İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin trafik kazası sonucu oluşan araç değer kaybı tazminatı davasında kusur, yetki ve hukuki yarar itirazlarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacının, %100 kusurlu olduğu iddia edilen karşı taraf sürücüsü ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısından, trafik kazası sonucu aracında oluşan değer kaybı tazminatının yasal faiziyle tahsilini talep ettiği bir davayı konu almaktadır; davacının başlangıçta 10.000 TL olan talebini daha sonra 30.591 TLye yükselttiği bu davada, davalılar yetkisizlik, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğu ve kusur durumuna ilişkin itirazlar ileri sürerek davanın reddini savunmaktadırlar.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ4. HUKUK DAİRESİESAS NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ :Karşıyaka Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI :████████ Esas ████████ Karar KARAR TARİHİ :█████/2022 DAVA : Trafik Kazası/Değer KaybıKARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D ÜDAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... sevk ve idaresindeki ..... plakalı araç ile müvekkiline ait .... plakalı araca █████/2021 tarihinde çarptığını, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davalı ...’ın %100 kusurlu olduğunu ve davalı.... A.Ş. nin ZMMS sigortacısı olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığının kaza tespit tutanağında ve eksper raporunda tespit edildiğini, kaza nedeni ile müvekkilinin aracında 16.731,39-TL’lik onarım yapıldığını ancak aynı zamanda müvekkilinin aracında değer kaybının meydana geldiğini, kaza tarihine kadar müvekkilinin aracının hiçbir kazaya karışmadığını ve 8.784 kilometrede olduğunu, araç değer kaybının maddi zararlar kapsamında olduğunu ve davalıların da sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketine bu nedenle başvuruda bulunduklarını (.... . █████/2021 tarih 301177221... nolu gönderi), başvuruya süresi içerisinde cevap verilmediğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını beyanla davanın kabulü ile Yargılama aşamasında tespit edilecek alacak ve zarar tutarları kadar talep sonucunu HMK 107/2 maddesine göre iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın arttırmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL değer kaybından doğan maddi tazminat alacağının, davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan █████/2021 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise sigortaya başvuru temerrüt tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili █████/2022 tarihli dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL değer kaybı tazminat alacağını 30.591,00 TL'na arttırmış, █████/2022 tarihinde 352,00 TL tamamlama harcı yatırmıştır. DAVALI CEVABININ ÖZETİ:Davalı.... vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkilinin ikametgah adresinin .../... olduğunu, yetkili mahkemelerin İzmir Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın, kaza nedeniyle atanan eksper raporuna ulaşabilir durumda olması, araçta meydana gelen hasarın büyüklüğünün tespit edilmiş olması nedeniyle değer kaybı hesaplama modülüne göre alacağın net ve kesin tespit edilebilir olduğunu, davacının belirsiz alacak davası ikame etmesinde hukuki yararı bulunmadığını bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, kazanın meydana geliş şekli itibarı ile müvekkiline atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını, davacının aracını kullanan ....’nın sollama yasağı ve hız sınırına uymadığını, kazayı aydınlatmaya yarar herhangi bir veri ve bilgi içermeyen kaza tespit tutanağının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazanın meydana geldiği esnada müvekkili yanında yolculuk yapan tanıkların beyanları ile kusur durumunun netleşeceğini, davacının sigorta başvuru sürecinin sonucunu beklemeden kötü niyetli olarak davasını açtığını beyanla öncelikli olarak yetki ilk itirazlarının kabulü ile dosyanın İzmir ATM'ne gönderilmesine, bu talebin reddi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı.... