Mirasbırakanın kız çocuklarını miras hakkından yoksun bırakma kastıyla görünürde satış veya ölünceye kadar bakma akdiyle yaptığı taşınmaz devirlerinin muvazaalı olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil, aksi halde saklı pay ihlali nedeniyle tenkis talepli dava.
Özet: Mirasbırakan babanın taşınmazlarını kız mirasçısından mal kaçırma amacı güderek erkek çocuklarına ve torunlarına muvazaalı şekilde devrettiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis davasında, ilk derece mahkemesi, mirasbırakanın paylaştırma kastıyla hareket ettiğini, temliklerin muvazaalı olmadığını ancak davacının saklı payını ihlal ettiğini tespit ederek tapu iptal ve tescil talebini reddetmiş, tenkis talebini ise kabul etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Mahkeme kararı davacı vekili ve bir kısım davalılar ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. Davacı; mirasbırakan babası ...’un maliki olduğu 170, 4 05... parselleri bir kısım davalıların murisi oğlu ...’ya, 406, 415 parselleri bir kısım davalıların murisi oğlu ...’a, 305 parseli davalı oğlu ... ve davalı torunu ...'a, 156 parseli davalı torunu ...’a, 382 parseli eşit paylarla davalılar ..., ..., ..., ..., ...'a ölünceye kadar bakma akdi ya da satış suretiyle devrettiğini, yine 3 87... parsellerini ise kadastro sırasında davalılar ..., ... ve ...'a devrettiğini, ayrıca mirasbırakanın devirlerden sonra davalılar lehine noterde vasiyetname de düzenlediğini, mirasbırakanın sadece erkek çocukları lehine yaptığı tüm işlemlerin kız çocuklarından mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalılar ..., ... ve ...; mirasbırakanın amacının paylaştırma olduğunu, davacının miras payı için 10.000 DM paranın yedieminde bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir. İlk Derece Mahkemesince, mirasbırakanın paylaştırma kastıyla hareket ettiği, temliklerin muvazaalı olmadığı, ancak temlikler sonucunda davacının saklı payının zedelendiği gerekçesiyle tapu iptali-tescil isteğinin reddine, tenkis isteğinin kabulüne karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; dava konusu taşınmazların rayiç değerlerinin tespit edilerek harç tamamlandıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, mirasbırakanın paylaştırma kastıyla hareket ettiği, temliklerin muvazaalı olmadığı, ancak temlikler sonucunda davacının saklı payının ihlal edildiği gerekçesiyle tapu iptali-tescil isteğinin reddine, tenkis talebinin kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1919 doğumlu mirasbırakan ...'un 27.01.2012 tarihinde ölümü ile geride davacı kızı ..., davalı oğulları ... ve ... ile kendinden önce ölen oğlu ... mirasçıları davalılar ..., ... ve ..., kendinden önce ölen oğlu ... mirasçıları davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ..., kendinden önce ölen oğlu ...'ten olma torunu davalı ..., dava dışı torunu ... ve dava dışı kızları ..., ..., ... ve ...'nin kaldığı, mirasbırakanın 04.04.2000 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile maliki olduğu 170 (yeni 1 69... ), 405 (yeni 2 24... ), 322 (yeni 1 92... ) parselleri oğlu ...'ya; 406 (yeni 2 24... ), 415 (yeni 2 24... ) parselleri oğlu ...'a; 305 (yeni 1 91... ) parsel sayılı taşınmazın ██████████ payını davalı oğlu ...'ye, ██████████ payını davalı torunu ...'a; 156 (1 69... ) parseli davalı torunu ...'a devrettiği; mirasbırakanın 382 (yeni 2 25... ) parsel sayılı taşınmazını ise 1/5'er eşit payla oğulları ..., ..., ..., ... ve torunu ...'a satış suretiyle devrettiği, diğer dava konusu 910 (yeni 1 94... ) ve 387 ( yeni 2 49... ) parsellerin ise kadastro tutanaklarında mirasbırakanın 19 79... yıllarında torunu ... ve oğulları ... ve ...'a satarak zilyetliğini devrettiğinden bahisle 1/3'er payla davalılar ..., ... ve ... adlarına kadastro suretiyle tescil edildiği, daha sonra davalılar ... ve ...'nin 910 parseldeki paylarını 04.04.2000 tarihinde ...'a satış yoluyla devrettikleri, ...'