Ticari satış ve tüp tahsis sözleşmesinin davalı tarafça ihlali nedeniyle oluşan cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı şirketin davalı şirket ile akdettiği ticari satış ve tüp tahsis sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edildiği, davalının süresi içinde fesih bildiriminde bulunmayıp gaz alımını durdurarak sözleşmeden kaynaklanan cezai şarta konu bir alacak oluşturduğu iddiasıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebi ele alınmakta olup, davacının alacağının bilirkişi raporuyla tespit edildiği ve uyuşmazlığın davalının gaz alımını durdurup durdurmadığı, başka bir firmadan gaz alımı yapıp yapmadığı ve cezai şartın haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı belirtilmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2017
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında, davalının--- ihtiyacının davacı şirket tarafından karşılanması konusunda 2 yıl süreli - - Satış ve Tüp Tahsis Sözleşmesi ve Sözleşme ekinde Protokol akdedildiğini, her ne kadar davalı tarafça 04.04.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin yenilenmeyeceği ve sözleşme gereğince kendilerinde bulunan --- tesisatının ve tüplerinin söküm ve nakliyesinin davacı tarafından 15 gün içerisinde alınması ihtar edilmişse de bu ihtarnamenin taraflar arasındaki sözleşme karşısında hiçbir anlam ve öneminin bulunmadığını, taraflar arasındaki 6. maddesinde düzenlendiği üzere sözleşmenin taraflarca imzalandığı tarihten itibaren iki yıllık bir süreyi kapsadığını, bu sürenin bitiminden bir ay önce taraflardan biri diğerine, sözleşmenin aynen devamını istemediğini yazılı olarak ihbar etmediği taktirde sözleşme süresinin bir yıl müddetle yenilenmiş sayılacağı, hükmü karşısında, davalı tarafça 04.04.2017 tarihinde keşide edilen ihtarnamenin süresinde gönderilmediğini, tüm bunlara rağmen sözleşmenin süre sebebiyle değil davalının sözleşmeye uymaması sebebiyle davalı tarafından fiilen sona erdirildiğini, davalının davacı firmadan sözleşmedeki ölçülerde gaz alımı yapması gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini ve fiilen sona erdirdiğini, davalının sözleşmenin 7. maddesi gereği sözleşme bitim tarihinden önce müşterinin gaz alımını durdurması halinde veya başka bir firmadan gaz alımı yapması halinde ---- tarafından müşteri kullanımına tahsis edilen her bir tüp için 300 EURO+KDV cezai şart ödemeyi kabul ve beyan ettiğini, davacıya ödenmesi gereken cezai şart miktarlarının davacı tarafından 29.04.2017 tarihli fatura ile ödenmesi istenmişse de fatura davalı tarafça ----.Noterliğinin ihtarnamesi ekinde davacıya iade edildiğini, taraflar arasında akdedilen 29.04.2015 başlangıç tarihli ---- Satış ve Tüp Tahsis Sözleşmesi ile eki olan protokolün davalı tarafından ihlal edilmesi sebebiyle oluşan davacı alacaklarının tahsili maksadıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibinin davalı tarafça yapılan haksız ve kötüniyetli itiraz sebebiyle durduğunu, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamın, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini; talep ve dava etmiştir.Davalıya dava dilekçesi ve tensip tutanağı ekli açıklamalı davetiyenin tebliğ edildiği; davalının yasal süresi içerisinde davaya karşı cevap dilekçesi sunmamış olduğu; görüldü.
Dava, taraflar arasındaki --- Satış ve Tüp Tahsis Sözleşmesi" kaynaklı olarak davacının cezai şart talebine ilişkin başlatmış olduğu takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.----. İcra Müdürlüğü'nün ---- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; █████/2017 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının -----. olduğu, 15.548,86 TL asıl alacak, 42,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.591,03 TL'nin, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, örnek no:---- ödeme emrinin borçluya █████/2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilince verilen █████/2017 havale tarihli itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, icra müdürlüğünce █████/2017 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi ---- tarafından müştereken düzenlenen █████/2018 tarihli rapora göre; davacının ticari defterlerine göre davalı yandan 29.04.2017 tarihli fatura nedeniyle 15.548,86 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının --- Satış ve Tüp Tahsis Sözleşmesi" 7. Maddesi gereği sözleşme bitim tarihinden önce gaz alımını durdurup durdurmadığı, başka bir firmadan gaz alımı yapıp yapmadığı ile protokolün 3. Maddesi gereği sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği, bu itibarla davacının cezai şart talebinin haklı olup olmadığı, haklı ise hangi miktarda cezai şart alacağı olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaat ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevk etmektir. Cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. Bu bakımdan cezai şart, kuvvetlendirilecek asıl borcun mevcut olmasını gerektirir. Asıl borç yoksa cezai şart da söz konusu olamaz. Bu niteliği itibariyle cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir borçtur. Asıl borç, mevcut ve geçerli ise, cezai şart da borç doğurur. Asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şart bağımsız bir borç oluşturamaz.
Sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T.----. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, "ceza koşulu istenmeyeceği" ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “İspat Yükü” başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; sözleşmenin 7. maddesinde sözleşmenin bitim tarihinden önce müşterinin gaz alımını durdurması veya başka bir firmadan gaz alımı yapması halinde davalı tarafından cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere 04.04.2017 tarihli ihtarname ile davalı tarafından sözleşmenin yenilenmeyeceğinin davalıya bildirildiği, bu tarihe kadar davacı tarafından sözlemeye aykırı davranıldığından bahisle davalı yana sözleşmenin feshine ilişkin bir talebin ileri sürülmediği, davalının talebinin hukuki dayanağını davalının ihtar ve beyanı ile sözleşmenin süresi sebebiyle sona erdirilmesi değil davalının sözleşmeyi ihlal etmesinin oluşturduğu, dava dosyası içerisinde sözleşmenin 7. maddesinde yer alan sözleşmeye aykırılık hallerinin davalı tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, yine taraflar arasındaki protokolden kaynaklı cezai şart talebine ilişkin olarak davacı tarafından sağlanan tüplerin başka bir firma tarafından doldurulduğuna ilişkin dosya içerisinde delil olmadığı, davalı yanın bu yönde bir iddiasının da bulunmadığı, davalı tarafından sözleşmenin fiilen sona erdirildiği iddiasının ispat olunamadığı, davalı tarafından keşide edilen 04.04.2017 tarihli sözleşmenin uzatılmayacağına dair ihtarname dolayısıyla sözleşmenin ihlal edildiği ve cezai şart alacağının doğduğu yönündeki iddiaların ise TMK. 2. maddesinde ifadesini bulan dürüstlük ilkesine aykırı olacağı yönünde kanaat oluşmuştur.
Tüm bu açıklamalar ışığında Mahkememizin ---- Esas ---- Esas Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince istinaf edilmiş olup ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi ----Esas ----- Karar sayılı ilamında; “Diğer yandan davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesi uyarınca sözleşmenin bitim tarihinden önce davalının gaz alımını durdurmasına dayalı cezai şart da talep etmiş olup, davacı tarafça ibraz edilen ticari defterlerde mali müşavir bilirkişi tarafından yalnızca takibe konu cezai şart faturasına yönelik inceleme yapılmıştır. Dosyada sözleşmenin bitim tarihinden önce davalının gaz alımını durdurup durdurmadığına ilişkin hüküm kurmaya ve denetime elverişli bir rapor bulunmamaktadır. Bu yönden mahkemece aralarında bir sektör uzmanı ve bir mali müşavirin bulunduğu bilirkişiye heyet halinde dosyanın tevdi ile tarafların ticari defterleri incelenerek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” gerekçesi ile karar ortadan kaldırılmıştır.
Dosya mahkememizin ---- Esasına kaydedilerek açık yargılamaya devam olundu.
Kaldırma kararı öncesinde taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmaları için ihtaratlı süre verildiğinden mahkememizce bu hususta yeniden süre verilmemiştir.
---- kararı doğrultusunda dosya mali müşavir bilirkişiye ve sektör bilirkişiye tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; davalı yanın defterlerini sunmadığını, davacı yanın defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, lehine delil teşkil ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı şirketin incelenen hesap hareketlerine göre █████/2015 tarihinde başladığını, █████/2015 tarihine kadar devam ettiğini, bu tarihten sonra ta ki █████/2017 tarihinde düzenlenen 15.548,86 TL tutarlı cezai şart fatura tarihine kadar herhangi alım, satış ilişkisinin bulunmadığını, davalının gaz alımını en son █████/2015 tarihinde gerçekleştirdiğinin anlaşıldığını, Sözleşmenin 6. ve 7. Maddeleri doğrultusunda 300 EURO + KDV ceza bedelinin uygulanması gerektiğinden, 29.04.2017 tarihli faturaya göre 10.892+%18 KDV=12.852,56 TL ceza bedelinin faturalandırılmasının uygun olacağını değerlendirmişlerdir. İtirazlar üzerine alınan raporda itirazları değerlendiren bilirkişiler kök raporda değişikliğe gitmemişlerdir.
Tüm dosya kapsamı alınan bilirkişi raporları ve - kararı hep birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 6.maddesi ile taraflara bir ay önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmenin feshi imkanı düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile her iki tarafa da önel vermek suretiyle haklı ve olağan fesih hakkı tanınmış ancak davalı tarafça fesih bildiriminin sözleşmenin sona ermesine 25 gün kala yapılması nedeniyle davalının feshinin olağan ve haklı olmadığı gözetildiğinde sözleşme süresinin 1 yıl süre ile uzadığı kabul edilmiştir. Davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin eki sayılan protokolün 3.maddesi uyarınca cezai şart talep etmiş olup, davalının sorumluluğunda bulunan tüplerin başka bir firma tarafından doldurulması veya davalının başka bir firmadan gaz alımı yapması haline ilişkin olarak davacının dosyada herhangi bir delili ve ispatı bulunmadığından davacının bu yöndeki cezai şart talebi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesi uyarınca sözleşmenin bitim tarihinden önce davalının gaz alımını durdurmasına dayalı cezai şart da talep etmiş olup yapılan incelemede; taraflar arasındaki ticari ilişkinin █████/2015 tarihinde başladığı, █████/2015 tarihine kadar devam ettiği, bu tarihten sonra ta ki █████/2017 tarihinde düzenlenen 15.548,86 TL tutarlı cezai şart fatura tarihine kadar herhangi alım, satış ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla sözleşmenin 6. Ve 7. Maddeleri gereği davacının davasında haklı olduğu kanaatine varılmıştır.
İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmemesi nedeniyle tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davanın kabulü ile; ------İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasında davalının itirazının iptali ile; takibin aynen devamına,
2-Koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 1.065,02 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 147,08 TL harcın mahsubu ile eksik bakiye 917,94 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 15.591,03 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 178,48 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından sarfedilen 12.194,00 TL gider avansının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!