Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin trafik kazası kaynaklı araç hasarı, değer kaybı ve araçtan yoksun kalma tazminatı davası istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının 11.09.2020 tarihli bir trafik kazası sonucunda aracında meydana gelen hasar, değer kaybı ve tamir sürecindeki kullanım mahrumiyeti nedeniyle uğradığı maddi zararların tazmini istemiyle açtığı haksız fiil davasının istinaf incelemesine dairdir; davacı, kaza tespit tutanağındaki kusur belirlemesine itiraz ederek kendisinde kusur olmadığını savunmuş, sigorta şirketi ve diğer araç sürücüsünden hasar bedeli ile değer kaybını, sadece sürücüden ise araçtan yoksun kalma tazminatını avans veya yasal faiziyle birlikte talep ederek, ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024
NUMARASI : ████████ Esas, ████████ Karar
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av.
DAVALILAR : 1- ...
VEKİLİ : Av.
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.03.2024 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.09.2020 tarihinde ...'nun sevk ve idaresindeki ...'na ait ... plakalı aracıyla ... istikametine doğru gidilirken ...'a ait ... plakalı aracın kavşaktan yola aniden hızla çıkarak müvekkilinin aracına çarptığını, müvekkilinin kazanın oluşumunda atfı kabil bir kusuru olmadığını, kaza tespit tutanağında her ne kadar sehven kaza yerinin döner kavşak olduğu şeklinde belirtilmişse de basit bir incelemeyle görüleceği üzere kaza yerinin yasal düzenlemede, trafik kurallarında döner kavşak olarak geçmediğini, kusur oranının ise kaza yerinin döner kavşak olduğu beyanına göre belirlendiğini, bu nedenle kaza tespit tutanağını kabul etmediklerini, kazanın oluşumunda müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin aracında hasara neden olan dava konusu trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle ... nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (Trafik Sigortası) Poliçesi uyarınca kaza tarihinde ünvanı ... Sigorta AŞ olan davalı Sigorta Şirketi teminatı kapsamında olduğunu, Sigorta Şirketinin poliçede yer alan teminat limiti dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkiline ait ... plakalı aracın orijinal ve hasarsız bir araç iken aracın birçok parçası onarılmaz boyutta hasarlı olmasından dolayı değiştirildiğini, büyük bir kısmına ise boya ve kaporta işçiliği uygulandığını, araç üzerinde yapılan işbu kapsamlı tamir/onarım/boya/parça değişimi ve TRAMER kayıtlarına işlenen hasar kaydı sebebiyle ikinci el piyasa rayiç değerinde ciddi bir düşüş olduğunu, müvekkilinin aracında değer kaybı tazminatının hesaplanması için dosyanın bilirkişiye gönderilmesini talep ettiğini, müvekkilinin aracının tamiratının yapıldığı süre boyunca aracını kullanamadığını, bu sürede ikame araç kullandığını, ikame araç bedeli/ araçtan yoksun kalma tazminatı hesap edilerek zararının tazmin edilmesini istediklerini, Sigorta Şirketine başvuru yaptıklarını, Sigorta Şirketi tarafından olumlu bir dönüş sağlanamadığını, arabuluculuğa başvurduklarını ve anlaşamadıklarını, davalı araç işleteni ve sürücüsünün mal varlığını ve başta ... plakalı aracı başkasına devredebileceğini, bu nedenle haklarının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaştıracağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden davalı araç işleteni ...'un mal varlığına ve başta kazaya karışan ... plakalı araca ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiklerini,
fazlaya ilişkin ve davaya konu edilmeyen alacaklara ilişkin talep ve dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla; hasar bedeli için şimdilik 50,00 TL, değer kaybı tazminatı için şimdilik 50,00 TL toplam 100,00 TL'nin ( 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesine uyarınca, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, alanında uzman bilirkişi tarafından tespit olunacak tazminat tutarına göre artırılmak üzere, HMK madde 107 uyarınca belirsiz alacak davası olduğunu, HMK md. 107/2 uyarınca başlangıçta belirttikleri talepleri artırım hakları saklıdır.) kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen (davalı Sigorta Şirketi teminat limitiyle sorumludur.) tahsili ile araçtan yoksun kalma tazminatı için (6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesine uyarınca, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, alanında uzman bilirkişi tarafından tespit olunacak tazminat tutarına göre artırılmak üzere, HMK madde 107 uyarınca belirsiz alacak davasıdır, HMK md. 107/2 uyarınca başlangıçta belirttikleri talepleri artırım hakkı saklıdır.) şimdilik 50,00 TL'nin sadece davalı ...'dan tahsili (araçtan yoksun kalma tazminatına ilişkin Sigorta Şirketinden tazminat talepleri