İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararı olmadan yaptığı 100.000 TLlik izinsiz bağıştan doğan maddi ve manevi tazminat davasının, zaman aşımı itirazları ile birlikte istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyelerine karşı, genel kurul onayı olmaksızın 25/06/2013 tarihinde Alaçatı Belediyesine 100.000,00 TL tutarında hukuka aykırı bağış yapıldığı ve bu işlemin gizlenerek kooperatifin zarara uğratıldığı iddiasıyla açtığı maddi ve manevi tazminat davasına ilişkindir; davacı kooperatif, yönetim kurulunun bağış yapma yetkisinin olmadığını ve bu eylemin sorumluluğunu vurgularken, davalı taraf ise işlemin kooperatif kayıtlarında gösterildiğini ve Türk Ticaret Kanununun 560. maddesi uyarınca 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2025NUMARASI : █████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarih █████████ Esas ████████ Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi Davalı ... vekili ve Davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı vekili, davalıların müvekkili kooperatif bünyesinde görev aldıkları dönemde genel kurul kararı olmadan hukuka aykırı şekilde muvazaalı işlemle 100.000,00 TL tutarında davacı kooperatif zararına tasarrufta bulunduklarını, davalıların yönetim kurulu olarak kendilerine yetki verilmeden █████/2013 tarihinde yönetim kurulu kararı alarak yetki almadan bağış işlemi yaptıklarını, davalıların yönetim kurulu olarak bağış yapma yetkisinin bulunmadığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre yönetim kurulunun sadece bağış alma yetkisinin bulunduğunu, bağışlama yetkisi olmadan yaptığı bağışlama işlemi nedeniyle sonradan ibra edilmesinin de mümkün olmadığını, davalıların bağışlama işlemini gizlediklerini, kooperatif kayıtları incelendiğinde ve tanıklar dinlendiğinde durumun anlaşılacağını, kooperatife ait hesaptan Alaçatı Belediyesi’nin .... Bankası’ndaki hesabına █████/2013 tarihinde “bağış ödemesi” adı altında 100.000,00 TL tutarında havale işleminin gerçekleştirildiğini, davalı .....’nun ve kararda imzası bulunan dava dışı .... ile davalı ....’nın bu işlemi kasten gizlediklerini, para aktarımı sonucunda uzun yıllar bu işlemin gizlendiğini, 2013 yılı denetim kurulu üyelerinden olan .... ile davalı .....’ın ise bu işlem yönünden gereken özeni ve araştırmayı yapmadıklarını, müvekkili kooperatifin 2013 yılı genel kuruluna ilişkin denetleme kurulu raporunda belirtilen genel kurulun █████/2015- █████/2014 tarihinde toplantısını gerçekleştirdiğini, incelemenin ait olduğu ve davalı ....’nun yönetim kurulu başkanlığını yaptığı ve 100.000,00 TL’lik işlemin bulunduğu █████/2013-█████/2013 dönemine ilişkin rapor bilgilerinde “█████/2014 tarihinde söz konusu denetleme raporunun düzenlendiği, raporun ise █████/2014 tarihinde yönetim kuruluna teslim edildiği” hususlarının yer aldığını, raporun 12. maddesinde “ilgili faaliyet döneminde gerçekleşen farkın müspet veya menfi olarak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmesine uygun olarak işlemlerinin yapılıp yapılmadığı konusunda ise banka ve kasa bakiyeleri dahil olmak üzere 2013 yılı bütçesinde gelir gider farkının 50.589,12 TL olarak gerçekleştiği” bilgisine yer verildiğini, bu farkın üyeler arasındaki eşitlik ilkesini ihlal eder nitelikteki yönetim kurulunun icrai tasarruf işlemleri ile gerçekleştiğini, dava konusu işlemin tarafların gerçek iradelerine ve geçerlilik koşulu olan biçime uymadığını, hukuka aykırı ve sakat bir işlem niteliğinde olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL’nin haksız fiil tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.CEVAP : Davalı .... vekili, müvekkilinin davacı kooperatifin ortağı ve kooperatifin ... köyü... mevkiinde... pafta ve... parsel numarada kayıtlı arsa niteliğindeki bağımsız bölümün sahibi olduğunu, müvekkilinin 40 yıldır üyesi olduğu davacı kooperatifin aynı zamanda 27 yıl boyunca avukatlığını ve 2015 yılına kadar da 18 yıl boyunca yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlendiğini, 2015 yılında görevini kendi isteğiyle bıraktığını, davacı kooperatifin kendi bünyesinde yer alan kiracıları tahliye ettirmek için ve sosyal tesislerin yıkımı için usul ve yasaya aykırı işlemlerde bulunduğunu ve müvekkilinin bu hukuka aykırılıklara karşı davalar açtığını, bu doğrultuda Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasında davacı kooperatifin dağılması istemiyle dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, somut olayda TTK ve Kooperatifler Kanunu’nda yer alan hükümlerin uygulanmasının gerektiğini, dava konusu 100.000,00 TL tutarındaki havalenin █████/2013 tarihinde gerçekleştirildiğini, bu durumda TTK’nın 560. maddesi gereğince 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafın iddiasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu ödemelerin kooperatif bilançosunda gösterildiğini ve genel kurulun iradesiyle onaylandığını, elektrik projesinin .... tarafından onaylandığını, imalat ihrazat ve her türlü işlemin ....’ın kontrol elemanlarının nezareti ile yapıldığını, kooperatifin sadece bu işin finansmanını yaptığını, ...’ın iş bittikten sonra geçici ve kesin kabulü yapmak suretiyle müteahhitten müvekkilinin yaptırdığı işi teslim aldığını, kooperatif yöneticilerinin imalat ve ifrazatta bir sorumluluğunun bulunmadığını, elektrik, telefon ve .... altyapısı kurulması, pis su ve temiz su yenilenmesi, yer altına alınması ve alt yapı çalışmaları nedeniyle 25 sokak tamamen kazılmış olduğundan sokaklarda yürümenin imkansız hale geldiğini ve Mayıs- Haziran aylarında kooperatif üyelerinin yazlıklarına geleceği düşünülerek müvekkilinin Alaçatı Belediyesi ile görüşüp belediye başkanından bir çözüm üretmesini rica ettiğini, belediye başkanının da “programda olmaması ve parasal nedenlerle yolların yapımının mümkün olmayacağını, üyelerin mağdur olmaması için 200.000,00 TL bağış yapılması durumunda konuyu meclise götürüp karar çıkarmaya çalışacağını” söylediğini, müvekkili tarafından ise “ancak 100.000,00 TL verilebileceğinin” belirtildiğini, belediye başkanının kabulü sonucunda işin acele olması düşünülerek yönetim kurulunca alınan karar gereğince üyelerden ek bir istekte bulunmaksızın 100.000,00 TL’nin belediyeye bağış olarak verildiğini ve 25 sokağa kilit taşının döşendiğini, bu hususun bilançoda da gösterildiğini ve genel kurulun bilgisine sunularak müvekkilinin oy birliğiyle ibra edildiğini, ibranın geriye dönük olarak kaldırılmasının mümkün olmadığını, belediyelere bağışın 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15, 18, 28, 59 ve 60. maddeleri ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 18 ve 23. maddelerinde, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 20. ve 89. maddelerinde düzenlendiğini, özetle belediyenin bağış kabul edebileceğini, bağışın bir gelir türü olarak kabul edildiğini, 5393 sayılı Kanun’da şartlı bağışın belediye meclisinin kabulüne, şartsız yani herhangi bir şarta bağlanmamış bağışın ise belediye başkanının yetkisine