İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, Türkiyede tescilsiz tanınmış marka iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü ve haksız rekabet davası istinaf başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının dünyanın birçok ülkesinde tescilli ve tanınmış markasının gerçek sahibi olduğu, davalının kötü niyetli tescili ve haksız rekabet eylemleriyle davacı haklarına saldırdığı iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü ve haksız rekabetin tespiti davasına ilişkindir. Davacı, davalı markasının hükümsüzlüğünü ve haksız rekabetin tespitini istemiştir. Davalı ise markanın Türkiyede tescilli olmaması, tanınmışlık vasfı bulunmaması, yasal sürenin dolması ve kötü niyetin olmaması gibi gerekçelerle davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, davacının taleplerini kabul ederek davalıya ait markayı hükümsüz kılmış ve haksız rekabeti tespit etmiştir. Davalı, bu kararı bilirkişi raporlarına, hak düşürücü süreye, markanın ayırt edicilik vasfına, ülkesellik ilkesine ve iyi niyetli edinime dayanarak istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: █████/2023
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... markasının dünyanın bir çok ülkesinde tescilli sahibi olduğunu. 1997 den beri ... markası ile ürünler üretip bu alanda faaliyette bulunduğunu, davalı tarafından davaya konu edilen ... numaralı ... ibareli marka tescilinin davacının marka üzerinde gerçek hak sahibi olması sebebi ile yine davacı markasının tanınmış olması sebebi ile ayrıca davalı tarafından tescil ettirilen logonun davacının eser niteliğindeki bir çalışması olması, davalı tescilinin kötü niyetli olması sebebi ile hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiğini, Davalı tarafın ...tescil numaralı ... ibareli markayı ve bu markadan doğan haklarını kullanımının verilecek hüküm kesinleşinceye kadar engellenmesini yönünde ters tedbir kararı verilmesini, davalının dava konusu ...tescil numaralı ... ibareli markayı 3. kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, davalı adına mevcut ...tescil numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ... isimli markası için TPMK ya başvuruda bulunduğunu ve ... ve ... numaraları ile kendi adına tescil ettirdiğini, Davalının yurt içinde araç donanımları yazılımları ve aksesuar parçaları montajı üzerinde faaliyette bulunduğunu, Davalının Türkiyede tescilli olmadığını ve bu sebeple hak iddia edemeyeceğini davacı markasının tanınmış marka olmadığını 5 yıllık yasal sürenin dolduğunu, Davalının kötü niyetli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KABULÜ ile;
1-Davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne,
2-Davalı eylemlerinin davacıya yönelik haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili vekili sunduğu dilekçede; bilirkişi raporlarında "..." ibaresinin tanınmış marka olmadığının istikrarlı şekilde belirtildiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığının sabit olduğunu, davacının uluslararası tescil belgelerinin eksik toplandığını ve ülkesellik ilkesi gereği bu tescillerin müvekkilini bağlamayacağını ifade ettiğini, "..." kelimesinin genel bir tabir olup ayırt edici özellik taşımadığını ve kimseye münhasır kılınamayacağını savunan vekil; müvekkilinin söz konusu markayı Avrupa tescillerinden haberdar olma veya bunları araştırma külfetinin bulunmadığını, markanın müvekkili tarafından bir başkasından devralındığını, Türkiye’de tescil yaptırmayan davacının hukuki himaye beklemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirttiğini ayrıca, müvekkilinin ... adlı şirkete ihtarname göndermesinin haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, zira bu şirketin davacının distribütörü olduğunun müvekkili tarafından bilinmesinin beklenemeyeceğini belirttiğini, Yerleşik içtihatlar ışığında, Türkiye'de tescilli olmayan ve tanınmışlık vasfı bulunmayan markaların korunmaması gerektiğini ileri sürerek; yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini veya dosyanın mahkemesine iadesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ...tescil numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlüğü ve haksız rekabetin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının ... markasının tanınmış olduğunu, marka ile 1997 yılından beri faaliyette bulunduğunu, davalı