Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin, kamu idaresinin ödediği işçi alacaklarının alt işverenlerden rücuen tahsili talebiyle açılan hizmet sözleşmesi kaynaklı tazminat davasında sorumluluk kapsamı değerlendirmesi.
Özet: Bir kamu idaresi, ihale ile iş verdiği davalı şirketlerin çalışanının iş mahkemesinde kazandığı ve icra yoluyla ödediği işçilik alacaklarını (rücuen tazminat) davalılardan tahsil etmek üzere dava açmış; davalı şirketler ise hem yetki ve görev itirazlarında bulunmuş, hem de çalışanla belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, bu durumun kıdem veya ihbar tazminatı hakkı doğurmadığını, işçilik alacaklarından asıl veya son alt işverenin sorumlu olduğunu, yıllık izin sorumluluğunun idarede olduğunu ve 2014 tarihli yasa değişikliğiyle kıdem tazminatından asıl işveren idarenin sorumlu kılındığını belirterek davanın reddini talep etmişlerdir.

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
HAKİM : .....
KATİP : .....
DAVACI : 1- .....
VEKİLLERİ : Av. .....
DAVALI : 1- .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : 2- .....
VEKİLLERİ : Av. .....
Av. .....
DAVALI : 3- .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : 4- .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : 5- .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALILAR : 6- .....
7-.....
8- .....
9- .....
10- .....
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat), Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2017
KARAR TARİHİ : █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04.04.2025
BİRLEŞEN ..... SAYILI DOSYASINDA
DAVACI :.....
DAVALILAR : 1- .....
2- .....
.....
3-.....
4- .....
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat), Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
ASIL DAVA:
Asıl Davada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil idare ile davalılar arasında imzalanan sözleşmeler ile ..... davalılara ihale ile iş verildiğini, davalıların işçisi ...'in iş akdinin feshedilmesi nedeniyle ..... Mahkemesinde açtığı davanın kabul edilerek kesinleştiğini, İş Mahkemesinin kararının ..... Esas sayılı icra dosyası ile takibe konulduğunu, müvekkil iaderece icra dosyasına 29.351,81 TL asıl, 6.583,94 TL bakiye alacaklar için 07.09.2017 ve 15.09.2017 tarihlerinde ödeme yapıldığını, dava dışı işçinin davalıların işçisi olarak çalıştığını ve işçilik alacaklarından davalıların sorumlu olduğunu ileri sürüp toplam 35.935,75 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl Davada Davalı ... İnş. Nak. Kom. ve Turz. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkili mahkemenin davalının ikametgahı mahkemesi olan ..... olup iş bu davada ..... Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, dava dışı çalışan ile şirketleri hakkında belirli süreli iş akdi imzalandığını, süre sonunda iş akdini devam ettirmeyeceklerinin kendisine bildirildiğini, dava dışı işçinin müvekkili nezdinde sadece 9 ay çalıştığını, bu döneme ilişkin bir alacak talebi de olmadığını, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçi ile belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş akitlerinin sona ermesi durumunda kıdem ve ihbar tazminatı hakkı kazanılamayacağını, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinin dolmasıyla sona ermesi durumunda işçinin tazminat hakkı olmadığını, belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını haklı kılan nedenlerin varlığı durumunda Yargıtay sürenin sonunda işçinin işten çıkartılması durumunda kıdem ve ihbar tazminatı hakkının bulunmadığına karar verdiğini, tarafların iradesinin belirli süreli iş sözleşmesi yapmak konusunda uyuştuğu açık ve tartışma götürmez olduğundan işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakkının bulunmadığına karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl Davada Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davanın İş Mahkemesinde açılması gerektiğini, görev itirazları olduğunu, dava dışı işçi ile müvekkili davalı şirket arasında belirli süreli iş sözleşmesi mevcut oluduğunu, süre bitiminde ihale ile anılan işin de bittiğini iş ilişkisinin sonlandırıldığını, müvekkili şirkette çalışma süresi açısından kıdem tazminatına hak kazanmadığından her hangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili şirketin davacı kuruma yalnızca işçi temini işlemini gerçekleştirdiğini, işçi alacaklarından son alt işveren ile asıl işveren birlikte sorumlu olduğunu, son alt işveren şirketin diğer davalı ... firması olduğuğnu, anılan sebeple de rücu ödemesinden diğer davalının sorumlu olduğunu, 22.08.2009'da Kamu İhale Genel Tebliğinde yıllık izinlerin kullandırılması sorumluluğunun idareye verildiğini, bu düzenlemeden önce Kamu İhale Genel tebliğine göre de yıllık izinler teklif fiyata dahil edilemediğinden ve bu nedenle idare de müvekkil şirkete bununla ilgili herhangi bir ödeme yapmamış olduğundan, müvekkili şirketin yıllık izin alacağının doğması halinde bununla sorumlu tutalamayacağını, söz konusu yasal düzenleme gereği dava dışı işçinin yıllık izinlerinin kullandırılmamasında münhasıran