bırakıldığını, gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de belediyelere şartlı bağış yapabileceklerini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı..... vekili; müvekkilinin davacı kooperatifin ortağı olup, daha sonra yönetim kurulu üyeliğini yaptığını, yönetim kurulu başkanı davalı ..... olup, müvekkilinin mali işlerden sorumlu mali müşavir olduğunu, dava konusu dönemde 2013 yılında kooperatif sitesinin alt yapı çalışmalarının yapıldığını, kanalizasyon, elektrik ve temiz su bağlantılarının yer altına aldırıldığını, bu nedenle bütün sokaklar kazıldığı için yolların bozulduğunu ve yolların onarımı yeniden kilit taş döşenmesi için belediye ile görüşüldüğünü, belediye tarafından bütçe desteğinde bulunulması halinde yolların onarımının yapılabileceğinin belirtildiğini, bunun için de belediyeye █████/2013 tarihinde 100.000,00 TL havalenin bağış olarak gönderildiğini, bu ödeme için kooperatif üyelerinden ayrıca bir ek ödeme alınmadığını, tüm kooperatif sakinlerinin yapılan hizmetlerden ve işlerden yakinen bilgi sahibi olduklarını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere TTK’nın 560. maddesi gereğince 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, müvekkili hakkında davacı tarafça ceza şikayetinde bulunulmuşsa da takipsizlik kararının verildiğini, iddiaların dayanaksız olduğunu, yapılan ödemenin gizli olmasının mümkün olmadığını, bizzat kooperatif hesabından belediyeye ödeme yapıldığını, tüm ödemelerin ve işlemlerin bilançoda gösterildiğini, genel kurul iradesi ile de onaylandığını ve oy birliğiyle ibra edildiğini, manevi tazminat haklarını saklı tuttuklarını belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi davalı....’a usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davaya cevap verilmemekle inkar çerçevesinde savunmada bulunulduğu kabul edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların, görevleri esnasında davacı kooperatifte "sitenin yolunun yapılması amacıyla Alaçatı Belediyesine 100.000,00 TL bağış yapılması" yönünde █████/2023 tarihli yönetim kurulu kararını alınmış, 100.000,00 TL tutarındaki para ise █████/2013 tarihinde yapılan havale ile belediye hesabına yatırılmıştır. Bu bağış sonrasında davacı kooperatifin █████/2013 tarihli genel kurul toplantısında 3 numaralı maddede ibra hususu görüşülmüş, yönetim kurulu faaliyet raporu okunmuş ve “…Yol yapım çalışmasında kilit taşı döşenmesi için Alaçatı Belediye Başkanlığına müracaat edildi. Belediye Başkanı ... ..Bey ile yapılan görüşmede destek istendi ve olumlu karşılanarak kilit taş döşeme işlemi tamamlandı..” denilerek ibra maddesi oy çokluğu ile kabul edilmiştir. Toplantıda davaya konu bağışla ilgili bir açıklama yapılmamıştır. Bilirkişi raporunda da bağışa, faaliyet raporu, denetim raporu, bilanço ve gelir gider hesaplarında özel olarak (ayrıca) yer verilmediği hususu belirtilmiştir. Davacı kooperatifin █████/2013-█████/2013 gelir gider tablosunda “Alaçatı Belediyesine ödenen” başlığı altında 100.000,00 TL gider olarak gösterilmiştir. Geçerli bir ibranın olabilmesi için sorumluğa esas işlem veya faaliyetin genel kurulda ayrıca ve açıkça tartışılması, ortaya konması veya bilançoda gösterilmesi gerekli olup, aksi takdirde hukuki sonuç doğurmaz. Yani ibranın, kooperatifin gerçek durumunu yansıtması gerekir. Bilanço ve gelir gider tablosu tüm ayrıntıları ile açıklanıp irdelenmişse, genel kurulca verilen ibra kararı gerçek anlamda borçtan kurtarma ve aklama niteliğini