Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan atıksu arıtma tesisi mekanik ekipman temini ve montajındaki ayıplı ifa nedeniyle tazminat talebine ilişkin istinaf kararı özeti.
Özet: Davacı şirket, davalı ile imzaladığı eser sözleşmesi kapsamında kurulan atıksu arıtma tesisinin projeye ve sözleşmeye uygun çalışmadığını, kapasite yetersizliği, ekipman eksiklikleri ve kimyasal arıtma prensiplerine aykırılıklar nedeniyle çevre mevzuatına aykırılıklar oluştuğunu ve idari para cezalarına maruz kaldığını belirterek uğradığı zararın tazminini talep etmiş; davalı ise tesisin sözleşmeye uygun teslim edildiğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, sorumluluğun tesisin işletmecisi konumundaki üçüncü şahsa ait olduğunu ve sonradan yapılan değişikliklerin mevcut durumu yansıttığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, ████████ Esas ████████ Karar, █████/2024
DAVA KONUSU:Tazminat ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:█████/2026
KARARIN YAZILDIĞI TARİH:█████/2026
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE İDDİA:
Davacı vekili, 11.08.2016 havale tarihli dava dilekçesinde, özetle, davacı şirket ile davalı şirket arasında ... tarihinde ... sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme kapsamında Kayseri’de bulunan fabrika sahasındaki mevcut betonarme ... tesisine mekanik ekipman temini, montajı ve tesisin çalışır vaziyette teslimi işini üstlendiğini, ancak davalının sözleşme konusu edimini gereği gibi yerine getirmediğini, tesisin projeye, sözleşmeye, ...normlarına ve ihale makamının görüşlerine uygun biçimde çalışmadığını ileri sürmüştür. Davacı taraf, tesisin 2000 m³/gün debiye göre boyutlandırılmasına rağmen debi ölçümüne dayalı veri çalışması yapılmadığını, dengeleme havuzu hacminin yetersiz kaldığını, kimyasal arıtma prensiplerine ve tekstil atıksuyu arıtımına uygun sistem kurulmadığını, ön çökeltme tankı, son çökeltme tankı, savaklar, çamur pompaları, karıştırıcılar, blower, debimetre, statik elek/ızgara ve elektrik otomasyon sistemi yönünden ciddi eksiklikler bulunduğunu, bu nedenle tesisin istenen seviyede arıtma yapamadığını, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü denetimleri sonucunda idari para cezası uygulandığını, davalının sözleşmeye aykırı ve ayıplı imalatı sebebiyle davacının zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tazminat talebinde bulunmuştur.
CEVAP VE SAVUNMA :
Davalı vekili, cevap dilekçesinde, özetle, 2782 sayılı Çevre Kanunu uyarınca ... tesisinin kurulması, bakımı, onarımı ve işletilmesinden yasal olarak ...A.Ş.’nin sorumlu olduğunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yazısına istinaden ...tesisinin bakım ve işletmesinin ...’e devredildiğini, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı taraf ayrıca, davacı ile ... arasında 31.03.2015 tarihli ... devrine ilişkin protokol imzalandığını, tesisin sahibi ve işleticisinin ...olduğunu, davalı şirketin tesisi sözleşmeye uygun şekilde tamamladığını, davacının onayını alacak şekilde teslim ettiğini, bedelin davacı tarafından ödendiğini, tesisin ...yılı içerisinde devreye alınıp kullanılmaya başlandığını, davacının iki yılı aşkın süre sonra ayıp iddiasında bulunmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, süresinde muayene ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, idari para cezasının işletme ve kullanım şartlarından kaynaklandığını, betonarme yapıdan doğan sorunların da davalıya yüklenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
CEVABA CEVAP :
