Danıştayda iştirak hisseleri satışından doğan zararın kurum kazancından indirilip indirilemeyeceği konusunda ortaya çıkan vergi uyuşmazlığı kararı.
Özet: Bir şirketin aktifinde bulunan iştirak hisselerinin satışından doğan zararın tamamının kurum kazancından indirilmesi talebiyle açılan davada, bir mahkeme bu zararın gider olarak dikkate alınması gerektiğine hükmetmişken, bir üst mahkeme 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili maddeleri uyarınca kazancı istisna edilebilen işlemlerden kaynaklanan zararların kurum kazancının tespitinde gider olarak kabul edilemeyeceği, aksi takdirde vergilendirme sistematiğine aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Grubu Holding Anonim ŞirketiVEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Davacı şirketin, aktifinde bulunan hisselerinin satışından doğan zararın tamamının kurum kazancından indirilebilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine tahakkuk eden ve ödenen kurumlar vergisinin, ihtirazi kayda konu edilen kısmının kaldırılması ve yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) işaretli alt bendine göre, kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançlarının % 75'lik kısmının kurumlar vergisinden müstesna olduğu, aynı maddenin 3. fıkrasına göre ise kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilemeyeceği, uygulama kapsamında kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlar ile kurumlar vergisinden istisna edilen faaliyetler olarak ikili bir ayrıma gidilerek istisna edilen kazançlara ilişkin giderler ile istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların istisna dışı kurum kazancından indirilemeyeceğinin öngörüldüğü, taşınmaz satışından elde edilen kazancın % 75'inin kurumlar vergisinden müstesna olduğu dikkate alındığında, iştirak hissesi satışından doğan kar ya da zararın 'istisna edilen kazançlar' kapsamında değerlendirilebileceği, bu zararın kurumlar vergisinden istisna edilen bir faaliyet kapsamında olmadığı, Kanun'un, istisna edilen kazançlara ilişkin giderlerin kurum kazancından indirilemeyeceğini öngördüğü, satış zararı bu kapsamda gider olarak kabul edilemeyeceğinden yapılan tahakkukta hukuka uygunluk görülmediği öte yandan 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz ödenmesi gerektiği gerekçesiyle tahakkuk eden kurumlar vergisinin ihtirazi kayda konu edilen kısmı kaldırılmış, ödenen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 5520 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ve 3. fıkrası uyarınca, iştirak hisselerinin satışından doğan kazançların %75’lik kısmının istisna kapsamına alındığı ve kurumların istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilmediği, vergilendirmenin genel sistematiği içerisinde, kazancı vergilendirilemeyen bir iştirak hissesi satışı ile ilgili doğan zararın da matrahın tespitinde gider olarak kabulü mümkün bulunmadığı dolayısıyla iştirak hissesi satışından kaynaklanan zarar, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınmayacağından yapılan tahakkukta hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İştirak hisselerinin satışından doğan zararların gider yazılamayacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, uyuşmazlık konusu olayda iştirak kazancı elde etmek için yapılan bir gider olmadığı gibi istisnaya tabi bir kazanç da olmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasına göre iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararların istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilemeyeceği, ticari kazancın elde edilmesiyle ilgili giderlerin indirilebileceği, yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirketin, aktifinde bulunan hisselerinin satışından doğan zararın tamamının kurum kazancından indirilebilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla verdiği 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine fazladan tahakkuk eden kurumlar vergisinin kaldırılması ve yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (A) fıkrasında; vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade ettiği, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı belirtilmiştir.5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun istisnaları düzenleyen 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) işaretli alt bendinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmının kurumlar vergisinden müstesna olduğu düzenlenmiş, aynı maddenin son fıkrasının (3) nolu alt bendinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde ise iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 5520 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 3. fıkrasında yer alan yasal düzenlemeyle, istisna edilmiş kazançlara ilişkin giderlerin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların, istisna dışı kazançlardan indirilmesinin engellenmesi öngörülmüştür. 1984 yılından itibaren geçici maddelerle Türk Vergi Sistemi içinde kendine yer bulan ve sonrasında mevzuatta kalıcı hale gelen uyuşmazlığa konu istisnanın temel amacı kurumların mali yapısını güçlendirerek finansman sıkıntılarını azaltmaktır. Olayda, ihtirazi kayıt, davacı tarafından, iki yıldan fazla süreyle aktifinde bulunan iştirak hisseleri satışından doğan zararın tamamının, kurum kazancından indirilebilmesi gerektiğine ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın çözümü, söz konusu zararın, yukarıda değinilen yasal düzenlemede belirtilen "giderler" ve "zararlar" kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesine bağlı bulunmaktadır. Vergilendirme işlemleri yönünden "gider", kazanç elde edebilmek için yapılan her türlü harcamayı; "faaliyet", iştigal konusuna göre süreklilik gösteren mal teslimi ve hizmet ifasını ifade ederken "zarar" ise satış bedelinin maliyet bedelinden düşük olması sonucu ortaya çıkan bir kayıp olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla, zarar kavramı, bir sonuç niteliğinde olup gider kavramı ile özdeşleştirilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin iki yıldan fazla aktifinde bulunan iştirak hissesi satışının, işletme faaliyeti niteliğini taşımadığı da dikkate alındığında, söz konusu satıştan kaynaklanan zarar, ne istisna edilmiş bir kazanca ilişkin gider ne de istisna kapsamındaki faaliyetten doğan zarar olarak kabul edilebilir.Diğer taraftan, iştirak hisseleri satışından doğan zararın indirim olarak kabul edilmemesi halinde kurumların söz konusu teşvik mekanizmasından yararlanması engellenecek ve mükelleflere ek vergi yükü getirilerek düzenlemenin ruhuna aykırı durum yaratılacaktır.Bu açıklamalar doğrultusunda, iştirak hisselerinin satışından kaynaklanan zararın kurum kazancından indirilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir.Öte yandan, yeniden verilecek kararda, istisnaya dair şartların sağlanıp sağlanmadığı, indirilebilecek zarar tutarının doğru olup olmadığı ve faiz talebine ilişkin hususların değerlendirilmesi gerektiği de tabiidir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.(X)-KARŞI OY :Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.