Antrepo yangını sonrası kesilen anormal yüksek ardiye faturasına itirazın iptali davasında, hizmet sözleşmesi ve uzman raporuyla alacak uyuşmazlığı.
Özet: Dava, davacının davalıya sunduğu depolama hizmetlerinden kaynaklanan 847.975,02 TL bedelli ardiye ücreti faturasının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir; davacı, davalının faturalara itiraz etmediğini ve bakiye borcu bulunduğunu iddia ederken, davalı ise söz konusu faturaya anında itiraz ettiğini, antrepoda çıkan yangın nedeniyle ürünlerinin zayi olduğunu ve hizmetin verilemediğini, bu nedenle faturanın haksız olduğunu, yangın zararı için ayrı bir dava açtığını ve borç ödeme protokolü bulunduğunu savunmaktadır; bilirkişi raporunda ise tartışmalı faturanın, yangın sonrası kesilen ve diğer faturalara kıyasla yüksek bedelli olmasının nedeni anlaşılamadığı belirtilmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özele; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı ---- ardiye hizmeti verilmekte olduğunu ve davalının ürünlerinin müvekkilinin antreposunda depolandığını, davalı şirket emtialarının müvekkili şirket antreposuna Tır Gümrüğü ile sözleşme yapılmaksızın zorunlu olarak bırakıldığını, söz konusu ticari ilişkiden doğan işlemlere ilişkin birden fazla ürün depolanması sebebiyle bu işlemlere yönelik ticari cari hesap düzenlenmesine müteakip davalı şirkete faturalar tanzim edildiğini, müvekkili şirket tarafından düzenlenen ticari cari hesaba konu en son tanzim edilen 13.09.2021 tarih, ---- Fatura Nolu ve 847.975,02 TL bedelli Ardiye Ücreti Faturasının davalı şirkete gönderildiğini, davalının iş bu faturaya ve geçmiş dönem faturaların hiç birine itiraz etmediğini, davalı şirketin ara ara müvekkili şirkete ödeme yaptığını, kalan ticari cari hesap bakiye borç bedelinin ödemediğini bu nedenle davalı hakkında----İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı tarafın 13.09.2021 tarihinde düzenlediği ----- numaralı ve 847.975,02 TL tutarındaki ticari e-faturaya (Ek-1: --- numaralı ve 847.975,02 TL tutarındaki ticari e-fatura), anında ve resmi olarak itiraz ettiğini, davacının reddedilen fatura üzerinden takip başlattığını, taraflar arasındaki anlaşma gereği müvekkili şirketin “----” markası ile satışa arz ettiği ürünlerin bir bölümünün davacı tarafın ---- adresindeki antreposunda depolandığını, 06.08.2021 tarihinde yukarıda adresi verilen antrepoda büyük bir yangın meydana geldiğini ve yangın neticesinde müvekkili şirkete ait antrepoda depolanan ürünler tamamıyla zayi olduğunu, müvekkilinin önemli ölçüde zarara uğradığını, zararın ---Asliye Ticaret Mahkemesinin --- Değişik İş dosyası ile tespit edildiğini, davacının gerekli hizmeti vermemesine rağmen ardiye ücreti adı altında 13.09.2021 tarihinde haksız bir şekilde fatura tanzim ettiğini, müvekkilinin yangın sebebiyle uğradığı maddi zararın tazmini maksadıyla ---Asliye Ticaret Mahkemesinin ----Esas sayılı dosyası ile dava ikame ettiğini, davanın hali hazırda derdest olduğunu, taraflar arasında 15.02.2022 tarihinde akdedilen Borç Ödeme ve Sulh Protokolü gereğince davacı tarafın huzurdaki davada ileri sürdüğü taleplerinde haksız olduğunu ve müvekkilinin ödemezlik defi hakkı bulunduğunu beyan ederek davanın reddine davacının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.----. İcra Müdürlüğü'nün ----Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 24.12.2022 tarihinde 880.904,27 TL bedelli ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 31.12.2022 tarihinde tebliğ olduğu, borçlunun 02.01.2023 tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu, itiraz dilekçesin alacaklıya tebliğ olmadığı belirlendi.İlgili vergi dairelerine müzekkere yazılarak tarafların BA-BS formları getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.-----Bankasına müzekkere yazılarak davacıya ait hesap hareketleri istenilmiş olup gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.--- Bankasına müzekkere yazılarak davacıya ait hesap hareketleri istenilmiş olup gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.----Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- değişik iş dosyası dosyamız arasına alınmıştır.----- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.Dosya rapor tanzim etmek üzere mali müşavir bilirkişiye ve sözleşme hukuku alanında uzman bilirkişiye heyet halinde tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde 01.06.2021 tarihi ile 04.08.2021 arasındaki dönemde davacı tarafından davalıya kesilen faturaların tamamının “düşük bedel içeren faturalar” olduğunu, yüksek bedelli olanının 28.06.2021 tarihli 7.741,10 TL bedelli fatura olduğunu, dava konusu edilen faturanın ise “847.975,02 TL bedelli olduğunu, dava konusu faturanın neden (hangi sebeple) diğerlerine nazara bu kadar yüksek bedelli olduğu hususunun anlaşılamadığını, depolama hizmeti verilen antrepoda 06.08.2021 tarihinde yangın çıktığını, “04.08.2021 tarihli 1.807,52 TL bedelli fatura” ile dava konusu “13.09.2021 tarihli 847.975,02 TL bedelli fatura” arasındaki dönemde davacının önceki yılları nazaran çok daha fazla bedelli, 847.975,02 TL bedelli Ardiye Hizmeti vermiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacının işbu faturaya ilişkin alacağının ispata muhtaç olduğunu, davacının cari hesap kapsamında 32.929,31 TL alacağının bulunduğunu belirtmiştir. İtirazlar üzerine dosya aynı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu ek raporda özetle itirazları değerlendiren bilirkişiler kök raporda değişikliğe gitmemişlerdir.Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflara arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının davalıya hizmet verip vermediği, davacı tarafın cari hesaptan kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, davalı tarafın 15.02.2022 tarihinde akdedilen Borç Ödeme ve Sulh Protokolü gereğince ödemezlik defi hakkının bulunup bulunmadığı bu kapsamda davalının ----. İcra Müdürlüğü'nün --- Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın haksız olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay ---- Karar sayılı kararı)Tüm dosya kapsamı ve yasal deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı yan tarafından davalıya ardiye hizmeti verildiği, bu sözleşmeye dayalı Açık Cari Hesap ilişkisi kurulduğu ve bu ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya Ardiye Hizmeti bedellerini içeren faturalar kesildiği (düzenlendiği), fatura bedellerinin (en son kesilen dava konusu fatura bedeli dışında) davalı tarafından ödendiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, davacı tarafından en son kesilen “13.09.2021 tarihli 847.975,02 TL bedelli “Ardiye Ücreti” açıklamalı faturadan” dolayı davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır. tarafların ticari defterleri arasındaki alacak/borç farkı bu faturadan kaynaklanmaktadır. Davalı yan 06.08.2021 tarihinde söz konusu Antrepoda yangın çıktığını, bu tarihten sonra davacı tarafından ardiye hizmeti verilmediğini belirtmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ve mevzuat ışığında davalının defterinde kayıtlı olmayan işbu faturaya ilişkin davacı yan işbu faturaya konu hizmeti verdiğini ispatla yükümlü olup davalı defteri ile uyumlu olmayan ticari defterleri davasını ispat için yeterli kabul edilmemiştir. Öte yandan cari hesap ilişkisi kapsamında davacının, davalının da defterlerinde kayıtlı olduğu göz önüne alındığında 32.929,31 TL alacaklı olduğu kabul edilmiştir.Davalı yan cevap dilekçesinde ödemezlik defisinde bulunmuştur. Mali müşavir bilirkişinin tarafların defterlerinde ve hesaplar üzerinde yapmış olduğu inceleme neticesinde yangın nedeniyle --- tarafından davalıya 24.11.2021 tarihinde 9.500.000 TL sigorta tazminatı ödendiği tespit edilmiştir. Aşan zarar olduğuna ilişkin davacı yana düzenlenen bir fatura bulunmadığı dikkate alınarak bu hususta düzenlenen bilirkişi raporuna iştirak edilerek davalının ödemezlik savunması işbu dosyada değerlendirilmeyerek taraf defterleri dikkate alınarak davacının 32.929,31 TL alacaklı olduğu kabul edilerek işbu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. (Yargıtay ---HD ---Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın kısmen kabulü ile; davalının ---. İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin; 32.929,31 TL alacak üzerinden DEVAMINA,2-Hükmolunan alacağın %20 sine tekabül eden icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Alınması gerekli 2.249,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 10.639,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.389,73 TL'nin davalıdan tahsiline hazineye irad kaydına,5-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 32.929,31 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için takdir olunan 133.192,19 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 10.908,98 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davadan önce gidilen arabulucuklukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 116,63 TL'sinin davalıdan, 3.003,37 TL'sinin de davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,8-Davacı tarafından sarfedilen 7.298,50 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 272,83 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 7.025,67 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Karar tarihi itibariyle bilirkişi ---- uyapta kilitli olduğu anlaşıldığından, kilit açılıp atama yapıldığında tarafına takdir edilen 7.000,00 TL bilirkişi ücretinin ödenmesine, 10-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.