İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari bankacılık işlemlerinden doğan alacak nedeniyle bankanın müteselsil kefile karşı başlattığı icra takibine itirazın iptali davasında kefaletin geçerliliği ve limitinin incelendiği bir yargı kararı.
Özet: Davacı banka, dava dışı şirketin ticari kredi kartı ve tek hesap borçlarını ödememesi üzerine, müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu iddia ettiği davalı aleyhine başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını talep etmiştir. Davalı ise, arabuluculuk sürecinin usulsüzlüğü, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımaması, eş rızası eksikliği ve kefalet limitinin aşıldığı yönünde itirazlarını sunmuş; yapılan yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucunda, bankanın takip talebindeki alacak miktarının davalı müteselsil kefil için belirlenen azami sorumluluk tutarının üzerinde olduğu tespit edilmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ----. ile dava dışı ----Şirketi arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında kullanılan --- numaralı ticari kredi kartı ve ---- numaralı tek hesap ürünlerinden kaynaklanan borçların ödenmediğini, davalı ------ müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeleri ihlal ettiğini, borçlulara ihtarname keşide edilerek hesapların Kat edildiğini, alacağın tahsili amacıyla --- Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ---. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı ------ borca, asıl alacağa, işlemiş faize ve ferilerine haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının kefalet limiti ile sorumlu tutulduğunu, ---- sayılı arabuluculuk başvurusunun █████/2025 tarihinde ----- sayılı dosya ile anlaşamama ile sonuçlandığını, banka kayıtlarının kesin delil niteliği taşıdığını, davalının itirazının alacak tahsilini geciktirme amacı taşıdığını belirterek haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve tensip tutanağının █████/2025 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın usul ve esas yönünden haksız olduğunu, arabuluculuk sürecinde müvekkil ------ telefon numarasının yanlış kaydedildiğini, adresine tebligat yapılmadığını, bu nedenle müvekkilin sürece katılamadığını, usulüne uygun çağrı yapılmadan düzenlenen anlaşamama tutanağının hukuki geçerliliği bulunmadığını, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığını, kefalet tarihi ve limitinin müvekkilin el yazısı ile yazılmadığını, imzaların matbu olduğunu, TBK 584. maddesi gereğince eş rızası alınmadan yapılan kefaletin geçersiz olduğunu, bu nedenle müvekkil yönünden husumet yokluğu bulunduğunu, davacı banka tarafından sunulan sözleşmenin 44. sayfasında azami kefalet limitinin 25.000,00 TL olarak belirlendiğini, buna rağmen müvekkil aleyhine 100.000 TL tutarında takip başlatıldığını, TBK 589. maddesi uyarınca kefilin sorumluluğunun yazılı azami tutarla sınırlı olduğunu, müvekkilin sorumluluğunun en fazla 25.000 TL ile sınırlı olduğunu, asıl borçlu -----gönderilen Kat ihtarnamesinin müvekkile tebliğ edilmediğini, bu sebeple kefilin sorumluluğunun doğmadığını, genel kredi sözleşmesinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, banka kayıtlarının kesin delil teşkil edemeyeceğini, müvekkilin itirazlarının haklı nedenlere dayandığını, icra inkâr tazminatı talebinin yersiz olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini, davacının tazminata mahkûm edilmesini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle; genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.---Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ---- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine █████/2025 tarihinde toplam 104.213,65 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu █████/2025 tarihli itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür.Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri celp edilmiş, uyuşmazlığın çözümü için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi rapor içeriğine göre; dava dışı----- şubesi arasında 18.02.2022 tarihinde Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi imzalandığını, davalı ---- aynı tarihte 25.000 TL limitli müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, banka tarafından asıl borçluya ---- numaralı ticari müşteri hesabı tanımlandığını, firmaya kredili mevduat hesabı ve şirket kredi kartı tahsis edildiğini, Bankanın T. C. ----- Banka Alacakları İcra Dairesi nezdindeki ------ Esas sayılı takip dosyasında davalı kefilden 25.000 TL tutarında alacak talep edildiğini, bankanın takip talebindeki hesaplamaların bilirkişi incelemesiyle belirlenen tutarın üzerinde kaldığını, davalı müteselsil kefil için bu fazlalığın uygun olmadığını, davacı bankanın 25.000 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık yüzde %60,60 temerrüt faizi ve gider vergisi talep edebileceğini, masraf ve vekalet ücreti gibi diğer taleplerin mahkemenin takdirinde olduğunu beyan etmiştir.TBK'nın kefalet sözleşmesinin şeklini düzenleyen 583. maddesinin ilk fıkrasında "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmü getirilmiş ve kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından şekli koşullar öngörülmüştür. Somut olayda; kefalete ilişkin şekil şartlarının yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Kefalet kabul beyanı sözleşmenin zorunlu unsuru değildir. Bu itibarla, kefaletin şekil şartlarının yerine getirilip getirilmediği hususunda esas alınamaz. Davalının asıl borçlu/dava dışı şirketin kurucu ortağı olduğu, kefalet koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.". Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre; dava dışı ----- şubesi arasında 18.02.2022 tarihinde Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi imzalandığını, davalı ----- aynı tarihte 25.000 TL limitli müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, banka tarafından asıl borçluya ----- numaralı ticari müşteri hesabı tanımlandığını, firmaya kredili mevduat hesabı ve şirket kredi kartı tahsis edildiğini, davacı banka tarafından kullandırılan kredilerin davalı tarafından ödenmediği, davacı bankanın bakiye alacağının denetime elverişli bilirkişi raporu ile hesaplandığı, davalı kefilin sorumluluğunun 25.000,00 TL olarak tespit edildiği, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından, açıklanan gerekçeler ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
a- Davalı kefilin ---. Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasında vaki itirazının KISMEN İPTALİ ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %60,60 oranında temerrüt faizi işletilmek suretiyle, 25.000,00 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Hükmolunan alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar harcı 1.707,75TL’den peşin olarak yatırılan 1.258,64 TL'nin mahsubu ile 449,11 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 1.258,64 TL peşin harç/harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 702,90 TL ilk dava masrafı, 10.000,00 TL bilirkişi, 286,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 10.988,90 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (%24 kabul) 2.637,33 TL' sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, arta kalanın davacı üzerinden bırakılmasına,
6-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 25.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre (%24kabul) 1.104,00 TL' sinin davalı taraftan, (%76 Ret)3.496,00TL'sinin davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
10-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!