İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, şirket ortağının 2018den beri ödenmediğini iddia ettiği kar payı alacağının tahsili davası.
Özet: Bu ticari şirket davasında davacı, 2018den itibaren yaptığı yatırımlara rağmen şirketteki %30 ortaklık payına düşen ve genel kurul kararıyla dağıtılması gereken kar payının ödenmediğini iddia ederek, uzman bilirkişi incelemesiyle belirlenecek tahmini 100.000 USD tutarındaki alacağının yasal faiziyle birlikte tahsilini ve ihtiyati tedbir uygulanmasını talep ederken; davalı şirket, kar etmediğini, dağıtılabilir karının bulunmadığını, zarardan davacının sorumlu olduğunu ve iddiaların ispat edilemediğini belirterek davanın reddini savunmaktadır, uyuşmazlık şirketin kar edip etmediği ve davacının kar payı alacağı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ███████
KARAR NO : ████████
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili---- Ticaret Sicilinde ---sicil numarası ile kayıtlı ... ortağı olduğunu, şirketin █████/2018 tarihinde tescil edildiğini ve şirket sözleşmesinin █████/2018 tarihli --- Gazetesinde yayımlandığını, şirket sözleşmesinin 12. maddesinde net dönem kârından %5 genel kanuni yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan tutarın genel kurul kararı ile pay sahiplerine dağıtılacağının düzenlendiğini, █████/2018 tarihli tescil sonrası ortaklık yapısında --- 35.000,00 TL, --- 10.000,00 TL, ----- 25.000,00 TL ve davacının 30.000,00 TL sermaye payına sahip olduğunun belirtildiğini, davacının ---- vatandaşı olduğu ve şirket faaliyetlerine katkı sunduğunu, şirket müdürü ----- tarafından davacıdan para talep edildiğini ve davacının 2018 yılından itibaren banka aracılığıyla ödemeler yaptığını, ortaklık sırasında 12.000 Euro'nun banka aracılığıyla, 18.000 Euro'nun elden olmak üzere toplam 30.000 Euro ile ayrıca 16.500 USD ödeme yapıldığını, gönderilen paralara rağmen yıl sonlarında hesaplanan kâr payından davacı payına düşen tutarın ödenmediğini, zararın tahmini olarak 100.000,00 USD olduğunu, -----. Noterliğinden ihtar çekildiğini ancak ödeme yapılmadığını ve cevap verilmediğini, davacının %30 hisse oranına sahip olduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası açıldığını, bilirkişi incelemesi ile belirlenecek tutarın dava tarihinden itibaren yasal faizi ve ödeme tarihindeki dolar kuru üzerinden tahsilinin talep edildiğini, ayrıca davalı şirketin banka hesapları ile taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulmasının istendiği anlaşılmış olup, davanın 2018 yılından dava tarihine kadar davacı payına isabet eden dağıtılmayan kâr payının tahsilinin tespitini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olduğunu, dava dilekçesinin 19.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği ve süresi içerisinde cevap verildiğini, davanın konusunun dağıtılmadığı iddia edilen kâr payının tahsiline ilişkin olduğunu, kâr payı dağıtılabilmesi için öncelikle şirketin kâr etmiş olması gerektiğini, şirketin kâr etmediği ve dağıtılabilir bir kârının bulunmadığını, davacının şirketin kârlı olduğuna ilişkin iddiasının gerçeğe aykırı olduğunun, davacının ticari defterlere dayanmadığı ve bu nedenle davasını ispat edemeyeceği, şirketin 2018 yılında davacıya bedelsiz hisse verdiği, 2018 Kasım -2023 Ağustos döneminde şirketin fiili sevk ve idaresinin davacı tarafından yürütüldüğünü, davacının şirket aleyhine kendi nam ve hesabına işlemler yaptığını, şirket mamullerini rıza dışında alarak ayrıldığını, bu hususlarda suç duyurusunda bulunulduğunu ve dava haklarının saklı tutulduğunu, şirketin zararda olduğu ve mevcut mali tablonun sorumlusunun davacı olduğunu, davacının şirkete borç vermediği ve şirket malvarlığı üzerinde yetkisiz tasarruflarda bulunduğunu, dava konusu ile ilgisi olmayan alacak iddialarının bulunduğunu, ihtiyati tedbir talebinin hukuka aykırı olduğunun, davacının HMK gereği dayanmadığı delillerle iddiasını ispat edemeyeceğini, şirketin dağıtılabilir kârının bulunmaması nedeniyle davanın esastan reddi gerektiği ileri sürülerek davanın reddini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kar payı alacağı istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın davacının ortağı olduğu davalı şirket tarafından 2018 yılından dava tarihine kadar davacının payına isabet eden dağıtılmayan kar payı olup olmadığı, varsa miktarı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
TTK m. 608/1'e göre “Kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir”. Bu düzenlemeye şirketin kâr dağıtımına karar verebilmesi için, ilgili faaliyet döneminde kâr elde etmesi; bu kârdan kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken yedek akçeler ayrılması gerekmektedir.
