İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, maden sahası yangınında hasar gören araç için açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin zamanaşımı gerekçesiyle verdiği ikinci ret kararını değerlendirmektedir.
Özet: Bir maden sahasında meydana gelen ve davacının aracının kullanılamaz hale gelmesine neden olan yangın sonucu oluşan zararın tazmini talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi haksız fiil kaynaklı iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş; istinaf mahkemesinin uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı ile sigorta poliçesi kapsamının değerlendirilmesi yönündeki bozma kararına rağmen, ilk derece mahkemesi uzamış ceza zamanaşımı koşullarının oluşmadığını ve davanın zamanaşımına uğradığını tekrar belirterek davayı reddetmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2026NUMARASI : ████████ E. ███████ K. DAVANIN KONUSU : TazminatKARAR TARİHİ : 18.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.06.2026 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.02.2026 tarih ████████ E. ███████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili, davalı .... Şti.'ye ait maden sahası içerisinde █████/2017 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle davacının aracın kullanılamaz hâle geldiğini, yangının maden işçilerinin patlayıcı madde hazırladıkları ve bu malzemeyi kürek ile naylon poşetlere doldurma esnasında çıkan kıvılcımdan malzemenin parlaması sonucu çıktığını, davalı şirket ile davalı şirketin iş yeri sigortacısı diğer davalı sşgorta şirketine yapılan başvurya rağmen zararın karşılanmadığını, davalıların davacının zararını karşılamakla yükümlü olduklarını, belirterek; belirsiz alcak davası şeklinde şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı sigorta vekili, davalı şirketin poliçeden kaynaklı olarak bir sorumluluğunun doğmadığını, davacı üçünü kişi konumunda olup poliçe kapsamında üçüncü kişinin zararının teminat altına alınmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı sigortalının kusuru ile zararın isplat edilmesi gerektiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .... vekili, davalı şirkete ait taş ocağında kazı yapılırken sert kayaya rastlanması üzerine kayanın protenik maddelerle parçalanması için dava dışı ... isimli firma ile anlaşıldığını, anlaşma uyarınca iş sağlığı ve güvenliğinin alt yüklenici tarafından sağlanacağını, davalı şirketin dava konusu yangının gerçekleşmesinde hiç bir kusurunun bulunmadığının, davacıya husumet yönetilemeyeceğini, maddi tazminat talebinin zamanaşımına, davalıya ait taş ocağı sahası içerisinde meydana gelmiş ise de yangının oluşumunda tüm kusurun davacının zarara uğrayan aracını kullanan, patlatmadan ve iş güvenliğinden sorumlu .... firmasına ve işçilerine ait olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın haksız fiil sonucu tamamen yanan araç bedelinin tazmini istemine ilişkin olduğu, davalıların süresinde Zamanaşımı def'inde bulunduğu, haksız fiile ilişkin zamanaşımı süresini düzenleyen 6098 sayılı TBK.nun 72. maddesinde tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, davaya konu yangın olayının █████/2017 tarihinde meydana geldiği, maddi hasarlı olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmadığı, davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, arabuluculuğa başvurunun █████/2024, dava tarihinin ise █████/2024 olduğu davaya konu tazminatın 2 yıllık süre içerisinde talep edilmediği, belirtilerek; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Dairemizin kaldırma ilamıyla "ilk derece mahkemesi tarafından davaya konu maddi olaya ilişkin bir ceza soruşturması veya davası bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra, somut olayda uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı değerledirilip ve davalı sigorta yönünden poliçe kapsamında davacının zararının teminat altına alınıp alınmadığı üzeride de durulup bu davalıya ayrıca husumet yöneltilip yöneltilmeyeceği de değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmediği" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılma sına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu yangın olayı █████/2017 tarihinde meydana geldiği, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmadığından TBK'nun 72. Maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği zamanaşımı definin süresi içinde ileri sürüldüğü, yangın tarihinin █████/2017, arabuluculuğa başvuru tarihinin █████/2024, dava tarihinin ise █████/2024 olduğu görüldüğünden, kısmi ödeme yapılmadığından ve ihtarname gönderilmesinin TBK'nun 154. Maddesinde sayılan zamanaşımı kesen sebepler arasında sayılmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, TTK'nun 1482. Maddesinde yer alan "Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar." hükmüne göre dava konusu alacağın zaman aşımına uğramadığını, davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin davalı şirkete █████/2019 tarihinde tebliğ edilmesiyle zamanaşımının kesildiğini, TTK'nun1420/1. Maddesinde yer alan "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmüne ve 1482. Maddede yer alan "Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar." hükmüne göre davanın, zaman aşımı süresi içerisinde açıldığını, zararın davacı tarafından █████/2019 tarihinde aracın hurdaya ayrıldığı tarihte öğrenildiğini, davalı sigorta şirketi'ne █████/2019 tarihli ihtarname ile başvuruda bulunulduğunu, davalı sigorta şirketi açısından da 2 ve 10 yıllık zaman aşımı süresinin kesildiğini, her iki davalıya da zararın öğrenildiği █████/2019 tarihinden itibaren ayrı ayrı ihtarnameler gönderildiğini, bunun zamanaşımını kestiğini belirtmiştir. GEREKÇE:Dava, haksız fiil sorumluluğu ve yangın sigorta poliçesi kapsamında üçüncü kişinin maddi zararın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı sebebi ile reddine, karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı, davalı sigorta şirketi tarafından kobi paket sigorta poliçesi ile yangına karşı sigortalanan diğer davalı ..... Şti.'ye ait maden sahası içerisinde █████/2017 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle aracının zarar gördüğünü ileri sürerek tazminat talebinde bulunduğu, davalıların süresinde cevap dilekçesiyle zamanaşımı definde bulunduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun TTK 1420/1 inci maddesinde: "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmünün olduğu, buna göre Yasada iki ayrı zamanaşımı süresinin bulunduğu, iki yıllık sürenin alacağın muacceliyet tarihinden başladığı, diğer sürenin ise rizikonun gerçekleştiği tarihte başlayacağı açıktır. Yine, 6098 Tük Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72.maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. TBK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir. Aynı fiil bazen hem sorumluluğu gerektiren, hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak TBK'nın 72. maddesinde düzenleme yapmıştır.Ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir. Fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şart değildir. Yine, Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu da aranmaz. (Yargıtay HGKurulu’nun 20.12.2006 tarih 2006/4-80 E. - ████████ K.) 30.11.2011 tarih ve ███████-569 E. ████████ K. ) Maddi olaya ilişkin dosya kapsamında yer alan belediye tarafından düzenlenen yagın raporunda olayın maden işçilerinin patlayıcı madde hazırladıkları ve bu malzemeyi kürek ile naylon poşetlere doldurdukları esnasında çıkan kıvılcımdan malzemenin parlaması sonucu meydana geldiği, kazaya ilişkin maddi olaya dair bir ceza soruşturması bulunup bulunmadığı hususunda Torbalı CBS'na ve İlçe Jandarma Komutanlığı'na yazılan müzekkere yanıtlarında açılan bir soruşturma veya yürütülen bir tahkikatın bulunmadığı, eylemin ceza kanunu anlamında suç teşkil etmediği gerekçesiyle somut olayda nden Jandarma yönünde gerekli araştırma yapılmaksızın doğrudan doğruya somut olayda TBK'nun 72. Maddesi gereğince uzamış ceza zamanaşımının uygulanmayacağının kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere göre; ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı, bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran taraf vekillerinin dilekçelerinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026