Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde İİK 285 vd. maddelerine göre konkordato talebiyle açılan davanın geçici mühlet ve koruma kararı talepleri.
Özet: Borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan davacı şirketler ve gerçek kişiler, adi konkordato talebiyle İcra ve İflas Kanunu uyarınca, üç aylık geçici mühlet, geçici komiser atanması, malvarlıklarının korunması, her türlü icra takibinin durdurulması, rehinli satış ve icrai işlemlerin engellenmesi, banka/araç hacizlerinin önlenmesi/kaldırılması, haciz ihbarnameleri ve takas/mahsup haklarının durdurulması, çeklere konkordato tedbir şerhi düşülmesi gibi bir dizi tedbirle mali durumlarının yeniden yapılandırılması ve konkordatonun tasdikini talep etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacılar vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu █████/2026 tarihli dava dilekçesinde ; İİK 286. maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak hazırlanmış olması sebebi ile müvekkilleri 287. maddesinde belirtilen 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesini, İİK 287/2 gereği geçici komiser tayini kararı verilmesini, davacı şirketlerin ve gerçek kişilerin İİK nın 297/2. maddesinin doğrultusunda, malvarlıklarının korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasına karar verilmesini, İİK. 288/1 maddesine göre geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından, mühlet içinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hangi nedene dayanırsa dayansın davacı şirket aleyhine her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri dahil tüm takip işlemlerinin yapılmasının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmesini, şirketin aktiflerinde bulunan menkuller ile üçüncü kişilerin şirketler lehine alacaklılara tahsis ettiği rehin ve ipotek işlemlerine ilişkin rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takiplerde satışların durdurulmasına karar verilmesini, şirket aleyhine yapılmış ve yapılacak her türlü takipteki muhafaza, teslim ve tahliyeye dair icrai işlemlerin durdurulmasına karar verilmesini, şirketin elde ettiği gelirler ve mevduatlar üzerine haciz veya ihtiyati haciz uygulanması halinde şirket faaliyetlerine devam edemeyeceğinden davacı şirketin hak ve alacaklarına haciz veya ihtiyati haciz yolu ile haciz ihbarnamesi gönderilmemesi, gönderilmiş ise kaldırılması yönünde tedbir kararı verilmesini, davacı şirketin araçları üzerine haciz veya ihtiyati haciz yolu ile yakalama kararı konulmaması konulmuş ise kaldırılması yönünde tedbir kararı verilmesini, şirketin muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, makine ve diğer hak ve alacakların iadesine, davacının takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya üçüncü şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, şirketin aleyhine takas ve mahsup hakkının kullanılmasının durdurulmasına, mühlet kararından sonraki tarihte müvekkillerinin üçüncü kişiler nezdinde doğmuş ve doğacak alacakları üzerine bankalar tarafından bloke konulamayacağına, geçici mühlet kararın verildiği tarihten sonra yapılacak tüm ödemelerin bu tarihten önceki borçlara takas ve mahsup edilmemesine, mahkemece geçici mühlet kararı verilmesi halinde kararın verildiği tarih ile konkordato tasdiki veya konkordato talebinin reddine dair kararın verileceği tarih arasındaki süre ile sınırlı olmak üzere ve müvekkillerinin düzenlediği çeklerin bankalara ibraz edilmesi halinde bu çeklere "karşılıksızdır" kaşesi yerine, "konkordato tedbir şerhi" kaydının düşülmesine, geçici mühlet içinde yapılacak inceleme sonucu bir yıllık kesin mühlet verilmesine, İcra İflas Kanununda belirlenen kesin süre içinde yapılacak yargılama sonucu konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 285 ilâ 308/h maddeleri uyarınca adi konkordato istemine ilişkindir.Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun, alacaklılarının kanunda öngörülen çoğunluğunun kabulü ve mahkemenin tasdikiyle, borçlarını belirli bir ödeme planı içinde tasfiye etmesini amaçlayan kolektif nitelikte bir cebrî icra hukuku kurumudur. Kurumun amacı, takip baskısı altında kalan her borçluya soyut ve otomatik bir koruma sağlamak değil; dürüst, şeffaf, malvarlığı ve gelir kaynakları itibarıyla ödeme teklifini gerçekleştirme ihtimali bulunan borçlunun, alacaklıların menfaatlerini de gözeten uygulanabilir bir proje çerçevesinde yeniden mali dengeye kavuşmasını sağlamaktır.İİK’nın 285. maddesi uyarınca, iflasa tabi olsun veya olmasın borçlarını vadesinde ödeyemeyen yahut vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan her borçlu konkordato talep edebilir. Bu yönüyle davacının tacir olmaması, tek başına konkordato talebinde bulunmasına engel değildir. Ne var ki konkordato talebinde bulunabilmek ile konkordato korumasından yararlanabilmek birbirinden farklıdır. Mahkeme, geçici mühlet sonrasında kesin mühlet verilip verilmeyeceğini değerlendirirken, borçlunun sunduğu projenin şeklen mevcut olup olmadığı ile yetinemez; projenin borçlunun gerçek borç yükü, malvarlığı, gelirleri, kefalet riskleri, ödeme takvimi ve alacaklıların tahsil kabiliyeti bakımından objektif olarak uygulanabilir olup olmadığını incelemek zorundadır.İİK’nın 287. maddesi uyarınca geçici mühlet, konkordato talebinin başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının araştırıldığı geçici koruma dönemidir. İİK’nın 289. maddesi uyarınca kesin mühlet verilebilmesi için ise, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması gerekir. Buradaki başarı ihtimali; soyut, temenniye dayalı veya yalnızca takiplerin durmasından kaynaklanan bir rahatlama beklentisi olmayıp, somut mali verilerle desteklenen makul bir ödeme kabiliyetini ifade eder.Somut olayda davacı ... adına hazırlanan konkordato ön projesinde; davacının tacir olmadığı, 1.752.815,00 TL şahsi borcu bulunduğu, pay sahibi ve ortağı olduğu şirketin konkordato teklifinin başarıya ulaşabilmesi ve borçlarını ödeyebilmesi için konkordato talep etmek zorunda kaldığı açıklanmıştır. Ön projede davacının aylık 75.000,00 TL huzur hakkı ile 20.519,26 TL emekli maaşı konkordato kaynağı olarak gösterilmiş; borcun bir defaya mahsus %25 faiz ilavesiyle, ilk taksit ödemesi 2027 yılı Temmuz ayı sonunda başlamak üzere toplam 18 taksitte ödeneceği teklif edilmiştir.Ancak komiser heyeti raporunda açıkça belirtildiği üzere, davacı adına revize konkordato projesi sunulmamıştır. Bu husus tek başına dahi, geçici mühlet içinde ortaya çıkan gerçek borç-risk tablosu karşısında projenin güncellenmediğini, davacının ödeme teklifinin somut gelişmelere ve komiser heyeti tespitlerine göre yeniden yapılandırılmadığını göstermektedir. Konkordato yargılamasında ön projenin amacı, yalnızca dava açılışında kanuni belge koşulunu karşılamak değildir. Ön proje, borçlunun hangi borcu, hangi kaynakla, hangi vadede ve hangi ekonomik gerçeklik içinde ödeyeceğini ortaya koymalıdır. Geçici mühlet döneminde borçlunun malvarlığı, borçları ve riskleri daha net hale geldiğinde, bu verilerle bağdaşmayan