ın ise 387 parseldeki payını 04.04.2000 tarihinde eşit payla davalılar ... ve ...'a satış yoluyla devrettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 0l.04.1974 tarihli 1/2 sayılı içtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Borçlar Kanunu'nun 213. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.Diğer taraftan murisin, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir. Öte yandan; 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Bir başka ifadeyle, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar, taşınır mal niteliğindedir. Tapusuz taşınmazlarda zilyetlikten ibaret olan hakkın devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmeleri hiçbir şekilde biçim koşuluna bağlı değildir. Bu nedenle gizlenerek yapılan bağış niteliğindeki tasarruflar geçerlidir. Bu tür durumlarda 01.04.19 74... /2 sayılı İBK’nın uygulanma yeri yoktur. Ancak, koşullarının varlığı halinde tenkis talebi incelenebilir. Somut olayda; dava konusu 9 10... parseller yönünden mirasbırakan tarafından tapuda yapılan resmi temlik bulunmadığı, anılan taşınmazların kadastro sırasında senetsizden davalılar ..., ... ve bir kısım davalıların murisi ... adına tespit ve tescil edildiği açık olup anılan parseller bakımından 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İBK’nın uygulama yeri bulunmadığı gözetildiğinde, Mahkemece 9 10... parseller yönünden muris muvazaasına dayalı tapu iptali-tescil isteğinin reddine karar verilmiş olması sonucu itibariyle doğrudur. Davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazlarının reddine. Ne var ki, Mahkemece, mirasbırakan tarafından ölünceye kadar bakma akdi ile devredilen dava konusu 170, 405, 322, 406, 415, 305, 156 parseller ve satış suretiyle devredilen 382 parsel yönünden mirasbırakanın paylaştırma kastıyla hareket ettiği ve temliklerin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle tapu iptali-tescil isteğinin reddine karar verilmişse de mirasbırakanın tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırma yaptığı savunmasının kanıtlanamadığı, davacıya verilen bir taşınmaz ya da para bulunmadığı, mirasbırakanın tüm malvarlığını oluşturan terekesindeki 8 parça taşınmazdan dava konusu 170, 405, 322, 406, 415, 305, 156 parsel sayılı toplam 7 parça taşınmazını ölünceye kadar bakma akdi ile oğulları ve kendisinden önce ölen oğlu ...'den olma erkek torununa temlik ettiği, mirasbırakanın daha az miktarda taşınmaz devrederek kendisine bakılmasını sağlama imkanı varken, mamelekinin büyük bir kısmını oluşturan taşınmazlarını temlik ederek makul karşılanabilecek sınırı aştığı, yine oğulları ve oğlundan olma torununa satış suretiyle devrettiği dava konusu 382 parsel yönünden de mirasbırakanın temlik tarihinde taşınmazını satmasını gerektirir haklı veya makul başka bir sebebinin bulunmadığı, mirabırakanın terekesinde başkaca taşınmaz kalmadığı hususları yukarıdaki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakanın temliklerdeki asıl irade ve amacının erkek çocukları lehine mirasçılarından mal kaçırmak olduğu sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hâl böyle olunca, dava konusu 170, 405, 322, 406, 415, 305, 1 56... parsel sayılı taşınmazlar yönünden muvazaa iddiasının ispatlandığı gözetilerek tapu iptali-tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi; kadastro sırasında mirasbırakan tarafından haricen satıldığından bahisle davalılar ..., ... ve bir kısım davalıların murisi ... adına tescil edilen diğer dava konusu 9 10... parseller yönünden ise davacının terditli tenkis isteğinin değerlendirilmesi (diğer dava konusu 170, 405, 322, 406, 415, 305, 1 56... parseller yönünden davanın kabul edilmesiyle oluşacak yeni durum da gözetilerek) ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Davacı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre bir kısım davalılar ... vd. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İstek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacı ve bir kısım davalılar ... vd.'ne iadesine, Dosyanın Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.