bulunmadığını), kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkili davacıya ödenmesine, davalılardan araç işleteni ve sürücüsü olan ...'un davanın sonuna kadar mal varlığına ihtiyati haciz konulmasına, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının yersiz olduğunu, somut uyuşmazlık yargılamaya muhtaç olduğundan, vadesi gelmemiş bir alacak olduğu göz önüne alındığında, vadesi gelmemiş alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için birtakım şartların varlığı arandığını, borçlunun bir yerleşim yeri olmaması hâli olduğunu, borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa vadesi gelmemiş para borcu için de ihtiyati haciz talep edilebileceğini, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş bir para borcu için ihtiyati haciz talep edebileceğini, bu iki şart da mevcut olmadığını, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, açılan davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını ancak davacının eksper raporu aldığını ve dava açılmadan önce aracın onarımı tamamlamış olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, açılan davanın belirsiz alacak davasının şartlarını taşımadığı Yargıtay kararları çerçevesinde, işin esasına girilmeden hukuki menfaat yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın araçtan yoksun kalma tazminatının müvekkilinden ödenmesini talep ettiğini, araçtan yoksun kalma tazminatının ancak ticari araçlar için söz konusu olduğunu, hususi araçlar bakımından söz konusu olmadığını, davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğunu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kaydında da açıkça görüldüğünü, davacının iddia ettiği kusur oranına itiraz ettiklerini, Mahkemece dosyanın alanında uzman bilirkişiye tevdi ile kusura ilişkin denetime elverişli rapor alınmasını, Mahkemece gerekli görülmesi hâinde keşif yapılmasına talep ettiklerini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, müvekkili Sigorta Şirketinin yerleşim yerinin ... olduğunu davanın ... Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası şeklinde yapılmasında başvuru sahibinin hukuki yararı bulunmadığını bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından, dava konusu araç üzerinde oluşan hasarın müvekkili Sigorta Şirketine ihbar edilmeksizin ve ilgili araç gösterilmeksizin onarılmasını kabul etmediklerini ve müvekkili Sigorta Şirketinin ekspertiz yapma imkânının ortadan kalktığını, davacının aracını müvekkili Sigorta Şirketinin görevlendirmiş olduğu ekspertiz şirketi yetkililerine göstermediğini, kötü niyetli olarak ekspertiz yapma hakkının engellediğini ve Sigorta Şirketinin dava konusu araç üzerinde herhangi bir inceleme ve denetleme imkânı bulamadığını, davacının değer kaybı taleplerinin işbu kazanın oluşumunda tam kusurlu olması sebebiyle reddedildiğini, ... plakalı aracın değer kaybı 11.09.2019 tarihinde meydana gelen kaza sonucunda davacının kusurlu olması nedeniyle reddedildiğini, haksız fiil davalarında kusur ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, müvekkili Şirketin sorumluluğunun ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve ödemeyi ancak bu kusura göre yapabileceklerini, davanın ikame edilmesine müvekkili Sigorta Şirketi sebebiyet vermediğinden, müvekkili Sigorta Şirketinin yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin sorumlu tutulmaması gerektiğini, davacının aracında değer kaybı bedeli oluşmadığından ve usulüne uygun hasar bedeli başvurusu yapılmadığından işbu davanın açılmasına müvekkili Sigorta Şirketinin sebebiyet vermediğini, müvekkil Şirketin temerrüde düşmediği dikkate alındığında yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını gerektiğini, yetkisiz ve görevsiz mahkemede ikame edilen işbu davanın usulden reddini, davacının belirsiz alacak davası açmada hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddini, HMK 121. gereği belgelerin taraflarına eksiksiz ve doğru bir şekilde tebliğ edilmesini, sigortalı araç sürücüsü kusursuz olduğundan davacının değer kaybı bedelinin reddedilmesini, davanın reddini, her hâlükârda değer kaybı bedelinin Genel Şartlara göre hesaplanmasını, sorumluluğa esas kusur oranlarının tespit edilebilmesi için konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasını, fazlaya ilişkin taleplerin reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmilini karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 19.03.2024 TARİHLİ KARARI: Davanın kabulü ile; 219.780,57 TL hasar bedeli tazminatı ve 46.181,50 TL değer kaybı tazminatı toplamı 265.962,07 TL'nin davalı Sigorta Şirketi yönünden (poliçe limiti ile sınırlı sorumluluğu olmak kaydı ile) temerrüt tarihi olan 17.12.2020 tarihinden itibaren, diğer davalı... yönünden ise kaza tarihi olan 11.