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin adresi itibarı ile yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın HMK 121. maddesine göre dava ile ilgili delillerini müvekkili şirkete tebliğ etmesi gerektiğini, bu sebeple de davaya ancak vakıf oldukları bilgiler çerçevesinde cevap verebildiklerini, bu eksikliğin giderilmesinden sonra gerekirse daha ayrıntılı cevap haklarını saklı tuttuklarını, davacının araçta meydana gelen değer kaybı miktarının bilinemediğini ileri sürdüğünü ancak SBM tarafından eksper atandığını, eksper rapor kaydının ulaşılabilir olduğunu bu nedenle belirsiz alacak davası açılamayacağını, dava değerinin belirlenebilir olduğunu, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığından davanın hukuki yarar yoluğundan reddinin gerektiğini, davacının başvurusu üzerine hasar kaydı açıldığını ancak ödeme yapılması beklenmeden davanın açıldığını, davacının kasko sigortacısına 16.285,00-TL hasar ödemesi yapıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalının kusurunun ve zararının davacı tarafından ispatının gerektiğini, kaza tespit tutanağında davacıya da kusur izafe edildiğini, müvekkili şirket usulen temerrüde düşürülmediğinden ancak dava tarihinden itibaren faiz ile sorumlu olduğunu, araç hasarları sebebiyle kasko sigorta şirketlerinin zararı olmak üzere 2 ayrı zarar gören olduğunu, ancak tüm zarar görünler için poliçede tek bir limit belirlendiğinden KTK’nun 96. Maddesi uyarınca proporsiyon yapılarak teminatın paylaştırılması gerektiğini beyanla öncelikli olarak yetki ilk itirazlarının kabulüne, bu talebin reddi halinde davanın reddine, bu talebin reddi halinde müvekkilin ferrilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı bakiye poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını talep etmiştir. DELİLLER :Kaza tespit tutanağı, kasko ekspertiz raporu, sigorta hasar dosyası, kusura ilişkin bilirkişi raporu, servis kayıtları, kusur ve değer kaybına ilişkin raporlar, tüm dosya kapsamı.İDM KARARININ ÖZETİ :İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle;Bilirkişiler .... ve ....'ın █████/2022 tarihli raporlarında;Kusur yönünden; davalı .... plakalı araç ... davalının zararlı sonuca neden olan davranışının 2918 Sayılı KTK 84. maddesinin “a“bendinde düzenlenen Sürücüler, kavşaklarda ilk geçiş önceliğine uymamaları halinde asli kusurlu şeklindeki kuralın ihlali niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, 57. maddesinde düzenlenen: “Kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı oldukları işaretlerle belirlenmemiş ise tali yoldan ana yola çıkan araçlar geçiş hakkını vermek zorundadırlar.” şeklindeki kuralın niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, .... Plakalı Otomobil sürücüsü ... ... kazanın oluşumu üzerinde etken nitelikte 2918 Sayılı KTK'nu ihlal eden bir davranışının olmadığı kanaatine varıldığı, Değer kaybı yönünden; davaya konu .... plakalı aracın, kaza tarihindeki 2.el hasarsız araç rayicinin 309.000,00TL, onarıldıktan sonra kaza tarihindeki 2.el araç rayicinin 280.000,00TL olabileceğinin belirlendiği, araçlardaki değer kaybı tespitinin iki yönteme göre yapıldığı, 1.yöntem değer kaybı hesabı: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları eki-l değer kaybı hesaplanması usulüne göre: 30.591,00TL değer kaybı hesaplandığı, 2.yöntem değer kaybı hesabı: Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına Göre; araçlardaki değer kaybının, aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2.el piyasa değeri arasındaki fark kriterine uyularak hesaplanması gerekmekte olup, kaza sonucu 29.000,00.TL değer kaybı meydana gelebileceği kanaatine varıldığı bildirildiği, Somut olay değerlendirildiğinde, mahkememizce alınan kusur raporuna göre meydana gelen trafik kazasında davacının herhangi bir kusuru bulunmamakta olup davalı ... tam kusurlu olduğu, davacının gerçek zararının Yargıtay içtihatlarında da yer aldığı üzere aracın kaza öncesi ve kaza sonrası ikinci el piyasa değerine göre belirlenmesi gerektiği esas alınarak değer kaybının 29.000,00-TL olduğu kabul edidiği, davacının aracında meydana gelen değer kaybı tazminatından davalı ... işleten ve sürücü olarak, davalı sigorta şirketi ise ZMMS sigortacısı olarak sorumlu olduğu ancak davalı sigorta şirketinin sorumluluğu ZMMS limiti ile sınırlı olup ZMMS limitinin 43.000,00-TL olduğu ve sigorta şirketi tarafından söz konusu kaza nedeni ile 16.285,00-TL ödeme yapıldığı, bakiye poliçe limitinin ve davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu tutarın 26.715,00-TL olduğuna kanaat getirildiği, Faiz talebi yönünden; davalı ... yönünden haksız fiil tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise KTK ilgili hükümleri kapsamında başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasının esas alınması gerektiği anlaşıldığı gerekçeleriyle Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 29.000,00-TL alacağın davalılardan (davalı .... A.