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde, davalı savunmalarının gerçeği yansıtmadığını, sözleşme konusu işin mekanik ekipman temini ve montajı ile tesisin çalışır hale getirilmesi olduğunu, tesisin istenen kapasite ve arıtma performansını sağlayamadığını, idari para cezasının da tesisin gereği gibi çalışmamasından kaynaklandığını, davalının teslim savunmasının ayıplı ifa gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, davalının sözleşme ve ekleri uyarınca edimini eksiksiz ve ayıpsız şekilde yerine getirmediğini belirtmiştir. Davacı, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu, tesisin teknik yapısı ve arıtma performansının ancak işletme sürecinde anlaşılabileceğini, bu nedenle davalının zamana ve kullanıma dayalı savunmalarının yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
İKİNCİ CEVAP DİLEKÇESİ :
Davalı vekili, ikinci cevap dilekçesinde, davacının iddialarının soyut olduğunu, tesisin kurulumundan sonra davacı tarafından kabul edilip kullanıldığını, daha sonra tesis üzerinde üçüncü kişilerce değişiklikler ve revizyonlar yapıldığını, mevcut durumun ilk teslim tarihindeki durumu göstermediğini, bu nedenle sonradan yapılan keşif ve incelemelerle davalıya kusur yüklenemeyeceğini savunmuştur. Davalı, ayrıca davacının idari para cezası ile davalının edimi arasında illiyet bağını ispatlayamadığını, tesisin işletilmesi, bakımı, atıksu karakterizasyonu ve debi artışlarının davacı ve/veya ...sorumluluğunda olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK YARGILAMA SÜRECİ:
Dosyada ilk olarak Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ D.İş sayılı dosyası kapsamında tespit yaptırılmış, bu tespitlerde tesisin çeşitli üniteleri yönünden arıtma performansına, kimyasal arıtma prensiplerine, debi ve kapasiteye, ön çökeltme, son çökeltme, flokülasyon ve nötralizasyon sistemlerine ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Bu tespitlerde tesisin istenen arıtma kriterlerini sağlamadığı, bazı ünitelerin tasarım ve uygulama bakımından yetersiz olduğu, sistemin sözleşmede öngörülen sonucu sağlamadığı yönünde görüşler bildirilmiştir.
Mahkemece yargılama sırasında alınan 09.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda, mahallinde keşif yapıldığı, tesisin mekanik ekipmanlarının incelendiği, kullanılan ve kullanılmayan ekipmanların fotoğraflarla belirlendiği, sistem dışı kalan veya kullanılmayan ekipmanların proje değeri ile hurda değerlerinin değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu raporda mekanik ekipman temini ve montajı için 98.000 Euro, tambur elek için 5.200 Euro ve dekantör için 35.000 Euro değer biçildiği, kullanılmayan mekanik ekipmanların proje değerinin 34.500 Euro olabileceği, hurda değerinin 2.218,13 Euro olabileceği, buna göre zararın 32.281,87 Euro olarak hesaplandığı görülmektedir.
Tarafların bu rapora itirazı üzerine düzenlenen 14.03.2018 tarihli ek raporda, elektrik panosu yönünden değerlendirme yapılmasının elektrik mühendisi tarafından yapılması gerektiği belirtilmiş, mekanik tesisat yönünden kök rapordaki değerlendirme ve hesaplamalarda değişiklik yapılmasına yer olmadığı bildirilmiştir.
HMK’nın 266. maddesi uyarınca alınan ... tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda, davaya konu arıtma tesisinde çalışan teknik elemanların beyanları ve dosya kapsamı dikkate alınarak, sistemde bazı ekipmanların kurulumdan sonra gereği gibi çalışmadığı, fonksiyonel olmayan ekipmanların davacı tarafından değiştirilmek zorunda kalındığı, davalı firma elemanlarıyla görüşülmesine rağmen yeterli çözüm sağlanamadığı, bu nedenle belirtilen ekipmanların ayıptan kaynaklı olarak işlevsel çalışmadığı değerlendirilmiştir. Bu raporda yükleniciden kesilmesi gereken bedeller nötralizasyon kısmı karıştırıcı ve kimyasal dozaj grubu için 4.200 Euro, flokülasyon kimyasal dozaj grubu için 8.200 Euro, havalandırma havuzu blower için 300 Euro, son çökeltme havuzu çamur pompası için 1.850 Euro, çamur ve yüzey sıyırıcı için 11.000 Euro, makine dairesi debimetre için 2.000 Euro, klor temas havuzu kimyasal dozaj pompası için 600 Euro, statik elek/ızgara için 4.500 Euro olmak üzere toplam 34.500 Euro olarak belirlenmiştir.
