Tefecilik suçundan verilen mahkumiyetlerin zamanaşımı nedeniyle düşme kararının hukuka uygunluğu Yargıtayca onandı.
Özet: Tefecilik suçundan ilk derece mahkemesince mahkûm edilen sanıklar hakkında, bölge adliye mahkemesi, eylemin suç olmaktan çıkarılması gibi derhal beraat gerektiren bir hal bulunmadığından ve yargılama zamanaşımının dolması nedeniyle mahkûmiyet hükümlerini kaldırarak kamu davalarının düşmesine karar vermiştir; bu karara karşı katılan hazine vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuş, ancak suçtan doğrudan zarar görmediği anlaşılan bazı katılanların temyiz istemleri reddedilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ Esas, █████████ KararSUÇ : TefecilikHÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön incelemede;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'un 253/6. maddesine paralel bir şekilde; "derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında, "Zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi aksi halde yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-2 50... .01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, İlk Derece Mahkemesince sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesi kararlarına karşı adı geçen sanıklar müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından ayrıca Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, ███████ sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle ..., ... ve ...'in sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e yüklenen tefecilik suçundan 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediklerinden kamu davasına katılma ve kurulan hükümleri temyiz haklarının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, ..., ... ve ... vekilinin adı geçen sanıklara yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verilmiştir.Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, katılan Hazine vekilinin tüm sanıklar hakkında kurulan hükümleri, katılanlar ..., ... ve ... vekilinin ise sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Ortaca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile sanıklar hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241/1, 62... /2. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53. maddesi gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.B. İstinafİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 04.10.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/2-a maddeleri uyarınca 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı sebebiyle düşmesine karar verilmiştir.II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri1. Katılan Hazine Vekilinin Temyiz İstemiSanıklar hakkında verilen düşme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, resen nazara alınacak sebeplerle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.2.Katılanlar ..., ... ve ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımına uğramadığına, yargılama aşamasında sundukları tüm belgelerin değerlendirilmediğine, dava zamanaşımının her işlemle kesildiğine, verilen düşme hükümlerinin bozulması talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe 1)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen kararlar yönündenGerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan, katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 2) Sanık ... hakkında verilen karar yönündenUlusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanık ...'in hükümden sonra 27.07.2022 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararı da gözetilerek, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiş ancak bu hususun Dairemiz tarafından yerine getirilmesi mümkün bulunmuştur.III. KARAR 1) Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafiinin müvekkilleri hakkında ayrıca ..., ... ve ... vekilinin ise sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,2) Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,3)Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle katılanlar vekillerinin istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının sanığın ölümü nedeniyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereği Ortaca 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,03.03.2026 tarihinde karar verildi.