taşıyacaktır. İbra, sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içerir. Açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konularda yapılmış ibra yok sayılır. Alınan ibranın hangi konuda olduğunun açık ve seçik belirtilmesi gerekir. Yani genel ibraya itibar edilmemelidir. Yargıtay HGK’nın ███████-874 Esas ve ████████ Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Eldeki dava yönünden; █████/2013 tarihinde ve ayrıca █████/2014 tarihinde yapılan genel kurullarda bağışla ilgili herhangi bir açıklama yapılmadığından, yapılan ibranın hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilmiştir. Davaya konu bağış, davacı kooperatife ait sitenin bulunduğu ve kazılı olan sokağın kilit taşlarının yapılması için gerçekleştirilmiştir. Yani, belediyeye hizmetlerinde kullanması amacıyla bu paranın verilmesi kararlaştırılmıştır. Yapımı gerçekleştirilen yer siteye özel bir yer değil, sitenin önündeki sokaktır. Tanık anlatımlarından ve tüm dosya kapsamından anlaşılan; havale edilen para ile hizmetin öne çekilmesi amaçlanmıştır. Hizmet, erken ya da geç belediye tarafından verilmesi gereken bir hizmettir. 5493 sayılı Belediye Kanunu'nda belediyelerin görev ve yetkileri sayılmıştır. Anılan kanunda belediyelerin bağış alma yetkileri bulunmakla birlikte, kooperatiflere ne ana sözleşmelerinde ne de kanunda bağış yapma yetkisi tanınmamıştır. Kooperatifler, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre "tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını, işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar" olarak tanımlanmıştır. Davacı kooperatif bir yapı kooperatifidir. Yapı kooperatifinin amacı 1163 sayılı kanun ve ana sözleşme hükümlerine dayalı olarak ortaklarını konut veya işyeri sahibi yapmaktır. Dolayısıyla bağış yapılması kooperatiflerin amacına uygun değildir. Davacı kooperatifin bir yardım kuruluşu olmaması, bağış yapma yetkisinin bulunmaması karşısında, davaya konu 100.000,00 TL tutarındaki paranın "bağış" adı altında ve zaten sokak yolunun yapım (kaldırım taşı döşenmesi) vs hizmetini vermekle görevli olan belediyeye verilmiş olması, bunun ise bilançoda ve gelir gider tablosunda ayrıntılı bir şekilde gösterilmemiş ve genel kurul toplantısında da tartışılmamış olması karşısında, davalıların kusurlu oldukları kanaatine ulaşılmış, haklı görülen davanın kabulüne karar verilmiştir.Karara karşı Davalı .... vekili ve Davalı .... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... vekili, zamanaşımı konusunda mahkemenin hataya düştüğü ayrıntılı olarak cevap dilekçesinde zaman aşımı süresinin belirtildiği, öncelikle olayda TTK ve kooperatif hükümleri uygulanması gerektiği, havalenin 2013 de yapılmakla olayda 5 yıllık zaman aşımı süresi uygulansa bile dava tarihi itibariyle davanın süresinde açılmadığı, bununla birlikte uzamış ceza zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiği mahkemece belirtilmiş ise de davalı hakkında KYOK kararı verildiği verilen KYOK kararının içeriğine göre olayda uzamış zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiğine dair bir hususun bulunmadığı, belediyeye bağış yapılmasına engel bir durum olmadığı, amacın hizmetin öne çekilmesi olduğu, amacın gerçekleştiği ve üyeler tarafından ibra edildiği, üyelerin de bu işten yararlandıkları 25 adet yolun inşaası sırasında bütün sitenin toz ve toprak içinde olduğu, her bir üyenin yönetimden beklentisinin bir an önce alt yapı tamamlanarak yolların yapılması olduğu ve bu amacın da gerçekleştiği, gizlenen bir durumun olmadığı üyelerden ek