Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, silahlı terör örgütü üyeliği suçunda yetersiz somut deliller üzerine ek araştırma ve somutlaştırma gerekliliği kararı.
Özet: Yüksek Mahkeme, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun oluşumu için örgütle organik bağ, hiyerarşiye tam teslimiyet, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylemlerin varlığını veya örgüt üyelerince işlenebilecek nitelikteki fiilleri gerekli görürken, sempati veya ideoloji benimsemenin yeterli olmadığını vurgulamış; sanık hakkında verilen mahkumiyet kararında dayanak gösterilen idari ve kovuşturma aşamasındaki tanık beyanlarının soyut, duyuma dayalı ve somut eylemden yoksun bulunması sebebiyle yetersiz olduğuna kanaat getirerek, FETÖ/PDYnin operasyonel eylemleri sonrası dönemdeki örgütsel nitelikteki eylemlerinin yer ve zaman belirterek somutlaştırılması, belirtilen tanıkların yeniden dinlenmesi ve UYAP bilgi bankasındaki ilgili verilerin araştırılması suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden aydınlatılması gerektiğini belirtmiştir.
3. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53... .
maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet
kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım Syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt Syf. 28, Özgenç Genel Hükümler Syf. 280)
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde cami imamı olarak görev yapan sanık hakkında hükme dayanak yapılan ve idari soruşturmada beyanda bulunan tanık anlatımlarının soyut, genel, duyuma ve kanaate dayalı nitelikte bulunması, idari soruşturma sırasında dinlenen tanıklar...,...,........ kovuşturma aşamasındaki anlatımlarının önceki beyanlarını doğrular nitelikte olmaması ve sanığın durumunu somutlaştırmaktan uzak bulunması karşısında;
Kovuşturma aşamasında dinlenen tanık...'nın özellikle idari soruşturmada tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde "...'un Sincanda bu örgütün imamlardan sorumlu imamı olduğu söyleniyordu. Örgütün mensubu olan ve .... tayin olan o zamanki ... Müftülüğünde Veri Hazırlama Memuru olan ...'dan bunu duydum."şeklindeki ifadesinde ismi geçen ... ile yine idari soruşturmalarda sanıkla birlikte evlerinde toplantı yaptığı iddia edilen ...'nın tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulup sanığın hukuki durumunun aydınlanması için gerekirse diğer tanıkların da yeniden dinlenilip, özellikle silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin operasyonel eylemlerinden sonraki süreçte sanığın örgütsel nitelikte eylem ve faaliyetlerinin bulunup bulunmadığı yer ve zaman belirtilmek suretiyle somutlaştırılmaya çalışılması, bu kapsamda UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başkaca ifade yahut beyan bulunup bulunmadığı araştırılıp, varsa beyan veya ifadelerin onaylı örneklerinin dosyaya getirtilerek CMK'nın 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunup, lüzumu halinde daha önce dinlenen ifade yahut beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla ifadelerine başvurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!