20.03.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, taraflar arasında 30.01.2014 tarihli sözleşme bulunduğu, yüklenici tarafından yapılan ...tesisinin 31.03.2015 tarihinde ... Müdürlüğüne devredildiği, tesisin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının belirlediği deşarj kriterlerini sağlayamaması nedeniyle ... Kurucusu ve İşleticisi ...’e 46.501,00 TL idari para cezası uygulandığı, bu cezanın davacıdan tahsil edildiği, davalının sözleşmedeki edimlerini usulüne uygun ifa etmediği, sözleşme konusu mekanik ekipmanların bir bölümünün ayıplı olduğu, ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu değerlendirilmiştir. Bu raporda makine ve ekipmanlardan kaynaklanan zararın 34.500 Euro olduğu, dava tarihindeki 3,3136 TL Euro kuru ile karşılığının 114.319,20 TL olduğu, ayrıca idari para cezası olan 46.501,00 TL ile birlikte davacının talep edebileceği toplam zararın 160.820,20 TL olduğu bildirilmiştir.
05.07.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda önceki rapordaki görüş ve kanaatte değişiklik yapılmadığı belirtilmiştir.
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ talimat sayılı dosyasında alınan 03.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalının davacıya sunduğu 03.01.2014 tarihli teklif mektubu incelenmiş, teklif tutarının opsiyonel ekipmanlar dahil 202.200 Euro olduğu, imzalanan sözleşmede bedelin 180.000 Euro olarak belirlendiği, bu nedenle %10,97 oranında tenzilat uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu raporda kimyasal dozaj grubu, ön ve son çökeltme havuzundaki çamur pompaları, blower, çamur ve yüzey sıyırıcı, debimetre, klor temas havuzundaki dozaj pompası ve statik elek-ızgara kalemleri yönünden toplam 37.364,66 Euro zarar hesaplanmış, 6.500 TL sovtaj bedeli düşüldükten sonra 117.311,54 TL talep edilebilir zarar bulunduğu, ayrıca idari para cezası 46.500 TL eklenerek toplam zararın 163.811,54 TL olduğu bildirilmiştir.
01.11.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, sözleşmenin betonarme imalatları kapsamadığı, davalının sözleşme konusu işi teslim ettiği, ancak sistemin aktif hale getirildikten sonra yeterli ve gerekli şekilde çalışmadığı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yazılarından ayıplı imalat ve hizmet bulunduğunun anlaşıldığı değerlendirilmiştir. Bu raporda nötralizasyon ve flokülasyon kısmı, son çökeltme havuzu, blower, debimetre, klor temas havuzu kimyasal dozaj pompası, statik elek/ızgara ve elektrik otomasyon sistemi yönünden zarar hesaplanmış, idari para cezası da eklenerek toplam talep edilebilir zarar 208.984,49 TL olarak belirlenmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN 24.03.2022 TARİHLİ İLK KARARI:
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 24.03.2022 tarih, █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilk kararında, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, sözleşmenin götürü bedelle düzenlendiğini, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ve Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü tespitleri dikkate alındığında söz konusu ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğunu kabul etmiştir. Mahkeme, bilirkişilerce keşifteki fiili durum ve çevre idaresi kayıtları esas alınarak hesaplama yapılmasının uygun olduğunu belirterek, nötralizasyon ve flokülasyon, son çökeltme havuzu, blower, debimetre, klor temas havuzu kimyasal dozaj pompası, statik elek/ızgara ve elektrik otomasyonu kalemleri ile idari para cezası yönünden yapılan hesaplamaları benimsemiş ve davanın kabulüne, 208.984,49 TL’nin davalıdan tahsiline karar vermiştir.
İLK İSTİNAF BAŞVURULARI:
Davalı vekili ilk karara karşı istinaf dilekçesinde özetle, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, mevcut durum ve aradan geçen zaman dikkate alındığında davacı tarafından kullanım dışı bırakılan makine ve ekipmanların her biri için ayrı ayrı ayıplı imalat değerlendirmesi yapılamayacağını, tesisin istenilen seviyede arıtma yapamadığına ilişkin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü raporunun tek başına ayıbı ispatlamaya yeterli olmadığını, teknik incelemenin mümkün olmadığı bir durumda davacının beyanlarına dayanılarak karar verildiğini, muayene ve ihbar külfetinin süresinde yerine getirilmediğini, davacının iki yılı aşkın süre sonra dava açmasının kabul anlamına geldiğini, bazı tespitlerin davacı ve personelinin soyut beyanlarına dayandığını, elektrik pano otomasyonu yönünden de soyut ve varsayımsal hesaplama yapıldığını ileri sürmüştür.
