Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, franchising sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında ilk derece mahkemesinin dürüstlük kuralı ve sözleşme serbestliği gerekçesiyle red kararını incelediği istinaf kararı.
Özet: Franchising sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında davacı, davalı ile akdettiği sözleşmede haksız ve sebepsiz yere tahsil edildiğini iddia ettiği aylık bedellerin iadesini talep etmiş, davalı ise davacının basiretli bir tacir olarak sözleşmeyi kendi iradesiyle imzaladığını ve iddiaların mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi ise sözleşmenin müzakereye dayalı olduğu, davacının sözleşme süresince itirazi kayıt ileri sürmediği ve dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, davacı vekili bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:█████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ:█████/2021DAVANIN KONUSU:Alacak (Franchising Sözleşmesinden Kaynaklanan)GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:█████/2026İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında franchising sözleşmesi akdedildiğini, tarafların imzaları ile kabul ettikleri taahhütnamenin 3. maddesine göre müvekkilinden her ay 100 USD+KDV, 4. maddesine göre eğitim, tanıtım, reklam ve halkla ilişkiler faaliyetleri için her ay 10 USD+KDV karşılığının ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 3. maddeye göre ödenecek tutarın neye istinaden ödeneceği belli olmayan sebepsiz ve matbu sözleşmeye göre tek taraflı olarak müvekkiline yüklenen ve haksız olarak tahsile yönelik bir bedel olduğunu, müvekkilinin yapılan işe masraf yaptığını ve işin bozulmaması adına iradesi dışında mecburiyetten söz konusu haksız bedelleri ödediğini, ayrıca 4. maddeye istinaden ödenen bedellere karşılık gelen hizmetlerin de alınmadığını, böylelikle müvekkilinden haksız ve sebepsiz yere hiç alınmaması gereken, bir an için alınması uygun görülse dahi fazla tahsil edilen tutarların tahsil edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak davalı şirket haksız tahsilatlar yaptığını, davalı şirketin haksız kesintilerin ayrıntılarını ve miktarlarını müvekkiline bildirmediğini beyanla yapılan haksız yersiz veya fazla tahsilatlar için şimdilik 1.000,00 TL'nin avans faiziyle müvekkiline iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddiaları kabul etmediklerini, müvekkil firmanın "..." adını firmasını tescil ettirdiğini, davacı tarafın müvekkili firmaya ait ... markasını ticari faaliyetlerinde kullanma isteği ile müvekkili şirkete başvurduğunu ve █████/2020 tarihinde bu talebinin kabul edilerek franchising sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafın kendi tüzel kişiliği ile müvekkil firmanın markasını kullanarak kendisine tahsis edilen bölgede 8 yıl süre ile basiretli tacir olarak ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, yine davacı tarafın kendi iradesi ile █████/2018 tarihinde ... markasını kullanmama ve franchising sözleşmesini tek taraflı fesih ettiğine dair yazı gönderdiğini, müvekkili firmanın ilgili talebe istinaden █████/2018 tarihinde söz konusu talebin olumlu bulunduğuna dair mail göndererek sözleşmenin feshine ilişkin kabul beyanını sunduğunu, davacı tarafın basiretli tacir olarak imzaladığı franchising sözleşmesi ve eki taahhütnamede kabul ettiği hususları yok sayarak huzurdaki davayı hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak ikame ettiğini, taahhütnamenin 1. maddesi uyarınca davacı tarafın ileride müvekkili şirket tarafından vazedilecek her türlü ilke ve kurallara uyacağını imzalayarak taahhüt ettiğini, davacı tarafın imzalayıp taahhüt ettiği düzenlemeler karşısında kötü niyetli hareket etmek suretiyle hukuka aykırı olarak ve kendi iradesi ile sözleşmeyi feshettikten uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen işbu davayı açtığını, davacının ileri sürmüş olduğu iddiaların mesnetsiz ve hukuk dışı olduğunu, davacı tarafa ve tüm franchise temsilcilerine yeni yıl ile birlikte aylık ödentilerin güncellendiği bilgisini yazılı olarak elektronik posta ile gönderildiğini, davacı tarafın hiçbir itirazının bulunmadığını, aradan geçen uzun zamandan sonra işbu davayı açtığını beynla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Her ne kadar davacı tarafından davalı ile arasında düzenlenen franchising sözleşmesi kapsamında alacak isteminde bulunulmuş ise de, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin müzakereye dayalı olması, davacının sözleşme ile ödeme ve hizmet şartları ile ilgili beyanlarda bulunması, sözleşmenin başlangıç tarihinden iş bu davanın açılış tarihine kadar davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmemesi, sözleşme süresi boyunca sözleşme içeriğine aykırı bir husus bulunmaması, sözleşme serbestliği hükümleri çerçevesinde basiretli tacir davacının kendi beyanı ve müzakereleri sonrası imzalamış olduğu sözleşme gereğince ödeme yapmayı kabul etmesi ve aksini iddia etmesinin TMK 2 maddesi kapsamında dürüstlük kuralı ile bağdaşmaması ile kamu düzeni ve genel ahlak kaidelerine aykırılık koşulunun da oluşmaması nedenleriyle davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 25.01.2010 tarihinde franchising sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin eki olan ve tarafların imzaları ile kabul ettikleri taahhütnamenin 3. maddesine göre müvekkilinden her ay 100 USD+KDV; 4. maddesine göre eğitim, tanıtım, reklam ve halkla ilişkiler faaliyetleri için her ay 10 USD+KDV karşılığının ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 3. maddeye göre ödenecek tutarın neye istinaden ödeneceği belli olmayan, sebepsiz ve matbu sözleşmeye göre tek taraflı olarak müvekkiline yüklenen ve haksız olarak tahsile yönelik bir bedel olduğunun açık ve sabit olduğunu ve başlı başına hukuksuz olduğu gibi müvekkilinden anılan haksız anlaşmadan dahi fazla olmak üzere aylık 300 USD+KDV tahsil edildiğini, müvekkilinin yapılan işe masraf yaptığını ve işin bozulmaması adına iradesi dışında mecburiyetten söz konusu haksız bedelleri ödediğini, ayrıca anılan 4. maddeye istinaden ödenen bedellere karşılık gelen hizmetlerin de alınmadığını, böylelikle müvekkilinden haksız ve sebepsiz yere hiç alınmaması gereken, bir an için alınması uygun görülse dahi fazla tahsil edilen tutarların tahsil edildiğini, hukuka ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak davalı şirketin haksız tahsilatlar yaptığını, davalı şirketin söz konusu haksız kesintilerin ayrıntılarını ve miktarlarını müvekkiline bildirmediğini, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi marifetiyle alınan kök bilirkişi raporu uyarınca, ”Davalı tarafın sözleşmeyi 5 yıllık hazırladığı ve tutarının (100 USD+10 USD)+KDV karşılığı imzalamış olduğu sözleşmeye ek taahhütnamenin 3., 4. ve 5 maddelerinde sürelerin ve tutarın açıkça belirtildiğini, davalı firma tarafından davacıya 19.12.2012 tarihli gelen mail ile fiyatın yeniden yapılandırıldığını, davacı tarafın resmi ve ticari defterlerini inceleme ve tespitleri sonucunda 01.01.2013 tarihi dahil faturaların 300 USD + KDV olarak kesilmeye başladığını, fakat davalı tarafından 19.12.2012 tarihinde yani sözleşmenin 5 yıllık süreyi doldurmadan, sözleşmenin 4. yılının başlangıcında fiyatı yükselttiğinin görüldüğü tespitinden hareketle fazla ve haksız olarak tahsil edilen toplam USD tutarının tespitine yönelik ek rapor alınması taleplerinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, delillerin tam anlamıyla toplanmadığını, eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;Dava; taraflar arasında akdedilen franchising sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindirMahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı ve davalının tacir olduğu, taraflar arasında 25.01.2010 tarihinde franchising sözleşmesi akdedildiği ve söz konusu sözleşmenin eki olan taahhütnameyi de tarafların imzaları ile kabul ettikleri, sözleşmenin 5 yıl süreli olarak imzalandığı, sözleşmenin 3. maddesinde belirlenen fiyatın davalı tarafından davacıya █████/2012 tarihinde gönderilen mail ile yeniden yapılandırılmasına karar verildiği, sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle 4. yılın başlangıcında fiyatın yükseltildiği, davacı tarafça fiyat yükseltilmesine herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi ödemelerin de yeni fiyat üzerinden ihtirazi kayıtsız olarak yapıldığı, ayrıca 5 yıl süreli olarak imzalanan sözleşmenin süresi dolmasına rağmen sürenin uzatıldığı ve taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafın █████/2018 tarihli tek taraflı fesih bildirimine kadar devam ettiği, tacir olan davacının sözleşme serbestisi ilkesi gereği 3. ve 4. maddelerdeki düzenlemeleri kabul etmeyebileceği gibi, 4. yılda fiyat yükseltildiğinde sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih hakkının da bulunduğu, yine 5 yıl süreli olarak imzalanan sözleşmenin süresini uzatarak 8 yıl süreyle devam ettirmeyebileceği, tarafların sözleşme ile aksine düzenleme yapabilecekleri de gözetildiğinde basiretli tacir olan davacının bahsi geçen sözleşme hükümleri uyarınca kendisinden haksız tahsilat yapıldığını ileri sürmesinin sonuca etkili görülmediği, yine davacı tarafça sözleşme 8 yıl süreyle devam ettirildikten ve 8 yılın sonunda tek taraflı olarak feshedildikten sonra davalının sözleşmenin 4. maddesindeki hizmetleri vermediğinin ileri sürülmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 179,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 553,00 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, █████/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktar itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. █████/2026...