Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasına ilişkin istinaf incelemesini tamamladı.
Özet: Bu hukuki evrak, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye 47.200 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali davasına ilişkindir. Davacı, hazırladığı faturaya davalının süresinde itiraz etmeyerek ve kısmi ödeme yaparak borcu kabul ettiğini, alacağın likit hale geldiğini ve bu nedenle itirazın iptali, takibin devamı ile icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Davalı ise iddiaları reddederek zamanaşımı defini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: ████████ - Karar No: ████████ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2023NUMARASI : ████████ ████████DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istniaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. arasında, Trabzon ili içerisinde yer alan Larhan Regülatörü ve HES Projesine ilişkin, kat'i ve uygulama projelerinin hazırlanması için Şubat 2018 tarihinde sözleşme akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen işbu sözleşme kapsamında müvekkilinin taahhüt ettiği söz konusu projelerin tanzim ve teslimini gerçekleştirerek, işbu hizmetin bir kısmı mukabilinde 27.05.2019 tarih ve A139381 numaralı faturayı düzenlediğini, 165.000 TL bedelli bu faturanın içeriğine ilişkin, borçlu tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını, faturanın tarafların ticari defterlerine işlediğini, kesilen fatura haricinde, huzurdaki davaya konu edilmemiş olsa da, henüz faturalandırılmamış ve ödemesi alınmamış bir kısım alacağın daha bulunduğunu, bu kısma ilişkin talep hakkını saklı tuttuklarını, TTK'nın "Fatura ve teyit mektubu" başlıklı 21.maddesinde; ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer tarafın, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebileceği ve bir fatura alan kişinin, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı hususu düzenlenmiş olup, söz konusu faturaya borçlu tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını, bu itibarla müvekkili tarafından hazırlanan faturanın, anılan hüküm uyarınca borçlu tarafından kabul edildiğini, 165.000 TL bedelli işbu faturanın borçluca kabulünün ardından, faturanın 117.800 TL'lik kısmının borçlu tarafından ödendiğini ancak 47.200 TL'lik kısmına ilişkin ödeme gerçekleştirilmediğini, ödenmeyen bakiye borç nedeni ile Ankara 28. İcra Müdürlüğü’nün █████████ sayılı dosyası kapsamında davalı aleyhine icra takibi başlatılmışsa da, davalı tarafça takip kapsamındaki tüm borç ve fer’ilerine itiraz edildiğini, icra takibinin durduğunu ancak hem faturaya itiraz etmeyerek kabul etmiş olması hem de faturaya ilişkin hiçbir kayıt getirmeksizin kısmi ödemede bulunması itibari ile davalının, müvekkili davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı iddiasının gerçek dışı, hukuki dayanaktan yoksun, sadece icra takibini durdurma amaçlı olduğunu, bu nedenle işbu takibin durdurulması kararının kaldırılması ve takibin devamına karar verilmesi gerektiği, bununla birlikte, İİK'nın 67.maddesi uyarınca alacağın likit olması durumunda, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklının talebi üzerine borçlunun, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilmesi gerektiğini, faturaya itiraz edilmediği takdirde alacak likit bir alacak halini aldığını, bu itibarla faturanın borçlu tarafından kabulü ile alacak likit hale geldiğinden işbu dava neticesinde takibin devamına karar verilmesi ile birlikte İİK'nın 67. maddesi uyarınca borçlunun hükmolunan meblağ üzeründen icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, TTK 1530.maddesi uyarınca da müvekkili davacının yaptığı hizmet ve fatura göz önüne alındığında alacağa takip tarihideki faiz işletildiğini, faiz başlangıç tarihi fatura tarihinden sonraki 30 gün olarak müvekkili davacı tarafça takip tarihine kadar ticari işlere uygulanacak faiz işletildiğini ileri sürerek, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; dava dilekçesindeki müvekkili aleyhine olan hiçbir hususu kabul etmediklerini, ek beyan ve savunmaları ile karşı tarafça sunulacak beyan ve delillere karşı itiraz ve delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, haksız ve mesnetsiz davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; huzurdaki davanın kanunun şart kıldığı sürelerde açılmadığını, ayrıca iddia ve talep edilen alacakların zamanaşımına uğramadığını, alacaklıya karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını, esas yönünden ise; dava dilekçesi incelendiğinde, davanın basit bir hizmet alımdan kaynaklı fatura ve cari hesap alacağı gibi gösterilmişse de, basitçe tanımlanacak alım satıma ilişkin bir dava olmayıp, müvekkili davalı şirketin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun uygun bulup verdiği "Üretim Lisansı"na istinaden Larhan Regülatörü ve Hidroelektrik Santralini 49 Yıl boyunca elektrik üretmek amacıyla, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından 24.01.2013 tarih ve EÜ4249-1/2532 nolu üretim lisansı ile bir HES santralinin kurulumu, tamamlanması ve işletiminin sağlanacağını, müvekkilinin lisans hakkını aldığı Larhan Regülatörü ve Hidroelektrik Santralini'nin kati projelerinin hazırlanması için davacı firma ile anlaşma yapmış ise de, davacı kurumun sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu yüzden Larhan Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali'nin faaliyete alınamadığı ve atıl bir proje halini aldığını, davacı tarafından hazırlandığı iddia edilen kati projenin fen ve sanata, bahse konu yatırıma ve yatırımın tabi olduğu mevzuata uygun olmadığını, hazırlanan kati projede, HES santralinin karakteristik özellikleri, ekonomik analizleri yapılmamış olup, fizibıl bir proje oluşturulmadığını, uygulama projelerinin ise hiç bir şekilde hazırlanmadığını ve teslim edilmediğini, bu hususların teknik bir bilirkişinin incelemesiyle çok rahat tespit edilecek olup, bu eksikliklerden dolayı müvekkilinin çok mağdur olduğunu, yatırımını faaliyete alamadığını, projenin atıl durduğunu, davacı tarafça takip konusu edilen alacağın alım/ satıma ilişkin faturaya dayandırılmış ise de, izah edildiği üzere; proje tamamlanmadığı için alacağın muaccel olmadığını, faturanın mevcudiyeti ile alacağın mevcudiyetinin farklı hususlar olup, zaten müvekkili davalı tarafça bir avans mahiyetinde ödeme yapıldığını ancak proje tamamlanıp devreye alınmadığı için faturanın bakiye bedellerinin davacıya ödenmediğini, bu bedelin ödenmesinden imtina edilmesinde müvekkili davalı şirketin haklı olduğunu, iddia edilen hizmetin sağlanmadığını, devreye alınmadığını ve amacına ulaşmadığını, hiç bir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafça talep edilen faiz oranının da fahiş olduğunu, faizin türünün de yanlış olduğunu, ayrıca temerrüt sağlanmadığı için işlemiş faizden de bahsedilemeyeceğini, dava konusu yapılan alacak iddiasının likit olmadığını, hizmetin gerçekleşip gerçekleşmediği ihtilaflı olup, yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi ile netlik kazanacağından talep edilen icra inkar tazminatının yerinde olmadığını, davanın icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olup, icra takibine konu edilmeyen hiçbir bilgi ve belgenin huzurdaki haksız davaya dayanak yapılması ve delil gösterilmesine muvafakat etmediklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda özetle; davalı şirketin 2019-2020-2021 yılı ticari defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu, e-defter kullandığı, davalı şirketin defterlerinde davacıya ilişkin kayıtların 320 SATICILAR hesabının 320.01.Y003 alt hesabında takip edildiği, 2019 yılında davacıya borç bakiyesinin 148.700,00 TL, 2020 yılında 98.700,0 TL, 2022 yılı sonunda ise 76.700,00 TL olduğu, yapılan incelemelerde 2019 yılı açılış bakiyesinin sehven kayıt altına alındığı ve diğer hesaplardan ödeme yapılmasına karşın kapatılmadığı görülmüş olmakla birlikte bu tutarın düşülmesi ile takip tarihi itibariyle davalı defterlerinde davacının 76.700,00 TL - 29.500,00 TL = 47.200,00 TL alacaklı olduğu, dava konusu faturanın 29.05.2019 tarihinde 165.200,00 TL olarak davalı defterlerine işlenmiş olduğu ve bu faturaya mahsuben ödemeler yapıldığının görüldüğü, davacı şirketin 2019-2020-2021 yıllarına ait yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdikinin yasal süresi içinde yapıldığı, davacı şirketin ticari defterlerinde davalıya ilişkin hesapların 120 ALICILAR hesabının 120.G001 no.lu alt hesabında takip edildiği, takip tarihi itibariyle davalıdan 47.200,00 TL alacaklı olduğu ve takip tutarı ile örtüştüğü, takip konusu faturanın davacı defterlerinde işlenmiş olduğu ve davalı tarafça bu faturaya mahsuben ödemeler yapıldığı, davacı BA formlarında faturanın beyan edildiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 47.200,00 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, her