Ş. 26.715,00-TL’sinden sorumlu olmak kaydı ile) müştereken ve mütelselsilen alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen alacağa davalı ... yönünden █████/2021 tarihinden itibaren, davalı .... A.Ş. yönünden █████/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı ... yönünden 1.591,00-TL’ye ilişkin Davalı .... A.Ş. yönünden 3.876,00-TL’ye ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davanın yetkili mahkemede görülmediğini, müvekkilinin ikametgahının ... olduğunu, HMK 6. Mad. gereğince dosyanın yetkili İzmir ATM'nde gönderilmesinin talep edildiğini, kararda bir açıklama bulunmadığını, belirsiz alacak davası açılamayan ilişkin beyanlarının dikkate alınmadığını gerekçede yer verilmediğini, oysa kaza nedeniyle atanan ekspertiz raporuna ulaşılabilir olduğunu, değer kaybının net ve kesin tespit edilebilecek durumunda olduğundan belirsiz alacak davası açmada hukuki yarar olmadığını, müvekkili tarafından müvekkilinin kusurlu olmadığını, kusur yönünden itirazlarının dikkate alınarak keşif yapılmak ve gösterdikleri tanıkların dinlenmeden karar verildiğini, bunun hukuki dinlenme hakkının açıkça aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir.G E R E K Ç ETaraflar arasındaki uyuşmazlık,trafik kazası nedeniyle değer kaybına ilişkin maddi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle değer kaybına ilişkin maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı sadece davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de, İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.(I) Belirsiz Alacak/Hukuki Yarar; Davacı vekili dava dilekçesinin konu kısmında araçta oluşan değer kaybından kaynaklanan maddi tazminat için belirsiz alacak davası olduğunu belirttikten sonra açıklamalar kısmı 4 nolu bendinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL değer kaybından bahsetmiş, sonuç kısmında yargılama aşamasında tespit edilecek alacak ve zarar tutarları kadar talep sonucunu HMK'nun 107/2 maddesine göre iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın arttırmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ifadesi ile tazminat talep ettiği anlaşılmaktadır.. Davalı vekili davacı tarafın kaza nedeniyle düzenlenen eksper raporuna ulaşılabilir durumda ve meydana gelen hasarın büyüklüğünün tespit edilmiş olması nedeniyle değer kaybı hesaplama modülüne göre alacağın net ve kesin olarak tespit edilebilir durumda olduğundan belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar bulunmadığını savunmuştur. 6100 Sayılı HMK'nun 33.maddesi gereğince olayları anlatmak taraflara hukuki niteleme mahkemeye aittir. Yargıtay HGK'nun ███████-397 E - ████████ K sayılı █████/2022 tarihli kararında gerekçeye göre fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik şeklinde açılan davanın belirsiz alacak davası şeklinde görülebileceğine işaret edilmiştir.Sözü edilen karar içeriğinde İDM sıfatıyla; Yargıtay 11.HD'nce 2019/1 E - 2019/4 K Sayılı █████/2019 tarihli kararıyla direnme kararı verilmiş direnme kararı aşağıdaki gösterilen özet gerekçelerle bozulmuştur." (...) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Belirsiz alacak ve tespit davası” başlıklı 107. maddesinin 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) ile değiştirilmeden önceki metninde;1- Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.2- Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.3- Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” düzenlenmesi bulunmakta iken; 7251 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile madde başlığı “Belirsiz alacak davası”; 2. fıkrası “(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde değiştirilmiş; maddenin 3. fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır.Hükümet tasarısında yer almayan bu madde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından esasen baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacakla ilgili hak arama durumunda olan kişinin, hukuk sisteminde karşılaştığı güçlüklerin bertaraf edilerek hak arama özgürlüğü çerçevesinde mümkün olduğunca en geniş şekilde korunmasının sağlanması gerekçesi ile ihdas edilmiş ve kanunlaşmıştır.Bu Kanun hükmünün pratik sonucu özellikle tazminat davalarında görülecek; dava tarihinde (hesap güçlüğü ya da zarar verici durumun gelişmekte olması dolayısıyla) zararının miktarını tespit edemeyen