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 24.000,00 TL ikame araç bedelinin kaza tarihi olan 11.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı...'dan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı Davalı ... Sigorta vekili istinaf dilekçesinde özetle; Öncelikle belirtmek gerekir ki yargılama aşamasında belirttikleri savunmalarının yok sayıldığını, eksik inceleme ile sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili sigorta şirketinin sorumlu tutulabileceği 41.000,00 TL poliçe teminat limitinin açıkça belirtmeksizin ve limiti aşacak şekilde hüküm kurulduğunu, her halükarda araçta meydana gelen hasar bedelinin zmms genel şartlarına göre hesaplanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla her halükarda hesaplanan hasar tutarı üzerinden iskonto uygulanması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin KDV'den sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, değer kaybı taleplerinin teminat dışında olup davacının haksız ve hukuka aykırı değer kaybı taleplerinin reddinin gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
Karara karşı davalı... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, yerel mahkemece esas hakkındaki incelemeye geçilmeden önce talep sahibinin bu hususta hukuki yararının bulunup bulunmadığının incelenmesi, var ise talebin esasının incelenmesinin gerektiğini, davada bilirkişi incelemesine gidiliyor olması alacağın belirsiz olduğu anlamına gelmediğini, bilirkişi incelemesi yapılmasına rağmen davacının dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa belirsiz alacak davasının varlığından söz edilemeyeceğini, araçtan yoksun kalma tazminatının ancak ticari araçlar için söz konusu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının aracının serviste kaldığı süre içerisinde ikame araç kiraladığına dair belge ve delilin sunulmamış olması nedeniyle mahrumiyet zararının doğmamış olduğunu, davacının kazada %100 asli ve tam kusurlu olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucunda araçta oluşan değer kaybı, araç mahrumiyet bedeli ve hasar bedelinin tazmini talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı... vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
6100 Sayılı HMK'nin Belirsiz Alacak ve Tespit davası başlığı altındaki 107/1.maddesinde “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” hükmüne, aynı maddenin 2. fıkrasında ise “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacının kaza nedeni ile talep edebileceği araç değer kaybı, araç mahrumiyet bedeli ve hasar bedelinin miktarlarını tam ve kesin olarak tespit etmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalılar vekillerinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Olay tarihli araç sürücüleri tarafından beyanlarını içerir şekilde düzenlenen kaza tespit tutanağı ve sigorta bilgi gözetim merkezi bilgileri incelendiğinde, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nun % 100 kusurlu olduğu belirtilmiş, ... plakalı araç sürücüsü...'a kusur izafe edilmemiş olduğu görülmüştür.
....Asliye Ticaret Mahkemesi'nce ███████ Esas sayılı dosyasında ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 05.07.2021 tarihli ve 10087 sayılı raporda; sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile il yolunda seyir halindeyken olay mahalli kavşağa yaklaşırken kontrollü ve tedbir alabilecek vaziyette müteyakkız seyretmesi, solunda kalan orta refüjden sola dönüş yapmak için kavşağa giren araca karşı zamanında etkin tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla meydana gelen kazada % 15 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü... sevk ve idaresindeki olay mahalli kavşağa gelip sola dönüş yapmadan önce durup düz devam eden trafiği kontrol etmesi, düz gelen araçların konumunu ve hızını dikkate alıp ilk geçiş hakkını bu araçlara verdikten sonra uygun zamanda dönüşünü gerçekleştirmesi gerekirken bu hususlara özen göstermediği, yaklaşan aracın varlığına rağmen dönüşe geçip diğer sürücü idaresindeki aracın seyir istikametini kapatması ile sebebiyet verdiği kazada % 85 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince keşif neticesinde alınan 06.12.2021 tarihli kusur raporunda; ... Plakalı otomobil sürücüsü ...' un 2918 Sayılı KYTK’ u madde 57/b-4; "Bölünmüş yola çıkan sürücüler bu yoldan geçen araçlara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır" Kural ihlalinden hareketle sürücü asli kusurlardan (08) "Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama" Kuralını ihlal ettiğinden dolayı kazanın meydana gelmesinde %100 oranında asli ve tek kusurlu olduğu; ... Plakalı otomobil sürücüsü ...' nun ise meydana gelen kazada etken kusuru olamadığı belirtilmiştir.