davacı kurumun sorumlu tutulması gerektiğini, ihale sözleşmesi kapsamında alt işverenlere işçilik alacakları için ayrılan %3 genel giderler bedeli işçilik alacaklarını kaşılamaya yetmediğini ve alt işverenlerin zarara uğradığı, bu nedenle yasa koyucu bu gerekçelerle ve hatta alt işverenlere ayrılan genel giderlerin kıdem tazminatını karşılamaya yetmediğini madde gerekçesinde belirterek kıdem tazminatının asıl işveren idareler tarafından ödeneceğini 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı yeni yasa ile düzenlediğini, kıdem tazminatından asıl işveren idarenin sorumlu tutulması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl Davada Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ödenen işçilik alacaklarının rücusu için dava açıldığını, ancak kendisine ödeme yapılan ...'in kendi bünyesinde ...'ın sahasında hiç çalışmadığını, dava dışı işçinin bünyesinde çok kısa süreli olarak ..... 'ye ait işyerinde çalıştığını, işin ihale süresinin kendisi açısından sona erdiği için iş akdinin sona erdiğini, yani ortada haksız fesih olmadığını, dava dışı işçinin dava açmasına davacı şirketin sebep olduğunu, kendi firmasından kaynaklanan bir durum olmadığını, dava dışı işçinin firmalarında olan çalışma sürelerinden anlaşılacağı üzere firmayla çalıştığı dönemlere ait hiçbir tazminatın oluşmayacağının da görülebileceğini, ayrıca rücu şartları oluşmadığını ve zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dava dışı işçinin bünyesinde çalıştığı dönemin bilirkişi marifetiyle tespiti ile o dönem miktarınca sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Asıl Davada Davalı ... Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, görev nedeni ile davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak; iş bu davaya konu olan işçi alacak davasının davacısı ...'in bir dönem müvekkili şirket bünyesinde davacının taşeronu olarak çalıştığını, 4857 sayılı İş Kanununun 2/7. Maddesine göre asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğunu, eldeki davada ... ile müvekkil arasındaki ilişkinin muvazaa sayılması gerektiğini, müvekkilinin bir işçiyi kendi inisiyatifi ile işten çıkarmasının dahi söz konusu olmadığını, zira ancak davacı ...'ın talimatı ile işten çıkarma işlemi gerçekleştiğini, bu durumun da işçinin esasında asıl işverenin işçisi olduğu hususunu kanıtlamaya yeterli olduğunu, ayrıca taşeron değişse de taşeron firmada çalışıyor gözüken şahısların hiç değişmediğini ve işe devam ettiklerini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Asıl Davada Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın iş ilişkisinden kaynaklandığndan görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunu, esasa ilişkin olarak; dava dışı işçi ...'in bir dönem müvekkili şirket bünyesinde davacının taşeronu olarak çalıştığını, ...'in müvekkili firmada 1 yıl dahi çalışmadığını, 1 yıl süre ile çalışmaması nedeniyle müvekkili açısından kıdem tazminatına hak kazanmadığını, 4857 sayılı İş Kanunu'nun2/7 maddesine göre asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikti sorumlu olduğunu, eldeki davada ... ile müvekkil arasındaki ilişkinin muvazaa sayılması gerektiğini, zira müvekkilinin bir işçiyi kendi inisiyatifi ile çıkarmasının dahi söz konusu olmadığını, ancak davacı ... talimatı ile işten çıkarma işlemi gerçekleştiğini, bu durumun da işçinin esasında asıl işverenin işçisi olduğu hususunu kanıtlamaya yeterli olduğunu, ayrıca taşeron değişse de taşeron firmada çalışıyor gözüken şahısların hiç değişmediğini ve hep işe devam ettiklerini belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
BİRLEŞEN DAVA
Birleşen Davada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı işçi ... davalı şirkette iş akdiyle çalışdığını, davalı firmalarca iş akdinin feshedilmesi nedeniyle açtığı ..... sayılı ile hükme bağlandığını, müvekkil teşekkülden tahsiline karar verildiğini ve mahkeme kararının istinaf kararıyla kesinleştiğini, dava dışı ... Kamu İhale Kanunu çerçevesinde müvekkil teşekkülden hizmet alımı ihalesini alan firmaların işçisi olarak çalıştığını, mahkeme kararının dava dışı ... vekili tarafından ..... sayılı icra dosyası ile takibe konulduğunu, davacı Teşekkül tarafından icra dosyasına ödeme yapıldığını, ..... Mahkemesinin yukarıda belirtili ilgili kararında alacağın müvekkil idareden tahsiline karar verildiğini ve ödemeye esas olan işçinin de diğer davalıların işçisi olarak çalışmış olduğunu ve davalılarla yapılan sözleşmede de bu şirketlerin çalıştırdığı bütün işçilerin ücret ve her türlü alacaklarından kendilerinin sorumlu olacağı hükmü yazılı olduğundan müvekkil idarenin ödemiş olduğu miktarı rücuan davalılardan tahsili amacıyla dava açma zaruriyeti doğduğunu, ileri sürerek dava dışı işçiye ödediği bedelin davalılardan sorumlulukları oranında ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davanın ..... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili █████/2024 tarihli harçlandırılmış değer arttırım dilekçesi ile birleşen davasını ıslah ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat alacak taleplerine ilişkindir.
