Danıştay 4. Daire, Bitlis Hizanda bulunan kompleks cevher ocağı projesi için çevresel riskler nedeniyle verilen ÇED gereklidir kararının iptali istemini reddederek alt mahkeme hükmünü onadı.
Özet: Bir yüksek yargı organı, Bitlisteki bir maden projesinin yüksek debili dere, mevcut ve planlanan hidroelektrik santraller, atık alanlarının potansiyel çevresel etkileri ile patlatma riskleri nedeniyle çevreye verebileceği zararların detaylı tedbirlerle önlenmesi gerektiği gerekçesiyle, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yapılmasının zorunlu olduğuna dair verilen idari kararın hukuka uygun olduğu yönündeki ilk derece mahkemesi kararını onamış; davacının keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı ve projenin tanıtım dosyasının yeterli olduğu iddialarını reddederek, kararın bozulması talebini kabul etmemiştir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İnşaat İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bitlis ili, Hizan ilçesinde bulunan S:... numaralı Kompleks Cevher Ocağı ve Kırma-Yıkama-Eleme Tesisi projesi için yapılan başvuru hakkında "ÇED Gereklidir" kararı verilmesine ilişkin Bitlis Valiliği, Çevre Şehircilik ve İklim İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve E-... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, yapılması planlanan madencilik faaliyetinin proje sahasının yakınında yüksek debili dere bulunduğu, derenin üzerinde HES'lerin mevcut olduğu, HES'lerden henüz proje aşamasında olan bir tanesinin göl sınırları ile dava konusu projeye ait pasa alanı neredeyse sınır vaziyette bulunduğu, öngörülemeyen bir kazanın oluşması durumunda yüksek debili dereye karışacak pasanın dere ve nihayetlendiği barajlar üzerindeki etkisinin daha detaylı araştırılması gerektiği, öte taraftan söz konusu proje sahasının çok sayıda poligonla delik deşik edilecek olması ve yapılacak patlatmalar da dikkate alındığında, oluşabilecek risklerin daha detaylı değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu projenin olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak tedbirlerin belirlenmesi açısından ÇED gereklidir kararı verilmesine yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan idarenin alanda gerçekleştirilen gözlemlerine dayanılarak karar verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğu, teknik bilgiyi gerektiren bir uyuşmazlık hakkında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerektiği, proje tanıtım dosyasının mahkemece belirtilen gerekçeler yönünden detaylı olduğu, derenin akışına yönelik tespitlerin kesinlik içermediği, mevsimsel ve kuru olup olmadığı hakkında idarenin yalnızca bir ziyarete istinaden benimsediği soyut kanaatin dosya kapsamında ÇED Gerekli kararı verilmesi hususunda yeterli olmadığı, derenin niteliği konusunda daha detaylı, bilimsel ve somut veriler ile hazırlanmış proje tanıtım dosyası ile daha sağlıklı değerlendirme yapılacağı, pasa alanları ile proje aşamasında olan Hizan HES gölet alanının çakışmadığı, Kazı Döküm Alanı ile Pasa 1 alanlarının çakıştığı, söz konusu HES projesinin hayata geçmesi halinde muvafakatname alınacağı, alınmazsa o bölgeye pasa depolanmayacağı, projenin açık ocak yöntemi ile gerçekleştirileceği, yalnızca zaruri hallerde patlatma yönteminin kullanılacağı; proje tanıtım dosyasının, bölgede madencilik faaliyetinin gerçekleştirilmesi için yeterli olduğu, mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Bitlis ili, Hizan ilçesinde bulunan S:... numaralı Kompleks Cevher Ocağı ve Kırma-Yıkama-Eleme Tesisi projesi için yapılan başvuru hakkında "ÇED Gereklidir" kararının verilmesine yönelik tesis edilen Bitlis Valiliği, Çevre Şehircilik ve İklim İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve E-... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince her ne kadar salt idare tarafından bildirilen; yapılması planlanan madencilik faaliyetinin proje sahasının yakınında yüksek debili dere bulunduğu, derenin üzerinde HES'lerin mevcut olduğu, HES'lerden henüz proje aşamasında olan bir tanesinin göl sınırları ile dava konusu projeye ait pasa alanı neredeyse sınır vaziyette bulunduğu, öngörülemeyen bir kazanın oluşması durumunda yüksek debili dereye karışacak pasanın dere ve nihayetlendiği barajlar üzerindeki etkisinin daha detaylı araştırılması gerektiği, öte taraftan söz konusu proje sahasının çok sayıda poligonla delik deşik edilecek olması ve yapılacak patlatmalar da dikkate alındığında, oluşabilecek risklerin daha detaylı değerlendirilmesi gerektiği tespitleri göz önünde bulundurularak karar verilmiş ise de; uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirdiği ve keşif bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği, davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararının esası hakkında bilirkişi incelemesinden sonra karar verilmesi gerektiği oyuyla, temyize konu Mahkeme kararının onanmasına ilişkin aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!