ne kadar davalı vekili tarafından davacının edimini yerine getirmediği bildirilmiş ise de, takibe konu alacağın sözleşme gereğince kati projelerin hazırlanmasına ilişkin işten kaynaklandığını, davalı tarafından davacı şirkete bu konuda işin yapılmadığı veya eksik yapıldığına dair bir ihtar çekilmediği gibi Tarım ve Orman Bakanlığı 22. Bölge Müdürlüğü'nün 30.01.2023 tarihli cevabi yazısından Larhan Regülatörü ve HES projesine ilişkin kati projelerin Bölge Müdürlüğünce 22.05.2019 tarihinde onaylandığı, takibe konu faturanın her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve ticari defterlere göre yapılan ödemeler düşüldükten sonra davacının davalıdan 47.200,00 TL alacaklı olduğu, TBK'nun 117. maddesi gereğince takip tarihinde önce davalıya ihtar görderilerek davalının temerrüte düşürülmediği, davalının takip ile birlikte temerrüte düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 47.200,00 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına faize ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkili ile davalı arasında, Trabzon ili içerisinde yer alan Larhan Regülatörü ve HES Projesine ilişkin kat'i ve uygulama projelerinin hazırlanması için Şubat 2018 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin taahhüt ettiği söz konusu projelerin tanzim ve teslimini gerçekleştirerek, hizmetin bir kısmı mukabilinde 27.05.2019 tarih ve A139381 numaralı faturayı düzenlediğini, 165.000 TL bedelli faturanın içeriğine ilişkin borçlu tarafından ne TTK 21'e göre 8 gün içerisinde ne de sonrasında hiçbir itirazda bulunulmadığını, 165.000 TL bedelli faturanın davalı tarafından kabulünün ardından faturanın 117.800 TL'lik kısmının ödendiğini ancak 47.200 TL'lik kısmına ilişkin ödeme yapılmadığını, bu sebeple ödenmeyen bakiye borcun tahsili amacı ile 07.04.2022 tarihinde Ankara 28. İcra Müdürlüğü’nün █████████ sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, borçluya 11.04.2022 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiğini, takibe itiraz üzerine takibin durduğundan bahisle işbu davanın açıldığını, TTK'nın faize ilişkin düzenlemelerinin yer aldığı 1530.maddesinin 3. fıkrasında "Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır." ve 4.fıkrasının (a) bendinde "Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise borçlunun faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit kalacağı ve alacaklının faize hak kazanacağı" hükümleri düzenlenmiş olup, itirazın iptali istenen takipte de faiz başlangıç tarihi TTK'nın 1530.maddesine uygun şekilde olup, davanın tam kabulünün gerektiğini, mahkeme kararında yer alan "Asıl alacak olan 47.200,00TL ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine," kısmı "faizin fatura tarihi göz önünde bulundurularak" hesaplanması gerektiği şeklinde düzeltilmesini, aksi halde aradan geçen 2 yıl arasındaki yüksek enflasyon sebebi ile büyük hak kayıpları ortaya çıkacağını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalı vekiline gerekçeli karar evrakının 14.01.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince kararın 29.01.2024 tarihinde istinaf edildiği ancak yatırılması gereken istinaf harçlarının yatırılmadığı , mahkemece 30.01.2024 tarihli istinaf harç tamamlatılmasına ilişkin muhtıranın davalı vekiline 04.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin süre içerisinde istinaf harçlarının yatırılmaması üzerine 13.02.2024 tarih ve ████████ E- ████████ K sayılı ek karar ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, ek kararın davalı vekiline 18.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince ek karara ilişkin istinaf talebinde bulunulmadığı anlaşılmış olmakla , istinaf incelemesi süresi içinde harcı yatırılarak yapılan davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılması gerekmiştir. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle Yargıtay yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda temerrüt faizine hükmedilebilmesi için 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi hükmünce alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmüş olması ya da borcun kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş olmasının gerektiğinin, taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan kesin vade olmadığı ve davadan önce alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan e-imzalıdırÜyee-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır