İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin mirastan kaynaklanan şirket ortaklığının tespiti davasında verilen ihtiyati tedbire itirazın reddi kararına yönelik istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf kararı, mirastan kaynaklanan şirket ortaklığının tespiti davasında, mirasçılığı sonradan kesinleşen davacıların tasfiye halindeki davalı şirketteki paylarının tescili ile miras paylarının olası zararlardan korunması amacıyla şirketin hesaplarına ve diğer mirasçıların malvarlığına uygulanan ihtiyati tedbire yapılan itirazın ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, davalı şirket tarafından sunulan itirazın incelenmesini konu almaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:08.05.2026 tarihli ara karar
NUMARASI:████████ Esas
DAVA:Mirastan Kaynaklanan Şirket Ortaklığının Tespiti
Taraflar arasındaki ortaklığın tespiti ve tescili talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen ara karara karşı, davalı şirket tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ün babası... ile müvekkillerin üst soyu olan ...'nun anne baba bir kardeş olduklarını, muris ...'ün vefat ettiğinde alt soyu ve sağ kalan eşi bulunmadığını, bu nedenle Pendik Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas █████████ Karar sayılı veraset ilamında müvekkillerin mirasçılar arasında bulunmadığını, bu veraset ilamındaki mirasçılar arasında terekenin paylaştırıldığını ve müvekkillerine pay verilmediğini, Şanlıurfa 1. Sulh Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasında sunulan uzman görüşüne göre talebin kabul edilerek müvekkillerinin de ...'ün mirasçısı olduğunun belirlendiğini, Ankara 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/3 Esas sayılı dosyası ile ...'ün terekesinin tespitinin istendiğini, gelen kayıtlar ve tereke idare memuru raporu ile murisin davalı Tasfiye Halinde .... AŞ'de 28.06.1983 tarihli olağanüstü ortaklar genel kurulu hazirun cetvelinde yer verildiği üzere █████████ payının bulunduğunu, 1957 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde murisin hissedar olduğunu, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamında muris ... ile ...'un davalı şirkette ortak oldukları ve ... Ve ... mirasçı olduğunun belirlendiğini, bu nedenle muris ...'ün şirket ortaklığındaki payının diğer mirasçılar olan ... ve ...'na intikal yoluyla devredilmiş olması ve şirketin halihazırda uzun zaman önceden bu yana tasfiye hâlinde olması durumu, müvekkil mirasçılar yönünden ileride telafisi güç zararların meydana getireceğini, şirketin bir kısım taşınmazlarının kamulaştırıldığı ve kamulaştırma bedellerinin yatırıldığı dosyalarla ilgili bilgilerin dilekçede yazıldığını, bu gibi bir çok tasfiye işlemi yapılmış olabileceğini, yapılan işlemlerle müvekkillerinin miras payının önemli ölçüde zayi olduğunu, telafisi imkânsız zararların önlenmesi için şirketin hesaplarına tedbir uygulanması gerektiğini, ayrıca ... ve ...'nun tüm taşınır ve taşınmaz mallarına ayrıca banka hesaplarına ivedilikle ihtiyati tedbir konulması gerektiğini, ...'un Tasfiye Halinde .... AŞ'deki hisselerinin Pendik Sulh Hukuk Mahkemesinin veraset ilamı ile ... ve ...'na kaldığını ve bu şekilde tescil edildiğini, daha sonra Şanlıurfa 1. Sulh Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasıyla müvekkillerinin de mirasçılığının belirlendiğini, belirlenen bu payların düzeltilerek tescili gerektiğini, TTK'nın 596. maddesinde miras hâlinde tüm haklar ve borçların genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçeceğinin düzenlendiğini, Şanlıurfa ....Noterliğinin 17.03.2025 tarihli ihtarnamesi ile tasfiye memuru ve yönetim kurulu başkanı ...'na ihtar gönderilerek müvekkillerinin miras payları oranında pay defterine işlenmesinin istendiğini, üç ay süre geçmesine rağmen talebin yerine getirilmediğini, murisin malının kaçırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, bu nedenlerle şirkete kayyım atanarak müvekkillerinin davalı şirketteki esas sermaye paylarının, davacıların miras hisseleri oranında intikal ettirilip, pay defterine işlenmesi ve tescili gerektiğini, Ankara 19. Sulh Hukuk Mahkemesi 2025/3 Esaslı dosyada mahkemenin, tasfiye memuru olan ...'na verdiği iki haftalık sürede istenilen hususların ikmal edilerek cevap verilmediğini, tasfiye memuru ve vekilince, tereke