Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, çeklerdeki imza sahteciliği, dolandırıcılık ve bedelsiz senet kullanımı iddialarıyla başlatılan icra takiplerine karşı açılan menfi tespit davası kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davalı alacaklı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan iki ayrı icra takibine dayanak gösterilen, her biri 1.500.000,00 TL bedelli iki adet çek üzerindeki imzaların şirket yasal temsilcisine ait olmadığını iddia eden davacının, bu çeklerden kaynaklanan bir borcu bulunmadığının tespiti ve çeklerin iadesi talebiyle açtığı menfi tespit davasını özetlemektedir; davacı, bankanın imza uyuşmazlığı nedeniyle çekleri iade ettiğini ve imza itiraz davasında bilirkişi raporunun imzayı üçüncü bir kişiye atfetmesine rağmen davanın reddedilmesini kabul etmediğini, bu nedenle haksız ve kötü niyetli icra takiplerine karşı borçlu olmadığını ileri sürmektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:█████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:█████/2022
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:█████/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Asıl davada davacı vekili; davalı alacaklı tarafından müvekkili aleyhine aynı günde Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları üzerinden iki ayrı icra takibi yapıldığını, söz konusu icra takiplerinin dayanağını her birinin 1.500.000,00 TL bedelli olan iki adet çekin oluşturmakta olduğunu, müvekkili davacının, alacaklı görünen şahsa takip konusu çeklerden kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı tarafın takip konusu çeki bankaya ibraz etmesi üzerine banka tarafından çek üzerindeki imzanın keşideci imzası ile uyuşmaması nedeniyle işlem yapılmadan bu hususun çek üzerine şerh edilerek davalı alacaklıya iade edildiğini, bunun üzerine davalı alacaklı tarafından nasıl ve ne şekilde ele geçirildiği anlaşılamayan çeke dayalı olarak haksız ve kötüniyetli biçimde müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, takip dayanağı çek üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirketin yasal temsilcisi ...’a ait olmaması nedeniyle müvekkili şirket adına Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında imza itirazında bulunulduğunu ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde belgede sahtecilik ve dolandırıcılık ile bedelsiz senedi kullanma suçlarından şikâyetçi olunduğunu, Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı imzaya itiraz davası kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda takip dayanağı çekteki keşideci imzasının dava dışı ... elinden çıktığı kanaatine varılması üzerine mahkemece davanın reddine karar verildiğini, mahkemenin tespitini kabul etmediklerini belirterek, müvekkilinin takip ve dava konusu ... T.A.Ş. Aydın Şubesine ait, ... keşide tarihli, ... numaralı ve 1.500,000,00 TL bedelli çekten dolayı Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibinde davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile dava konusu çekin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili; davalı alacaklı tarafından müvekkili aleyhine aynı günde Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları üzerinden iki ayrı icra takibi yapıldığını, söz konusu icra takiplerinin dayanağını her birinin 1.500.000,00 TL bedelli olan iki adet çekin oluşturmakta olduğunu, müvekkili davacının, alacaklı görünen şahsa takip konusu çeklerden kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını, dava konusu Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının dayanağını müvekkili şirketin keşideci, davalı ...’in lehtar, ... T.A.Ş. Aydın Şubesine ait, keşide yerinin Antalya olduğunu, 22.01.2021 keşide tarihli, ... numaralı ve 1.500,000,00 TL bedelli çekin oluşturduğunu, davalı tarafın takip konusu çeki bankaya ibraz etmesi üzerine banka tarafından çek üzerindeki imzanın keşideci imzası ile uyuşmaması nedeniyle işlem yapılmadan bu hususun çek üzerine şerh edilerek davalı alacaklıya iade edildiğini, bunun üzerine davalı alacaklı tarafından nasıl ve ne şekilde ele geçirildiği anlaşılamayan çeke dayalı olarak haksız ve kötüniyetli biçimde müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, takip dayanağı çek üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirketin yasal temsilcisi ...’a ait olmaması nedeniyle müvekkili şirket adına Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında imza itirazında bulunulduğunu ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde belgede sahtecilik ve dolandırıcılık ile bedelsiz senedi kullanma suçlarından şikâyetçi olunduğunu, Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı imzaya itiraz davası kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda takip dayanağı çekteki keşideci imzasının dava dışı ... elinden çıktığı kanaatine varılması üzerine mahkemece davanın reddine karar verildiğini, mahkemenin tespitini kabul etmediklerini belirterek, müvekkilinin takip ve dava konusu ... T.A.