Danıştay 8. Daire, 3573 sayılı Kanuna aykırı bulunan zeytinliklere yakın taş ocağı işletme ruhsatının iptal kararının temyiz incelemesini yapıyor.
Özet: Sakaryada bir kalker taş ocağı işletme ruhsatının iptali davasında, belediye tarafından talep edilen bu iptal istemine ilişkin olarak, ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporunun ocağın zeytinliklere 1915 metre mesafede bulunması ve doğal engeller nedeniyle çevresel olumsuz etkisi olmayacağı yönündeki tespitlerine rağmen, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Kanununda belirtilen 3 kilometrelik asgari mesafenin sağlanmadığı gerekçesiyle ruhsatın iptali yönünde karar vermiş olup, bu kararın temyizen bozulması talep edilmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) ...l Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Hafriyat Nakliyat Taahhüt ve Tic. Ltd. Şti.VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Belediye BaşkanlığıVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı idare tarafından, Sakarya ili, Pamukova ilçesi, ... Köyü'nde bulunan alana, ... Harfiyat Nak. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. adına verilen ... numaralı II-a grup işletme ruhsatının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Mahkemece yapılan keşif bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; ''zirai faaliyetler arasında bulunan ve özel kanunla tanımlanan zeytin bahçelerinin çevresinde en az 3. km mesafede dava konusu taş ocağı tesisinin kurulması izni, ancak belirli izinler çerçevesinde mümkündür. Dava konusu alanda yapılan keşif sırasında taş ocağı çevresindeki zeytin bahçeleri ve tarım alanları gezilip görülerek gerekli ölçümler ve notlar heyetimiz tarafından alınmıştır. Keşif esnasına yapılan denetimler neticesinde davaya konu edilen kalker taş ocağının en yakm zeytin bahçesine 1915 m. mesafede olduğu, ancak davaya konu taş ocağı ile zeytin bahçesi arasmda bir yükseltinin (tepe) bulunduğu, dolayısıyla taş ocağından muhtemel çıkacak toz ve partiküllerin söz konusu zeytin bahçelerine ulaşmasının mümkün olmayacağı, parçacıkların zeytin ağaçlarının bulunduğu alana, batılı rüzgarlarn azlığı, düşük rüzgar hızları ve engebeli arazi yapısından dolayı kuşbakışı 1915 metre mesafeye ulaşmasının olanaksız görüldüğü, sonuç itibarıyla dava konusu taş ocağı tesisinin, zirai faaliyetler ile sahadaki bitki florası, orman ve hayvan faunası üzerine menfi sayılacak herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca sözkonusu taş ocağı için hazırlanan PTD incelendiğinde de projenin hayata geçirilmesiyle birlikte tarım arazilerinde oluşabilecek etkiler ile bunları önleyici alınabilecek tedbirler PDT'de ayrıntılı olarak belirtilerek tesisin gevresindeki tarım arazilerine ve tarımsal faaliyetlere zarar vermemesi için gerekli önlemlerin alınacağı belirtilmiştir. Heyetimizce de dava konusu tesis ve faaliyetlerin tanmsal üretim, canlı yaşamı ve insan hayatını tehlikeye düşürmeyeceği, bu hususlarda PTD'da yapılan tespitler ve alınan tedbirlerin bu proje için yeterli özellik taşıdıkları kanaatine ulaşılmıştır. Alan içerisinde ve etki mesafesinde bitki örtüsü ve yaban hayatı yönünden tehlike altında veya korunması gereken tür bulunmamakta olup davaya konu taş ocağı faaliyetinin yapılması durumunda gevresindeki orman yapısının durumunda bir deformasyon-bozulma durumu söz konusu olmayacaktır. Dolayısıyla ilgili yönetmelik hükümleri ve kullanılacak alanın 25 ha. altında kalması, yakınında başka taş ocağı tesislerinin bulunması, ilgili kurum ve kuluşlardan sakınca olmadığına dair yazıların alınması ve oluşması muhtemel olumsuz etkilerin minimuma indirilmesi amacıyla yonetmelik hükümlerine uyulacağına dair taahhütlerin verilmesi ve tesisisin en son teknoloji kullanılarak yapılması planlandığından, ... numaralı II-a grup maden işletme ruhsatının mevzuata uygun olarak verildiği