Danıştay Başsavcılığı, belediyelerin 2464 sayılı Kanundaki isteğe bağlı hizmet tanımına uymayan servis plakası devir ücretini tahsil etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtiyor.
Özet: Danıştay Başsavcılığı, belediyelerin 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 97. maddesine göre yalnızca vergi, resim, harç veya katılma payı konusu olmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak sunduğu hizmetler için ücret talep edebileceğini; ancak "servis plakası devir ücreti" gibi yasal düzenlemeler gereği zorunlu olarak belediyeden temin edilmesi gereken ve piyasadan başka bir yerden alınma imkanı bulunmayan belgelerle ilgili işlemlerde "isteğe bağlılık" unsurunun gerçekleşmediğini, bu nedenle söz konusu işleme ilişkin ücretin tahsilinin hukuka aykırı olduğunu ve davanın reddine dair mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerektiğini belirtmiştir.
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
Kanun Yararına Temyiz Eden: ... Başsavcılığı
Davacı : ...
Vekili : Av. ...
Davalı : ... Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesi Hakimliği tarafından verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hâkimi : ...
Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı : ...
Düşüncesi : 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 97. maddesine istinaden "servis plakası devir ücreti" olarak tahsil edilen 3.877,50 TL'nin iadesi istemiyle Bayburt Belediyesine yapılan başvurunun reddine dâir işlemin iptali ile ödenen miktârın tahsil târihinden itibâren hesaplanacak tecil fâiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan dâvânın reddine ilişkin olarak ... İdâre Mahkemesince verilen ... târihli ve E:..., K:... sayılı kararın kanûn yararına temyiz edilmesi talebiyle Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanûnunun 97. maddesinde belediyelerin bu Kanûnda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak îfa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek târifelere göre ücret almaya yetkili oldukları, belediyeye tekel olarak verilmiş işlerin kendi özel hükümlerine tâbi olduğu belirtildiğinden ve 5393 sayılı Belediye Kanûnunun 18.maddesinin (f) bendinde kanûnlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek belediye meclisinin görevleri arasında sayıldığından, vergi, resim, harç veya katılma payı konusu olmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak belediyelerce sunulan hizmetlerden ücret alınabileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Madde metinlerinde yer alan "isteğe bağlılık" ibâresi kişilerin bu hizmetleri belediyeden temin etme zorunluluğunun olmadığını, belediye açısından da bu hizmetleri sunma zorunluluğu bulunmadığını ifade ettiğinden ve söz konusu hizmetler piyasadan temin edilebilebileceği gibi ücret karşılığında belediyece de yerine getirilebileceğinden, belediyenin
tekelinde bulunan kamu hizmetlerinden faydalanmak için zorunlu olarak belediyeye yapılan başvurularda "isteğe bağlılık" unsurunun mevcudiyetinden bahsedilemeyeceği açıktır.
Münhasıran belediyenin yetkisinde olan ve kişilerin başvurusu olmaksızın belediye tarafından ilgilisine sunulması söz konusu olmayan kamu hizmetleriyle ilgili taleplerin belediyeyi harekete geçirme amacına yönelik olduğu kuşkusuzdur. Belli bir hususta belediyece izin verildiğini gösteren belgelerin düzenlenmesi için mevzuat gereği zorunlu olarak belediyeden talepte bulunulması hâlinde belediyenin tek yanlı iradesiyle söz konusu belgeler düzenlenebileceğinden, böyle bir durumda ilgilinin tâmâmen kendi tercihine bağlı olarak belediyece sunulan bir hizmetten söz edilemez. Buna karşın, belediyenin araç-gereçleriyle hafriyat nakli, bahçe temizliği, baca temizliği, arazözle su taşıma, vidanjörle foseptik temizliği, reklâm tabelası asma gibi piyasadan da temin edilebilecek pek çok konuda isteğe bağlı olarak hizmet vermesi mümkün olup, sunulan bu hizmetler karşılığı belediyenin aldığı bedel, ilgilisinin isteğine bağlı olarak sunulan hizmet karşılığı olduğundan, "ücret" niteliğindedir.