dosyasında mahkemenin talep ve istemlerine karşı cevap verilmemesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, Pendik Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas █████████ Karar sayılı veraset belgesine göre belirlenen payların düzeltilerek ... Ve ...'nun paylarının yeniden belirlenmesi ile Şanlıurfa 1. Sulh Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasındaki mirasçılık belgesi ile müvekkillerin davalı şirketteki esas sermaye paylarının, miras hisseleri oranında intikal ettirilip, pay defterine işlenmesine, durumun tescil ve ilanına, dava devamınca kötü niyetli hisse devirlerinin önlenmesi açısından ihtiyati tedbir kararı verilmesine, şirkete kayyım atanmasına ve ödenmeyen temettü ve diğer alacak kalemlerine ilişkin davacıların haklarının saklı tutulmasına, davalı şirketin ...bank... Şubesinde bulunan banka hesaplarına tedbir uygulanmasına, müvekkillerinin zararının önlenmesi için ... Ve ...'nun tüm taşınır ve taşınmaz mallarına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir uygulanmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen 20.04.2026 tarihli ara kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı, temin edilen diğer dosya içeriği ve kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığın esasının davacıların kök mirasçı ...’ün mirasçıları olup olmadıkları noktasında toplandığı,Davacı vekilinin sunduğu kayıtlar tetkik edildiğinde, Şanlıurfa 1. Sulh Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasında alınan uzman görüşü doğrultusunda verilen kararda davacıların muris ...'ün mirasçısı olduğunun tespit edildiği, yine muris ...’nin terekesinin tespiti amacıyla Ankara 19. Sulh Hukuk Mahkemesi 2025/3 Esasında dava açıldığı, temin edilen kayıtlara göre tereke idare memuru raporu ile murisin Tasfiye Halinde .... A.Ş'de █████/1983 tarihli olağanüstü ortaklar genel kurulu hazirun cetvelinde yer verildiği üzere 5000 de 1798 payının bulunduğunun tespit edildiği, 1957 Tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde de muris ...'ün hissedar olduğu belirtildiği; mirasçılık belgesini iptaline dair Şanlıurfa 7.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin █████████ Esasa sayısında açılan davanın derdest olduğu ..." gerekçesiyle, dava devamınca davalı Tasfiye Halinde ... AŞ pay sahiplerinin ortaklık hisse devirlerinin önlenmesi açısından ihtiyati tedbir konulmasına, kararın ilgili sicil müdürlüğüne bildirilmesine, şirketin ... Bankası TAŞ... Şubesinde bulunan Türk lirası ve döviz cinsi hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine, şirkete kayyım atanmasına ilişkin talebin reddine, dava dışı hisse sahipleri adına banka olan hesap ve kayıtlarına tedbir konulmasına dönük taleplerin dava konusu olmamaları nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, HMK'nın 394. maddesi uyarınca davalı şirket vekilince itiraz edilmiştir.Davalı vekili, ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde özetle; davacıların ve mirasçıları olduğu belirtilen ...’un davalı şirketin hissedarı olmadığını, dava tarihi itibariyle şirkette muris ... adına kayıtlı hisse bulunmadığını, Ankara 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/3 sayılı dosyasında verilen karara göre ...’ün terekesinde davalı şirkete yönelik bir tespit bulunmadığını, davalı şirketin tüzel kişiliği bulunduğunu ve tereke malı olmadığını, sadece uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, şirketin işleyemez ve mali yükümlülüklerini yerine getiremez duruma geldiğini, mahkemece teminatsız ihtiyati tedbir kararı verildiğini, HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde belirtilen tedbir koşullarının gerçekleşmediğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğini ve davalı şirket mallarının uyuşmazlık konusu olmadığını belirterek,20.04.2026 tarihli tedbir kararlarının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince esasa dair yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbire itirazın değerlendirildiği 08.05.2026 tarihli ara kararıyla; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı yanların kök mirasçıları olduğunu iddia ettikleri ...’un davalı şirkette hak sahibi olup olmadığı, hak sahibi olduğunun tespiti halinde ise bu hak sahipliğine bağlı payın davacılara intikal edip etmeyeceği noktalarında toplandığı;