Davacı vekili ise ek karar yönünden yaptığı istinaf başvurusunda, mahkemece hükümde yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, tarafların tacir olması ve işin ticari nitelikte bulunması nedeniyle avans faizi uygulanması gerektiğini ileri sürmüş, ayrıca tavzih ve tashih taleplerinin reddinin usule aykırı olduğunu savunmuştur.
DAİREMİZİN 29.09.2022 TARİHLİ İLK KALDIRMA KARARI:
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 29.09.2022 tarih, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında, dosya kapsamı, toplanan deliller ve Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğindeki sınırların aşıldığından ... tarihinde kesilen idari para cezası dikkate alındığında eserin olması gereken vasıfları taşımadığı, yani ayıplı olduğu ve davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğu yönündeki mahkeme kabulünün doğru olduğunu belirtmiştir. Daire, ayıbın yükleniciden kaynaklandığının kabulü halinde bunun gizli ayıp niteliğinde olduğunu ve davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunu da değerlendirmiştir.
Bununla birlikte Daire, yargılama sırasında birçok bilirkişi görüşüne başvurulduğunu, alınan bilirkişi raporlarının hesaplama yöntemi ve sonuç miktarı yönünden birbiriyle çelişkili olduğunu, hükme dayanak alınan 01.11.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ayıbın kapsamının tam olarak tespit edilmediğini, ayıbın ortaya çıktığı 2015 yılı itibarıyla piyasa rayiçlerine göre ayıp giderim bedelinin hesaplanmadığını, bu nedenle hükmün denetime elverişli olmadığını belirtmiştir. Daire, mahkemece yapılması gereken işin, HMK’nın 281/3. maddesi gereğince yeniden oluşturulacak, konusunda uzman, makine ve elektrik bilirkişisinin de bulunduğu teknik bilirkişi kurulu seçilerek keşif yapılması, davacı tarafça keşif mahallinde hazır edilecek kullanılmayan veya sistemden çıkarılan makine ve ekipmanlar ile eserin tamamı üzerinde inceleme yapılması, açıklanan ilkeler doğrultusunda bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi olduğunu belirtmiş ve HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararını kaldırmıştır. Davacı vekilinin tavzih talebinin reddine ilişkin istinaf başvurusu ise konusuz kaldığından hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI YARGILAMA SÜRECİ:
Dairenin kaldırma kararı üzerine dosya Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkemece 01.06.2023 tarihli duruşmada eser sözleşmesi konusu yerde ve makinelerin bulunduğu yerde keşif yapılmasına karar verilmiş, ilk keşif Kayseri dışından çevre mühendisi bilirkişi temin edilemediğinden yapılamamış, daha sonra mahkemece 09.01.2024 tarihinde keşif icra edilmiş, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
Kaldırma sonrası alınan 02.04.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, 09.01.2024 tarihinde mahkeme heyeti ile birlikte mahallinde keşif yapıldığı, taşınmazın konumu, yapısal özellikleri, tesisin fiziki durumu, önceki bilirkişi raporları, sözleşme, teklif mektubu, proje evrakı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yazıları, idari yaptırım evrakı ve dava dosyası kapsamının birlikte değerlendirildiği belirtilmiştir.
Raporda, taraflar arasında 30.01.2014 tarihli sözleşme bulunduğu, davacı tarafça ödemelerin yapıldığı ve davalı tarafın sözleşmede belirtilen işi bitirip teslim etmiş olduğunun anlaşıldığı ifade edilmiştir. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün ... tarihli ve ... sayılı idari para cezası tebligatında, “...” ...Müdürlüğüne 23.07.2015 tarihinde teknik personel tarafından denetime gidildiği, bölgede bir adet yağmur suyu toplama hattı bulunduğu, bu hatta toplanan suların terfi merkezinde geçici olarak depolandığı, buradan su seviyesine bağlı olarak pompa ile .../...’ya deşarj edildiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti, 23.07.2015 tarihli numunenin doğrudan dava konusu arıtma tesisinin çalışması sonucu alınmış bir numune olduğuna ilişkin dosyada kesin ve yeterli veri bulunmadığını değerlendirmiştir. Raporda özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarihli yazısı ile ... tarihli ... proje onayı üzerinde durulmuş, ...tarihli ve ... sayılı yazıda “...’ye ait havuzlarda kaçak ve sızmanın olup olmadığının tespiti amacıyla su tutulduğu, ancak ...’nin faal olmaması nedeniyle numune alınamadığı, proje onayından sonra işletmenin faaliyete geçeceği ve atıksu üreteceği” ifadelerinin yer aldığı belirtilmiştir. Bu nedenle idari para cezasının dava konusu arıtma tesisinin aktif çalışması sonucu alınan numuneye dayandığının kesin biçimde söylenemeyeceği değerlendirilmiştir.