ödenek talep edilmediği, bağış yapma yetkisinin olduğu bununla birlikte ortakların menfaatlerinin karşılandığı, mahkemenin işin mahiyetini ve hacmi düşünüldüğünde en önemli ve acil olarak üyelerin yararlanmasına yönelik yolların yapılma olgusunun gözden kaçtığı mahkemenin yasada böyle bir düzenleme olmamasına rağmen kanun koyucu yetkisine geçerek kooperatifin amacına uygun olmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğu, ibranın geçerli olduğu bilançonun okunduğu, mali müşavir tarafından okunan bilanço gelir gider hesabına söz alan olmadığı, yönetim değişirken bu hususun devir ve teslim konusu olduğu yani yapılan bağışın yeni yönetim tarafından bilinmemesinin söz konusu olmadığı, dosyadaki rapordaki eksik olduğu belirtilen hususların tamamlanmadığı gibi lehe hükümlerin göz ardı edildiği, kooperatifin bu bağıştan ne denli tasarruf ettiği yönünden de bir değerlendirme yapılmadığı, mahallinde keşif kararı verilmediği, yol yapımı için ihale evraklarının sunulmasına rağmen mahkemece değerlendirme kapsamına alınmadığı, zarar oluşup oluşmadığı yönünden kesin değerlendirme içermeyen delillere göre karar verilemeyeceği hususları da belirtilerek istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı .... vekili, zaman aşımı yönünden mahkemenin hatalı ve lyanlış değerlendirme yaptığı, bağışın yol yapımında kullanıldığına dair ihtilafın bulunmadığı, bağışın gizli olmasının mümkün olmadığı gibi ibranın geçerli olduğu, dosya kapsamına göre suç teşkil etmeyen davranış nedeniyle uzamış ceza zaman aşımı süresinin somut olayda uygulanmayacağı, raporun hükme esas alınamayacağı, eksik ve hatalı bilirkişi raporunun mahallinde keşif yapılıp alanında uzman Sayıştay emekli denetçilerinden seçileecek bilirkişiler vasıtasıyla inşaat maliyet hesabı da göz önüne alınarak kooperatifin amaç ve inşaası kapsamında ve yararlanma olgusu da zarara uğrayıp uğramadığının tespiti ile sonuca gidilmesinin gerektiği, kooperatiflerin bağış yetkisi olmadığına dair yasada bir düzenleme olmadığı, ayrıca aslında yapılan yolların siteye ait yol olduğu, keşif yapılmadığından bu durumun tespit edilemediği hususları stinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava kooperatif yöneticileri ve denetçinin sorumluluğundan kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, davacı kooperatifin █████/2013 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan karar gereği hesabından █████/2013 tarihinde Alaçatı Belediye hesabına 100.000,00 TL tutarda bağış adı altında para gönderildiği, kooperatifin o tarihteki yönetim kurulu üyelerinin dava dışı .... ile birlikte davalı .... ve ...'un olduğu, denetim kurulu üyelerinin ise dava dışı .... ile birlikte davalı ....'in olduğu, söz konusu işlemin herhangi bir GK kararı olmadan yapıldığı, işlemin kooperatifin zararına neden olduğu, yönetim kurulunun yetki almadan bu yönde verdiği kararın yerinde olmadığı, kooperatifler kanunu kapsamında YK'nun bağış yapma değil alma yetkisinin bulunduğu dolayısıyla yetki almadan yapılan bu bağış yönünden ibranın da geçerli olmadığı, yapılan bu bağışın yönetim kurulu tarafından kasten gizledikleri, bu parayı kendileri yahut başkalarına menfaat sağlamak amacıyla yapıldığı, muvazaa saiki ile izinsiz tasarrufta bulunulduğu, denetim kurulu üyelerinin ise söz konusu işlemde gereken özenin gösterilmemesi ve araştırma yapılmaması nedeniyle ihmal gösterdikleri, █████/2013 tarihli GK toplantısında verilen ibranın ibraya ilişkin koşulların oluşmamış olması nedeniyle yok