Danıştay, ihracat kaynaklı yurt dışı satış hasılatının binde beş götürü gider indiriminde belge şartı aranmamasını onayan kararı düzelterek onayladı.
Özet: Danıştay, ihracat nedeniyle elde edilen yurt dışı satış hasılatı üzerinden uygulanan binde beşlik götürü gider indiriminin kurum kazancından düşülmesi için harcamaların belgelendirilmesi veya muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmesi şartı aranmadığını, bu nedenle ihtirazi kayıtla ödenen kurumlar vergisinin iadesi gerektiği yönündeki alt derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmuş, ancak iade edilecek vergiye uygulanacak tecil faizinin tahsilat tarihinden değil, kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihten itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek, bu düzeltme ile kararı onamıştır.
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ihracat nedeniyle elde edilen yurt dışı satış hasılatının binde beşi oranındaki götürü gider indiriminin kurum kazancının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği yolundaki ihtirazi kayıtla verilen 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk eden ve ödenen kurumlar vergisinin ihtirazi kayda konu edilen kısmının kaldırılması ve tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinin 1. bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan ve Vergi Usul Kanunu uyarınca belgelendirilmesi gereken genel giderlere ilaveten yurt dışındaki işlerle ilgili giderlere karşılık olmak üzere, hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla götürü giderin kazançtan indirilebileceği herhangi bir şarta bağlı kalmaksızın kabul edildiğinden, götürü gider indirimi için belgesi temin edilemeyen bir harcamanın olduğunun ve bu harcamanın muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiğinin ispatı gerekmediğinden yapılan tahakkukta hukuka uygunluk görülmediği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrası uyarınca haksız ve yersiz tahsil edilen verginin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak tecil faizi faiziyle birlikte iadesi gerektiği gerekçesiyle tahakkuk eden verginin ihtirazi kayda konu edilen kısmı kaldırılmış ve tahsil tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mükelleflerin yurt dışındaki işleriyle ilgili belgesiz giderlerinin ancak muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmesi halinde hasılatın binde beşine tekabül eden kısmı gider olarak kaydedilebileceğinden yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı, kanunun emredici hükmüne istinaden yapılan işlemlerde faiz ödenmemesi gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Götürü gider indirimi için belgelendirme şartı bulunmadığı, fazla ve yersiz tahsil edilen vergi nedeniyle faiz ödenmesi gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemekle birlikte sözü edilen maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonucunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağının hükme bağlandığı dikkate alındığında, istinafa konu edilen Vergi Mahkemesi kararının gerekçesinde ve hüküm fıkrasında yer alan "tahsil tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle" ibaresinin "kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihten itibaren işleyecek tecil faiziyle" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin, █████/2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6322 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 14. maddesiyle eklenen 5. fıkrasında; vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz, 120. madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenir. '' şeklinde kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının beyanı üzerine tahakkuk eden kurumlar vergisi, yıl içinde kesinti yoluyla ödenen vergiler ile geçici vergi ödemelerinden mahsup edildiğinden ödenecek bir vergi çıkmadığı, fazla yapılan tahakkuk nedeniyle beyannamede iadesi gereken geçici vergi tutarının uyuşmazlık konusu tutar kadar azaldığı anlaşıldığından tahakkukun terkin edilmesi hâlinde davacıya iade edilmesi gereken geçici vergi tutarının terkin edilen tutar kadar artacağı bu iade dolayısıyla yapılacak faiz ödemesininde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 5. fıkrası kapsamda yapılması gerektiği sonucuna varıldığından stinafa konu edilen Vergi Mahkemesi kararının gerekçesinde ve hüküm fıkrasında yer alan "tahsil tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle" ibaresinin '213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 5. fıkrası gereğince vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiziyle" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği oyuyla karara bu yönden katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!