İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari satımdan doğan alacak talepli itirazın iptali davası, borcun defter kayıtları ve bilirkişi raporuyla tespit edildiği dava.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı, davalının haksız itirazı nedeniyle icra takibine devam edilmesini ve inkar tazminatı ödenmesini talep etmiş; davalı ise faiz miktarının fahiş olduğunu ve inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını savunmuş olup, mahkemece yapılan incelemede, her iki tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri ve bilirkişi raporu, davacının takip konusu 273.376,19 TLlik alacağının bulunduğunu ve avans faizi talebinin yerinde olduğunu doğrulamış, ayrıca davanın süresinde açıldığı tespit edilerek, alacağın varlığına dair tespit yapılmıştır.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten 393.376,19 TL alacaklı olduğunu, alacağın bir kısmı için davalının 120.000,00 TL bedelli 2 adet çek verdiğini, ancak çeklerin karşılıksız kaldığını, işbu çekler için ---. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini ancak ödeme yapılmadığını, kalan 273.376,19 TL'lik alacak kısmına ise her hangi bir kıymetli evrak verilmediğini, müvekkilinin kalan alacak için davalı aleyhine --- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın talep ettiği, faiz miktarının fahiş olduğunu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını beyan ederek davanın reddine, davacının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 273.376,19 TL bedelli takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 12.01.2025 tarihinde tebliğ olduğu, borçlunun 08.01.2025 tarihinde itiraz ettiği, takibin durduğu belirlendi.Davacı yanın ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere ----- Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış olup talimat mahkemesince alınan raporda özetle; davacı yanın defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, takip tarihi itibariyle davacının kendi defterlerinde 393.376,19 TL alacaklı gözüktüğünü belirtmiştir.Davalı yanın ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu raporda özetle; davalı yanın defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davalının kendi defterlerinde tam da takip konusu kadar borçlu gözüktüğünü, iki taraf ticari defterlerindeki 120.000,00 TL farkın başka bir takibin konusu olan 2 adet toplamı 120.000,00 TL olan çeklerden kaynaklandığı değerlendirildiğinde davacının takip tarihi olan 31.12.2024 itibariyle takip tutarı olan 273.376,19 TL alacağının olduğunu, takip sonrası avans faizi talebinin yerinde olduğunu belirtmiştir.Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: Taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini ifa edip etmediği, fatura konusu hizmeti yerine getirip getirmediği, karşılığında davalının fatura bedellerini ödeyip ödemediği, bu kapsamda davacının başlattığı takibe davalının itirazının haklı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay -----Karar sayılı kararı)Tüm dosya kapsamı ve yasal deliller birlikte değerlendirildiğinde; dosyaya sunulan faturalar ve vergi dairesine yapılan bildirimlerden taraflar arasında ticari ilişki olduğu sabittir. Davalının davaya konu faturaları defterlerine kaydettiği anlaşılmakla faturaya konu malın teslim edilmediğini yahut ayıplı veya eksik teslim edildiğini, ispat yükü yapmış olduğu bildirimin aksini iddia eden davalı tarafta olup davalı tarafça buna ilişkin somut bir delil dosyaya sunulmamıştır. Bu kapsamda birbirlerini doğrulaya ve usulüne uygun tutulan taraf ticari defterleri doğrultusunda davacının davalıdan takip tarihi itibari ile takip miktarı kadar alacaklı olduğu (davacı defterinde her ne kadar daha fazlası kayıtlı ise de davacının karşılığında çek verildiği, işbu çeklerin takibe konulduğu beyanı da dikkate alınarak), davacının davasında haklı olduğu kabul edilmiştir.Tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. (Yargıtay ----.HD ----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle1-Davanın KABULÜ İLE, davalının ---. İcra Müdürlüğünün-----Esas sayılı dosyasında vaki itirazının İPTALİ ile, takibin AYNEN DEVAMINA,2-Hükmolunan alacağın %20 sine tekabül eden icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli 18.674,32 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.301,71 TL harcın mahsubu ile eksik bakiye 15.372,61 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 3.917,11 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından sarfedilen 10.536,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davadan önce gidilen arabulucukta devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.