Raporda ayrıca, ilk işin yapıldığı dönemde beş adet havuz varken, sonrasında proje değişikliği ile yedi adet daha havuz yapıldığı, tesis kapasitesinin artırıldığı, yeni projeler ve revizyonlarla tesisin değiştirildiği, mevcut durumda tesiste yer alan bir kısım makine ve ekipmanlarda revizyon ve yenilemeler yapıldığı, aradan geçen zaman ve değişiklikler dikkate alındığında ilk kurulum dönemindeki mekanik arıza, eksiklik veya ayıpların net biçimde belirlenmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Elektrik otomasyon sistemi yönünden ise keşif tarihinde sistemin faal olduğu, davacı temsilcilerinin beyanlarına göre eski panodan bazı malzemelerin alınarak yeni otomasyon sisteminde kullanıldığı, ancak sökülen malzemelerin neler olduğunun ve miktarının net olarak belirlenemediği, bu nedenle kullanılmayan elektrik otomasyon sisteminin sovtaj değerinin varsayımsal olarak hesaplanabileceği belirtilmiştir.
Bilirkişi kurulu, tüm bu değerlendirmeler sonucunda dava konusu ...tesisinin çalışması sonucu alınmış bir numune ve ceza tutanağı bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafından yapılan tesisin ayıplı olduğunun kesin olarak ispatlanamadığı, önceki bilirkişi raporlarıyla çelişki bulunmakla birlikte mevcut belgeler ve resmi yazılar karşısında davacının talebinin kanıtlanamadığı sonucuna ulaşmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 12.09.2024 TARİHLİ SON KARARI:
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 12.09.2024 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı son kararında, davacının davalı ile ...tarihli ...sözleşmesi yaptığını, sözleşme konusu işin gereği gibi yapılmadığını ileri sürdüğünü, davalının ise tesisin sözleşmeye uygun teslim edildiğini, daha sonra ...’e devredildiğini, tesisin işletilmesi ve cezadan davalının sorumlu olmadığını savunduğunu belirttikten sonra, yargılama sürecinde alınan önceki raporları, BAM kaldırma kararını ve kaldırma sonrası alınan 02.04.2024 tarihli bilirkişi raporunu değerlendirmiştir.
Mahkeme, BAM kaldırma ilamında her ne kadar eserin ayıplı olduğu yönündeki ilk kabulün dosya kapsamına göre doğru olduğunun belirtildiğini, ancak aynı ilamda raporlar arasındaki çelişki, ayıbın kapsamının tam belirlenmemesi ve 2015 yılı piyasa rayiçlerine göre ayıp giderim bedelinin hesaplanmaması nedeniyle kararın kaldırıldığını vurgulamıştır. Mahkeme, kaldırma sonrası yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporunda, dava konusu ...’nin çalışması sonucunda alınmış bir numune ve ceza tutanağının bulunmadığının, 09.10.2015 tarihli resmi yazıya göre ...’nin faal olmaması nedeniyle numune alınamadığının, dolayısıyla davalı tarafından yapılan tesisin ayıplı olduğunun ispatlanamadığının bildirildiğini kabul etmiştir.