█████/2005 târihli Resmî Gazetede yayımlanan 31 Seri Numaralı Belediye Gelirleri Kanûnu Genel Tebliğinde belediyelerin harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak îfa edecekleri her türlü hizmet için târifeye göre alacakları ücretlerin hizmetin mâliyeti göz önünde bulundurularak tespit edilmesi gerektiği belirtildikten sonra; 2464 sayılı Kanunun 80. maddesinde yer alan "zemin açma" ve "toprak hafriyatı" için belediyeden izin talebinde bulunulması hâlinde Kanûnda yer alan tarifelere göre harç alınmasının gerekmekte olduğu ve bunun için ayrıca ücret alınmasının mümkün olmadığı, ancak; hafriyatta meydana gelen yıkım artığı malzemenin kişinin talebi üzerine belediyece kaldırılması ve taşınması hâlinde "ücret" alınmasının mümkün bulunduğu, keza belediyelerden asma, tahsis ve bakım hizmeti talep edilmeyen ilân ve reklamlar için "îlan ve reklam vergisi" dışında herhangi bir ücret alınması mümkün değil iken; kişilerin binalar ve diğer yerlere îlan ve reklam asabilmek için belediyelerden asma, tahsis ve bakım hizmeti talebinde bulunması ve belediyelerin de bu hizmetleri yerine getirmesi hâlinde "ücret" alınmasının mümkün olduğu, belediyelerce başkaca bir hizmet verilmeyen hâllerde harç ve katılma payı dışında her ne ad altında olursa olsun başka bir bedel alınmasının mümkün bulunmadığı vurgulanmıştır.
2464 sayılı Kanûnun "ücrete tâbi işler" başlıklı hükmüne ilişkin tasarının 108. maddesi, "Belediyeler bu Kanûnda harç ve katılma payları dışında îfa ettikleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek târifelere göre ücret almaya yetkilidir..." şeklinde iken Meclis İhtisas Komisyonunca "her türlü hizmet" ibaresi çok geniş kapsamlı
bulunarak bu hizmetlerin "ilgilinin isteğine bağlanması" hükmü eklenmek suretiyle 97. madde olarak kanûnlaşmıştır. (Milli Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi Cilt:3 53. Birleşim Belediye Gelirleri Kanûn Tasarısı ve İhtisas Komisyonu Raporu 1/105 S. Sayısı:152).
Kanun tasarısı, ihtisas komisyonunda görüşülürken; harç ve katılma payı konusu yapılamayan ve belediyelerin görev ve sorumlulukları ya da kamu yararı gereği yapılan her türlü hizmet karşılığında ücret alınması sonucunu doğuracak nitelikteki madde, sadece ilgilinin isteği üzerine îfa edilen hizmetler ile sınırlandırıldığından, münhasıran belediyece yapılabilecek hizmetler için belediyeyi harekete geçirmeye yönelik talepler, 2464 sayılı Kanûnun 97. maddesinde belirtilen anlamda istek olarak nitelendirilemez.
Nitekim, 2464 sayılı Kanûnun 97. maddesinin iptâli istemiyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen E:███████, K:███████ sayılı kararda, belediye meclislerince ücret târifesine konu edilebilecek hizmetlerin, kişilerin "tamâmen" kendi isteklerine ve tercihlerine bağlı olarak yararlanacakları hizmetler olduğu, itiraz konusu kuralla belediye meclislerine verilenin, ücret adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mâlî yüküm tarifesi belirleme yetkisi değil, ilgililerin isteğine bağlı olarak îfa edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisi olduğu, belediyelere tekel olarak verilmemiş, "kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler" için târifeye dayalı olarak ücret alınabileceği belirtilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanûnunun 15. maddesi uyarınca belediye sınırları dâhilinde toplu taşıma hizmetlerini yürütmenin ve bu amaçla toplu taşıma vasıtalarının işletilmesi ve işlettirilmesinin münhasıran belediyelere imtiyaz olarak verilmesi ve toplu taşıma vasıtalarını işlettirmenin imtiyaz sözleşmesi, ruhsat verme, kiralama veya hizmet satın alma yoluyla gördürülebileceğinin Kanunda belirtilmiş bulunması nedeniyle toplu taşıma vasıtalarının üçüncü kişilerce işletilmesine belediye meclisince karar verilmesi hâlinde ihâle yapılmak suretiyle belediyenin gelir sağlaması ve kanûnda öngörülmesi kaydıyla toplu taşıma yapma izni verildiğini gösteren belgelerin düzenlenmesi karşılığında resim veya harç alınması mümkün olmakla birlikte, bu hususa ilişkin olarak belediyelerce tesis edilen idârî işlemler nedeniyle ücret adı altında bir bedel tahsil edilemez. Zirâ, toplu taşıma izni verildiğine dâir belgeler ile buna bağlı diğer belgeler münhasıran belediyece düzenlenebileceğinden, özel hukuk kişileri tarafından belge düzenleme hizmetinin yerine getirilemeyeceği kuşkusuzdur. Bu itibârla, piyasadan da temini mümkün iken ilgilinin belge düzenleme hizmetini tamâmen kendi isteği ve tercihine bağlı olarak belediyeden talep etmesi gibi bir durum söz konusu olmadığı için toplu taşıma iznine ilişkin belgelerin düzenlenmesi karşılığında belediyece ücret adı altında bir bedelin alınmasına hukûken imkân bulunmamaktadır.