Mahkememizin ..... sayılı yetkisizlik ilamı ile ..... Mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verildiği, ..... Mahkemesinin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) karşı yetkisizlik kararı üzerine; ..... sayılı ilamı ile Yetkili Mahkeme olarak Mahkememizin belirlendiği ve yukarıdaki Esasa kaydı yapılarak Mahkememize gelen dosya yeniden ele alınmıştır.
Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmıştır; sözleşmeler ve şartnameler, ..... Esas sayılı dosyasının fiziken geldiği, ..... sayılı dosyasının Uyap üzerinden geldiği, dava dışı işçinin hizmet döküm cetveli, ...'ya yazılan müzekkeri cevabı gelmiş, gerekli bilirkişi incelemesi Mahkememizce yaptırılarak dosya içerisine alındığı görülmüştür.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. ... kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve fer'ilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Mahkememizce görevlendirilen Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi ...'dan 08.05.2023 tarihinde aldırılan bilirkişi raporda özetle; "..... 'nın 07.09.2020 tarihli “Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler ve Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartlar” gereğince tarafıma tevdi edilen görev dosya kapsamında ilgili kanun maddeleri, güncel tarihli Yargıtay kararları çerçevesinde incelenmiş, bölüm-3.5.de açıklanan hesaplama kriterleri çerçevesinde hesaplamalar seçenekli olarak yapılarak tablolar haline getirilmiştir.
Yine rehber ilkeler “Bilirkişi, raporunda kesinlikle değerlendirmelerde bulunmamalı, somut olayı tüm açıklığı ile raporunda anlattıktan sonra olayın yorumunu ve takdirini hâkime bırakmalıdır. "' İlkesi gereğince somut olay açıklanmış, davacı kurum tarafından ödenen işçilik alacaklarının davalı yüklenici alt işverenlere rücu edilip edilemeyeceği, edilecek ise ne oranda olması gerektiği, hangi tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiği hukuki yorum ve nihai kararı Sayın Hâkimliğinize ait olmak üzere;
* Davacının ilam nedeni ile 33.377,48TL ödediği
* Davacı kurumun, dava dışı şirketler ve dava dışı gerçek kişilere -şartları oluştu- ise rücu edebileceği miktar: 13.684,88 TL olduğu
* Davalı üç şirkete rücu edilebilecek miktarın 19.692,60TL olduğu rücu edilebilecek meblağlarının açılımının ise aşağıdaki gibi olduğu hesaplanmıştır.
¸ Sayın hakimliğinize saygıyla arz olunur. " bildirmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi ...'dan 13.02.2024 tarihinde aldırılan bilirkişi ek raporda özetle;"..... 'nın 07.09.2020 tarihli “Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler ve Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartlar” gereğince tarafıma tevdi edilen görev dosya kapsamında ilgili kanun maddeleri, güncel tarihli Yargıtay kararları çerçevesinde incelenmiş, bölüm-3.5.de açıklanan hesaplama kriterleri çerçevesinde hesaplamalar seçenekli olarak yapılarak tablolar haline getirilmiştir.
Yine rehber ilkeler “Bilirkişi, raporunda kesinlikle değerlendirmelerde bulunmamalı, somut olayı tüm açıklığı ile raporunda anlattıktan sonra olayın yorumunu ve takdirini hâkime bırakmalıdır.” İlkesi gereğince somut olay açıklanmış, davacı kurum tarafından ödenen işçilik alacaklarının davalı yüklenici alt işverenlere rücu edilip edilemeyeceği, edilecek ise ne oranda olması gerektiği, hangi tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiği hukuki yorum ve nihai kararı sayın hakimliğinize ait olmak üzere;
¸ Sayın hakimliğinize saygıyla arz olunur." bildirmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi ...'dan 26.08.2024 tarihinde aldırılan bilirkişi ek raporda özetle;"Dosya kapsamında yapılan itirazlar ve hesaplamalar kontrol edilmiş olup ek raporda değişiklik yapılacak bir husus olmadığı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda hesaplama tablosu aşağıdaki gibi yinelenmiştir.