hükmünde olduğu belirtilerek iş bu davanın açıldığı, olaydan kaynaklı yapılan şikayet üzerine Çeşme CBS'nin ███████ sayılı dosyası üzerinden YK ve DK üyeleri hakkında yapılan soruşturmada Çevre ve Şehircilik ..Müdürlüğünün █████/2022 tarihli denetim raporu kapsamında şikayetçi iddialarının soyut kaldığı ve delil yetersizliği sebebiyle verilen KYOK kararının kesinleştiği, tanık beyanlarının alındığı, zamanaşımı savunmasına itibar edilmediği, dosyanın kooperatif bilirkişisine tevdisi neticesi sunulan █████/2024 tarihli rapor kapsamında davanın kabulü yönünde karar verildiği anlaşılmıştır. Kooperatif yöneticileri hakkında tazminat (hukuki sorumluluk) davası açılabilmesi, kooperatif genel kurulunun dava açılması yönünde karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılmış olması şartına bağlıdır. Somut olayda, bu yönde usulî bir eksiklik bulunmamaktadır.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62/1. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmıştır. 62/3 maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne yer verilmiştir.Davalılar sıfatları ve sorumlulukları birbirinden farklı olmakla birlikte esasen Kooperatif yönetim kurulu üyeleri ve deneticilerinin hukuki sorumluluğuna gidilebilmesi için zararlandırıcı durumun varlığının, bu durum ile sorumluluk arasında illiyet bağının bulunduğunun ve kusurun ispatlanması gerekir. Bu nedenledir davalılar yönünden sorumluluk atfedilebilmesi için meydana gelmiş bir zarar bulunmalı, bu zarar, YK ve DK üyelerinin kendi kusurlarından ileri gelmiş olmalıdır. Eski TTK'dan farklı olarak 6102 sayılı yasada kusur karinesinden vazgeçilmiş olmakla kusurun varlığını kanıtlamak kooperatife, zarara uğradığını iddia eden ortaklara ve üçüncü kişilere düşmektedir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğu için kooperatif zararının gerçekleşmesi gerekir. İlgililerin hukuki sorumluluğuna gidebilmek için yukarıdaki az önce belirtilen şartların bir arada tahakkuk etmesi gerekir. Bu şartın herhangi biri tahakkuk etmediği takdirde hukuki sorumluluk da doğmaz.Yönetim kurulu üyeleri; kusur olmadığının ispat edilmesi, yönetim kurulu kararında imzalarının bulunmaması ya da ret oyu vermiş olmaları, mazereti dolayısıyla toplantıda hazır bulunmamaları, genel kurulda açık ve seçik biçimde aklanmaları (ibra) ve sorumlulukta zamanaşımı hallerinde hukuki sorumluluktan kurtulabilirler.6102 sayılı TTK’nın 560. maddesinde; “(1) Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Konu bağış olayı nedeniyle davacı yanca Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ███████ sayılı dosyası üzerinden ..., ..., ...., .... ve.... aleyhine nitelikli dolandırıcılık, zimmet ve görevi kötüye kullanma suçundan kaynaklı yaptığı şikayet üzerine başlatılan soruşturma dosyasına sunulan İzmir Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün █████/2022 tarihli denetim raporu kapsamı karşısında müşteki iddialarının soyut kaldığı, soyut iddia dışında şüphelilerin suç kastıyla hareket ettiklerine dair kamu davası açılmasına yeter delil bulunmadığı gerekçesiyle “Kamu Adına Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına” ilişkin █████/2022 tarihli kararın verildiği, karara yönelik itirazın İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin █████/2023 tarihli █████████ D.