İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, yazılım kopyalama iddiasıyla açılan fikri ve sınai haklar hukuk davasında, ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince reddi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılan bir davada, davacı taraf, yazılımının modüler organizasyonu, kullanıcı arayüzü, menü hiyerarşisi ve işlem akışları gibi kaynak kod dışı unsurlarının davalı tarafından kopyalandığına dair bilirkişi raporu tespitlerine dayanarak ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur; ancak ilk derece mahkemesi, yaklaşık ispat koşullarının henüz oluşmadığı ve iddiaların şüpheyi giderecek kadar ikna edici bulunmadığı gerekçesiyle bu talebi reddetmiş, davacı ise mahkemenin yaklaşık ispat ilkesini yanlış yorumladığını ve bilirkişi raporuyla sabit görülen eser sahipliği ihlali durumuna rağmen tedbirin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: █████/2026 ara karar NUMARASI: ████████ E.DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı/Birleşen Davada Davalı vekili █████/2026 tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; yargılama sürecinde sayın mahkemenin ara kararları doğrultusunda yapılan bilirkişi incelemesi ile (rapora yönelik her türlü itirazlarımız saklı kalmak ve aleyhe olan hususlara itiraz etmekle birlikte) dava konusu yazılımın müvekkilin hak sahibi olduğu eser niteliğindeki yazılımın kopyalanması suretiyle oluşturulduğu açıkça ortaya konulduğunu, raporda (rapora yönelik itirazları saklı kalmak aleyhe olan hususları kabul ettikleri manasına gelmemek kaydıyla) sefer özet detayının ayniyet teşkil ettiği ekran görseli ile birlikte aynen şu şekilde ortaya konulduğu, yine bir yazılımda en önemli ayırt edici unsurlar olan ana ekran üst bölümde yer alan program menü linklerinin müvekkili yazılımı ile birebir aynı olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, yazılım uyuşmazlıklarında telafisi güç zarar değerlendirmesi, yalnızca geçmişe dönük parasal kayıpların hesaplanabilir olup olmadığına indirgenemeyeceği, çoğu zaman asıl risk, pazarın ve müşteri ilişkilerinin geri döndürülemez biçimde el değiştirmesi, müşteri sadakatinin kırılması ve bir kez oluştuğunda geriye çevrilmesi güç olan “kilitlenme etkisi”nin (lock-in) yeni ürün lehine çalışmaya başlamasıdır. sunulan rapor ile yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunu, tedbir kararı verilmemesi halinde telafisi güç zararların doğacağını, yazılım kopyalama eyleminin, FSEK kapsamında korunan eser sahipliğine dayalı mali ve manevi hakların alenen ihlali niteliğinde olduğu, yaklaşık ispatın gerçekleştiğini belirterek tedbir talebinin kabulü ile; davalı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkiline ait yazılımının kopyalanması - intihal sonucunda oluşturulduğu bilirkişi raporu ile açıkça ortaya konulan dava konusu "..." isimli bilgisayar yazılımının, bilgisayar sistemleri ve server sistemlerinde kullanılmasının ve/veya bu program üzerinden herhangi bir yolla aynı ya da değişik isimlerle kullanımının durdurulması/ engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi █████/2026 tarihli ara kararı ile; Anılı yasal düzenlemeler ışığında davacı beyan ve dilekçeleri, bilirkişi rapor içerikleri, taraflarca sunulan uzman görüşleri ile dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; bilirkişi raporu, uzman görüşleri ve ilgili diğer delillerin kül halinde değerlendirildiğinde davacının talebinin haklılığına dair yaklaşık ispata yeterli olmadıkları, birbiri ile örtüşmeyen kayıtlara haiz olduğu, gerek bilirkişi raporu gerekse de uzman görüşünün takdiri delil şeklinde değerlendirilebileceği, mahkememiz nezdinde davacı tarafın iddiasının haklılığı, ciddi şüphe duyulmayacak ölçüde ikna edici bulunmadığı, bu aşamada kuvvetli ihtimal, ilk bakışta haklılık, ağırlıklı olasılık esaslarının noksan olduğu takdir edilerek, ihtiyati