Toplu taşıma ve trafikle ilgili işlemler, kanûn gereğince münhasıran belediyece yapılabileceğinden, toplu taşıma hizmetinin özel kişilere gördürülmesi hâlinde belediyenin
denetimi ve onayına tâbi olan plaka devri için ilgililerce zorunlu olarak belediyeye yapılan başvuru üzerine idârî işlem tesis edildiğinden bahisle, isteğe bağlı olarak ücrete tâbi bir hizmet verildiğinden söz edilemeyeceği açıktır.
Bu itibarla; belediyenin münhasır yetkisine dayanılarak plaka devrine izin verilmesi karşılığında dâvâcıdan tahsil edilen "servis plakası devir ücreti", 2464 sayılı Kanûnun 97. maddesi kapsamında ilgilinin kendi tercihiyle verilen hizmetin karşılığı olarak kabul edilemeyeceğinden, Kanûna aykırı olarak ücret adı altında tahsil edilen tutarın iadesi isteminin reddine ilişkin işlemin iptâli istemiyle açılan dâvânın reddi yönünde verilen kararda hukûka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, ... İdâre Mahkemesinin ... târihli ve E:..., K:... sayılı kararının niteliği bakımından yürürlükteki hukûka aykırı bir sonucu ifade etmesi nedeniyle kanûn yararına temyizin incelenerek bozulması 2577 sayılı İdârî Yargılama Usûlü Kanûnunun 51. maddesi uyarınca talep olunur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, ... tarih ve ... numaralı makbuz ile tahsil edilen 3.575,00 TL tutarlı ve ... tarih ve ... numaralı makbuz ile tahsil edilen 302,50 TL tutarlı S plaka devir ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvuruların reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile tahsil edilen tutarların tecil faiziyle iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
... İdare Mahkemesi Hakimliği tarafından verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; benzer konuda açılan davada ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılan █████/2022 tarihli ara karar üzerine sunulan bilgi ve belgelerden, Bayburt Belediye Meclisi'nce 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun "Ücrete tabi işler" başlıklı 97. maddesi kapsamında kabul edilen ilgili dönemlere ait Ücret Tarifeleri uyarınca "M ve S Plaka Devir Ücreti" adı altında tahsilatı yapılan ücretlerin belirlendiğinin anlaşıldığı, Bayburt Belediye Meclis kararı ile kabul edilen ilgili dönemlere ait Gelir Ücret Tarifelerine karşı herhangi bir dava açılmadığının da belirtilmesi karşısında, uyuşmazlığın dayanağı olan ve idarece ya da yargı kararıyla iptal edilmediği için hukuka uygunluk karinesinden yararlanan Bayburt Belediye Meclisi'nce kabul edilen ilgili dönemlere ait Gelir Ücret Tarifesi'nin "M ve S Plaka Devir Ücreti" başlıklı kısmı gereğince belirlenen plaka devir ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvuruların reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte
yandan, hukuka uygun bulunan işlem nedeniyle ödenen tutarları bu anlamda davacıya iadesine de hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Danıştay Başsavcısı tarafından, yukarıda yer verilen düşünce doğrultusunda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesi Hakimliği tarafından verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun Yararına Temyiz" başlıklı 51. maddesinde; "1. (Değişik: 5/4/1990-███████ md.) İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir. 2. (Değişik: 5/4/1990 - ███████ md.) Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz. 3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." hükmüne yer verilmiştir.
Hükmün değerlendirilmesinden; maddede sayılan kararlardan niteliği bakımından hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin Başsavcı tarafından ilgili Bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden kanun yararına temyiz edileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın kanun yararına bozulacağı anlaşılmakta olup Kanun hükmü uyarınca inceleme yetkisi Danıştay Başsavcısının temyiz isteğine bağlı kılınmıştır. Diğer bir ifadeyle, kesin nitelikteki mahkeme kararları Danıştay'ın ilgili Dairesinin önüne Başsavcı tarafından getirildiğinden, ileri sürülen temyiz isteğine göre inceleme yapılması gerekmekte olup, kararların yürürlükteki hukuka aykırı olup olmadığı Başsavcının ileri sürdüğü temyiz sebebi ile sınırlı olarak incelenecektir.