tarafından tescil ettirilen ... numaralı ... markasının davacının marka üzerindeki gerçek hak sahipliği, markanın tanınmış olduğu, davalı tarafından tescil ettirilen logonun davacıya ait eser niteliğindeki çalışma olduğu, eski tarihli alan adı sahipliği ve tescilin kötüniyetli yapıldığı sebepleriyle SMK 6/1,3,6,9 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının ... markası için TPMK’ya başvurduğunu ve ... ile ... numaralarıyla kendi adına tescil ettirdiğini, davalının yurt içinde araç donanımları, yazılımları ve aksesuar parçaları montajı alanında faaliyet gösterdiğini, davacının markasının Türkiye’de tescilli olmadığını, bu sebeple hak iddia edemeyeceğini, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, beş yıllık yasal sürenin dolduğunu ve davalının kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
█████/2021 tarihli bilirkişi raporunda, https://www...com.tr/ alan adlı internet sitesinin ...bölümünde “...” ibaresi ve logonun kullanıldığı, alan adı kaydını yapanın ... ... .. Şti. olduğu, alan adının 08.02.2016 tarihinde kaydedildiği, davacının dayanak markası bakımından ABD kayıtlarında “...” markası için 18.04.1997 tarihinde başvuru ve 07.04.1998 tarihinde tescil bulunduğu, hak sahibinin ... Ltd. olduğu, davalının ... numaralı marka için 28. sınıfta 30.03.2016 tarihinde başvuru yaptığı ve 21.10.2016 tarihinde tescil aldığı, ülkesellik ilkesi nedeniyle markanın kullanıldığı ülkede geçerli olduğu, davacının markasının davalıdan önce tescilli olduğu ancak Türkiye’de tescilli olmadığı, hükümsüzlük şartlarının değerlendirilmesi için davalının markayı 28. sınıfta kullanıp kullanmadığının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
█████/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirketin “...” ve “... şekil” markasını 28. sınıfta yer alan oyuncaklar, oyunlar ve diğer derslere dahil olmayan cimnastik ve spor malzemelerinde ilk olarak ihdas ve istimal ettiği, bu emtialar bakımından davalıya göre öncelikli gerçek hak sahibi olduğu, davalının ... şekil markasının ... numara ile 28. sınıfta tescilli olduğu, markanın SMK 6/3, 6/6 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarını taşıdığı yönünde görüş bildirilmiştir.
█████/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda da kök rapordaki tespitlerin korunduğu, davacının ... ve ... şekil markasında 28. sınıf emtialar bakımından gerçek hak sahibi olduğu ve davalı adına tescilli markanın SMK 6/1, 6/3, 6/6 ve 6/9 uyarınca hükümsüzlük koşullarını taşıdığı tekrar edilmiştir.
Mahkemece, ... ibaresinin gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğu, davacının Türkiye’de tescili olmasa da, distribütörlük sözleşmeleri ve 2015’ten itibaren Türkiye’de yapılan satışlar nedeniyle davacı markasının Türkiye’de ticari etki doğuracak şekilde kullanıldığı,davalının marka ve ürünlerinde davacının markasıyla aynı yazı stili, aynı renk ve aynı şekli kullandığı, bu nedenle ortalama tüketicinin davalıyı davacının distribütörü, temsilcisi veya yetkili bayisi gibi algılayabileceği ve karışıklık ihtimaline sebebiyet vereceği, ancak davacı markasının tanınmış marka olmadığı, davalının markayı aynen kullanmasının tesadüf sayılamayacağı, bu nedenle kötüniyetli tescil bulunduğu gerekçesiyle SMK 6/1, 6/3 ve 6/6, 6/9 uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu , davalının, davacının distribütörü olan şirkete ihtarname göndermesinin ticari dürüstlüğe aykırı haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı tarafça ileri sürülen hak düşürücü süre, sessiz kalma yoluyla hak kaybı yönünden , davacının hükümsüzlük talebi diğer sebeplerin yanında kötüniyetli tescil iddiasına dayandırılmış olup, kötüniyetli marka tescilleri bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusu değildir. Ayrıca 5 yıllık süre davalının tescilini bildiği veya bilmesi gerektiği halde sessiz kalma durumunda uygulama alanı bulur. Somut olayda ise, davacının Türkiye'de yerleşik olmadığı , marka tescilinden haberdar olduğu halde sessiz kaldığına dair somut delil bulunmadığı, davalının 28.sınıfta somut markasal kullanımının tespit edilemediği , davacının Türkiye’deki distribütörü olduğu belirlenen .... ŞTİ.’ne 24.07.2020 tarihli ihtarname gönderilmesi üzerine davanın makul sürede açıldığı dikkate alındığında hak düşürücü süre itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Hükümsüzlük talebi yönünden; Dosya kapsamına göre, davalı adına ... numaralı “...” ibareli markanın 28. sınıfta tescilli olduğu, davacı şirketin ise “...” ibaresini uzun yıllardır yurt dışında oyuncak (maket arabalar) ve oyun ürünleri alanında kullandığı, bu ibare ile farklı ülkelerde marka tesciline sahip olduğu, Türkiye de ise 2006 yılından itibaren distribütörler aracılığı ile ticari faaliyet kapsamında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Taraf markaları karşılaştırıldığında, davalı markasının “...” ibaresinden oluştuğu, davacı tarafından kullanılan markanın da aynı ibareyi içerdiği, davalı tarafından kullanılan markanın davacı markası ile aynı ibare, aynı yazı stili, aynı renk ve aynı şekil unsurları kullanılarak oluşturulduğu taraf markalarının esas unsurlarının aynı olduğu, sınıfsal benzerlik de bulunduğu bu durumda ortalama tüketici nezdinde iltibas ihtimali bulunduğ açıktır. Bilirkişi raporlarında da davacının “...” ibaresini 28. sınıfta yer alan oyuncak ve oyun ürünleri bakımından ilk ihdas ve istimal eden taraf olduğu, bu emtialar bakımından davalıya göre öncelikli gerçek hak sahibi bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı markasının dava dışı .... ŞTİ. aracılığıyla 2006 yılından itibaren Türkiye’de satışa konu edildiği, davacının www...com.tr alan adını 14.06.1999 tarihinde almış olduğu ve markayı Türkiye’de ticari etki doğuracak şekilde kullandığı bu nedenle davacı şirketin “...” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca davacı şirketin 1997 yılından beri tescilli ticaret ünvanın ... olduğu, ticaret ünvanının klavuz unsurunun ... olduğu ve Paris Sözleşmesi'nin 8. maddesi gereğince Türkiye’de korunmasının sağlanması gerektiği, davalıya ait markanın davacının ticaret ünvanı ile ayniyet derecesinde benzer olduğu ve davacı şirketin faaliyet alanının davalı markasının tescilli olduğu oyuncak emtiasında gerçekleştiği, davacının 14.06.1999 tarihli www...com.tr alan adının da “...” ibaresini içerdiği ve bu sitede yine oyuncak emtiasının tanıtım ve pazarlamasının yapıldığı dikkate alındığında davalı markasının SMK 6/6 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Marka hukukunda geçerli olan ülkesellik ilkesi, marka hakkının kural olarak tescil edildiği ülke sınırları içinde koruma doğuracağını ifade etmekle birlikte, Türkiye'de ciddi kullanım şartıyla gerçek hak sahipliğine dayalı koruma talebi bu ilkenin istisnalarından biridir. Somut olayda davacının distribütör aracılığı ile 2015 den itibaren markasını Türkiye'de işlevine uygun şekilde 28. Sınıf emtiada kullandığı ve gerçek hak sahibi olduğu tespit edilmiş olduğundan davalı vekilinin ülkesellik ilkesine dayalı istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Kötüniyetli tescil iddiası da ülkesellik ilkesinin istisnalarından biridir.Dosya kapsamındaki deliller incelendiğinde davalının markasını davacı markası ile birebir aynı ibare, aynı yazı stili, aynı renk aynı şekil ve grafik unsurlarıyla davacının faaliyet gösterdiği 28. Sınıf emtiada tescil ettirdiği, ayrıca davacının Türkiye’deki distribütörü olduğu belirlenen .... ŞTİ.’ye ihtarname göndererek markanın kullanımını engellemek istediği gibi 3.000.000 TL tazminat istediği, bu durum davalının davacı markasından haberdar olduğunu ve marka tescilinin tesadüfi olmadığını gösterdiğinden, tescilin engelleme ve haksız yarar sağlama kastı ile kötüniyetli tescil olduğu, bu nedenlerle , davalı adına tescilli ... sayılı markanın SMK’nın 6/1, 6/3, 6/6 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır.
Haksız rekabet yönünden ise, davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğu ve gerçek hak sahibi olan davacıya ait ürünlerin Türkiye’deki distribütörüne ihtarname göndererek markanın kullanımını engellemeye çalıştığı ve yüksek miktarda tazminat talebinde bulunduğu bu eylemin ticari dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet oluşturduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davalı adına tescilli ... numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ilişkin ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul ... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../███████ tarih ve 2021/.... E. 2023/.... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!