bir ön projenin revize edilmemesi, projenin uygulanabilirliği aleyhine güçlü bir göstergedir.Davacının ön projesinde yalnızca 1.752.815,00 TL şahsi borca yer verilmiş; buna karşılık ortağı olduğu şirketin banka kredi borçlarından kaynaklanması muhtemel kefalet riski projeye dâhil edilmemiştir. Oysa konkordato komiser heyeti, davacının %100 hissesine sahip olduğu şirketin █████/2026 tarihli bilançosunda 400-Banka Kredileri hesabında takip edilen tutarın 371.524.372,43 TL olduğunu, bankacılık uygulaması ve somut ilişki yapısı karşısında bu kredilerin tesisi sırasında davacının şahsi kefaletinin alınmış olmasının hayatın olağan akışına uygun bulunduğunu, bu nedenle davacının şirket banka kredi borçlarına kefaletten kaynaklı en az 371.524.372,43 TL borç/risk altında bulunduğunu değerlendirmiştir.Bu durumda davacının konkordato bakımından dikkate alınması gereken toplam borç ve risk tutarı, ön projede gösterilen 1.752.815,00 TL ile sınırlı değildir. Davacının asaleten borcu ile kefalet riskinin toplamı 373.277.187,43 TL’ye ulaşmaktadır. Konkordato projesinin gerçekçi olup olmadığı değerlendirilirken, borçlunun yalnızca kendi lehine seçtiği borç kalemleri değil, alacaklılar karşısında fiilen ve hukuken sorumluluk doğurabilecek bütün borç ve riskleri dikkate alınmalıdır. Aksi kabul, konkordato yargılamasının şeffaflık, dürüstlük ve alacaklıların kolektif menfaatini koruma amacına aykırı olur.Mahkemece görevlendirilen SPK lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanı tarafından düzenlenen raporda, davacı ... adına kayıtlı taşınmazların toplam rayiç değeri 4.009.900,00 TL olarak tespit edilmiştir. Komiser heyeti raporunda ayrıca davacı adına kayıtlı ekonomik değer ifade eden başkaca taşınır veya taşınmaz malvarlığı bulunmadığı belirtilmiştir. Davacının sürekli gelirinin ise aylık 75.000,00 TL huzur hakkı ile 20.519,26 TL emekli maaşı olmak üzere toplam 95.519,26 TL olduğu anlaşılmıştır.Bu rakamlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının malvarlığı ve sürekli gelirinin borç/risk toplamı karşısında son derece sınırlı kaldığı açıktır. Davacının 4.009.900,00 TL tutarındaki malvarlığı, 373.277.187,43 TL toplam borç/risk tutarının çok küçük bir kısmını karşılayabilmektedir. Aylık 95.519,26 TL gelir ise, davacının zorunlu yaşam giderleri dikkate alınmasa dahi, teklif edilen ödeme planını taşıyabilecek seviyede değildir. Ön projede öngörülen 18 taksitli ödeme planı, mevcut gelir ve malvarlığıyla orantılı, uygulanabilir ve alacaklılar bakımından ciddi tahsil kabiliyeti doğuran bir plan niteliğinde değildir.Konkordato hukukunda projenin başarı ihtimali değerlendirilirken yalnızca borçlunun iyi niyeti veya ödeme arzusu yeterli değildir. Projenin matematiksel, ekonomik ve hukuki bakımdan uygulanabilir olması gerekir. Borçlunun teklif ettiği ödeme planı ile borçlunun gerçek ödeme kapasitesi arasında makul bir orantı bulunmalıdır. Somut olayda ise davacının borç ve kefalet riski yüz milyonlarca lira seviyesine ulaşırken, gösterilen gelir ve malvarlığı bununla mukayese edilemeyecek derecede düşük kalmaktadır. Bu nedenle proje, objektif olarak uygulanabilir bir borç tasfiye planı değil, esasen geçici mühletin koruyucu etkilerinden yararlanmaya dönük, başarı ihtimali bulunmayan bir başvuru görünümündedir.Davacının şirket ortağı ve yetkilisi olması, şirket konkordatosu ile şahsi konkordato talebi arasında ekonomik ve hukuki bağlantı bulunduğunu göstermekte ise de, bu bağlantı davacı lehine kendiliğinden kesin mühlet