İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, ayıplı sarma yaprak satışından kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemeler arası görev uyuşmazlığını tacir sıfatının belirlenmesiyle çözdü.
Özet: Ayıplı sarma yaprak satışı iddiasına dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılan bir davada, davacının tüccar sıfatıyla ticari faaliyetten doğduğunu ve Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu belirten Asliye Hukuk Mahkemesi ile, davalının tacir niteliğinde olmaması, uyuşmazlığın mutlak veya nispi ticari dava kapsamında yer almaması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu savunan Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlığının giderilmesi hedeflenen bu evrak, icra inkar tazminatı talebini de içeren karmaşık bir hukuki ihtilafı çözüme kavuşturmayı amaçlamaktadır.

T.C.İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ8. Hukuk DairesiESAS NO : █████████KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 07.04.2026NUMARASI : ████████ Esas, ████████ KararMAHKEMESİ : TURGUTLU 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 19.02.2026NUMARASI : ████████ Esas, ███████ KararDAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 23.06.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 24.06.2026Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi ile Turgutlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; davalı tarafından davacıya satılan sarma yaprak şeklindeki ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle ödenen bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemidir.Davacı vekili Turgutlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhine Turgutlu İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu şirketin söz konusu icra takibine karşı itiraz ettiğini, itirazları sebebiyle davaya konu icra takibi durduğunu, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptali gerektiğini, müvekkilinin kendi çapında kendi şahsında yaprak alım satım işleri yaptığını, davalı şirketin internet adresinde yazan .... numaralı telefon ile müvekkil iletişim kurarak yaprak almak istediğini, .... isimli şirketin yöneticisi olan kişi ile yaptığı görüşmeler sonucu müvekkilinin, davlı şirketten 16.05.2025 tarihinde ilaçsız (tamamen organik), sağlam olması şartı sarma yaprak satın aldığını, davalı tarafından müvekkiline satılan 53 varil yaprağın ayıplı çıktığını, satışa ait 16.05.2025 tarihli irsaliyenin ekte sunulduğunu, irsaliyede müvekkil ....'ün bilgilerine ürün satıldığı, teslim alanın müvekkilinin tuttuğu nakliyeci ....'ün imzasının olduğu karşı tarafta teslim edenin davalı şirket yetkilisi .... olduğunun net bir şekilde ortada olduğunu, müvekkili ile iletişim kuran.... isimli kişi ile müvekkilinin yapraklar için anlaştığı tutarı davalı şirketin bildirdiği .... isimli kişinin davalı şirkette yönetici olduğunu, varillerin tanesinin150 kilo, kilogram fiyatının 95 TL olduğunu, hile ve aldatma yolu ile müvekkile kötü niyetli bir şekilde normal olan yaprakların gösterildiğini, müvekkile 10 varil normal düzgün kullanılabilir yaprak gösterilmiş geriye kalan 53 varil çürük, yırtık, ilaç basılmış zehirli sarma yapraklar verildiğini, müvekkilinin Erbaa 1. Noterliğinden 30.05.2025 tarihinde 05333 yevmiye numarası ile ihtar çektiğini ve kendisine satılan yaprakların ayıplı olduğunu çürük, yırtık, ilaç basılmış zehirli olduğunu davalı şirkete bildirdiğini belirterek, davanın kabulüne, davalı şirketin Turgutlu İcra Dairesi'nin █████████ sayılı icra dosyasında 743.311,50 TL'lik kısmı için yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, takibe itiraz eden borçlu aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Turgutlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ███████ Karar sayılı, 19.02.2026 tarihli ilamı ile, somut olayda davacının tüccar olduğu, davalının Limited Şirket olduğu ve işbu davanın da tarafların ticari faaliyetinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının TTK.16.maddesine göre tacir olduğu, ticari faaliyeti kapsamında iş bu davayı açması nedeniyle söz konusu davanın TTK’nın 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasına göre ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği belirtilerek, davanın usulden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar 24.03.2026 tarihinde kesinleşmiştir.Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı 07.04.2026 tarihli ilamı ile, uyuşmazlığın ayıplı mal bedelinin tazmini amacıyla başlatılan icra takibine yönelik davalının itirazının iptali istemine ilişkin olduğu, bu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da düzenlenen işlerden olmadığı, yine aynı yasanın 4/1 maddesindeki bentler halinde sayılan ya da özel kanunlarında belirlenen mutlak ticari davalardan da olmadığı, Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan gelen yazı cevabına göre davalının TTK'nın 16/2. maddesi uyarınca tacir olmadığı, dolayısıyla uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, dosyaya celbedilen Gelir idaresi Başkanlığı yazı cevabında " Ödevlinin vergiden muaf olmayıp, Yıllık Gelir Vergisi mükellefi olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, VUK 177. maddesindeki hadleri aşmadığı" belirtildiğinden faaliyetin esnaf işletmesi sınırında olduğu, dolayısıyla davada nispi ticari dava koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla davaya bakma görevi Ticaret Mahkemesinin değil Asliye Hukuk Mahkemesinin olduğundan davanın Turgutlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle görevli Mahkemenin Turgutlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş ve karar 28.04.2026 tarihinde kesinleşmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır;Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin 21.07.2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177/1. fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup, bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.Somut olayda, Turgutlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan araştırmalarda Tokat/Erbaa Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan 09.02.2026 tarihli yazı cevabı ile, davacı mükellefin işletme hesabı usulüne göre defter tuttuğu, VUK 177/1 bendinin 1 ve 3 numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitin yarısını, 2 numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.Bu durumda gelen resmi yazı cevapları esas alındığında; davacının tacir sıfatına haiz olmadığı, faaliyetin esnaf boyutunda olduğu, nispi nitelikteki ticari davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiği anlaşılmakla davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Turgutlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Turgutlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23.06.20265070 Sayılı Yasa gereğince e-imza ile imzalanmıştır.