Sigorta şirketinin kusurlu su arıtma cihazından kaynaklanan su baskını zararı rücu alacağının tahsili amacıyla açtığı itirazın iptali davası.
Özet: Sigortalısının dairesinde su arıtma cihazının patlaması sonucu oluşan su baskını hasarı için 13.050,00 TL ödeme yapan bir sigorta şirketi, Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesi gereği sigortalısına halefiyet yoluyla, zarardan %100 kusurlu olduğunu iddia ettiği davalıdan bu bedelin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile birlikte, alacağın likit olması ve davalının ödeme yapmaması gerekçesiyle %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatı talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026YAZIM TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı sigorta şirketi tarafından █████/2023-2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, sigortalı ... adına ..... numaralı ... Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, 23.09.2023 tarihinde sigortalı dairede su baskını meydana geldiğini, yapılan ekspertiz incelemesinde; hasarın konutta bulunan ... marka su arıtma cihazının patlaması neticesinde sızan sulardan kaynaklandığı tespit edildiğini, eksper marifeti ile yapılan araştırma ve inceleme neticesinde, sigortalısına 8.300,00-TL bina hasarı için ve 4.750,00-TL eşya hasarı için olmak üzere toplam 13.050,00-TL tazminat ödemesi yapıldığını, oluşan hasardan davalının %100 kusuru söz konusu olduğunu, davalı oluşan zararın tamamından sorumlu olduğunu, davacı sigorta şirketi Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. Maddesi ile sigortalısının haklarına halef olduğunu, davacı sigorta şirketinin ödemiş olduğu hasar bedelini zarara neden olan davalıya rücu etme hakkının mevcut olduğunu, davacı tarafından oluşan hasarla ilgili rücu ihtarı davalıya gönderilmiş olup davalı tarafça ödeme yapılmadığını, rücu alacağımızın tahsili amacıyla davalı aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı, borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi durduğunu, tazminat tutarı eksper raporu ile tespit edildiğini ve hak sahibine rapor doğrultusunda ödeme yapıldığını, icra takibinden önce davalıya rücu mektubu gönderilmiş ve davalıya borç tutarı bildirildiğini, icra takibinden evvel borç miktarı belirli olması ve borçlunun borç miktarından haberdar olması sebebiyle alacağın likit olduğunu, Alacak likit olduğundan ve hasar, davalı tarafın kusurundan kaynaklandığından %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davacı sigorta şirketi hak sahibine ödeme yaptığı █████/2023 tarihi itibari ile faiz talep edebileceğini belirterek davacı vekili davanın kabulünü, davalının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı dairede meydana gelen su baskını nedeniyle, davacı tarafından üçüncü kişiye ödenen tazminatın, davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine yapılan itirazların iptali ile icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davaların Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği, düzenlenmiştir.Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. ..... tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve █████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2.maddesinde, kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (... tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir.Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye (-sigortalı daire hususi meskendir-) halef olarak açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre (-sigortalı hizmet alan tüketici davalı ise hizmet verendir-) belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalı arasındaki ilişki, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince tüketici ilişkisidir. Yapılan açıklamalar gereğince dava nispi yada mutlak ticari davada olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olacağından ve görev hususunun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınabileceği gözetilerek Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, (görev) dava şartı yokluğu nedeniyle davanın HMK'nın 115/2 maddesi gereğince usulden REDDİNE,2-Görevli mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi OLDUĞUNA,3-HMK nun 20. Maddesine göre kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde müracaat halinde dosyanın yetkili ve görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi halde aynı madde gereğince, dosya resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra davaya yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,5-Harç ve yargılama giderleri hususunun HMK 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemede değerlendirilmesine,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katip ..... e-imzalıdır Hakim ...... e-imzalıdır