İş sayılı kararı ile reddedildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür. Cezayı gerektiren eylemden dolayı kamu davası hiç açılmamış veya savcılıkça takipsizlik kararı verilmiş olsa bile; takibi şikâyete bağlı suçlarda şikâyette bulunulmamış veya şikâyet süresi geçirilmiş olsa dahi, eğer haksız eylem suç niteliği taşımakta ise, hukuk mahkemesinde açılan maddi ve manevi tazminat davasına uzamış (ceza) zamanaşımı uygulanacaktır. Sonuç olarak, ortada hiçbir biçimde ceza kararı yoksa, hukuk hakimi, haksız eylemin (aynı zamanda) suç niteliği taşıyıp taşımadığını inceleyecek ve koşulları varsa TBK'daki hüküm uyarınca uzamış (ceza) zamanaşımı sürelerini uygulayacaktır. Buna göre dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde bahse konu bağışın zimmet ya da nitelikli dolandırıcılık suçunun konusunu oluşturmadığında bir tereddüt olmadığı anlaşılmakla sözü edilen suçlara yönelik uzamış ceza zamanaşımı süresinin göz önüne alınmasına gerek yoktur. Fakat bağış işlemi yönünden ileri sürülen iddiaların sübutu halinde ise güveni kötüye kullanma suçundan kaynaklı dava zamanaşımı süresinin somut olayda uygulama yerini bulacağında da bir tereddüt yoktur. Ancak işlemin güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kabul edilmesi için söz konusu işlem yönünden yeterli inceleme ve araştırma yapılması zorunludur. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, uyuşmazlığın esası yönünden alanında uzman olmayan bilirkişi tarafından hazırlanması yahut raporun denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için uzman bilirkişi görevlendirmesinin yanı sıra alanında uzman bilirkişi tarafından rapor tanzim edilmekle birlikte az önce sayılan hususlar yönünden raporda eksiklik ver ise bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Yapılan açıklamalar kapsamında somut olaya dönüldüğünde, davalılar sorumluluğun tespiti bakımından kooperatif bilirkişi vasıtasıyla incelemesi yaptırılmış olması yerinde ise de hükme esas alındığı anlaşılan raporda da belirtildiği üzere belediyenin yolların yapımı ve düzeltilmesinde ne katkısının olduğu, ve bunun değerinin ne olduğu konusunda dosyada yapılan bir tespit olmadığının belirtildiği, katkı değerinin davacının zararının değerlendirilmesinde önemli olduğu, bağışın yerine getirilen hizmetin miktar olarak ne kadarına karşılık geldiği yani teşvik olarak değerlendirilebilir mahiyette olup olmadığı, söz konusu katkı değeri belirlenirken parasal değer yanında yararlanma olgusunun üzerinde de durulması gerektiği, ayrıca söz konusu yolların kamuya açık olduğu anlaşılmakla birlikte esasen fiili olarak kooperatif üyelerinin yararlanmasına tahsisli olup olmadığı, sözü edilen yolların site içi yol olarak kabulüne imkan olup olmadığı yani davacı kooperatifin üyelerine tahsisli taşınmazların konumu ve sayısı göz önüne alındığında kapladığı alan oldukça geniş olduğundan yapımı ve bakımı yapılan yolların münhasıran kooperatif üyelerine tahsisli yol olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği, bunun yanında kamuya açık yolların bakım ve yapımından kaynaklı sorumluluk belediyeye ait ise de geniş bölgede yapılan alt yapı çalışması sırasında bozulan yolların bir an evvel üyelerin kullanımına sorunsuz olarak tahsisi amacıyla bağış yapıldığı yani hizmetin yerine ivedilikle getirilmesinin amaçlandığı yönündeki iddia göz önüne alındığında bağış yapılmaması durumunda belediye hizmetinin yerine getirilip getirilmeyeceği (çevredeki benzer mahiyetteki kooperatiflerin yollarının yapılmadığı iddiasına yönelik) ya da geç yerine getirileceği , bağış yapılmasının hizmetin yerine getiriliş biçimi ve zamanına bir etkisinin olup olmadığı, bağış ile hizmetin öne