Talebin temelini oluşturan miras hukukuna dair hak sahipliğinin tespiti bakımından İstanbul Anadolu 52.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E.sayılı dosyasında İstanbul Anadolu 5.Sulh Hukuk (Eski Pendik Sulh Hukuk) Mahkemesi’nin ████████ E. █████████ K.sayılı (veraset) ilamının iptalinin talep edildiği, dosyanın halihazırda derdest olduğu; anılı veraset ilamı ile Şanlıurfa 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin █████████ E.sayılı dosyasında verilen veraset ilamının birbirine aykırı olduğu,Davalı şirkete yöneltilen husumetin, davacıların hak sahibi olduklarının tespiti halinde bunun şirketin yönetim kurulu tarafından pay defterine işlenerek hak sahiplerinin yasal pay sahibi olarak tescil edilmesini gerektirdiğinden uygun olduğu, davacıların mevcut delil durumu dikkate alındığında haklılıklarını yaklaşık olarak ortaya koydukları anlaşıldığı..." gerekçesiyle, davalı şirket vekilinin 20.04.2026 tarihli tedbir isteminin kısmen kabulüne dair karara karşı yaptığı itirazın reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı şirket vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin 08.05.2026 tarihli ara kararının HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin emredici hükümlerine, ölçülülük ilkesine, hukuki güvenlik ilkesine, mülkiyet hakkına, ticari hayatın korunmasına ilişkin anayasal esaslara ve yerleşik yüksek mahkeme içtihatlarına aykırı olduğunu, mahkemece uyuşmazlığın çözümünün, davacıların ...’un mirasçıları olup olmadıkları ve buna bağlı olarak davalı şirkette hak sahibi sayılıp sayılamayacakları noktasında toplandığını kabul etmesine rağmen, dava konusu olmayan şirket banka hesaplarına tedbir uygulanmasını sürdürdüğünü, böylece dava konusu ile ilgisi bulunmayan bağımsız tüzel kişi şirketin ekonomik faaliyetlerini fiilen felç eden ölçüsüz bir müdahaleye yol açtığını, şirket mal varlığının dava konusu olmadığını, davacıların şirket banka hesaplarında hak iddiasında bulunmadığını, şirket aktiflerinin kendilerine ait olduğunu ileri sürmediklerini, şirket malvarlığı üzerinde ayni hak talep etmediklerini, dava konusu olmayan banka hesapları üzerinde tedbir uygulanmasının HMK'nın 389. maddesine aykırı olduğunu, tedbir konusu ile şirketin mal varlığı ve hesapları arasında uygun illiyet bağının kararda gösterilmediğini, kaldı ki HMK'nın 390. maddesine göre tedbir isteyen tarafın tedbir sebebini, haklılığını, korunması gereken hakkı, yaklaşık ispat seviyesinde ortaya koyması gerektiğini, buna rağmen davacıların hâlen ... adına şirkette geçerli pay bulunup bulunmadığı, bulunduğu ileri sürülen payların akıbeti, bu payların terekeye intikal edip etmediği, davacıların gerçek mirasçı olup olmadıkları, mevcut veraset ilamlarının hangisinin geçerli olduğu hususunda ciddi uyuşmazlık bulunduğunu, dosyada İstanbul Anadolu 52. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E., Şanlıurfa 20. Asliye Hukuk Mahkemesi █████████ E., İstanbul 34. Sulh Hukuk Mahkemesi ███████ Esas sayılı dosyalar dahil olmak üzere çok sayıda mirasçılık ve veraset uyuşmazlığı bulunduğunu, yalnızca 1983 tarihli hazirun cetveline dayanılarak pay sahipliği sonucu çıkarılmasının mümkün olmadığını, aradan geçen yaklaşık 43 yıllık süreçte payların hukuki akıbetine ilişkin hiçbir kesin veri bulunmaması nedeniyle davacıların haklılığı yaklaşık ispat seviyesinde kanıtlamadığını,
Mahkemenin daha önce 18.07.2025 tarihli ara kararında ihtiyati tedbir talebini reddettiğini, bu kararda uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı, HMK'nın 389. maddesindeki şartlarının gerçekleşmediğinin belirtilendiğini, bu tarih ile 20.04.2026 tarihi arasında davacılar lehine yeni bir kesin delil oluşmadığını, mirasçılık sorununun çözülmediğini, pay sahipliğin kesinleşmediğini, davacıların hukuki statüsünün netleşmediğini, buna rağmen mahkemenin önceki ret kararından neden döndüğünün açıklanmadan çelişkili, gerekçesiz ve denetime elverişsiz karar verdiğini,İhtiyati tedbir kararının geçici hukuki koruma aracı olduğunu ve cezalandırma mekanizması olmadığını, karar ile şirketin banka hesaplarını işlevsiz hâle getirildiğini, vergi ödemeleri ve mali yükümlülüklerin yerine getirilemediğini, bu borçların süresinde ödenememesi hâlinde gecikme faizi, gecikme zammı gibi telafisi güç zararlar oluşacağını, karanın HMK'nın 