1. Hukuk Dairesinde inançlı işlemle devredilen taşınmazın tapu iptali ve tescil davasında bozmaya uyma sonrası verilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: Taşınmazın inançlı işlemle devredildiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ise yazılı belgelerle inançlı işlemin kanıtlandığını belirterek kabul kararı vermiş, ancak yüksek mahkeme davacının davalıya olan borçlarının araştırılmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni sayarak Türk Borçlar Kanununun 97. maddesi uyarınca borcun tespiti ve depo edilmesini talep etmiş, bozmaya uyan bölge adliye mahkemesi tespit edilen borcun davacı tarafından depo ettirilmesi sonrasında davayı yeniden kabul etmiş ve bu nihai karar davalı tarafından bir kez daha temyiz edilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ:...3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazını davalı ...'e bedelsiz temlik ettiğini, davalı ...'in aralarında yaptıkları harici sözleşme ile taşınmazı davalı ...'a bedelsiz devrettiğini, bu süreçte taşınmazın devamlı olarak kendisi tarafından kullanıldığını, davalılardan ... ile aralarında tanzim ettikleri ... Bankası...Şube Müdürlüğüne hitaben yazdıkları dilekçede 1 01... parseldeki 5.2 98... muz serasında doğal afet nedeniyle hasar meydana geldiğini belirttiklerini, taşınmazını hasarlı olarak davalı ...'a taşınmazı geri almak kaydıyla emaneten devrettiğini, söz konusu anlaşma gereği bankaya olan borcunu ödediğini, davalı ...'ın bir suçtan dolayı tutuklanması nedeniyle oğlunu genel vekaletname ile vekil tayin ettiğini haricen öğrendiğini, oğlunun dava konusu taşınmazı başkalarına devredebileceğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı ..., iddianın yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini, taşınmazı ipotekli olarak ve bedelini ödeyerek satın aldığını; diğer davalı ..., iddiaların doğru olmadığını ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece Mahkemesince, davacının taraflar arasındaki inançlı işlemi, taraf muvazaasını ve davalının mülkiyeti devir borcu altında olduğunu itibar edilebilir nitelikte deliller ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının inançlı işlem iddiasının tarafların imzası olan 23.03.2017 tarihli ve imzası inkar edilmeyen, ... Bankasına sunulan iki adet adi yazılı senet ve dosyadaki bilgi ve belgeler ile kanıtlandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, davalı ... vekilinin istinafı üzerine Dairece; "...dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazı █████/2016 tarihinde davalı ...’e, davalı ...’in de 25.10.2016 tarihinde davalı ...’a devrettiği anlaşılmakta olup inançlı işlem iddiasının 23.03.2017 tarihli ve imzası inkar edilmeyen adi yazılı senet ile kanıtlandığı gözetilerek karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ...n bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Davalının öteki temyiz itirazlarına gelince, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın inançlı işlem hukuki sebebine dayandığı, dava konusu taşınmazın bu sözleşme kapsamında davalı ...’a temlik edildiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. O halde, eldeki davada uyuşmazlığın davacı ve davalı...arasında yapılan inanç sözleşmesi gereğince anılan tarafların üzerlerine düşen borçları yerine getirip getirmediği hususuna ilişkin olduğu sonucuna varılmaktadır. Davalı...vekili 27.07.2018 tarihli dilekçesinde davalının, davacının icra takibi başlatılmış bir takım borçlarını ödediğini, ipoteğin de davalı tarafından kalan borç ödenerek terkin edildiğini bildirdiği anlaşılmakta olup bu hususlar araştırılmadan sonuca gidilmiştir. Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle davacının davalıya borcu bulunup bulunmadığının usulünce tespit edilmesi, borç saptanırsa TBK'nın 97. maddesi gereği tespit edilen borç miktarını Mahkeme veznesine depo etmesi için davacıya süre tanınması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve noksan araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma kararı doğrultusunda TBK'nın 97. maddesi uyarınca yapılan araştırma sonucunda saptanan 345.077,37 TL borç miktarının davacıya depo ettirildiği, depo edilen bu bedelin davalıya ödenmesine karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-KARAR-
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, Aşağıda yazılı 41.221,22 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!