çekilip çekilmediği, yani üyelerin bağıştan yararlanma derecesinin ne olduğu hususlarında herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması eksiklik oluşturduğu gibi bu yönden mahkemece bir inceleme ve araştırma yapılmamış olması da ayrı bir eksiklik oluşturduğu ayrıca ilgili belediyenin belirtilen alanın yol yapım ve bakımına ilişkin ihale bedelinin bağış miktarının oldukça üzerinde olduğu ve bu sebeple davacının zararının olmadığı yönündeki ciddi nitelikteki itirazların da karşılanmadığı (bu yönde ihale evraklarının da celp edilmediği) anlaşılmakla birlikte yukarıda belirtilen durumların varlığının usulüne uygun bir biçimde verilecek keşif kararı neticesi yerine incelenmesi gerekmesine karşın bu yönde de bir inceleme yapılmamış olması da ayrı bir eksiklik olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla az önce belirtilen hususları kapsar biçimde inceleme ve tespit yapıldığı gibi sorumluluk açısından yapılan değerlendirme de eksik araştırmaya dayalı olduğundan raporun hükme esas alınamayacaktır. Bu yönden mahkemece yaptırılan inceleme eksik incelemeye dayalı olduğundan ve eksik incelemeye dayalı hüküm kurulamayacağından bu yönden davalı ....ve ... tarafından ileri sürülen istinaf istemlerinin yerinde olduğu kabul edilmiştir. Açıklanan sebeplerle mahkemece öncelikle ilgili belediyeden (kapatılmış olması halinde bağlandığı belediyeden) bağış işlemine konu ihale evraklarının (ihale bedelinin, kapsadığı alanın ve iş hacminin ne olduğu, davacıya yapılan hizmetin ihalenin ne kadarlık kısmına karşılık geldiği hususlarını kapsar biçimde) getirilmesi (davalı .... vekilince sunulan istinaf dilekçesinde bahsedilen) yanında ayrıca bağış işlemine konu alt yapı bakım, onarım, düzeltme ve yenileme işlemlerinin kapladığı coğrafi alanın tespiti yönünden işlem hacminin belirlenmesine yönelik ilgili belediyeden bilgi ve belge istenmesi (söz konusu alt yapı bakım, onarım, düzeltme ve yenileme işlemlerinin ne kadarlık alanda yapıldığı, başka kooperatifleri kapsayıp kapsamadığı gibi davacı yan sınırı dışında uygulanıp uygulanmadığı) akabinde önceki rapor sunan kooperatif bilirkişi vasıtasıyla kooperatifin olduğu mahalde keşif yapılarak bir önceki paragrafta bahsedilen şekilde inceleme yapılması, gerektiğinde kooperatif bilirkişisine ilgili belediye evraklarının belediye nezdinde incelemesine yönelik yetki verilmesi neticesi yapılacak inceleme sonucuna göre raporda eksiklik oluşturduğu belirtilen hususlardaki eksikliklerin ikmali yanında rapora yapılan ciddi nitelikteki itirazların da karşılanması suretiyle hazırlanacak raporun alınması akabinde gerekirse bu rapora yapılan itirazlar da ek rapor ile karşılanarak oluşacak neticeye göre; söz konusu 100.000,00 TL'lik bağış işleminin güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilebilir mahiyette olduğunun anlaşılması halinde somut olay yönünden uzamış ceza zamanaşımının kabul edilmesi aksi durumda ise istinaf talebinde bulunan taraflarla sınırlı olacak şekilde 6102 sayılı yasanın 560. maddesinde belirtilen zamanaşımı süresinin kabul edilmesine göre değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;1-Davalı .... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN diğer SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN ayrı ayrı KABULÜNE,2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarihli, █████████ esas ve ████████ karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine,6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026