Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, alkol oranı nedeniyle reddedilen kasko sigortası tazminat talebi ile idari para cezasının iptalinin teminat kapsamına etkisinin değerlendirildiği kararı.
Özet: Kasko sigortalı aracının trafik kazasında hasar görmesi üzerine davalı sigorta şirketinden 71.127,95 TL tazminat talep eden davacı, kazanın münhasıran sürücünün alkollü olmasından kaynaklanmadığını, yoldaki viraj nedeniyle oluştuğunu ve sürücünün alkollü araç kullanmaktan aldığı idari para cezasının mahkeme kararıyla iptal edildiğini belirterek, hasarın sigorta kapsamında karşılanması gerektiğini savunurken; davalı sigorta şirketi ise sürücünün kaza anında alkollü olması sebebiyle hasarın teminat dışında kaldığını ileri sürmektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:█████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:█████/2022
DAVANIN KONUSU:Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:█████/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Başkan Vekilinin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plaka sayılı ... marka ... model, ... motor numaralı, çekici ... Tipi ... şasi numaralı aracın, 08.01.2021 tarihinde ... poliçe numaralı Kasko Sigorta Poliçesi ile davalı sigorta şirketince sigortalandığını, ... tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda hasar gördüğünü, trafik kaza tutanaklarına göre kaza anında, vekil edenine ait aracın sürücüsü ...'ın "... yolundan Antalya İstikametine seyir halindeyken 27.Km'de bulunan viraja geldiği esnada direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun sağında bulunan su kanalına yoldan çıkarak devrilmesi ve sürücünün yaralanması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir" şeklinde Trafik Kaza Tespit tutanağı tanzim edildiğini, araç sürücüsü ...'ın kaza tarihi saat 16:20:35 'te alınan kan örneğinde 0,11 promil alkollü olduğu Tıbbi Laboratuvar Tetkik Sonuç Raporuna göre tespit edilmiş, kaza tespit tutanağına ise kolluk görevlisinin farazi değerlendirmesiyle sürücünün saat 15:30'te 0,23 Promil alkollü olacağı hesap edilerek tutanak tutulduğunu, sürücüye idari para cezası uygulandığını, sürücü ...'ın Antalya 6. Sulh Ceza Hakimliği'ne müracaatla "İdari Para Cezasına İtiraz" ettiğini, Antalya 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D.İş. Karar sayılı ilamı ile; "...sürücünün tek taraflı yaralamaya sebebiyet verecek bir kazaya karıştığı, yukarıda mezkur amir hükümlere rağmen kolluk ekiplerince alkol testine tabi tutulmadığı hastahanede yapılan alkol ölçümünde 0,11 promil alkollü olduğunun tespit edilmesi sonucunda kaza anı ile numune alımı arasında 50 dakikalık bir zaman diliminin olduğu nazara alınarak neticeten 0,23 promil alkollü olduğu kanaatine varıldıktan sonra cezai işlem uygulanmış ise de ,zaman dilimi de dikkate alınarak her bir saat için,0,15 promil eklenmek suretiyle alkol oranı belirlememsi yapılabilmesi için sürücünün ilk olarak yapılan tespite itiraz etmesinin gerektiği , tüm dosya kapsamından muterizin alkol ölçüm sonucuna itiraz ettiğine ilişkin bir veriye rastlanmadığı kollukça yapılan hesaplamanın farazi olup usul ve yasaya uygun olmadığı ,hakimliğimizde alkollü vaziyette araç kullanıp kullanmadığına yönelik muteriz lehine bir şüphe oluştuğu anlaşılmakla muterizin itirazın kabulüne ..." şeklinde kurduğu hükümle sürücü aleyhinde alkollü araç kullanmak sebebiyle uygulanan idari para cezasının da iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini, kazanın nedeninin araç sürücüsünün alkollü olması değil yoldaki keskin viraj nedeniyle sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi olduğunun ortaya çıktığını, kazadan hemen sonra davalı şirkete çekilen ihtarnameyle zararın tazmininin talep edildiğini, davalı sigorta şirketinin 10.05.2021 tarihli yazı cevaplarıyla kaza yapan ... plakalı aracın "... tarihinde meydana gelen hasarı ile ilgili olarak yapılan inceleme sonucu kaza tarihinde araç sürücüsünün alkollü olduğu tespit edilmiş olup ...,zararın teminat dışı kaldığını" belirterek hasar bedelinin ödenmesi taleplerini reddettiğini, oysa Sigorta Poliçesi’nin ilgili hükmüne göre hasarın teminat dışında kalması için kazanın münhasıran sigortalı araç sürücüsün alkollü olmasından ileri gelmiş olması gerektiğini, olayda söz konusu şart gerçekleşmediği ve kaza tutanaklarıyla da bu husus sabit olduğu için ortaya çıkan hasarın teminat kapsamında olduğunu, yargılamaya konu trafik kazasının salt sürücünün alkollü olması nedeniyle meydana geldiğinin ispatı külfetinin davalı taraf üzerinde olduğunu, hasarlı aracın ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından tamir edildiğini ve 19.05.2021 tarihli ... numaralı fatura ile verilen hizmet ve değişen araç parçalarının ayrıntılı olarak dökümünün yapıldığını ve neticeten vekil edenine 71.127,95-TL fatura bedeli belirlendiğini, bu nedenlerle Kasko Sigorta Poliçesinden kaynaklanan 71.127,95 -TL hasarın davalı şirketçe temerrüt tarihinden itibaren reeskont oranında faiziyle birlikte karşılanmasını sağlamak üzere dava açmak zorunluluğu doğduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; hak düşürücü süre ve zaman aşımı def-ilerinin bulunduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirildiğinin ispat edilmesi gerektiğini, dava konusu araçta meydana gelen hasarın sigortalı araç sürücüsünün kaza anında alkollü olması sebebiyle teminat kapsamında olmadığını, başvurucunun talebinin fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "... Antalya 6. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasında sürücünün alkollü olduğuna ilişkin tespitin farazi olduğunun belirtilmesi ve sonrasında idari yaptırım kararının iptaline karar verilmesi, bilirkişi raporu, davalının ispat külfetini yerine getirememesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü ile, 71.120,68 TL'nin (KDV Dahil) 10.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde temelde ticari faiz talep etmekle beraber, Yargıtay 19. HD'nin ... E, ... K sayılı ilamında da belirtildiği üzere kanunlarımızda ''ticari faiz'' adı altında bir faiz türü bulunmamaktadır. Dava dilekçesi içeriğinde, reeskont oranında faiziyle birlikte talepte bulunmuştur. Araç çekicidir ve kural olarak avans faizi talep edilebilir ise de talep reeskont faizi olduğundan mahkememizce reeskont faizine hükmedilmiştir." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ve tahkim öncesi sigorta şirketine başvurunun zorunlu olduğunu, davacı tarafın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile belirlenen belgelerin eksiksiz ibraz edilmesi gerektiğini, davacının başvuruyu usulüne uygun yapmamasına rağmen mevcut başvurunun tahkikata esas alınıp hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 6704 sayılı Kanun ile değiştirilen ve 26.04.2016 tarihinde yürürlüğü giren mevcut yeni haline göre, zarar gören sigortacıya dava açmadan/tahkime başvurmadan önce mutlaka ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğini ve bu başvuruya zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgelerinin de eklemek zorunda olduğunu, bu belgeler eklemeksizin yapılmış olan başvurunun kanunda belirtilen hukuki şartları haiz olmayacağını ve bu şekilde dava açılamayacağını, oysa ki İlk Derece Mahkemesi'nde hüküm tesis edilirken bu durumun göz önünde bulundurulmadığını, bu belgeler ekli değilse, sigorta şirketinin ödeme yapmak durumunda olmadığını, çünkü borçlunun (sigorta kuruluşunun) temerrüdünden söz edebilmek için öncelikle borcun muaccel hale gelmiş olması gerektiğini, KTK'nın 97 ve Sigortacılık Kanunu'nun █████ maddesi gereği dava şartının sağlanmadığını, re’sen gözetilecek bu husustan ve HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığına rağmen İlk Derece Mahkemesinde davanın görüldüğünü ve karara bağlandığını, Kasko Genel Şartları A.5.5. maddesi gereğince; “aracın, Uyuşturucu Madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar teminat dışı olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından hukuka aykırı şekilde verilen hükmün yerinde olmadığını, Mahkeme nezdinde sürdürülen yargılama esnasında tanzim edilen bilirikişi raporunda sürücünün alkollü olmasının kazanın meydana gelmesine etkisinin olmadığı kanaatine varmışsa da, alkollü şekilde araç kullanmak yasak olmasına rağmen sigortalı araç sürücüsünün, ticari araçlar için öngörülmüş olan 0.20 promil alkol sınırını aşacak derecede alkol ile araç kullanarak kazaya sebebiyet verdiği bu sebeple araçta oluşan hasardan müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağının gerek poliçe genel şartları gerekse Yargıtay içtihatları uyarınca izahtan vareste olduğunu, Kasko Genel Şartları A.5.5. maddesi gereğince; aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararların teminat dışı olduğunu, yasal düzenleme çerçevesinde dava konusu somut olayı değerlendirecek olursak; kazaya karışan davacı yana ait aracın sürücüsünün alkollü olduğunu, bundan dolayı Kasko Sigortası Genel Şartlarına göre alkollü araç kullanımının teminat dışı hallerden sayılacağından Mahkeme tarafından verilen hükmün yerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından ... tarihli kazaya ilişkin kaza mahaline dair esaslı bir şekilde tespit yapılmadan davanın kabulüne karar verildiğini, halbuki; kaza yerinin görselleri incelendiğinde virajlı olan yolun keskin bir viraj olmadığını, sürücünün alkolün etkisinde olmasından ötürü keskin viraj olmayan yolda hakimiyetini kaybederek kazaya sebebiyet verdiğinin açıkça görülmekle birlikte İlk Derece Mahkemesi tarafından kaza yeri değerlendirilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan kusur raporu incelendiğinde; Antalya/ Döşemealtı- ... yolu istikametinden Antalya istikameti 27. kilometrede meydana gelen kaza yerinin görsellere göre virajlı olan yolun keskin bir viraj olmadığını, sürücünün alkolün etkisinde olmasından ötürü keskin bir viraj olmayan yolda hakimiyetini kaybederek kazaya sebebiyet verdiğini, kazanın meydana geldiği yolun keskin virajlı yol olmadığı görülmekle birlikte sürücünün münhasıran alkolün etkisiyle kazaya sebebiyet vermesinden dolayı gerekçeli kararda hükmedilen tutarın kabulünün mümkün olmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, davacıya ait, davalıya kasko sigortası ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası nedeni ile araçta oluşan hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, Mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bknz. YHGK'nin 10.12.2014 gün ███████-1199 E. ve █████████ K. sayılı ilamı)
Somut uyuşmazlıkta; Yerel Mahkemece hükme esas alınan içinde nöroloji uzmanı da bulunan heyet bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde alkolün münhasıran etkili bulunmadığı, sürücünün kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak ve hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kuralını ihlal nedeniyle sigortalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, olayın oluş şekli de gözetilerek uygun illiyet bağını da açıklar şekilde düzenlendiği, davaya konu aracın özellikleri (çekici-römork- dorseden oluşan uzun araç) ve yolun virajlı oluşu nedeniyle alkolün münhasır etkisi bulunmadığı konusunda yeterli ve gerekçeli olduğu anlaşıldığından belirlenen hasarın teminat dışında kaldığının ispatlanamamış olmasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı tarafça davadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığı ve davalı sigorta şirketinin 10.05.2021 tarihli yazı cevaplarıyla hasarın teminat kapsamında olmadığından bahisle başvurunun reddinden sonra eldeki davanın açılmış olmasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.858,26-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.215,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.643,26-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.█████/2026
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!