¸" bildirmiştir.
Davadaki uyuşmazlığa esas olmak üzere ..... Dairesi'nin 7.3.2022 tarih, ..... sayılı ilamında;''Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.'' ...Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.'' denmiştir.
Deliller değerlendirilmiştir.
Yukarıda belirtilen olgular ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı işçinin eldeki davada taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine istinaden asıl dosyada davalılar ..., ... ve ... şirketi yanında çalıştığı, birleşen dosyada davalılar ..... Şirketi yanında çalıştığı dönemlerin dosyamız arasında bulunan ... kayıtlarına göre tespit olunduğu, dava dışı işçinin diğer davalılar ..... şirketleri yanında çalışması bulunmadığından bu davalılar hakkında açılan davanın reddine, davacının davalı ... A.Ş. Hakkındaki davayı takip etmemesi nedeniyle bu davalı hakkında açılan davanın da açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği, dava dışı işçinin davalılar ..... şirketileri yanındaki çalışması karşılığı dava dışı işçiye işçilik alacakları için davacı tarafından ödemede bulunulduğu, yukarıda belirtilen Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereğince işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçilerin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında, davacı işverenin ödediği bedeli ve ferileri talep etme hakkı bulunduğunun kabulünün gerektiği, Yargıtay'ın yukarıda belirtilen son içtihatları dikkate alınarak davalıların ayrı ayrı sorumluluk miktarlarının tespit edildiği yargısal denetime elverişli şekilde hazırlanan bilirkişi raporuna mahkememizce itibar edildiği, bu itibarla dava ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak davacının davalılardan toplamda 30.607,50-TL talep edebileceği, davacının her bir ödeme tarihi itibarıyla davalıların temerrüde düştüğü, taraflar tacir olduğundan ödeme tarihlerinden itibaren talep gibi kabul olunan tutara avans faizi yürütülmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
A-ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
1-Davalı ... A.Ş. Hakkında açılan davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA;
2-Davalılar ...... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ...Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... A.Ş, ... Ltd. Şti. Ve ... Ltd. Şti.'leri yönünden açılan DAVANIN REDDİNE,
3-Davalılar ..., ... ve ... Şİrketleri yönünden DAVANIN KABULÜ ile,
-2.976,09 TL'nin davalı ... A.Ş'den,
-2.666,89 TL'nin davalı ...'den,
-14.691,21 TL'nin davalı ... Ltd. Şti'den ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.389,03 TL harçtan daha önceden ödenen toplam 793,60 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 595,43 TL harcın davalı ... A.Ş, ... ve ... Ltd. Şti'den müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T (Madde-139 göre hesaplanan 20.334,19 TL vekalet ücretinin davalı ... A.Ş, ... ve ... Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar ...Ltd. Şti., ... Ltd.Şt., ... Ltd. Şti ve ... Şirketleri kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti davacıya verilen miktarı geçemeyeceğinden 20.334,19 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ...Ltd. Şti., ... Ltd.Şt., ... Ltd. Şti ve ..... Şirketlerine müştereken ve müteselsilen verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 179,90 TL Başvuru Harcı, 793,60 TL Peşin/nisbi Harcı olmak üzere toplam 973,50 TL harcın davalılar ... A.Ş, ... ve ... Ltd. Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan; 1.750,00 TL Bilirkişi ücreti, 4.507,85 TL Tebligat, posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 6.257,85 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.540,99 TL'lik kısmının davalılar ... A.Ş, ... ve ... Ltd. Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9- Bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
10- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nun 333. Maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
B-BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜNE,
1-1.553,75 TL'nin davalı ... Mad. Ltd. Şti'den,
2-2.813,76 TL'nin davalı .... Ltd. Şti'den,
3-2.195,35 TL'nin davalı ...'dan,
4-3.710,45 TL'nin davalı ... Ltd. Şti'den ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 701,77-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 353,63-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 348,14-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 10.273,31-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Başvuru Harcı, 179,90-TL Peşin/nisbi Harcı, 173,73-TL Islah Harcı, 15,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 548,53TL'nin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi 11. fıkrası gereği ..... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 3.120,00-TL arabulucu ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, davacı vekili, davalı ... Şirketi ve davalı ... Şirketi vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip.....
e-imzalı
Hakim .....
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!