Kârın dağıtılmasına karar verecek organ ise genel kuruldur. Gerçekten TTK m. 616/l-e maddesi uyarınca “yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi” genel kurulun vazgeçilmez ve devredilmez görevleri arasında sayılmıştır. Buna göre kâr payı, genel kurulun faaliyet döneminde elde ettiği kârın genel kurul tarafından dağıtılmasına karar verilmesinden sonra ortak açısından şirkete karşı alacak hakkına dönüşür. Genel kurulun kâr dağıtım kararı olmadan kâr payı alacağının alacak hakkına dönüşmesi hukuken mümkün değildir.Nitekim Yargıtay ---- HD., 21.03.2016 tarih ve ---- sayılı kararında “Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların dava tarihinden önce 20.8.2004 tarihinde davalı şirket hisselerinin tamamını dava dışı “hisse devir sözleşmesi” ile devretmek suretiyle davalı şirketteki ortaklıklarının sona erdiği, davalı şirket yönetim kurulu tarafından alınan karar ile devirlerin aynen kabul edildiği, ortaklık genel kurulunun kar payı dağıtımına dair bir kararının mevcut olmadığı, kar payı dağıtılması konusunda karar vermeye genel kurulun yetkili olduğu, pay sahibinin kar payına haksız müdahale edilmesi halinde karın ödenmesini mahkemeden talep edilmesine imkan sağlayacak yasal bir dayanak bulunmadığı, davalı şirketin talep edilen yıllarda herhangi bir kar elde etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir” şeklindeki ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.Yine Yargıtay --- HD., 09.07.2025 tarih ve ----. sayılı kararında “Mahkemece davacının talebi üzerine kâr payı alacağı belirlenip tahsiline karar verilmişse de; davacının ortak olduğunun tespitine karar verilen şirketin limited şirket olması karşısında 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616/1-e hükmü uyarınca 19.12.2014 tarihinden sonra şirket ortaklar kurulunca alınmış bir kâr payı ve diğer ortağa karın dağıtılması kararı olması halinde kâr payı alacağı talep edebileceği, kâr payı hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporu ve dosya kapsamı dikkate alındığında bu yönde alınmış bir karar olmadığının tespiti karşısında davacı ortağın kâr payı alacağı talep edemeyeceği dikkate alınmaksızın kâr payı alacağına hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir” şeklinde karar vererek ilk derece mahkemesinin kâr payı alacağının tahsiline ilişkin vermiş olduğu kararı genel kurulun kârın dağıtılmasına ilişkin alınmış bir kararı olmaması gerekçesiyle bozulmasına karar vermiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; Bilirkişi tarafından yapılan incelemede 31.12.2023 tarihi itibarıyla dağıtıma esas alınabilecek serbest ve net bir kâr tutarı mevcut değildir, ayrıca davalı şirketin ticaret sicili kayıtlarında yapılan incelemede, davalı şirketin genel kurulunun kâr dağıtımına ilişkin alınmış bir kararına da rastlanmamıştır. Bu durumda davacının davalı şirketten kâr payı alacağını talep edebilmesi için yasal şartları bulunmadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar harcı 732,00-TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 853,88-TL harçtan mahsubu ile artan 121,88-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!