Mahkemesince kusur raporları arasında bulunan çelişkinin giderilmesi amacıyla Karayolları Fen Heyetinde görevli üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 12.01.2023 tarihli raporda; davalı sürücü..., idaresindeki ... plakalı araç ile karayollarında seyir etmekte iken daha dikkatli ve tedbirli davranmamakla, yolun ön ilerisine yeterince dikkat etmemekle, gece vakti, görüşün kısıtlı olduğu far ışıkları altında, seyri sırasında sağındaki kavşak kollundan kavşağa yaklaşmakta olan araç trafiğini hiç kontrol etmemekle, bu araç ile kendisi arasındaki mesafe tayinini yapamamakla, kavşak girişinde bulunan “DUR” standart trafik işaret levhası ile kendisine verilen mutlaka aracını durdurması gerektiği yönündeki talimata riayet etmemekle, böylelikle ana yoldan kavşağa yaklaşmakta olan trafiğe ilk geçiş hakkını vermemekle, kavşak başında durmaksızın kavşağa girmek suretiyle ana yolda seyir etmekte olan trafiği tehlikeye düşürmekle, ... plakalı aracın seyir şeridini kapatarak bu aracın sol ön kesimi ile aracının ön kesimine sürterek çarpmasına neden olmakla sebebiyet verdiği dava konusu trafik kazasında, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47. Maddesi “c” Bendi, 52. Maddesi “a” ve “b” Bendi hükümleri ile 57. Maddesi “a” ve “b-5” Bendi hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davranışları nedeniyle meydana gelen olayda % 100 oranında (tamamen) kusurlu bulunduğu, davacı sürücü ...’nun maliki bulunduğu ... plakalı aracın dava dışı sürücüsü ..., idaresindeki araç ile ana yol niteliğinde bulunan, █████ Kontrol Kesim Numaralı ... yolu üzerinde ... yönüne seyri sırasında, bu yolun kesişerek oluşturduğu Barınak kavşağa geldiğinde, orta refüj aralığı üzerinden “DUR” trafik işaretine rağmen kontrolsüzce seyirle gelen davalı... idaresindeki ... plakalı aracın ön kesimine aracının sol ön kesimi ile sürterek çarptığı anlaşılan olayda olayın oluşumu ile ilgili dikkatsiz ve tedbirsizliği bulunmadığı, meydana gelen olayda kusursuz bulunduğu, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenmiş bulunan raporda “Tutanakta kavşağın dönel kavşak olarak belirtildiği görülmüş ise de mahalde herhangi bir trafik işaret levhası belirtilmediği ve ekindeki krokiye göre kavşağın dönel adalı kavşak olduğu anlaşılarak değerlendirilmiş olduğu ancak mahkemece icra olunan keşif sırasında yapılan tespitler sonucu bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda kavşak orta adasında “DUR” trafik işaret levhasının mevcudiyeti tespit edildiğinden değerlendirme bu trafik işaret levhasının verdiği mesaja göre yapılmış olduğundan, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapora iştirak edilemediği, 06.12.2021 tarihli raporun olayın oluşuna uygun olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece Karayolları Fen Heyetinden aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ve mahkemesince keşif sonucu alınan rapor ile de uyumlu olduğu ve ATK'dan alınan raporla aralarındaki çelişkinin giderilmiş olduğu anlaşıldığından davalılar vekillerinin kusur oranına ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir.