Bu nedenle, uyuşmazlık, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca belediyeler tarafından servis plaka devir ücretinin tahsil edilip edilemeyeceğine ilişkindir.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun "Ücrete tabi işler" başlıklı 97. maddesinde; "Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet (…) için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir. Belediye’ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir." hükmü yer almaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde; "Toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek" ve (p) bendinde; "Kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek." belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında sayılmıştır.
Ücret, yapılan bir iş veya hizmet karşılığında ödenen bedeli ifade etmektedir. 2464 sayılı Kanun'un 97. maddesinde yer alan kural uyarınca belediyeler tarafından yapılacak bir hizmetin ücret konusu yapılabilmesi için o hizmetin harç veya katılım payına konu edilmemiş olması ve hizmetten yararlanacak kişilerin bizzat belediyeden bu hizmetin yapılmasını talep etmiş olmaları gerekmektedir. Bir başka anlatımla harç veya katılma payı konusu yapılmamış olan ve ilgililerin isteği üzerine sunulacak olan hizmetler için belediyelerce sadece ücret istenebilecektir. (AYM, E.███████, K.███████, █████/2001)
2464 sayılı Kanun'da harç ve harcamalara katılma payı dışında ilgililerin isteği üzerine ücret karşılığı olarak belediyeler tarafından yapılacak işler tek tek sayılmamıştır. Bu konuda yetkili karar organı belediye meclisidir. Bu itibarla anılan mevzuat hükmüyle ücret karşılığı belediyelerce yapılacak işlerin belirlenmesi noktasında belediye meclislerine geniş takdir yetkisi tanınmıştır. Bu kapsamda 2464 sayılı Kanun'da belediyelerce alınacak ücretler konusunda herhangi bir muafiyet ve istisna hükmü de bulunmamaktadır. Bununla birlikte belediye meclisleri bu konuda karar alırken Anayasa ve kanunların çizdiği sınırlar içinde kalmak zorundadırlar. (AYM, Başvuru No: ██████████, █████/2019, § 60)
Yukarıda da yer verilen mevzuat hükümlerine göre, mahalli ihtiyaç ve şartlara göre toplu taşıma araçlarıyla ilgili çalışma koşullarını ve ilgili standartları belirlemek, trafik düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almak ve trafik ile ilgili sorunları çözümlemek konusunda belediyeler yetkilidir. Toplu taşıma araçlarının denetim altına alınabilmesi, taşıma hizmetlerinin daha düzenli ve güvenli bir duruma getirilmesi, fiilen çalışan şoför esnafının korunması için belediyeler çeşitli tedbirler almak zorundadır. Bu bağlamda alınan tedbirler ile belediye sınırları içinde trafik güvenliği ve ulaşım hizmetlerinin niteliğinin artırılması amaçlanmaktadır.
Belediye sınırları içerisinde ticari amaçlı yolcu taşımacılığı hizmetine katılma konusunda isteği bulunan özel kişilerden, diğer bir anlatımla, gönüllü olarak katılarak bu işten gelir elde edecek ilgililerden kanunlarla harç ve katılma payı konusu yapılmayan, araç
plaka devri sırasında devrin ve aracın toplu taşıma araçları için belirlenen kriterlere uygun olup olmadığı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda istenen ücreti tahsil etmek konusunda belediyelerin yetkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla, 2464 sayılı Kanun'un 97. maddesinde yer alan; bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmama ve ilgililerin isteğine bağlı olarak hizmet ifa edilmesi şartlarının mevcut olması sebebiyle dava konusu ücretin alınmasında anılan Kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu itibarla, kanun yararına bozulması talep edilen İdare Mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan; belediyelerce alınan bu bedellerin objektif kriterlere göre belirlenip belirlenmediği, ölçülü olup olmadığı, mükerrer olarak tahsil edilip edilmediği gibi yönlerden ayrıca hukuka uygun olup olmadıklarının tartışılabileceği söylenebilirse de, kanun yararına temyiz isteminin olağanüstü bir kanun yolu olması, içtihat birliğini sağlamak amacıyla kullanılması, bu kanun yolu ile tarafların hukukunu etkilemeyen soyut bir hukuki denetim yapılması (Gözübüyük, A.Ş., Dinçer, G., İdari Yargılama Usulü, 1996, s.642-643) ve Başsavcılık tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerine bağlı olarak değerlendirmede bulunulması nedeniyle Dairemiz önüne gelen istem yönünden bu kapsamda inceleme yapılmasına imkan bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığı'nın ... İdare Mahkemesi Hakimliği tarafından verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına ilişkin kanun yararına temyiz isteminin reddine, kararın birer örneğinin taraflar ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!