verilmesini gerektirmez. Gerçek kişi borçlu yönünden ayrı ve müstakil bir konkordato değerlendirmesi yapılması zorunludur. Şirketin konkordato sürecinin başarıya ulaşma ihtimali, şahsi borçlu bakımından ayrıca uygulanabilir, kaynakları belirli ve borç yüküyle orantılı bir ödeme planı bulunmadıkça gerçek kişi konkordatosunu ayakta tutmaz.Başka bir anlatımla, davacı gerçek kişi yönünden konkordato projesi, yalnızca ortağı olduğu şirketin konkordato sürecine bağlı, ondan türeyen ve kendi başına ödeme kabiliyeti taşımayan bir nitelik arz etmektedir. Oysa konkordato, her borçlu bakımından kendi malvarlığı, kendi gelir kaynakları ve kendi borç-risk tablosu üzerinden değerlendirilmelidir. Davacı tarafından sunulan ön projede, şirket borçlarından kaynaklanan kefalet riski hiç gösterilmemiş; geçici mühlet sürecinde bu risk komiser heyetince belirgin hale getirildiği halde revize proje sunulmamış; davacının mevcut malvarlığı ve gelirleriyle borçlarını ödeme ihtimali ortaya konulamamıştır.Bu haliyle davacının konkordato talebi, İİK’nın 289. maddesi anlamında kesin mühlet verilmesini gerektirecek başarı ihtimalinden yoksundur. Geçici mühletin amacı, borçluya nihai tasdik aşamasına kadar otomatik koruma sağlamak değil, konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşmayacağının araştırılmasıdır. Komiser heyeti raporunda yapılan mali ve hukuki tespitler, davacının konkordatosunun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.Davacı tacir olmadığından ve iflasa tabi kişilerden bulunmadığından, konkordato talebinin reddi halinde iflas kararı verilmesi söz konusu değildir. Bu nedenle İİK’nın 289. maddesi uyarınca davacı hakkındaki geçici mühletin kaldırılmasına, geçici mühletle birlikte verilen tedbirlerin sona erdirilmesine, komiser heyetinin davacı yönünden görevinin sonlandırılmasına ve konkordato talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere:1-Mahkememiz dosyasında ; Davacı/borçlu ...(... T.C. No'lu) tarafından açılan konkordato davasının dosyaya sunulan ön projede konkordatonun başarısının borçlu şirketin konkordatosunun başarısına bağlandığı, kendisine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermediği anlaşıldığından HMK'nın 114/2 ve ve 115/2.maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,2-Davacı/borçlu ...(... T.C. No'lu) hakkında Mahkememizin... esas sayılı dosyasından verilen geçici mühletin KALDIRILMASINA,3-Davacı/borçlu ...(... T.C. No'lu) hakkında Mahkememizce verilen tüm tedbirlerin hüküm ile birlikte KALDIRILMASINA,4-Mahkememizce atanan konkordato komiser heyetinin davacı/borçlu ...(... T.C. No'lu) yönünden görevlerine son VERİLMESİNE,5-İİK'nın 289/son maddesi uyarınca geçici mühletin kaldırılarak borçlunun konkordato talebinin reddine karar verildiği hususunun Ticaret Sicil Gazetesinde ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında İLAN EDİLMESİNE ve İİK'nın 288 nci maddesinde belirtilen yerlere BİLDİRİLMESİNE,6-Konkordato komiseri olarak görevlendirilen komiserlerin bugün itibariyle görevlerinin davacı/borçlu ...(... T.C. No'lu) yönünden sona erdiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu'na BİLDİRİLMESİNE,7- Harç peşin alındığından (Mahkememizin... esas sayılı dosyasında) yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,8-Davacının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafından peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.█████/2026Başkan ..... ¸e-imzalıdırÜye ....... ¸e-imzalıdırÜye ....¸e-imzalıdır Katip ..... ¸e-imzalıdır