Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari menfi tespit davasında, telefon dükkanı elektrik aboneliği kaçak ceza faturasının iptali talebi ve görev kurallarının değerlendirildiği gerekçeli karar.
Özet: Davacı bir telefon dükkanı sahibi, aboneliğine ticarethane kapsamında hatalı düzenlendiğini iddia ettiği yüksek tutarlı kaçak elektrik kullanım cezası faturasına karşı, düşük tüketimini ve geçmiş faturalarını delil göstererek borçlu olmadığının tespiti ile elektrik kesintisi yapılmaması için ihtiyati tedbir kararı talep ederken; davalı elektrik dağıtım şirketi kaçak kullanımın tespit edildiğini, fatura tutarının mevzuata uygun olduğunu ve ihtiyati tedbirin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiş olup, mahkeme yargılamanın henüz başında görevli mahkemenin belirlenmesi hususunu değerlendirmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.DİYARBAKIRASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA :Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Kooperatifler Mah. Ekinciler Cad. ... Yenişehir/ DİYARBAKIR adresinde bulunan telefon dükkanı işletmesine ait ...Tesisat numaralı elektrik aboneliğin müvekkili adına olduğunu, elektrik aboneliği Ticarethane şeklinde yapıldığını, söz konusu aboneliği ilişkin davalı kurum tarafından ...numaralı kaçak ceza faturaları tesis edildiğini, müvekkilinin aboneliğinin bulunduğu yer bir telefon dükkanıdır ve küçük bir dükkan olduğunu, söz konusu adreste kaçak elektrik bulunsa dahi burasının tüketebileceği elektrik miktarı çok cüzi olacaktır, zira dükkan içerisinde sadece birkaç adet monitör ve spot lamba bulunmakta olduğunu, Elektrik puantaj hesabına göre 1 adet 27 inç monitör yıllık 15 kilowatt, 42 inç ekran tv ise yıllık ortalama 50 kilowatt civarı elektrik tüketmekte olduğunu, ticarethaneler için 1 kilowatt'ın 4,2 TL olduğu düşünüldüğünde monitörler için yıllık 500 TL, televizyonlar için ise yıllık 630 TL civarı bir tüketimi göstermekte olduğunu, müvekkilinin geçmiş dönem faturalarının da bu tüketimi desteklediğini, ...tesisat numaralı aboneliğe ait faturaların sadece güncel kullanım bedeli üzerinden hesaplanması ve faturaların ödenmesi hâlinde elektrik enerjisinin kesilmemesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin borçlu olmadığına dair menfii tespit kararı verilmesini, yargılama masraf ve giderleri ile birlikte yasal vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; HMK m. 121 gereğince dava dilekçesi eklerinin tebliğ edilmediğini belirterek tebliğ talep ettiğini, menfi tespit ve istirdat davalarının kısmi dava olarak ikame edilemeyeceğini savunarak eksik harcın tamamlanmasını veya davanın reddini istediğini, müvekkil şirketin 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili yönetmelikler uyarınca dağıtım faaliyeti yürüttüğünü ifade ettiğini, ...tarihinde değişen yönetmelik hükümlerinin esas alınması gerektiğini belirttiğini, ...tarihinde ...adına kayıtlı ...tesisat numaralı abonede mühür sökerek kaçak elektrik kullanıldığının tespit edildiğini, bu kapsamda 5.975,00 TL tutarında kaçak tahakkuku yapıldığını ve tüketim dengesizliklerinin kaçak kullanımın sabit olduğunu gösterdiğini vurguladığını, kaçak tespit tutanağı, görüntü kayıtları ve yük profillerinin incelenmesi için müzekkere yazılmasını talep ettiğini, Nitekim Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ve Yine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi gibi kurumların emsal kararlarına atıfla OSOS verileri ve keşif incelemesi yapılması gerektiğini savunduğunu, davacı lehine verilen ihtiyati tedbir kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, abonesiz kullanım nedeniyle tedbirin hukuki yararı bulunmadığını ileri sürdüğünü, HMK 393. maddesi uyarınca tedbirin uygulanması için gerekli yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, karşı taraf dinlenmeden verilen tedbir kararının savunma hakkını kısıtladığını ve yeterli gerekçe içermediğini iddia ettiğini, yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini belirterek İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi ve diğer ilgili dairelerin emsal kararları doğrultusunda tedbirin kaldırılmasını talep ettiğini, kaçak elektrik kullanımının TCK 163/3 kapsamında suç teşkil ettiğini ve kamu zararına yol açtığını belirterek tedbirin kötüye kullanıldığını savunduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca elektrik kesme yetkisinin bulunduğunu ifade ettiğini, tedbirin kaldırılmaması halinde HMK 395. maddesi gereğince teminat miktarının %100 oranına yükseltilmesini ve haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesi gereğince dava konusunun miktar ve değerine bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme olmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.6102 Sayılı TTK'nın 5/1 maddesi gereğince dava olunan şeyin değeri veya tutarı dikkate alınmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikte çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli mahkeme aksine hüküm bulunmadıkça Asliye Ticaret Mahkemeleridir.Aynı Kanunun 5/2 maddesi gereğince de özel kanun hükümlerinin açıkca Ticaret Mahkemelerini görevlendirdiği hallerde de değer ve tutara bakılmaksızın dava Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. 6102 Sayılı TTK'nın 4/1 maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Maddede, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Diğer yandan, TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” düzenlemesi yine TTK’nin 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca █████/2007 tarihinde kararlaştırılıp, █████/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davanın kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan menfi tespit davası olduğu, dolayısı ile de TTK 4. Madde kapsamında mutlak ticari davalardan olmadığı, nisbi ticari dava kapsamında yapılan araştırmada; Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davacının tacir kaydının bulunmadığı ve Diyarbakır Deferdarlığı Gökalp Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen ...tarihli yazı cevabında ise davacının ...-...tarihleri arasında daire mükellefi olduğu , kayıtlarda beyannamesi bulunmadığından dolayı ilgili dönemde ticari faaliyetinin tacir mi yoksa esnaf olarak devam ettiğine ilişkin bilgi bulunmadığı ancak ...vergi kimlik numaralı ...' ın ...- ...tarihleri arasında ...tarihleri arasinda ...vergi kimlik numaralı Tasf.hal. ...mad.ve tar.san.tic.İtd.şti'nin ortağı olduğu Binaların Genel Temizliği (Uzmanlaşmış Temizlik Faaliyetleri Hariç) ile İkamet Amaçlı Binaların İnşaatı (Ahşap Binaların İnşaatı Hariç) faaliyetinde bulunduğu, bilanco esasına tabi olduğu tespit edilmiş olup mükellefe ait beyanname kayıtlarımızda tespit edilmediği şeklinde bilgi verildiği belirtilmiş olup dosya arasına sunulan kaçak kullanım iddiası ile tutulan kaçak kayıt döküm tarihinin ...olduğu gözetildiğinde bu dönemde davacının tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla davanın nisbi ticari dava niteliği taşımadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı kayıtlarında abonelik türü " ticarethane " olarak belirtilse de davanın nisbi ticari dava olması için davacının kaçak kayıt döküm tarihinde tacir olduğunun gelen belgelerden net bir şekilde tespiti gerekmekte olup davacının tacir olduğu tespit edilemediğinden açılan davaya bakmakla görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tespiti ile Mahkememizin görevsizliği ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine,2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE,3-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya devam edecek olan Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilmesine, görevsizlik kararından sonra görevli mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. Katip Hakim