tedbir talebi tarihi itibariyle ihtiyati tedbirin şartlarından olan yaklaşık ispatın somut olayda henüz teşkil etmediği, ihtiyati tedbir talebinde her aşamada tekrar bulunulabileceği ancak talebin bu haliyle ölçülülük ilkesi kapsamında hak ve menfaat dengelerini göz etmek sureti ile değerlendirilmesinde reddine dair karar verilerek dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesine dair █████/2026 tarihli duruşmada ilgili ara kararlar kurulduğundan,"Davacı/Birleşen dosyada davalı taraf vekilinin ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacı- birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan teknik ve hukuki mütalaalardaki tespitlerin görmezden gelindiğini, haklı ihtiyati tedbir taleplerinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, mahkemenin red gerekçesinde yer verdiği "iddianın ciddi şüphe duyulmayacak ölçüde ikna edici bulunmadığı" yönündeki değerlendirmelerin ihtiyati tedbir kurumunun özünde yer alan "yaklaşık ispat" kuralıyla bağdaşmadığını, HMK’nın 389. ve 390. maddeleri ile FSEK’in 66. maddesinde öngörülen yasal şartların müvekkili lehine fazlasıyla oluştuğunu, dava konusu "..." isimli yazılımın, müvekkiline ait "..." yazılımının modüler organizasyonu, kullanıcı arayüzü, menü hiyerarşisi, işlem akışları ve kısayol mantığı gibi kaynak kod dışı unsurları bakımından birebir kopyalandığını, bilirkişi raporunda ana menü isimlerinde %100, sefere özgü bilgilerde ise %90 oranında benzerlik tespit edildiğini, hatta "kontenjan yetkileri" gibi açıklamaların kelimesi kelimesine aynı olduğunu, yazılım sektöründeki ihlallerin sadece geçmişe dönük parasal kayıplarla sınırlı olmadığını, "kilitlenme etkisi" (lock-in) nedeniyle müşterilerin bir kez haksız ürüne alışması durumunda geri dönmelerinin imkansız hale geldiğini, bu durumun telafisi güç ve imkansız zararlar doğurduğunu, davalının haksız kullanımının her geçen gün müvekkilinin pazar payını kalıcı olarak zedelediğini belirterek telafisi imkansız zararların oluşmasının önlenmesi ve yargılamanın selameti açısından haklı tedbir talebinin kabulü ile davalı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkili yazılımının kopyalanması - intihal sonucunda oluşturulduğu bilirkişi raporu ve teknik mütalaalarla açıkça ortaya konulan dava konusu "..." isimli bilgisayar yazılımının, bilgisayar sistemleri ve server sistemlerinde kullanılmasının ve/veya bu program üzerinden herhangi bir yolla aynı ya da değişik isimlerle kullanımının durdurulması/ engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİDavalı/birleşen davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından alınan 15.12.2025 tarihli bilirkişi raporundan sonra gerçekleşen 04.02.2026 tarihli duruşmada, asıl davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararı usul, yasaya uygun olduğunu, ihtiyati tedbirin kanuni şartları oluşmadığını ve "yaklaşık ispat" sağlanamadığını, davaya konu ... Yazılımı özgün ve kopyalama iddiaları gerçek dışı olduğunu, asıl davacıların ... Yazılımı’na yönelik benzerlik iddiaları temelsiz olduğunu, pazara yönelik beyanlar ile “kilitlenme” iddiaları yanıltıcı değerlendirmeler içerdiğini, Asıl Davacıların haklılığını yaklaşık olarak dahi ortaya koyduğunun söylenmesi mümkün olmadığından ve asıl davacılar, ihtiyati tedbiri Müvekkil Şirket’i zarara uğratmak ve müvekkil şirket’in sektördeki hareketlerini engelleyerek pazara hakim olma amacıyla, kötü niyetli olarak talep ettiğini, istinaf mahkemesince esas hakkında bir yargılama yapılmadan, ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde müvekkil şirket’in müşterilerine verdiği kamu hizmet yönü de bulunan hizmetin aksayacağını, müvekkil şirket’in Rekabet Kurulu’na verdiği taahhütleri ve ayrıca müşterilerine karşı sözleşmesel sorumluluklarını yerine getiremeyebileceği sebepleriyle telafisi güç veya imkansız zararlara sebep