Mahkeme, dosya içerisindeki belgelere göre dava konusu ...’nin çalışması sonucunda alınmış bir numune ve ceza tutanağı bulunmadığını, bilirkişi raporunun mahkemeye tebliğ edildiğini, tarafların itirazlarının alındığını, ancak son bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili, son karara karşı istinaf dilekçesinde özetle, Kayseri BAM 4. Hukuk Dairesinin kaldırma ilamında tesisin ayıplı olduğunun kabul edildiğini, yerel mahkemenin ve 02.04.2024 tarihli bilirkişi heyetinin BAM kaldırma kararının dışına çıktığını, BAM’ın yalnızca zararın kapsam ve miktarı yönünden ek inceleme yapılmasını istediğini, buna rağmen mahkemenin ayıp yokmuş gibi değerlendirme yaparak davayı reddettiğini ileri sürmüştür.
Davacı vekili ayrıca, 09.10.2015 tarihli yazıya dayanılarak tesisin faal olmadığı sonucuna varılmasının doğru olmadığını, tesisin bundan çok önce faaliyete geçtiğini, proje onayına ilişkin belgelerin tesisin hiç çalışmadığını göstermediğini, 23.07.2015 tarihinde alınan numunenin davalının kurduğu sistemin ayıplı olmasından kaynaklandığını, davalı tarafından ayıplı ifa nedeniyle idari para cezası uygulandığını, önceki tüm bilirkişi raporlarında ayıp bulunduğunun tespit edildiğini, 20.03.2019 tarihli raporda da davalının sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğinin ve Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü tespitleriyle ayıbın ortaya çıktığının belirlendiğini ifade etmiştir.
Davacı vekili, mahkemenin BAM kaldırma kararında verilen talimatın dışına çıktığını, bilirkişilerin de mahkemenin talimatı dışında varsayımsal ve tek taraflı rapor düzenlediğini, ayıbın giderim bedelinin 2015 yılı itibarıyla hesaplanması gerekirken ayıbın bulunmadığı yönünde rapor verilmesinin hatalı olduğunu, davalı firmanın kusurlu olduğu ve idari para cezasının davalı tarafından kurulan sistemin ayıplı olmasından kaynaklandığının dosya kapsamındaki önceki delillerle sabit olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında düzenlenen ... tarihli ... sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalı yüklenicinin sözleşme kapsamındaki edimini ayıplı ifa edip etmediği, tesisin istenen arıtma performansını sağlayıp sağlamadığı, idari para cezası ile davalının edimi arasında uygun illiyet bağı bulunup bulunmadığı, ayıp varsa bunun açık mı gizli mi olduğu, süresinde ihbar edilip edilmediği ve davacının talep edebileceği zarar miktarı noktalarında toplanmaktadır.
Somut dosyada ilk derece mahkemesinin ilk kararının Dairemizce kaldırıldığı, kaldırma ilamında eserin ayıplı olduğuna ilişkin bazı değerlendirmeler yapılmakla birlikte, hükmün asıl kaldırılma nedeninin bilirkişi raporları arasındaki çelişki, ayıbın kapsamının tam olarak ortaya konulamaması ve zararın 2015 yılı piyasa rayiçlerine göre denetime elverişli şekilde hesaplanmaması olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle Dairemiz kaldırma ilamının, tesisin ayıplı olduğuna dair kesin ve artık tartışılamaz nitelikte maddi vakıa kabulü oluşturduğundan söz edilemez. Kaldırma kararında mahkemeye yeniden teknik inceleme yaptırılması, makine ve elektrik bilirkişisinin de bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. “Sonucuna göre karar verilmesi” ibaresi, yeniden yapılacak teknik inceleme sonucunda önceki kabullerden farklı bir sonuca ulaşılmasını hukuken engellememektedir. Bu nedenle davacı vekilinin, mahkemenin BAM kaldırma ilamına aykırı hareket ettiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesi kaldırma ilamı doğrultusunda yeniden keşif yapmış, yeni bilirkişi heyeti oluşturmuş, tesisin mevcut fiziki durumunu, önceki raporları, sözleşme ve proje belgelerini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yazılarını ve idari yaptırım evrakını incelemiş, bu rapora göre değerlendirme yapmıştır. Mahkemenin kaldırma ilamından sonra alınan raporu esas alması usulen mümkündür.
Kaldırma sonrası alınan bilirkişi raporunda incelenen resmi yazışmalarda, ...tarihli ve ...sayılı yazıda ...’ye ait havuzlarda kaçak ve sızma olup olmadığının tespiti amacıyla su tutulduğu, ancak ...’nin faal olmaması nedeniyle numune alınamadığı belirtilmiştir. Yine 22.10.2015 tarihli yazı ve 23.10.2015 tarihli proje onayı dikkate alındığında, idari yaptırıma esas alınan numunenin doğrudan dava konusu arıtma tesisinin çalışmasından kaynaklandığı hususu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtlanamamıştır.
