İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, bankanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için ihtiyati haciz talebinin yaklaşık ispat yetersizliği gerekçesiyle reddine ilişkin istinaf kararını inceliyor.
Özet: Bu hukuki evrak, bir bankanın ödenmemiş kredi borcu nedeniyle borçluya ait taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz konulması talebinin ilk derece mahkemesince yetersiz yaklaşık ispat gerekçesiyle reddedilmesi üzerine yapılan istinaf incelemesini konu almaktadır. İstinaf mahkemesi, ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için alacağın varlığına dair mahkemede kanaat uyandıracak delillerin sunulmasının yeterli olduğunu, kesin veya tam ispatın aranmadığını ve yaklaşık ispatın yeterli olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin bu konudaki değerlendirmesinin hukuka aykırı olabileceğine işaret etmektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 06.02.2026NUMARASI : ████████ E.TALEBİN KONUSU : İhtiyati HacizKARAR TARİHİ : 12.06.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2026 Aydın asliye Ticaret Mahkemesinin 05.02.2026 tarih ████████ E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (davacı) vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkili bankanın davalı asıl borçlu .... ve davalı kefil ...'ten kredi sözleşmesi nedeniyle alacaklı olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalılara ihtar gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine Nazilli İcra Dairesi’nin █████████ E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, davalı-borçlu .... üzerine kayıtlı bulunan ve dava dilekçesinde ada ve parsel numaraları bildirilen taşınmazlar üzerine cebri icra yolu ile satış da dahil olmak üzere her türlü temlik ve hak ve alacak tesisinin önlenmesi amacıyla ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ARA ÖZETİ : Mahkemece dosya üzerinde yapılan değerlendirme sonucunda, İİK.'nun 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının ihtiyati haciz talebinde bulunabileceği, İİK'nın 258. maddesine göre de alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesinin zorunlu olduğu, davacının iddiasının yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat şartlarının bu aşamada mevcut olmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, taraflar arasındaki kredi ilişkisi ve kefaletin ispatlanmış olduğunu, alacağın bir banka alacağı olduğunu, tüm sözleşmeleri dilekçe ekinde sunduklarını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğundan, müvekkili bankanın hesap kat ihtarı göndermesinin yeterli olduğunu, kat ihtarının tebliğ edilmesinin İİK 68'de sayılan belge olma özelliği bakımından önemli olduğunu, yaklaşık ispat olgusu için tebliğ aranmayacağını, karşı taraflara 17.06.2025 tarihinde hesap kat ihtarı gönderildiğini, İİK 68 md anlamında kat ihtarı tebliğ edildiğinden, alacağın da kesinleştiğini, icra takibine geçmekle de temerrüdün oluştuğunu, istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Talep, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açılan dava kapsamında ihtiyati haciz istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.İhtiyati haciz, İİK'nın 257. vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bir para alacağının zamanında ödenmesini temin etmek için, mahkeme kararı ile borçlunun mal varlığına geçici olarak el konulması halidir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için, talepte bulunanın alacaklı olması, bu alacağın muaccel bulunması ve rehinle temin edilmemiş olması gerekir. İhtiyati haciz talep tarihi itibarıyla henüz muaccel olmayan alacaklar yönünden ise İİK'nın 257/2. maddesindeki koşulların varlığı aranacaktır. Anılan madde uyarınca muaccel hale gelmiş olan ve rehinle temin edilmemiş olan alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilebilecektir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin █████/2019 tarih ve █████████ E. - █████████ K). İİK.'nın 45. maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yolu ile takip edebilir. Anılan hüküm, asıl borçlu ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini düzenlemektedir. Buna göre, İİK'nun 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, müteselsil kefiller hakkında uygulanmaz. Rehin, müteselsil kefilin, kendi kefaletinin teminatı olarak verilmişse, müteselsil kefil asıl borçlu konumuna geleceğinden İİK. 45. maddesi artık müteselsil kefil hakkında da uygulama alanı bulacaktır.Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Alacaklının, alacağın varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır.Türk Borçlar Kanunu'nun 586/1 maddesi gereğince kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bu çerçevede, borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir. (Yargıtay 11. HD 01.11.2016 tarih ██████████ E. - █████████ K.) İlk derece mahkemesince, İİK'nın 258. maddesine göre alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesinin zorunlu olduğu, davacının iddiasının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat şartlarının bu aşamada mevcut olmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş ise de, UYAP sisteminde yapılan incelemede, davanın açıldığı 05.02.2026 tarihinde davacı banka tarafından genel kredi sözleşmesi, kefalet sözleşmesi, eş rızasına ilişkin belge, ihtarname ve tebligat belgelerinin mahkemeye sunulmuş olduğu anlaşılmakta olup, ilk derece mahkemesince ihtarnamede bildirilen borç tutarı yönünden ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ihtiyati haciz sebepleri hakkında delillerin sunulmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda, mahkemesince deliller toplanmadan ve gösterilen deliller değerlendirilmeden karar verildiğinden istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.02.2026 tarih ve ████████ E. sayılı ara kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 12.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.