olunacağını, asıl davacıların talep ettiği şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka ve yürürlükteki mevzuata aykırılık teşkil edeceğinden davacıların istinaf isteminin reddini, asıl davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine, talebin kabulüne karar verilmesi halinde müvekkil şirket’in uğrayacağı milyonlarca liralık maddi zararın boyutu göz önünde bulundurularak yüksek tutarlı bir teminat belirlenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece █████/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verildiği tarafın karar yazılmasının talep edilmesi üzerine, █████/2026 tarihli ara karar yazıldığı ve bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.█████/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Somut olayda teknik bilirkişilerce yapılan incelemede ... ve ... yazılımları arasında he iki programın alt yapısında kullanılan yazılım dili bakımından ve veritabanı tablo isimlendirmeleri, yapısı ve altyapı kurgusu bakımından farklı oldukları neticesine varıldığı, son kullanıcının gördüğü (ön yüz) ekranları incelendiğinde ise form tasarımları, raporlama ekranları, kullanılan metin içerikleri, çoklu bilgi alanlarının konumlandırılması ve genel ekran yerleşim tercihleri bakımından ise benzerlik bulunduğunun tespit edildiği, Somut olayda davalıya sunulan hizmet kapsamında ... yazılım programı ara yüzlerinin davacı ile davalı arasında 24.06.2016 tarihinde akdedilmiş "Çerçeve İşbirliği Sözleşmesi" Kapsamında sözleşmede iş sahibi olarak yer alan davalının işine uygun olarak ihtiyaçları ve talepleri kapsamında geliştirilmiş ve oluşturulmuş ara yüzler olduğu anlaşılmakla, bu kapsamda esere ilişkin tecavüz bulunup bulunmadığı hukuki değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.Somut olayda, davacı-karşı davalı tarafından dava dilekçesi ile, davalının kullandırdığı ... adındaki bu yazılımın müvekkiline ait eserden intihal suretiyle izinsiz oluşturulduğu, kopyalandığı, davalının müvekkile ait ... isimli yazılımın kaynak kodlarını ve veri tabanını intihal ederek, ... adı altındaki yazılımı müşterilere kullandırmak suretiyle kâr elde ettiğini belirterek "..." isimli bilgisayar yazılımının, bilgisayar sistemleri ve server sistemlerinde kullanılmasının ve/veya bu programa herhangi bir yolla erişiminin durdurulması/ engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalının esere vaki tecavüz eylemi nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi yönden zarara uğradığından, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca, davalının esere vaki tecavüzünün tespiti ile meni ve ref'ine, mali hak bedeli olarak, anılan Kanun'un 68. maddesi kapsamında yargılama aşamasında bilirkişiler tarafından hesaplanacak miktarın 3 katı tutarında olmak üzere, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 5.000,00 TL mali hak bedelinin haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline ve 100.000,00 TL manevi tazminatın Kanun'un 70.maddesi uyarınca haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava ettiği, davacı tarafından telif haklarının ihlali nedeniyle, FSEK 68 madde kapsamında maddi tazminat talebinde bulunduğu, bu durumda yasa koyucunun ihlal eden tarafa, bilgisayar yazılımını sözleşme ile kullanması halinde ödemesi gereken bedelin üç katına kadar tazminat ödeterek taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeyi amaçladığı, bu durumda mahkemece yargılama neticesinde tazminat talebinin taraflar arasında farazi olarak sözleşmesel ilişki kurulduğu kabul edileceğinden, mahkemece bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı- birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ../███████ tarih ve 2025/.... E., sayılı ara kararına karşı davacı-birleşen davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı-birleşen davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026