Davacı taraf önceki bilirkişi raporlarına dayanmakta ise de bilirkişi raporları mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp, hâkimin teknik konularda kanaat oluşturmasına yardımcı olan görüşlerdir. Mahkeme, dosya kapsamı ve gerekçesini açıklamak kaydıyla bir bilirkişi raporunu diğerine üstün tutabilir. Somut olayda önceki raporlar arasında hem zarar kalemleri hem hesaplama yöntemi hem de ulaşılan sonuç miktarları bakımından ciddi farklılıklar bulunduğu görülmektedir. 09.01.2018 tarihli raporda zarar 32.281,87 Euro olarak değerlendirilmiş, 20.03.2019 tarihli raporda idari para cezası dahil 160.820,20 TL, 03.03.2020 tarihli raporda 163.811,54 TL, 01.11.2021 tarihli raporda ise 208.984,49 TL zarar hesaplanmıştır. Bu farklılıklar Dairemizce önceki kaldırma kararında da tespit edilmiş ve dosyada çelişkinin giderilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Kaldırma sonrası alınan 02.04.2024 tarihli raporun, diğer raporlardan ayrılan yönü, yalnızca bedel hesabı yapmaması değil, idari yaptırıma esas alınan numunenin dava konusu tesisin çalışması sonucunda alınıp alınmadığını resmi yazılar üzerinden ayrıca tartışmasıdır. Raporda Çevre ve Şehircilik yazıları, ... proje onay süreci, tesisin fiilen faal olup olmadığına ilişkin belgeler ve tesisin sonradan değişikliğe uğramış mevcut durumu birlikte değerlendirilmiştir. Bu yönüyle rapor, kaldırma ilamında istenen teknik ve dosya kapsamına dayalı incelemeyi içermektedir.
Dosya kapsamından tesisin zaman içinde değiştirildiği, yeni havuzlar eklendiği, kapasitenin artırıldığı, elektrik ve otomasyon sisteminde yenilemeler yapıldığı, bazı makine ve ekipmanların kullanımdan çıkarıldığı ya da değiştirildiği anlaşılmaktadır. Bu değişiklikler karşısında 2014-2015 dönemindeki ilk kurulumun ayıplı olup olmadığının doğrudan ve kesin biçimde tespiti güçleşmiştir. Bu güçlüğün sonucu davalı aleyhine varsayımsal kabul yapılması değil, ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafın iddiasını somut, teknik ve denetlenebilir delillerle ispat edip etmediğinin değerlendirilmesidir. Davacı tarafın, idari para cezasının doğrudan davalı tarafından kurulan mekanik sistemin ayıplı olmasından kaynaklandığını ve bu ayıp ile talep edilen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu kesin olarak ortaya koyması gerekir.
Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu bakımından eserin sözleşmede kararlaştırılan vasıfları taşımaması veya dürüstlük kuralına göre bulunması gereken nitelikleri içermemesi gerekir. Ancak ayıp iddiası, özellikle teknik bir tesis bakımından soyut beyanlarla değil, tesisin teslim tarihi, işletmeye alınma tarihi, kapasite artışları, sonradan yapılan revizyonlar, işletme koşulları, atıksu karakterizasyonu, alınan numunelerin kaynağı ve idari yaptırımın dayanağı birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir. Somut olayda bu hususlarda davacı lehine kesin ve tereddütsüz bir ispat sağlanmamıştır.
Dosyada yer alan 09.10.2015 tarihli yazıda ...’nin faal olmaması nedeniyle numune alınamadığı belirtilmiş, idari para cezasına ilişkin tutanaklarda da numunenin hangi noktadan, hangi şartlarda ve doğrudan hangi arıtma ünitesinden kaynaklı olarak alındığı konusunda tereddüt doğuran ifadeler yer almıştır. Bu durumda illiyet bağının davacı lehine kesin biçimde kurulduğu kabul edilememektedir.