davacı, davasını küçük bir tutarla açarak, daha sonra (zarar tutarını belirlemek mümkün hâle gelince), ıslah yoluna başvurmadan talebini artırabilecektir (Kuru, Baki/Budak, Ali Cem: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Getirdiği Başlıca Yenilikler, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 85, Sayı 2011/5, s. 13). (...) Madde gerekçesinde (...) alacağın belirsiz olup olmadığı ile ilgili olarak bazı kriterler kabul edilmiştir. Bu kıstaslar, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin; i. Davacının kendisinden beklenememesi, ii. Bunun olanaksız olması, iii. Açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması olarak belirtilmektedir.Belirsiz alacak davasının getirdiği en önemli etkin koruma, usûl ekonomisi ve hak arama özgürlüğüne hizmet etmesi yanında, davacının yüksek yargılama giderlerine katlanma ve dava konusu hakkın zamanaşımına uğrama riskini azaltmasıdır. Dava konusu edilen alacağın belirli olup olmadığı ile ilgili olarak davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenememesi kriteri ile açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması kriterini birlikte değerlendirip sonuca gidilmesi gerekir. Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır. (...) Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz.Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Alacağın hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir davaya konu alacak bakımından, belirsiz alacak davasına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak, belirleme yapılması gereklidir. (...)Davacı tarafça dava açılmadan önce delil tespiti yaptırma yoluna gidilmiş olmasının, davaya konu edilen zarar veya alacak miktarının belirli hâle getirdiği şeklinde yorumlamak Kanun’un amacına aykırıdır.(...)Somut olaya gelince; kaza nedeniyle eksper raporuna ulaşılabilir durumda olması ve hasar büyüklüğünün tespit edilmiş olması nedeniyle değer kaybı hesaplama modülüne (formülüne) göre alacağın net ve tespit edilebilir olduğu savunulmuş ise de ; kusurun kimde olduğu ancak yargılama sırasında hakim tarafından, değer kaybının tutarının ise formüle göre değil Yargıtay kararları uyarınca fark kriterine göre 6100 Sayılı HMK'nun 266.maddesine tahkikat sırasında alınacak bilirkişi raporuyla belirlenebileceğinden davaya konu talebin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olması karşısında; dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği ve yukarıda belirtilen Yargıtay HGK'nun kararı gerekçesi göz önüne alındığında İDM'nce davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmiş olmasının hak arama özgürlüğüne,usul ekonomisine,hakkaniyete,usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Bu itibarla davalı vekilinin aksine yönelen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. (II) Yetki İlk İtirazı;Dava dilekçesi davalı ...'e █████/2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili █████/2022 tarihinde esasa cevap süresi içinde müvekkilinin ikametgahının Bornova İzmir olup HMK'nun 6. Maddesi gereğince davanın müvekkilinin yerleşim yeri mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle yetki ilk itirazında bulunmuştur. Dava dilekçesi diğer davalı olan..... AŞ'ye █████/2022 tarihinde tebliğ edilmiş, sigorta şirketi esasa cevap süresi içinde █████/2022 tarihinde yetki ilk itirazında bulunarak davaya bakmaya yetkili şirketin yargı çevresinde bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür. İDM'nce █████/2022 tarihli duruşmada davaya konu kazanın meydana geldiği yerin Menemen ve mahkemenin yetki alanı içinde olması dikkate alınarak davalıların yetki ilk itirazının 6100 Sayılı HMK'nun 16. Maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamına ve kaza tespit tutanağına göre trafik kazasının.... İli .... ilçesi sınırlarında bulunan ... kavşağında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada davacının yerleşim yeri ... olarak gösterilmiş iken davalının yerleşim yeri nüfus kayıtına göre ... olarak kayıtlıdır. Tüzel kişi niteliğinde olan sigorta şirketinin adresi olarak ... . gösterilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 6/1 fıkrasına göre genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. 