Muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazların mirasçılardan mal kaçırma kastıyla devredildiğine ilişkin istinaf kararının temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, miras bırakanın taşınmazlarını satış göstermek suretiyle davalıya mirastan mal kaçırma amacıyla devrettiğini iddia ederek tapu iptali ve tescil talep etmiştir. Davalı ise, murisin bakımını üstlendiğini ve devirlerin bakım karşılığı veya satış yoluyla yapıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi murisin mal kaçırma iradesi olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişken, Bölge Adliye Mahkemesi, murisin ciddi bakım ihtiyacı bulunmadığı ve asıl amacın mirasçılardan mal kaçırmak olduğu tespitiyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak bazı parseller yönünden davanın kabulüne karar vermiştir. Bu karar üzerine davalı vekili tarafından temyiz başvurusu yapılmıştır.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Akyazı 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacılar vekili; davacıların murisi ...'nin 7 27... parsel sayılı taşınmazları ile 752, 1196, 12 05... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını satış göstermek suretiyle davalıya devrettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin taşınmazlarını satma ihtiyacı bulunmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; muris ...'nin ölümüne kadar tüm bakımının, dava konusu taşınmazların da işlerinin murisin oğlu olan davalı tarafından yapıldığını, dava konusu 752 parselin 1/2 payını, 7 27... sayılı parselleri davalının muristen satın aldığını, 1320 parselin 1/3 payının davalı adına kayıtlı olduğunu, davalının 1196 parselin 1/2 payını dava dışı kişiden, geriye kalan 1/2 payını ise muristen satın aldığını, taşınmaz üzerindeki evi oturulacak hale gelmesi için davalının yenilediğini, taşınmaz üzerine ahır ve ambar yaptırdığını, muristen kalan başka taşınmazlar da bulunduğunu, bu taşınmazlardan bir kısmını davacıların muris ölene kadar ve halen kullandıklarını, davalının annesi ve babasına bakıp gözettiği, tüm giderlerini karşıladığı için ölünceye kadar bakma akdi ve amacı ile taşınmazların devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin çocukları arasında ayrım yapmadığı, davalı ile birlikte yaşadığı ve ölünceye kadar bakımının davalı tarafından yapıldığı, davalının geçimini babasının tarlalarını ekip biçmek suretiyle sağladığı, davalı ve murisin aynı evde yaşadıkları ve davalının emek ve mesaisi ile evin geçimine katkı sağladığı, murisin davalı ile birlikte yaşayıp tüm tarla işleri ile davalının ilgilenmesi, bakım ve geçimin davalının emeği ile karşılanması karşısında minnet duygusu ile taşınmazları devretmesinin mal kaçırma iradesi olmadığı, ölümü ile mirasçılarına intikal eden taşınmazlar olduğu, dava konusu 1205 parsel sayılı taşınmazın davadan önce satış suretiyle devredildiği, dava tarihinde davalı adına kayıt olmadığı gerekçeleriyle dava konusu 1205 parsel sayılı taşınmaz yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, dava konusu diğer taşınmazlar yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazlar dışında muris adına kayıtlı 854 parsel sayılı taşınmazın 27.02.1992 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya devredildiği, murisin yaşamı boyunca ciddi bakım ve özen gerektiren bir rahatsızlığının bulunmadığı, bununla birlikte hem kendisinin hem de davalı ve ailesinin geçiminin murise ait taşınmazlardan sağlandığı, murisin esas amacının ölünceye kadar bakılmasını sağlamak olduğunun düşünülemeyeceği, asıl amacının mirasçılarından mal kaçırmak olduğu, muris ile davalı ve ailesinin birlikte yaşadığı anlaşılmakta ise de olağanın ötesinde ciddi bir emek ve bakım gerektiren bir ihtiyacının bulunmadığı, temlikin makul sınırlar içinde kaldığının kabul edilebilmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, dava konusu 727, 752, 1080, 11 96... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle 727, 752, 1080, 11 96... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, 1205 parsel sayılı taşınmaz yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 239.729,22 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.