Kadastroda mera vasfında belirlenen taşınmazın, kadimden beri fiilen tarım arazisi olarak kullanıldığı iddiasıyla zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davası.
Özet: Kadastroda mera olarak sınırlandırılmış bir taşınmazın, kadimden beri davacı ve ataları tarafından ziraat amacıyla kullanıldığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, yerel mahkeme taşınmazın mera vasfı taşımadığını, tarım arazisi olarak kullanıldığını ve davacının zilyetliğinin ispatlandığını gerekçe göstererek davayı kabul etmiştir; yüksek mahkeme ise meraların hukuki niteliği, zamanaşımı ve zilyetlikle kazanılamayacağı, vasfının değiştirilemeyeceği yönündeki temel prensipleri vurgulayarak yerel mahkeme kararının hukuka uygunluğunu değerlendirmektedir.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; dava konusu 1 23... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında mera olarak sınırlandırıldığını, taşınmazın kadimden beri kendisi ve ataları tarafından kullanıldığını, taşınmazın yanında yer alan 4 parsel sayılı taşınmazın da kendisinin olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada ölümü üzerine yargılamaya mirasçıları devam etmiştir.
Davalı Hazine; davanın süresinde açılmadığını, taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını, zilyetlik şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Belediyesi; meraların zamanaşımı ile kazanılamayacağını, vasıf değişikliğinin Bakanlıkça yapılması gerektiğini, bu hususun mahkemenin görev alanına girmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Belediyesi, taşınmazın imar planı kapsamında kaldığını, mera vasfında olduğunu, kazanım şartları yönünden araştırma yapılması gerektiğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 21.06.2016 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş, kararın süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairenin 17.06.2020 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla: büyükşehir belediyesinin davaya dahil edilmesi gerektiği ve eksik araştırma yapıldığı gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iddialarının sübut bulduğu, dava konusu taşınmazın mera vasfı taşımadığı, tarım arazisi olarak kullanılageldiği, beyanlardan taşınmazın davacı tarafından kullanıldığı, davacının zilyetliğine itiraz olmadığı, mahalli bilirkişilerin ittifakla davacının zilyetliğini doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; kadastro sonucu, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan 1 23... parsel sayılı 34.236,76 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın, mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiği, davacının maliki olduğu aynı yer 1 23... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinde 1937 tarih ve 29 nolu vergi kaydıyla 1947 tarih ve 29 nolu ek vergi kaydıyla ... ... kızı ...’e intikalen gelmiş olup yirmi yılı aşkın bir zamandan beri nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyedinde bulundurduğu ve zikredilen vergi kaydının doğusu mera okuduğundan kayıt miktarına itibar edilerek miktar fazlalığının 23 parsel numarası ile tescil harici bırakıldığı belirtilerek taşınmazın ... adına tespit ve tescil edildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere; mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkının bağımsız olarak veya birlikte kullanmak üzere yetkili makam tarafından tahsis edilmiş olan veya böyle bir tahsis bulunmamasına karşın kadimden beri (öncesi belli olmayan bir zamandan beri) ilgili köy veya kasabalar tarafından mera olarak kullanılagelen ve hak sahiplerinin mevcut intifa hakları dışında üzerinde fiili ve hukuki tasarruflarda bulunamadıkları arazi parçasıdır. Bir yerin mera sayılabilmesi için bu amaçla bir köy veya kasabaya tahsis edilmesi, tahsis bulunmadığı takdirde kadimden beri o yerin mera olarak kullanılagelmiş olması gerekir. Bir yere hukuken mera vasfını verebilmek için bu iki unsurdan birinin bulunması zorunludur. (Cin, H.:Türk Hukukunda Mera Yaylak ve Kışlaklar, 2. Bası, Ankara 1980, s. 37 vd.)
