Hazine adına kayıtlı, ekilemez araziden imar-ihya ile tarıma elverişli hale getirilen taşınmazın, zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşsa da imar planı kapsamında kalması nedeniyle tapu tescilinin reddi.
Özet: Kadastroda ekilemez arazi olarak tescil harici bırakılıp, daha sonra imar uygulamasıyla hazine adına tescil edilen ve kentsel dönüşüm planı dahilindeki bir taşınmaz üzerinde, davacı tarafından uzun süreli ve nizasız zilyetlikle imar ve ihya edildiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğunu tespit etmiş, ancak taşınmazın imar planı kapsamında kalması ve imar uygulamasıyla gerçekleşen tescilin geçerliliği nedeniyle davacı adına tescil kararı verilemeyeceğine hükmetmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, zilyetliğe dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro çalışmalarında, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmazın ekilemez arazi olarak tescil harici bırakıldığı, bilahare taşınmazın 85480 sayılı imar uygulaması ile ihdasen 833 parsel numarası ve 236.091,75 metrekare yüz ölçümü ile ham toprak vasfıyla 26.12.1997 tarihli ve 5972 yevmiye numarası ile Hazine adına tapuya tescil edildiği görülmüştür.
Davacı; 95 parsel sayılı taşınmazın batısında yer alan taşınmazın tamamının 1974 yılı öncesinden beri zilyetliğinde olduğunu ve o günden dava tarihine kadar zilyetliğinin nizasız ve fasılasız olarak devam ettiğini, kadastro çalışmaları esnasında ekilemez arazi olarak tescil harici bırakılan taşınmazı emek ve para harcayarak ve bedeni güçle imar ve ihya yoluyla tarıma elverişli hale getirdiğini, ormandan sayılmayan ve kamuya tahsis edilmemiş bu alanın kendisi tarafından kültür arazisine dönüştürüldüğünü ileri sürerek zilyet olduğunun tespiti ile taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine; dava konusu yerin Hazine ile ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle öncelikle husumetten davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; dava konusu taşınmazın ... Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.08.2010 tarihli 2504 sayılı kararıyla tadilen onaylanan Temapark Toplu Konut Alanı uygulama imar planı değişikliği kapsamında kaldığını, taşınmazın konut ve üniversite alanı kullanımlarına ayrılan bölüme isabet ettiğini, Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi şartları değerlendirilmesi halinde davaya konu taşınmaz ve çevresinde imar-ihya ve zilyetlikle kazanımının mümkün olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; dava konusu taşınmazın ... Büyükşehir Belediye Meclisinin 16.02.2007 gün ve 496 sayılı kararı ile onanan tema kent dönüşüm proje alanı içerisinde kaldığını, parselle ilgili detaylı bilginin ... Büyükşehir Belediyesinden alınabileceğini, mülkiyeti müvekkiline ait olmayan taşınmaz hakkında taraflarına husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının iddiasının mesnetten yoksun olduğunu, dava konusu yerin zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını, nizasız ve fasılasız asli zilyet olmakla malik sıfatı kazanılacak yerlerden olmadığını, dava konusu yerin Hazine mülkü olduğunu ve davacının hak talep etmesinin mümkün olmadığını, davanın öncelikle husumet, yetki, görev, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve kesin hüküm nedeniyle reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu ancak taşınmazın imar planı kapsamında kaldığı bu nedenle iptal ve tescil hükmü kurulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisinin 20.10.2017 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen eski 95 nolu parselin batısında kalan 5.092,05 metrekarelik alana ilişkin olarak davacının TMK'nın 713/1 hükmü uyarınca zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunun tespitine, tescil işleminin reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu, dava konusu tescili istenen yerin yapılan imar uygulaması sonucu dava tarihinden önce 2010 yılında tescil edilen 624 53... nolu parsel, 624 54... , 3, 4 nolu imar parselleri ile imar yolu üzerinde kaldığından ve imar ile oluşan tapu kayıtlarının imar uygulaması iptal edilmediği sürece geçerli ve ayakta bulunması ve yolsuz tescil kabul edilemeyeceğinden davacı lehine dava edilen alanın mülkiyetinin tespitine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 08.02.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu isabetli biçimde tespit edildiğinden davalı Hazinenin temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; eldeki davanın tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, zira dava tarihinden evvel çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın ihdasen 833 nolu parsel numarası ile tapuya tescil edildiği, bilahare iddiaya konu bölümün imar uygulaması sonucunda 624 53... , 624 54... , 3 ve 4 parseller ile imar yolu kapsamında kaldığı, Mahkemece, dava konusu taşınmaz bölümleri yönünden imar uygulaması iptal edilmediğinden geçerli ve ayakta olduğu, imar sonucunda oluşan kayıtların yolsuz tescil kabul edilemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde mülkiyetin tespitine karar verilmiş ise de iddiaya konu taşınmazın bir bölümünün isabet ettiği 624 53... ve 624 54... parsel sayılı taşınmazların imar uygulaması sonucunda Hazine adına tapuya kaydedildiği, eldeki davanın da Hazineye husumet yöneltilmek suretiyle açıldığı, davacı yararına mülk edinme koşullarının oluştuğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, davalı Hazine adına kayıtlı 624 53... ve 624 54... parsel sayılı taşınmazlar yönünden tapu iptali ve tescile hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde mülkiyetin tespitine karar verilmesinin isabetli olmadığı, ayrıca taşınmazın imar uygulaması sonucunda oluşan güncel tapulama durumu esas alınarak infaza elverişli biçimde hüküm kurulması gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı yararına mülk edinme koşullarının oluştuğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı Hazine adına kayıtlı 624 53... ve 624 54... parsel sayılı taşınmazların içinde kalan kısımlar yönünden tapu iptali ve tescile, diğer kısımlar yönünden ise mülkiyetin tespitine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşıldığından davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2 hükmünde; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine yer verilmiştir. Yasa maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Hâl böyle olunca; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapıldığı, İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilen kısımlar yönünden davacının 624 53... ve 624 54... parsel sayılı taşınmazlarda paydaş kılınması gerektiği göz ardı edilerek anılan kısımların ifrazı ile yeni parseller oluşturulması isabetsizdir.
Davalı Hazine vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!