2. Fıkraya göre yerleşim yeri █████/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir. 7/1. Fıkraya göre davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak dava sebebine göre kanunda davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse davaya o yer mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır. ( Maddenin gerekçesine göre ortak yetkili mahkemenin yetkisi kesin yetki niteliğindedir.)6100 sayılı HMK'nun 16/1. Fıkrasına göre haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer yada zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Somut olayda her iki davalı bakımından ortak yetkili mahkeme 6100 sayılı HMK'nun 7/1. Fıkrası göndermesiyle uygulanacak olan 16.madde gereğince haksız fiilin işlendiği yer olan Menemen İlçesinin giderek Menemen bağlı bulunduğu Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin kesin yetkili olduğu anlaşıldığından İDM'nce davalı ...'in yetki ilk itirazının reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. (III) KusurDavalı vekili esasa cevap süresi içinde müvekkiline atfedilecek kusuru bulunmadığını, davacının eşi sürücü ....'in geldiği yönde kazanın gerçekleştiği yerin hemen gerisinde " sağ tehlikeli devamlı viraj levhası" ve " hız sınırı 50" uyarı levhası bulunduğu, hemen öncesinde kendi yolu için sollama yasağı anlama gelen "uzun şerit" çizili olduğunu, sürücünün uyarı levhalarını ve hız sınırını dikkate almadığını yasal sınırının 2 katı hızla seyir ettiğini, olay yerinde frenin kazadan kurtulma amaçlı manevra yapılmadığından fren izinin olmadığını ileri sürmüş, tanık ve keşif deliline dayanmıştır. █████/2021 tarihli kaza tespit tutanağının incelenmesinde saat 18:35 sıralarında sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... .. plakalı aracı ile kanal yönünden... kavşağına seyir halinde iken kavşağa geldiği sırada aracının ön kısımları ile davacı işletenin sürücüsü ... idaresindeki .... plakalı aracı ile otoyolda ... köyüne seyir halinde iken ... kavşağına geldiği esnada aracın sağ arka yan kısımlarına çarpması neticesinde çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sürücü ...'in KTK'da yer alan 57/1-b 5. Maddesi gereğince tali yoldan ana yola çıkan sürücülerin ana yoldan geçen araçlara ilk geçiş hakkını vermemesi kusurunu işlediği, diğer sürücü....'in ise herhangi bir kusurunun olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı belrtilmiştir.İDM'nce görüşüne başvurulan adli trafik ve makine mühendisi olan bilirkişilerden alınan █████/2022 tarihli raporda özetle;Olayın meskun mahal içinde trafik yoğunluğu "dur" trafik işaret levhasıyla belirlenen kontrolsüz dikey yol kavşağı şeklinde olduğu, dur levhasının varsa duruş yoksa görüş hattında durulacağı, ana yoldan geçen araçlara geçiş önceliği tanındığı, elverişli ise yola devam edileceği anlamına geldiği, bu durumda dur levhasının .... plakalı araç sürücüsünün seyir halinde olduğu ,kanal yolu üstünde olup kavşakta ilk geçiş hakkının .... plakalı araç sürücüsüne ait olduğu, bu durumda davalı ...'ın .... plakalı araç sürücüsüne ilk geçiş hakkını verip beklemek suretiyle taşıt trafiği için bir zorluk veya engel yaratmamak şartı ile ana yoldan gelen taşıtların uzaklık ve hızını kontrol ederek kendi güvenliğini sağladıktan sonra geçiş yapması gerekirken somut olayda bu durumun aksine davranarak kavşakta ana yolu kullanan .... plakalı araç sürücüsünün ilk geçiş hakkını ihlal ederek zararlı sonuca neden olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Raporda "davalı ... vekilinin davacının eşinin yani sürücü ....'in geldiği yönde kazanın gerçekleştiği hemen gerisinde "sağ tehlikeli devamlı virajlar levhası" " hız sınırı 50" levhaları bulunduğu, kendi yönü için sollama yasağı anlamına gelen " uzun şerit " çizili olduğunu, dolayısı ile bu uyarıları dikkate alınmadığını, yasal sınırın 2 katı hızla seyir ettiğini, yolda fren izi de bulunmadığınına yönelik bu iddiaları bakımından "kesin veri bulunmadığından mevcut verilerin bu iddianın kesin olarak doğrulaması mümkün olmamıştır" denmiştir. Raporun sonuç kısmında; kaza tespit tutanağında gösterilmiş olan çarpma noktasının yeri, araçların kavşak ortak alanındaki pozisyonları, davacı aracının sağ arka yan kısmında olması birlikte değerlendirildiğinden kavşakta ilk geçiş hakkını kullanarak geçişini sürdüren araç konumunda olan ve gereğinden fazla hız yaptığına veya başkaca kural ihlali yaptığına ilişkin kesin bilgi bulunmayan davacının (sürücünün) zararlı sonucu önlemesi de mümkün olmadığından kazanın oluşumunda etken bir kural ihlali bulunmadığı mütalaa edilmiştir.Bilirkişi raporunun davalı vekiline █████/2022 trarihinde tebliği üzerine █████/2022 tarihli dilekçe ile cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarlayarak itiraz edip tanıklarının da dinlenmek suretiyle keşif yapılmasını istemiştir. Ancak, İDM'nce █████/2022 tarihli duruşmada davalı vekilinin keşif mahallinde tanıkların dinlenerek kusur tespiti yapılması ve yeniden rapor alınması talebi kusur oranının takdirinin mahkemeye ait olduğu, kazanın üzerinden geçen zaman dikkate alınarak kaza mahallinde yapılacak keşfin dosyaya bir şey katmayacağı anlaşılmakta ek rapor alınması ve keşif taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde bilirkişi raporunda yönelik itirazlarını tekrarlayarak kazanın gerçekleştiği gün müvekkilinin yanında yolculuk yapan bildirilen tanıkların kazanın meydana geldiği yerde gerçekleştirilecek keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda haklılıklarının ortaya çıkacağını, hiçbir delil toplanmaksızın karar verilmesinin adil yargılama hakkını ihlali anlama geldiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 17. HD'nin ██████████ E- ██████████ K sayılı █████/2016 tarihli ve aynı dairenin ██████████ E- ██████████ K sayılı █████/2013 tarihli kararlarında vurgulandığı gibi trafik kazası tespit tutanağının aksi tabi geçerli resmi belge olduğundan her zaman aksini ispatının mümkün bulunduğu, davalı sürücünün kazanın oluşuna ilişkin bilgi sahibi olduğunu iddia ettiği tanık listesinin esasa cevap dilekçesinde sunduğu, davalı yanın kazanın oluşuma ilişkin keşif yapılıp tanıklar dinlenmek suretiyle kusur tespiti yapılması talebinde bulunduğu, 6100 sayılı HMK'nun 27. Madde anlamına bulan adil yargılama ilkesi gereği tarafların tüm iddia ve savunmalarının usulünce değerlendirilmesinde zorunluluk gözetildiğinde olay yerinde keşif yapılmadan davalı tanıkları dinlenmeden görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinden ek rapor alınmadan gerektiğinde ATK Trafik İhtisas Dairesi, İTÜ Öğretim Elemanları veya Karayolları Fen Heyetinden rapor alınmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır.Aşağıdaki durumlar arasında;(a-6) bendinde; "mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” sayılmıştır.Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre ; 1--Davalı vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı husus ile giderek hukuki yarar bulunmadığına yönelik istinaf başvurusu ile mahkemenin yetkisine yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1. Fıkra (b-1) bendi ve 355. maddesi gereğince esastan reddine2-Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusunun uyuşmazlığın çözüme etkili olabilecek nitelikte yukarıdaki gerekçenin (III) bendinde gösterildiği biçimde olay yerinde keşif yapılmadan davalı tanıkları dinlenmeden görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinden ek rapor alınmadan gerektiğinde ATK Trafik İhtisas Dairesi, İTÜ Öğretim Üyeleri Heyeti veya Karayolları Fen Heyetinden rapor alınmadan, bu hususa yönelik itirazları reddedilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının davalı ... bakımından 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın ... bakımından yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı husus ile giderek hukuki yarar bulunmadığına yönelik istinaf başvurusu ile mahkemenin yetkisine yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1. Fıkra (b-1) bendi ve 355. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusunun uyuşmazlığın çözüme etkili olabilecek nitelikte yukarıdaki gerekçenin (III) bendinde gösterildiği biçimde olay yerinde keşif yapılmadan davalı tanıkları dinlenmeden görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinden ek rapor alınmadan gerektiğinde ATK Trafik İhtisas Dairesi, İTÜ Öğretim Üyeleri Heyeti veya Karayolları Fen Heyetinden rapor alınmadan, bu hususa yönelik itirazları reddedilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan KABULÜNE, 3- Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas - ████████ Karar sayılı, █████/2022 tarihli kararının davalı ... bakımından 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,4-Davanın ... bakımından yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesi olan Karşıyaka Asliye Ticarete Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,5-Davalı ...'in peşin yatırdığı 495,25-TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 220,70-TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına,6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca █████/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.