Davalılar vekillerinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davacının aracının değer kaybı Anayasa Mahkemesinin ███████ E.2020 740 K. 17.07.2020 tarihli kararı sonrasında verilen Yargıtay 17. Hukuk dairesinin ██████████ E. █████████ K. sayılı “… Dairemizce değer kaybının belirlenmesi hususunda aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmaktadır. Hükme esas alınan raporlarda bu kritere göre hesaplama yapılmadığı anlaşılmakla, dosyadaki fotoğraflar, kaza tespit tutanağı ve tüm belgeler incelenerek, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği nazara alınıp, aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın değer kaybını göstereceği ilkesine göre değer kaybının tespiti için yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…” içtihatına uygun olarak piyasa değerine ilişkin yetkili bayi, galericiler ve internet 2. el araç satış sitelerinde yapılan araştırmalar sonrasında, aracın, marka ve modeli, yaşı, kilometresi, kullanım amacı, donanımı, aracın hasar aldığı bölgeler, geçmiş hasar kayıtları, vs değer kaybına etki edecek faktörler dikkate alınarak belirlenmelidir.
Zira Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda Yargıtay yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda Yargıtay yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre; karara dayanak yapılan 13.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda araçta meydana gelen değer kaybının Yargıtay içtihatlarına uygun olarak belirlendiği görülmüştür.
Diğer yandan İkame araç temininden kaynaklanan zarar hesaplanırken kazaya karışan araç üzerinde inceleme yapılarak aracın kaza nedeniyle maydana gelen hasarın ne olduğu, ortalama tamir süresi, hasar gördüğü olaya ilişkin gördüğü hasarın tamir süresi boyunca aracın yaşı, modeli, özelliği vs gibi hususlar nazara alınarak uğradığı kazanç kaybı (ikame araç bedeli)nin ne kadar olması gerektiği hususlarında uzman Makine mühendisi bilirkişiden denetime elverişli, açık, anlaşılır ve gerekçeli rapor alınması gerekmekte olup bu yönlü tazminat talebi için aracın ticari olması ya da davacı tarafından araç kiralanmış olduğuna dair belge/ delil sunulması gerekmemektedir. Mahkemece hükme esas alınan makine mühendisi tarafından hazırlanan hesap bilirkişi raporunda kaza neticesinde, davacının aracın onarımının yapılması için gerekli sürenin ortalama 20 gün olması gerektiği ve piyasadan kiralık olarak temin edilebilecek aynı türden araç bedelinin günlük 1.200,00TL olabileceği bu nedenle, araçtan 20 gün boyunca mahrum kalınması nedeniyle oluşan 24.000,00TL ikame araç bedeli zararın oluştuğunun ispatı açısından yeterli olduğu kanaatine varılmıştır.
Öte yandan hükme dayanak yapılan raporda; başvurana ait aracın markası, modeli, donanımı, kilometresi dikkate alınmak suretiyle ve piyasa ve emsal araştırılması yapılarak, araçta oluşan hasar miktarı, aracın hasar aldığı bölgeler, kullanım şekli ve değişen parçaların neler olduğu da göz önünde tutulmak suretiyle ayrıntılı değerlendirme yapılmış olup, söz konusu raporun Yargıtay kararlarında tanımlanan ilke ve esaslara göre hazırlandığı, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davalılar vekillerinin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin zararın hesaplanmasında hasar tutarı üzerinden iskonto uygulanması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
6098 sayılı Kanunun 49. maddesinde, kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 1459. ve 1461. Maddeleri gereği ise sigortacı, sigortalının (sözleşmeden menfaat sağlayanlar dahil) uğradığı zararı tazmin eder. Dolayısıyla sigorta şirketi haksız zenginleşmeye yol açmayacak şekilde uğranılan gerçek zarardan sorumludur.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin █████/2016 tarihli ve E.██████████, K.█████████ sayılı Kararında; “…6762 sayılı TTK’nın 1283.maddesi hükmü uyarınca; sigortacı, sigorta ettiren veya sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar bedeli tespit edilirken davalı şirket ile servis arasında yapılan anlaşma gereği olduğu belirtilen %10 iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması doğru değildir.” hükmü verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik Kararlarına göre sigorta kuruluşları ile parça tedarik firmaları ve servisler arasında yapılan iskontoya ilişkin anlaşmalar sigortalıları/zarar görenleri bağlamamaktadır ve sigorta şirketleri sigortalıların/zarar görenlerin gerçek zararını karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan ilk derece mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda iskonto uygulanmadan davacının gerçek zararının belirlenmesi ve buna göre karar verilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmadığı kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin zararın hesaplanmasında dikkate alınan KDV'den sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