Bu nedenle mahkemece 02.04.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Rapor, dosya kapsamına, resmi yazışmalara, keşif bulgularına ve BAM kaldırma ilamının işaret ettiği teknik inceleme ihtiyacına yanıt verir niteliktedir. Davacı vekilinin raporun BAM kararına aykırı olduğu, yalnızca zarar hesabı yapılması gerekirken ayıp yokluğu değerlendirmesi yapıldığı yönündeki istinaf itirazı da yerinde değildir. Zira zarar hesabı yapılabilmesi için öncelikle zararın dayanağı olan ayıbın ve bu ayıp ile zarar arasındaki illiyet bağının belirlenmesi zorunludur. Ayıp ve illiyet bağı ispatlanmadan yalnızca önceki varsayımsal bedel hesaplarıyla hüküm kurulamaz. Başka bir anlatımla, dosyada tesisin arıtma performansına ilişkin sorunlar bulunduğuna dair emareler mevcut ise de bu sorunların sözleşme kapsamında davalının temin ve montajını üstlendiği mekanik ekipmanlardan mı, tesisin sonradan değiştirilmesi ve kapasite artırımı süreçlerinden mi, işletme ve bakım koşullarından mı, betonarme yapıdan mı, atıksu karakterizasyonundaki değişikliklerden mi yoksa üçüncü kişilerce yapılan müdahalelerden mi kaynaklandığı tereddütsüz biçimde ortaya konulamamıştır. Davalı yüklenicinin sorumluluğu bakımından belirleyici olan husus, teslim anındaki veya ayıbın ortaya çıktığı kabul edilen 2015 yılı itibarıyla mevcut teknik durumdur. Sonradan sökülen, değiştirilen, yenilenen veya başka sistem içinde kullanılan ekipmanların bugünkü durumundan hareketle geçmişe dönük kesin ayıp kabulü yapılması mümkün değildir.
Bu çerçevede, dosyada 2014 yılında teslim edilen mekanik ekipmanların her biri yönünden, teslim tarihinde sözleşmeye aykırı, eksik veya ayıplı olduğu, bu ayıbın davacı tarafından süresinde bildirildiği, ayıp giderim bedelinin 2015 yılı piyasa rayiçleriyle ve sovtaj değerleri düşülerek hesaplandığı yönünde çelişkiden uzak, denetime elverişli ve kesin teknik tespit bulunmamaktadır. İlk kaldırma kararında da tam olarak bu eksikliğe işaret edilmiştir. Kaldırma sonrası yapılan inceleme ise bu eksikliği davacı lehine gidermemiş, aksine idari para cezası ve ayıp iddiası arasındaki bağlantının dosya kapsamı itibarıyla kurulamadığı sonucuna ulaşmıştır.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin son kararında kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin kararın kaldırılmasını gerektirir nitelikte olmadığı, mahkemenin delilleri değerlendirmesinde ve son bilirkişi raporunu hükme esas almasında takdir yetkisini aşmadığı kanaatine varılmıştır.
İdari para cezası yönünden ise davacı, 46.501,00 TL idari para cezasının davalının ayıplı ifası sebebiyle doğduğunu ileri sürmektedir. Ancak idari yaptırım evrakı incelendiğinde, cezanın dayandığı numune alma işlemi, numunenin alındığı yer, tesisin o tarihteki faal durumu ve numunenin doğrudan dava konusu mekanik arıtma sisteminin çıkış suyundan alınıp alınmadığı konusunda belirsizlikler bulunduğu görülmektedir. 09.10.2015 tarihli resmi yazıda...’nin faal olmaması nedeniyle numune alınamadığının belirtilmesi, bu konuda davacı iddiasını zayıflatmaktadır. Bu halde idari para cezasının davalı yüklenicinin sözleşmeye aykırı ediminden kaynaklandığı kabul edilerek tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.
Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, sözleşme hükümleri, önceki bilirkişi raporları, Dairemizin 29.09.2022 tarihli kaldırma ilamı, kaldırma sonrası yapılan keşif, 02.04.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu, resmi kurum yazıları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hmk'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan peşin yatan 1.282,8-TL'nin mahsubu ile bakiye 550,80- TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK' nun 333. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 59. Maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra sonra İlk Derece Mahkemesi Yazı İşleri Müdürünce başvurana iadesine,
6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1, 361/1 ve 365/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya hükmü veren İlk Derece Mahkemesi'ne veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!