Kadastro tespitine itiraz davasında, Hazine adına tescilli taşınmazların birinci derece arkeolojik sit alanı vasfının, Yargıtay bozma ilamına istinaden yanlış aplikasyon tespiti sonrası kaldırılması ve davanın kabulü.
Özet: Davacıların, devlet adına kayıtlı ve kadastro tespitiyle 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen taşınmazların tapu iptali ve kendi adlarına tescili talebiyle açtığı davada, Yargıtayın önceki bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, taşınmazların ilk tespitinin yanlış aplikasyon sonucu sit alanı olarak kaydedildiği ve bu sit vasfının daha sonra resmi olarak kaldırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucunda, ... ili .... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 1 51... , 202, 232, 300, 346, 349, 3 71... parsel sayılı sırasıyla 18.707,47 m², 285,89 m², 4.681,44 m², 596,48 m², 7.201,60 m², 690,57 m², 39,54 m² ve 332,37 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı belirtilerek, taşlık, çamlık ve çalılık vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmişlerdir.
Davacı ... ve arkadaşları, vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hüküm, Yargıtay'ca bozulmuş olup bozma ilamında özetle ".. her ne kadar keşif sonucunda düzenlenen fen bilirkişi raporu ekinde çekişmeli taşınmazların paftaları ile sit haritası çakıştırılmak suretiyle (bir arada gösterir şekilde) düzenlenmiş harita bulunmamakta ise de, Kültür ve Turizm Bakanlığı ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.08.20 03... sayılı kararı ile taşınmazların 13.08.1987 tarihli ve 2492 sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı" olarak tescil edilen alanda (kararın ekinde bulunan haritanın kapsamında) kaldıkları konusunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın .... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.08.2003 tarihli kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere 13.08.1987 tarihli ve 2492 sayılı kararı ile ekinde bulunan ve bu bölgeye ilişkin sit tescili kararının yanlış bir aplikasyon sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplandığı; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle yanlış aplikasyon bulunup bulunmadığının tespiti gerektiği; Zira, 13.08.1987 tarihli 2492 sayılı karar ve bu karara uygun olarak düzenlenen bir haritanın bulunması halinde, artık bu bölgenin 1.derece arkeolojik sit alanı olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı, sit alanı şerhinin kaldırılmasına ilişkin 19.08.2003 tarihli ve 2599 sayılı kararın geçmişe dönük olarak hüküm ifade etmesinin hukuken mümkün bulunmayıp, karar tarihinden sonrası için bağlayıcı olacağının açık olduğu; ne var ki, bu yönde yapılmış bir araştırma bulunmadığına işaret edilerek; Mahkemece, hükme esas raporu düzenleyen bilirkişiler dışında; konusunda uzman 3 arkeolog ve 3 harita mühendisi bilirkişinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle 13.08.1987 tarihli ve 2492 sayılı kararı ile ekinde bulunan ve bu bölgeye ilişkin sit tescili kararı zemine uygulanarak, kararın dayanağı bulunan haritanın karara aykırı olacak şekilde yanlış bir aplikasyon sonucu düzenlenip düzenlenmediği, karar ile harita arasında uyumsuzluk olup olmadığı hususlarında gerekçeli, denetime elverişli, çekişmeli taşınmazlar ile sit haritasını çakıştırılmış halde gösterir ve varsa yanlış aplikasyonun neden kaynaklandığını açıklayan rapor ve harita düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Çekişmeli taşınmazlar hakkında 1993 yılında yapılan kadastro tespitinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu tarafından alınan 13.08.1987 tarihli ve 2492 sayılı kararı ve ekinde bulunan haritası ile 1. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit işlemlerinin yapıldığı ve kesinleştiği, bilahare Kültür ve Turizm Bakanlığı ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.08.2003 tarihli ve 2599 sayılı kararı ile "13.08.1987 tarihli ve 2492 sayılı kararı ile 1.derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen alanda müdürlük uzmanlarınca yapılan incelemede yüzeyde █████████ sayılı Kanunlar kapsamında kalan korunması gerekli herhangi bir arkeolojik kalıntıya rastlanmamış olması ve bu bölgeye ilişkin sit tescili kararının yanlış bir aplikasyon sonucu gerçekleşmiş olabileceği kanaatine varılmış olması nedeniyle" bu alandaki sit şerhinin kaldırılmasına karar verildiği ve kaldırılan bölgeye ait haritanın düzenlendiğinin dosya muhteviyatı ile sabit olduğu; Kültür ve Turizm Bakanlığı .... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 17.05.2021 tarihli cevabi yazısında da taşınmazların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun (2863 sayılı Kanun) kapsamında herhangi bir arkeolojik, kentsel veya tarihi sit alanı ile kültür varlığı koruma alanında kalmadıklarının bildirildiği; arkeolog bilirkişi heyetinin 07.05.2021 tarihli raporunda; dava konusu edilen taşınmazların zilyetlik şartları oluştuğu takdirde hak iktisap edilebilecek yerlerden oldukları; 3386 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun (3386 sayılı Kanun 52 26... sayılı Kanunlar ile değişik 2863 sayılı Kanuna ve bu kanun kapsamında çıkartılan yönetmeliğe göre zilyetlikle iktisabında herhangi bir sakınca bulunmadığı hususunda görüşlerini bildirdikleri, yine fen bilirkişi heyetinin 30.06.2021 tarihli raporunda taşınmazların bölgede yer alan arkeolojik sit ve doğal sit alanları dışında kaldığının tespit edildiği, 16.06.2022 tarihli ek raporda da; taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 03.07.1987 tarihli ve 3492 sayılı kararı ile tescil edilen 1. derece arkeolojik sit kararının yanlış bir aplikasyondan kaynaklandığı ve dava konusu taşınmazların herhangi bir arkeolojik veya kentsel sit alanı içerisinde kalmadığının bildirildiği; arkeoloji ve harita mühendisi bilirkişileri ortak 25.04.2022 tarihli raporunda ise; dava konusu taşınmazların arkeolojik sit kararının yanlış bir aplikasyondan kaynaklandığı ve akabinde bu hatanın düzeltildiğini, dava konusu taşınmazların herhangi bir arkeolojik, kentsel veya tarihi sit alanı içerisinde kalmadığı, yasal koşulların oluşması halinde hak iktisap edilebilecek yerlerden olduğu şeklindeki bilirkişi heyet raporlarına itibar edilerek ve davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının da oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, .... ili .... ilçesi ... köyü ... mevki, eski 1 51... , 202, 232, 300, 346, 349, 3 71... parsel (yeni 4 72... , 362, 363, 365, 367, 368, 3 71... parsel) sayılı taşınmazların davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile dosyada mevcut ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu taşınmazların 03.07.1987 tarihli ve 2492 sayılı kararı ve ekinde bulunan haritası ile 1. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit işlemlerinin yapıldığı ve kesinleştiği, bilahare Kültür ve Turizm Bakanlığı .... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.08.2003 tarihli ve 2599 sayılı kararı ile "13.08.1987 tarihli ve 2492 sayılı kararı ile 1. Derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen alanda müdürlük uzmanlarınca yapılan incelemede yüzeyde █████████ sayılı Kanunlar kapsamında kalan korunması gerekli herhangi bir arkeolojik kalıntıya rastlanmamış olması ve bu bölgeye ilişkin sit tescili kararının yanlış bir aplikasyon sonucu gerçekleşmiş olabileceği kanaatine varılmış olması nedeniyle" bu alandaki sit şerhinin kaldırılmasına karar verildiği sabittir.
Yine hükmüne uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan araştırma ve incelemeye ve dosya kapsamında yer alan teknik bilirkişi raporları ve müzekkere cevapları incelendiğinde de (... Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 26.05.2011, 07.01.20 16... .05.2021 tarihli yazı cevapları, 07.05.2021 tarihli arkeolog bilirkişi kurulu raporu; 13.06.2022 tarihli arkeolog bilirkişi ek raporu, 30.06.2021 tarihli arkeolog bilirkişi kurulu raporu ve diğer bilgi ve belgeler) dava konusu taşınmazların esasen hiçbir zaman arkeolojik sit alanında bulunmadıkları, dava konusu parsellerin yüzeyinde taşınır veya taşınmaz herhangi bir kültür varlığı ya da kültür varlığı kalıntısı da bulunmadığı, bunun da dava konusu parsellerin bulunduğu alan için alınan 03.07.1987 tarihli ve 3492 sayılı kararın eki haritada 1. derece Arkeolojik Sit Aplikasyonunun yanlış yapıldığı, nitekim bu yanlışlığın tespit edilmesi sonucunda Kültür ve Turizm Bakanlığı .... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.08.2003 tarihli ve 2599 sayılı kararı ile sit şerhinin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakta olduğundan; artık koşulları oluştuğu takdirde dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun kabulü gerekir.
Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı taraf yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de bu hususta yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Bilindiği üzere bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi belirlemenin en iyi yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi eliyle inceleme yapılmamış; 28 yıl öncesine ait 1964 ve tespitten bir yıl öncesine ait 1992 tarihli hava fotoğrafları ormancı bilirkişi tarafından incelenmiş ve taşınmazların tamamının içinde çok sayıda teraslar ve münferit ağaçlar olan açıklık alanda kaldığı bildirilmiş ise de; aynı raporun ikinci sayfasında yapılan değerlendirmede sadece 1 51... parsel üzerinde kadim teraslardan bahsedilmiş; diğer 1 51... , 300, 371, 470, 232, 3 46... parsel sayılı taşınmazlar yönüyle rapor içeriğinde eğimlerinin sırasıyla %30'dan; %20'den; %20'den; %10'dan; %30'dan, %30-35'ten ve %20'den fazla olduğu belirtilmekle birlikte bu taşınmazların fiili durumunda teraslamadan bahsedilmediği halde; zirai bilirkişi tarafından yapılan tespitte taşınmaz ayrımı yapılmaksızın "kadim" teraslardan bahsedilmek suretiyle raporun kendi içerisinde çelişki oluşmuş; rapor ekinde taşınmazların fotoğrafları eklenmişse de; hangi fotoğrafın hangi taşınmaza ait olduğu belirtilmediğinden raporda yazılı hususları denetime imkan verilmemiş; yine dava konusu taşınmazlardan 1 51... , 300, 3 71... parsel sayılı taşınmazlar çamlık, çalılık ve taşlık; 1 51... ve 349 parsel sayılı taşınmazlar ise taşlık ve çalılık vasfıyla; 1 51... parsel tarla; 1 51... parsel ise ahşap dam, incirlik ve zeytinli tarla vasfıyla tespit ve tescil edildiği belirtildiği ve tespitteki vasıfları ile bilirkişi kurulunca belirlenen vasıfları çeliştiği halde bu yön üzerinde de durulmamıştır.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, tespit tarihi olan 1993 yılından 15-20-25 yıl öncesine ilişkin en az 3 ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirilerek dosya arasına konulmalı; davacı tarafın dayandığı vergi kayıtlarının kadastro sırasında başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği araştırılarak varsa revizyon gördüğü taşınmazların kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları ve dava konusu taşınmazları çevreleyen komşu taşınmazların da kadastro tutanak örnekleri ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları da getirtilerek dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, davaya konu taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, teraslamanın ne zaman yapıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, önceki tarihli bilirkişi raporu da irdelenmek suretiyle, dava konusu taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümleri üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların bir veya bir kaçında mı yoksa tamamında mı terasların mevcut olduğu; teraslama var ise bu terasların taşınmaz veya taşınmazların tümünde var olup olmadığı; taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi belirtir nitelikte, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların her birinin değişik yönlerden çekilmiş ayrı ayrı fotoğraflarını da parsel numaraları ayrı ayrı yazılmak suretiyle içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden, dava konusu taşınmazları ve çevresini ve vergi kaydı uygulamasını gösterir keşfi takibe elverişli ve ayrıntılı rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden ise, hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı ve var olduğu belirtilen terasların hava fotoğraflarında görülüp görülmediğinin de değerlendirilmesi istenmeli; ayrıca dava konusu taşınmazlar ile çevresinde bulunan taşınmazların niteliğine ilişkin mahkeme hakiminin gözlemi de keşif zaptına aynen yansıtılmalı; keşifteki tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!