Ş. Aydın Şubesine ait, 22.01.2021 keşide tarihli, ... numaralı ve 1.500,000,00 TL bedelli çekten dolayı Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibinde davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile dava konusu çekin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; dava konusu çekin davalı şirket temsilcisi tarafından keşide edildiğini, çekin yasal süre içinde bankaya ibraz edildiğini, imzanın tutmadığı gerekçesi ile çekin iade edildiğini, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, çekin kambiyo senedi olduğunu, borçlu olmadığının davacının yazılı delil ile ispat edebileceğini, çekin tedavülden çıkarılmasından sonra düzenleyenin ölmesinin çekin geçerliliğini etkilemeyeceğini, davacının çek istirdat talebinde bulunamayacağını, şirketin ilk ortaklarının ... ile ...'ın oğlu ... olduğunu, 2011 yılında geniş yetkili vekaletname ile ...'ın ticari temsilci olarak yetkilendirildiğini, 2015 yılında ...'ın şirket ortağı ve müdürler kurulu başkanı olduğunu, şirket hisselerinin sürekli el değiştirdiğini, yetkilerin ise bu üç kişi arasında kaldığını, çeklerin ileri tarihli düzenlendiğini, çek üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ...'ın vefat ettiği ancak imzaladığı tarihte davacı şirket adına çek düzenleme yetkisi bulunduğundan çekin geçerli olduğunu savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "... Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak olan █████/2021 keşide tarihli ve 1.500.000,00.-TL bedelli ve Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak olan █████/2021 keşide tarihli ve 1.500.000,00.-TL bedelli çeklerden dolayı davacı şirketin sorumlu olup olmadığı, çeklerin ileri tarihli düzenlenip düzenlenmediği hususları taraflar arasında çekişmelidir.
Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından tanzim edilen █████/2022 tarihli raporda sonuç olarak; davacının ticari defterlerini yasal süresi içinde tasdik ettirildiği, defterlerin lehine delil teşkil edeceği, davaya konu 2 adet çekin defter kayıtlarında yer almadığı, davacı ile davalı arasında ticari ilişki olmadığı, davalının tacir olmadığı için defter sunmadığı şeklinde mütalaada bulunulmuştur.
Antalya 6.İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... sayılı kararında davacı tarafından davaya konu olan çeklerin şirket yetkisine ait olmadığından bahisle açılan dava sonucu verilen karar ile;
"İİK'nun 170 ve İİK 168/a maddesinin 4. fıkrasına göre dava dışı ...'ın ıslak imzasının bulunduğu belge asılları ile takibe konu kambiyo evrakı icra dairesinden celp edilmiş akabinde sahtecilik ve grafoloji konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek yaptırılan inceleme neticesinde hazırlanan ... tarihli raporu ile ... tarihli Adli Tıp raporuna göre takip dayanağı belgede keşideciye atfen atılan imzanın dava dışı ...'ın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı görülmüştür.
Çekin asli unsurlarından olan keşide tarihi, gerçek keşide tarihinden sonraki bir tarih olarak da yazılabilir. Bu takdirde ibraz süresi uzatılmış sayılır. Çekin ileri tarihli olarak düzenlendiği ancak çeke atıf yapan ve tarafların müşterek imzasını taşıyan İİK'nun 169/a maddesine yazılı nitelikteki bir belge ile kanıtlanması halinde kabul edilebilir. (Yargıtay 12. HD ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı █████/2019 tarihli kararı)
Her ne kadar alacaklı tarafından böyle bir belge ibraz edememiş ise de temsilcisi ...'ın █████/2020 tarihinde ölümü çekin bu tarihten önce keşide edildiğinin kanıtıdır. Bu durumda alacaklının artık belge ibraz etmesine gerek yoktur. Vekaletname ile iş yapan temsilcinin attığı imza öldükten sonra da temsil ettiği şirketi bağlayacağından davacı şirket çek borcundan mesuldür." gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
Antalya CBS tarafından da ... ve ... Soruşturma sayılı dosyaları ve Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyalarında alınan raporlarda da söz konusu çeklerin dava dışı ... eli ürünü olduğu anlaşılmaktadır.
Esasen taraflar arasında davaya konu olan çeklerin şirket yetkilisi ... tarafından imzalandığı kabulünde olup, uyuşmazlık çekin keşide tarihi itibari ile ...'ın şirket yetkilisi olmadığı ve ...'ın █████/2020 tarihinde vefat etmiş olması nedeni ile davacı şirketin söz konusu çeklerden dolayı sorumlu olup olmaması noktasında toplanmaktadır.
Dava dışı ...'a Aydın 2.Noterliği'nin █████/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile çek keşide etme yetkisinin verildiği ve dosyaya getirtilen ... ve ... yazı cevaplarından da görüldüğü üzere ...'ın davacı şirket adına çek keşide etme yetkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı her ne kadar davaya konu çeklerin █████/2021 tarihi olması nedeni ile çeklerden dolayı sorumlu olmadıklarını iddia etmişse de; çekin keşide tarihinin gerçek tarihinden farklı bir tarih olabileceği, çekin göründüğünde ödenecek bir ödeme aracı olduğundan ticaret hayatında bu duruma yaygın olarak karşılaşıldığı açıktır. Davalı ... ile borçlu davacı şirket arasında herhangi bir ticari ya da nakdi ilişki bulunması da aranmaz. Aksine bir durum çekin sebepten mücerret olması ilkesi gereği çekin düzenlemesi ile birlikte lehtar alacaklı sıfatı kazanacağından ana dava ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş, mahkememizce her ne kadar █████/2021 tarihli ara karar ile her iki dava dosyası için ayrı ayrı ihtiyati tedbir kararı verilmişse de söz konusu kararlar gereği teminat yatırılıp tedbir kararı infaz edilmediğinden davalı lehine icra tazminatına hükmedilmemesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çekleri müvekkili davacı adına keşide eden ve çek üzerindeki keşideci imzası kendisine ait olan ...'ın müvekkili şirketin ticari faaliyeti kapsamında iş ve işlemde bulunmak amacıyla Aydın 2. Noterliği'nin 16.01.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesiyle şirketin ticari faaliyeti kapsamında şirket adına işlem yapmaya yetkilendirildiğini ancak dava dışı ...'ın 27.11.2020 tarihinde vefat ettiğinden müvekkili davacı ile aralarında bulunan vekalet ilişkisinin son bulduğunu, müvekkili davacı şirketin davaya konu iki adet çekin keşide edilip davalı tarafa verildiğinden bilgisi bulunmadığını, zira müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, müvekkili davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 10.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu 2 adet çekin ticari defter kayıtlarında yer almadığını, davalı ile davacı arasında ticari ilişki olmadığının tespit edildiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava ve birleşen dava; icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, Asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
"Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklindedir.
Menfi tespit davasında da anılan yasa hükümlerindeki ispat yüküne ilişkin kuralın uygulanması gerekir. Buna göre, menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davalıya düşer. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer." (Bkz. Yargıtay 19. HD █████████ Esas █████████ Karar )
"6102 sayılı TTK'nun çekler hakkında da uygulanacak poliçeye ait hükümleri düzenleyen 818. maddesinde rehin cirosuna ilişkin TTK'nun 689. maddesine atıf yapılmadığı, kanun koyucunun bu tercihinin bilinçli bir tercih olduğu, çeklerin kural olarak bir ödeme vasıtası olduğu, çekin görüldüğünde ödeneceğine ilişkin TTK 795. madde hükmüne karşılık çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce ibraz edilip ödenmesini engelleyen özel nitelikte ve belirli süreli düzenlemeler ile ticari hayatta hukuken ileri tarihli çek keşidesine yasal olanak tanındığı.."(Bkz. Yargıtay 11 HD █████████ Esas, █████████ Karar)
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı şirket tarafından Aydın 2. Noterliği'nin █████/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile ...'a şirket adına çek düzenleme yetkisi verildiği, bu yetkinin temsilcinin öldüğü 27.11.2020 tarihine kadar geçerliliğini koruduğu, Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli rapor ile mahkemece ATK'dan aldırılan 10.02.2022 tarihli raporda ... Aydın şubesine ait, ... keşide tarihli, ... numaralı, 1.500.000,00 TL bedelli ve 22.01.2021 keşide tarihli, ... numaralı, 1.500.000,00 TL bedelli çeklerde yer alan imzaların ...'a ait olduğunun tespit edildiği, TTK'nın 795/2. maddesi ve 5941 Sayılı Çek Kanunu'nun 3/8. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, yetkili temsilci tarafından düzenlenip imzalanan ileri tarihli çeklerin geçerli olduğu ve şirketin çek bedelinden sorumlu olacağı, davacının çeklerin bedelsiz olduğuna ilişkin iddiasını 6100 Sayılı HMK'nın 201. maddesi gereği senede karşı senetle ispatlaması gerektiği, ancak bu husustaki iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 161,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 570,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, █████/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. █████/2026
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!