Mera olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri mera olarak kullanılagelen yerler alınıp satılamaz, üzerine bina yapılamaz, ağaç dikilerek koru, bağ ve bahçe tesis edilemez. Meraların sınırlarının daraltılıp genişletilmesi ve zamanaşımı ile özel mülkiyete geçirilmesi mümkün değildir. Meraların vasfı değiştirilemez ve ziraat arazisi hâline getirilemez. Tahsisli veya kadim mera olgusunun belirlenmesi usul ve şekil yönünden birbirinden farklıdır. Zira tahsisli ve kadim meraların oluşumu itibariyle farklılıkları vardır. Tahsisli meralar, yetkili merciler tarafından kamunun yararlanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yoluyla oluştuğu hâlde kadim meralar, başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yer halkının yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar.
Bir yerin yetkili bir merci tarafından mera olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ancak, yetkili merci tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mera olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Taşınmazın tahsis yoluyla değil de kadim mera olduğunun anlaşılması hâlinde ise hiçbir şekilde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir (Hukuk Genel Kurulunun 30.10.1991 tarihli ve 1991/8-427 E., ████████ K.; 10.05.2006 tarihli ve 2006/8-240 E., ████████ K.; 14.11.2012 tarihli ve 2012/7-485 E., ████████ K.; 19.11.2014 tarihli ve 2013/8-1321 E., ████████ K. sayılı kararları)
Ne var ki; Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; yukarıda detaylı olarak anlatıldığı üzere kadim meraların zilyetlikle kazanılmasına imkan olmadığı gözetilerek taşınmazın kadim mera olup olmadığı hususunda yeterli bir araştırma yapılmadığı, dava konusu taşınmazın tüm komşu parsellerinin kadastro tutanaklarının ve varsa dayanak belgelerinin (tapu, vergi kaydı vs) getirtilmediği, hava fotoğraflarının incelemesinin tek tek ve detaylı olarak yapılmadığı görülmüştür.
Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, ... Genel Müdürlüğü WEB sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümlerinin yer aldığı köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle ... Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ise ilgili kurumlardan getirtilmeli, dava konusu taşınmazın ve davacının maliki olduğu taşınmazın kadastro tespitinde belirtilen ve doğusunun mera okuduğu vergi kayıtlarının detaylı olarak araştırılması ile dosya arasına alınması, çekişmeli taşınmaz bölümüne komşu tüm parsellerin tespit tutanakları ve varsa dayanakları, hükmen ya da ihdasen oluşan tapu kayıtları bulunmakta ise oluşumlarına ilişkin ilam, belge ve haritalar ile davalı olanların dava dosyaları getirtilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile 1 jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, 1 fen bilirkişisi ve üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmaz bölümünün önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, evveliyatı itibariyle kadim mera vasfında olup olmadığı, çekişmeli taşınmazın komşu mera parselleri ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümü evveliyatı itibariyle mera vasfında değilse kime ait olduğu, zilyetliğin ne zaman başladığı, hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime nasıl intikal ettiği, zaman içinde sınırlarında mera yönünden genişleme olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkiler giderilmeli, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsel tutanak ve varsa dayanakları ile denetlenmelidir.
Ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, komşu mera parselleriyle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını ve mera parselinden nasıl ayrıldığını açıklayan, çekişmeli taşınmazın her yönünden tüm özelliklerini gösterir fotoğrafları çektirilerek bu fotoğraflar üzerinde parselin sınırları ve mera ile aralarındaki ayırıcı unsurlar işaretlenerek ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye çekişmeli taşınmaz bölümünün kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre her bir hava fotoğrafında taşınmaz bölümünün niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmaz bölümü ile mera parselinin konumlarını gösteren rapor ve harita düzenlettirilmelidir.
Fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir krokili rapor aldırılmalı; vergi kayıtlarında ve komşu parsel kayıtlarında mera olarak okunan yerler açıkça belirlenmelidir.
Mahkemece, yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalı Hazine vekilinin, davalı ... Belediyesi vekilinin ve davalı ... Belediyesi vekilinin değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... Belediyesi ve ... Büyükşehir Belediyesine iadesine, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Yunak Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!