392. maddesine aykırı şekilde teminatsız olarak verildiğini, esası etkileyecek nitelikte tedbir kararı verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati tedbire itirazın reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve itirazın kabulü ile sonuçta ihtiyati tedbir kararanını kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirketin paylarının miras payı oranında davacılara aidiyetinin tespiti ve tescili istemine ilişkindir. İstinaf başvurusu ise, bu dava içinde şirketin mal varlığının korunması için şirkete kayyım atanması, şirketin banka hesapları ile mirasçı ortakların mal varlıklarını tedbir konulması, pay devrinin tedbiren önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne ilişkin 20.04.2026 tarihli ara karara itirazın değerlendirilerek talebin reddedildiği 08.05.2026 tarihli ara karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında 20.04.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, bu ara karara yönelik davalı şirket vekilinin itirazı 08.05.2026 tarihli ara karar ile reddedilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, müvekkillerinin ... 'un mirasçıları olduklarını, murisin 28.06.1983 tarihli hazirun cetveline göre davalı şirkette █████████ oranında pay sahibi olduğunu, murisin ölümü üzerine bir kısım mirasçılar tarafından alınan Pendik Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████-1523 E.K. sayılı veraset ilamı ile şirketin paylarını iktisap ettiklerini, terekenin bu veraset belgesine göre mirasçılar arasında paylaşıldığını ve müvekkillerinin bu veraset belgesinde mirasçı olarak görünmediklerini, terekenin tasfiyesinin Ankara 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/3 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, müvekkillerince Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasında aldıkları veraset belgesinde, müvekkillerinin mirasçı olarak göründüklerini, müvekkillerinin miras payının TTK'nın 596. maddesine göre kaydı için yapılan başvurudan sonuç alınamadığını ileri sürerek,müvekkillerinin miras payları oranında şirket ortağı olduklarının tespiti ve tescilini istemiştir. Dava dilekçesinde ayrıca, dava süresince pay devirlerinin tedbiren önlenmesi, şirkete kayyım atanması, şirketin...bankası TAO... Şubesinde bulunun Türk lirası ve döviz hesaplarına tedbir konulması, miras yoluyla ortak olan ... ve ...'nun mal varlıklarına tedbir konulması istenmiştir.Dava 10.07.2025 tarihinde açılmıştır. İlk derece mahkemesinin 18.07.2025 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talepleri reddedilmiştir.Delillerin toplanmasından sonra yeniden ihtiyati tedbir talep edilmiş olup, mahkemenin 20.04.026 tarihli ara kararı ile davalı şirketin pay sahiplerinin paylarının devrinin önlenmesi ile şirketin ...bankası TAO... Şubesinde bulunun Türk lirası ve döviz hesaplarına ihtiyati tedbir konulmuştur. Şirkete kayyım atanması talebi ile dava dışı olan şirketin ortaklarına ilişkin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin ihtiyati tedbire yönelik itirazı 27.04.2026 tarihli mürafaada incelenerek, ihtiyati tedire yönelik itirazın reddine karar verilmiş ve istinafa konu 08.05.2026 tarihli ara karar ile gerekçe yazılmıştır.Dosyada bulunan Pendik Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████-1523 E.K. sayılı ilamına göre 1924 doğumlu ...'un 28.02.1985 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak ... ile ...'nun kaldığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelerden bu veraset belgesinin iptali için İstanbul Anadolu 52.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan davacıların talebi ile düzenlenen Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasında ise başka mirasçıların da bulunduğu belirlenmiştir. Bu veraset belgesinin iptali için de Şanlıurfa 20.Asliye Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasının bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca terekenin tespiti için Ankara 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/3 Esas sayılı dosyasının da bulunduğu belirlenmiştir.Dosyada ayrıca Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile şirketin tescili ve hazirun cetveline ilişkin belgeler de bulunmaktadır.Dava dilekçesindeki açıklamalara göre davacılar, davalı şirkette bulunan ve Pendik Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████- 1523 E.K sayılı veraset belgesine göre murisin paylarını veraseten iktisap eden ... ve ...'nun paylarını Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasındaki veraset belgesine uygun hâle getirilmesini istemişlerdir. Bu durumda dava, kural olarak yukarıda belirtilen iki ortağın mirastan aldığı fazla payların iptali ve veraset payları oranında davacılar adına tescili istemine ilişkindir. Bu tür bir talebin şirketle birlike, payı sahibine yöneltilmesi gerekmektedir. İptali istenen payların, şirket ortaklarından ... ve ...'nun payları olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu kişilere yönelik bir dava açılarak davaların birleştirilmesi her zaman mümkündür. Mahkemece bu konuda gerekli ara karar oluşturulmalı ve davacılara süre verilerek sonucuna göre işlem yapılmalıdır. Dosyanın mevcut durumu itibariyle üzerine tedbir konulan şirket paylarının şirkete ait olmaması ve üçüncü kişilere ait olması, üçüncü kişilerin her zaman tedbire, teminata ve tedbirin diğer koşullarına itiraz etme hakkı bulunması nedeniyle, şirket paylarına ihtiyati tedbir konulmasın ilişkin ara kararın istinaf edilmesinde davalı şirketin hukuki yararı bulunmamaktadır.Şirketin banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin karar şirket hukukunu doğrudan ilgilendirdiğinden, bu karar bakımından şirketin istinaf başvurusunda bulunabileceği anlaşılmıştır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ".Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Davada istenen, davalı şirkette bulunan dava dışı ortaklar ... ve ...'nun Pendik Sulh Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasındaki veraset belgesine göre iktisap ettikleri ortaklık paylarının hatalı olması nedeniyle, murisin gerçek mirasının belirlendiği Şanlıurfa 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı veraset belgesine göre tespit edilen paylar oranında, müvekkillerinin ortaklığının tespit ve tescilidir. Görüldüğü gibi eldeki davada, şirket, sadece payların tescil edilmesi ve deftere işlenmesi konusunda davalı gösterilebilir. Davada şirketin mal varlığı dava konusu olmadığı gibi, şirketin feshi de talep edilmemiştir. Bu nedenle şirketin mal varlığına dâhil olan hesaplarının davaya konu olmadığı anlaşılmaktadır.Yukarıda yazılan yasa hükümlerine göre ihtiyati tedbir kararı, ancak davanın konusu olan şey hakkında verilebilir. Bunun yanı sıra, bir davada hüküm ve geçici hukuki tedbirleri de ancak davanın tarafları hakkında verilip uygulanabilir. Davada paylarının iptali istenen ortaklar davalı gösterilmeyip sadece şirketin davalı gösterilmesi, şirketin mal varlığının da dava konusu olduğunu göstermez. Bu davada şirketin mal varlığı veya hesapları doğrudan dava konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle şirket hesaplarına teminatsız, orantısız ve şirketin olağan faaliyetleri ile tasfiyeye ilişkin faaliyetlerini durduracak şekilde hesaplarına bloke konulması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 ve 394/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının reddine dair 08.05.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbire itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede banka hesaplarına yönelik itirazın kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 ve 394/son maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verdiği 08.05.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbire itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-HMK'nın 394/4. maddesi uyarınca, davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının kısmen kabulüne; ilk derece mahkemesince 20.04.2026 tarihli ara kararla davalı şirketin ... Bankası TAŞ... Şubesinde bulunan Türk lirası ve döviz cinsi hesaplarına konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına,
2-Banka hesaplarına konulan tedbirin kaldırılması konusunda gerekli yazışmanın ilk derece mahkemesince yapılmasına,
3-Şirket paylarına konulan tedbire yönelik itirazın reddine,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
7-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 ve 394/son maddeleri uyarınca, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.06.2026 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 394/son maddeleri uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!