mütalaa edilmektedir." yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği, bilirkişi raporlarının, mahkemelerin yargılamada sonuca ulaşmak için kullandıkları bir araç olduğu, ancak bilirkişi görüşünün, yargılama açısından kesin delil niteliğinde bir delil olmadığı, bilirkişi görüşünün takdirî bir delil olduğu, bu bakımdan, raporda yer alan değerlendirmelerin Mahkeme bakımından herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığı, bilirkişi raporunda, dava konusu kalker ocağı tesisinin, zirai faaliyetler ile sahadaki bitki florası, orman ve hayvan faunası üzerine menfi sayılacak herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı, tarımsal üretim, canlı yaşamı ve insan hayatını tehlikeye düşürmeyeceği, bu hususlarda PTD'da yapılan tespitler ve alınan tedbirlerin bu proje için yeterli ozellik taşıdıkları, çevresindeki orman yapısının durumunda bir deformasyon-bozulma durumunun söz konusu olmayacağı bu nedenlerle dava konusu 86562 numaralı II-a grup maden işletme ruhsatının mevzuata uygun olarak verildiği yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiş ise de; keşif esnasına yapılan denetimler neticesinde davaya konu edilen kalker taş ocağının en yakın zeytin bahçesine 1915 m. mesafede olması, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20. maddesinde ise; ''Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.'' hükmünün mevcudiyeti, öte yandan bilirkişi raporunda, zikredilen bilimsel çalışmalarda tozdan etkilenen zeytin alanlarında verimin yaklaşık %76 oranında düştüğü, sürgün boyunun %27 ve yaprak sayılarının %5 oranında azaldığı ve elde edilen meyvelerin boyunda %25, eninde ise %20 oranında küçülme meydana geldigi yönündeki saptamalar ışığında zeytin ağaçlarının tozlardan vegetatif ve generatif gelişim açısından olumsuz etkilenebileceği yönünde görüş bildirilmesi karşısında, bilirkişilerin "dava konusu ... numaralı II-a grup maden işletme ruhsatının mevzuata uygun olarak verildiği " yönündeki görüşlerine itibar edilmediğinden işleme konu projeye ilişkin ruhsat sahasında, açılması planan II-a grubu kalker ocağı ve kırma eleme tesisinden itibaren 3 km'lik alan içerisinde zeytinlik alanlar bulunduğu ve söz konusu madencilik faaliyetinin mevzuat hükümleri uyarınca bu alanda yapılmasının mümkün olmaması karşısında dava konusu "... numaralı II-a grup maden işletme ruhsatı" verilmesine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; öne sürülen iddiaların işletme iznine ilişkin olduğu, raporda faaliyetin zeytinlere zarar vermeyeceğine dair görüş beyan edildiği, ruhsatın iptalini gerektirir bir neden bulunmadığı, Müdahil tarafından; kanuni sürede dava açılmadığı, dava konusu taşocağı hakkında verilen ÇED gerekli değildir kararının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesi'nin E.... sayılı dosyasında açılan davada yapılacak yargılamanın bekletici mesele yapılması gerektiği, eksik tahkikat ile hüküm kurulduğu, kanunun yorumunda hataya düşüldüğü, resmi kurumlardan alınan olumlu görüş yazıları, Sakarya Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından düzenlenmiş teknik rapor ve yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun yok sayılarak hüküm kurulduğu, sahada yapılacak projenin Sakarya ilinin ihtiyaçları, kısıtlı alanlar ve sahanın jeolojik yapısı da dikkate alınarak belirlendiği, sahanın jeolojik yapısının ve zeytinlikle saha arasındaki dağ ile zeytin bahçesinin izole edildiğinin göz ardı edildiği, alınacak önlemlere proje tanıtım dosyasında yer verildiği ancak dikkate alınmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,1. Temyiz istemlerinin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,4. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde müdahile iadesine,5. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,6. Kesin olarak, █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.