müzekkere yazılmasını beyan etmiştir.Mahkemece, aynı celsede bilirkişi raporu ve ek rapor sonucuna göre davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu; TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut davada, davacı tedarik sözleşmesi kapsamında bakiye fatura alacağının tahsilini talep etmiştir. Davalı ise davacı tarafın kendilerinden herhangi bir alacağının olmadığını, bütün alacakların ödenmiş olduğunu ve sözleşme gereğince düzenlenen iade faturaları ile bir kısım mallarında iade edildiğini savunmuştur. Bu durumda ispat yükünün davalı üzerinde olduğunun kabulü gerekir.Taraflar arasında 22.01.2019 tarihli mutabakat belgesinde 31.12.2018 tarihinde davacı alacak bakiyesinin 132.312,29 TL olduğu davalı şirket tarafından kabul edilerek imzalanmıştır. Davalı şirketin iadeye ilişkin düzenlenen faturaları 29.12.2018 ve 31.12.2018 tarihlidir. İade faturaları tarihinden sonra 22.01.2019 tarihli mutabakat metninde 31.12.2018 tarihi itibariyle bakiye alacağın 132.312,29 TL olduğu, davalı tarafça kabul edilmiştir. Davacı sözleşme kapsamında varılan mutabakatla ile birlikte davalı tarafça ödenen miktarları mahsup ederek davalı şirkete ihtarname göndermiştir. Davalı şirketin bakiye alacağı ödememesi üzerine arabuluculuk başvurusunda bulunan davacı başvuru sonucunda davalının kısmi ödemesini mahsup ederek bakiye kısım için alacak talebinde bulunmuştur. Davacı bakiye fatura alacaklarını talep etmiştir. Ayrıntılı biçimde yer verildiği üzere davalının düzenlediği ancak teslimi ispat edemediği mallara ait iade fatura tarihlerinden sonra taraflar arasında mutabakat belgesi düzenlenmiş ve bakiye davacı alacağının ödendiği davalı taraça ispat edilememiştir. Mevcut deliller kapsamında dava dışı kargo şirketine müzekkere yazılarak bilgi ve belge talep etmek de sonuca etkili olmayacaktır. Bu nedenle mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.451,96 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.03.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.