Miras bırakan muvazaası ve tapu iptali/tescil davası; murisin inanç sözleşmesiyle devrettiği taşınmazın diğer mirasçının bakımını sağlayan oğluna geçtiği savunması.
Özet: Dava, murisin taşınmazı inanç sözleşmesiyle üçüncü kişiye devredip akabinde diğer oğluna intikal ettirmesinin, davacının saklı payını ihlal eden muvazaalı bir işlem olduğu iddiasına dayanarak tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis talebinden ibaret olup; davalı taraf, tenkis davasının zamanaşımına uğradığını, murisin muvazaalı bir işlemi olmadığını, taşınmazın kredi karşılığı devredildiğini ve borcun kendisi tarafından ödendiğini, önceki kesinleşmiş mahkeme kararının varlığını ve murisin vasiyetinden döndüğünü savunmuş, ilk derece mahkemesi ise davalı tanık anlatımlarından murisin bakımının davalı tarafından sağlandığı hususuna değinmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : ███████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacı ...’in muris ...’in oğlu ve yasal mirasçısı olduğunu, murisin sağlığında ... ili, ...ilçesi, ... Mahallesi 1 06... parselde bulunan taşınmazı dava dışı ... ile yaptığı inanç sözleşmesi kapsamında bedelsiz olarak devrettiğini, sözleşme gereğince inançlı işlemin sona ermesiyle taşınmazın davalı ...’e devrinin kararlaştırıldığını, murisin 10.02.2019 tarihinde ölümünden sonra davalı ...'in ...2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile dava dışı ...'a tapu iptali ve tescil davası açarak 1 06... parselde bulunan taşınmazın adına tescilini talep ettiğini, açılan davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın istinaf denetiminden geçerek kesinleştiğini, müvekkilinin bu kararla saklı payının zedelendiğini öğrendiğini, ...Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile de murise ait ... 3. Noterliğinin 20.10.1995 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesinin açıldığını, murisin sağlığında yaptığı tasarruf işlemleri nedeniyle paylaştırılması gereken malvarlığının olmadığının anlaşıldığını, muris tarafından davalı ... kayırılarak malvarlığının muvazaalı şekilde aktarıldığını, inançlı işlemin sona ermesiyle dava konusu taşınmazın tekrar murisin terekesine dönmesi gerektiğini, ilgili taşınmazın davalı adına tesciline karar verilmesi ile aslında murisin ölümü ile dava dışı üçüncü bir kişi tarafından tekrar murise devri gereken taşınmazın davalı adına tesciline karar verilmesi üzerine müvekkilin saklı payının da ihlal edildiğini, zira taşınmazın davalı adına tescilinde bir bedel de ödenmediğini, ayrıca murisin noterde yapılan vasiyetnamesinde 1 06... parselde bulunan binanın müvekkiline vasiyet edildiğini, vasiyetnamenin tarihi 1995 olmakla birlikte muris tarafından vasiyetnameye konu taşınmazı vasiyete aykırı şekilde önce inanç sözleşmesi ile başkasına, inanç işleminin sona ermesi ile de diğer oğlu ...'e devredilmesi için protokol yapıldığını, aslında bu durumların bile murisin müvekkili aleyhine işlem yaptığını gösterdiğini, gerçek bir satış veya başkaca bir işlem söz konusu olmadığı gibi murise davalı tarafından herhangi bir ödeme de yapılmadığını, murisin dava dışı 3. kişi ile yapmış olduğu inanç sözleşmesine diğer mirasçısı olan davacının saklı payı gözetilmeden "bana veya ...'e devri" ibaresini koymasında haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığını, davalı ... tarafından muvazaalı şekilde muristen mal edinildiğinin sabit olduğunu belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına pay oranında tesciline, olmazsa tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; tenkis davasının 1 yıl içine açılmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının muris ile dava dışı ... arasında yapılan ve taşınmazın muris ve veya müvekkili ...'e devredileceğine dair yapılan sözleşmeden ...2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı davası devam ederken vekili aracılığı ile 03.11.2020 tarihinde haberdar olduğunu, tarafların murisi ...'in iptale tabi bir tasarrufu olmadığını, murisin sağlığında iken dava konusu taşınmazı müvekkiline devretmediğini, zira taşınmazın ...'a kredi kullanılması için satış olarak gösterildiğini, kredinin geri ödemesinin tamamını da davalı ...'in yaptığını, murisin muvazaalı bir işlemi olmadığını, muris muvazaasından bahsedilemeyeceğini, kaldı ki davacının ...2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına fer'i müdahil olduğunu, taşınmazın kendi adına tescilini talep ettiğini, ancak bu talebinin kabul edilmeyerek tapunun müvekkili adına tesciline karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini ve davacı yönünden de kesin hüküm teşkil ettiğini, murisin 1995 yılında yaptığı vasiyetten döndüğünü, vasiyet edilen mal üzerinde sonradan vasiyetname ile bağdaşmayan tasarruf yapılması ile vasiyetnameden dönülmüş olacağını, murisin gerek taşınmazı ...'a devrederken gerekse yaptığı protokol ile vasiyetinden döndüğünü, 2016 yılında da taşınmazlarının satışı için davalıya vekaletname verdiğini, murisin sağlığında yaptığı tasarruflarla her iki oğlunu da eşit olarak gözettiğini, davacının borcu için taşınmaz satarak parasını davacıya verdiğini, murisin hiç bir tasarrufunu davacıdan mal kaçırmak için yapmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda davacı, her ne kadar taşınmazın devrinin muvazaalı olduğunu iddia etmiş ise de davalı tanık anlatımlarından murisin ölümünden önce davalı oğlu ile birlikte yaşadığı, murisin tüm ihtiyaçları ile davalının ilgilendiği, hatta davalının murisin altını bile temizlediği, murisin tüm bakım giderlerinin davalı tarafından sağlandığı, murisin oğlunun bakımından memnun olduğu, sunulan aşırı hizmetin semen olarak değerlendirilmesi gerektiği hukuka uygun düşeceğinden, böyle bir durumda temlikin ivazlı olduğunun kabulünün gerektiği, taraflar arasındaki devir işleminde muris muvazaasının olmazsa olmaz unsurlarından “gizli sözleşme” unsuru bulunmadığından işlemin gerçekten satış olduğu sonucuna ulaşıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.04.2009 tarih ve 2009/1-130-1 50... /███████ gün ve 2008/1-650-656 sayılı kararlarında da aynı ilkelerin benimsendiği, murisin mirasçıdan mal kaçırma amacında olmadığı, davalının bakımından memnun olduğu için vefa sonucunda bu devri gerçekleştirdiği, satışın muvazaalı olduğu davacı tarafça ispatlanamadığından tapu iptali ve tescil davasının reddine, murisin mirasçısından mal kaçırma kastı ile değil davalının kendisine sunduğu bakım hizmetine karşı ve destek olmak niyeti ile temliki gerçekleştirdiği, mirasçıdan mal kaçırma amacıyla ve saklı payı ihlal kastıyla hareket etmediği gerekçesiyle terditli dava olan tenkis davasının da reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları, mahkeme kararı, tapu kayıtları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı ile murisin arasında kırgınlık, dargınlık, husumet bulunmadığı, davalının murise baktığı, murisin dava konusu taşınmazı inançlı işlem ile davalıya devrini amaçlamasının mirasçısından mal kaçırma olduğu yönündeki iddianın ispatını sağlayacak dosya kapsamına bir delil sunulmadığı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!