3065 sayılı KDV Kanunun 30. maddesi gereğince; zayi olan malların KDV’si indirilemez. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas, █████████ Karar, 04.04.2016 Tarihli karar özetinde “sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar bedeli tespit edilirken davalı şirket ile servis arasında yapılan anlaşma gereği olduğu belirtilen %10 iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması doğru değildir. 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 1. maddesine göre Türkiye’de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince KDV’ye tabidir. Bu nedenle davacı lehine KDV dahil edilerek hasar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.” denilmekte olup, bu düzenlemeler ışığında yapılan değerlendirmede, Türkiye’de parça tedariki işlemlerinin KDV ödenerek yapılması gerektiği ve yasal bir uygulama olduğu, dosyaya fatura sunulmamış olsa dahi işlemin KDV’siz olamayacağının yasal gereklilik olduğu, sigorta hukukunun en temel prensiplerinden birinin sigortacının gerçek zararı ödemekle yükümlü tutulduğu ve KDV’li işlemin gerçek zarar olarak nitelendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin davaya konu aracın değer kaybı taleplerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili yabancı plakalı araçların değer kaybı taleplerinin teminat dışı olduğunu bu nedenle de sorumluluklarının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 20.03.2020 Tarihli 31074 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 6.maddesinde; "Aynı Genel Şartların ekinde yer alan Ek 1’in “1.Formül” başlıklı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve “2. Teminat Dışında Kalan Haller” başlıklı maddesine aşağıdaki 7 ve 8 numaralı fıkra eklenmiş, “2. Teminat Dışında Kalan Haller” başlıklı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 3 üncü madde eklenmiş ve sonraki madde buna göre teselsül ettirilmiştir." şeklinde düzenlenmiş olup; 8 numaralı fıkranın "Yabancı plakalı araçların Türkiye’de karıştığı kazalarda yabancı plakalı araçlar için yapılan değer kaybı talepleri" olarak belirtildiği görülmüştür.
Ancak davalı sigortanın dosyada mevcut 25.01.2021 tarihli cevabi yazısında; "01.06.2015 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının (yürütmesi durdurulan Ek-1.Değer Kaybı Hesaplamasının 2.Teminat Dışında Kalan Haller üst başlığının altındaki 2.bendi dışında) Ek-1'inde düzenlenen değer kaybı şartları ve hesaplama formülü uyarınca ilgili talebin incelendiği, ... plakalı aracın değer kaybı 11.09.2019 tarihinde meydana gelen kazada kusurlu olması sebebi ile değer kaybı talebinin değerlendirilemeyeceğinin bildirildiği ve bu nedenle ödeme yapılmamış olduğu" görülmüş, davalı tarafça dosyaya sunulan poliçe bilgileri incelendiğinde poliçede teminat dışı haller olarak işbu hususun düzenlenmemiş olduğu, buna göre davalı tarafça bu hususun ileri sürülemeyeceği kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (İzmir BAM.20.H.D'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı vb)
Davalı vekilinin poliçe teminat limitine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili kaza tarihinde geçerli ve müvekkili sigorta şirketinin sorumlu tutulabileceği poliçe teminat limitinin 41.000,00 TL olduğunun açıkça belirilmeksizin hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş olup, dosya kapsamı incelendiğinde mahkemesince "Davanın kabulü ile; 219.780,57 TL hasar bedeli tazminatı ve 46.181,50 TL değer kaybı tazminatı toplamı 265.962,07 TL'nin davalı Sigorta Şirketi yönünden (poliçe limiti ile sınırlı sorumluluğu olmak kaydı ile) temerrüt tarihi olan 17.12.2020 tarihinden itibaren, diğer davalı... yönünden ise kaza tarihi olan 11.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmuş olduğu, her ne kadar hükümde davalı sigorta yönünden poliçe teminat limiti ile sorumluluğun sınırlı olduğu belirtilmiş ise de teminat limiti bedelinin hükümde açıkça belirtilmemiş olmasının hükmün infazında tereddüt doğuracağı ve davalı vekilinin istinaf talebinin bu nedenle yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı sigorta şirketinin 41.000,00 TL poliçe teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduğunun kararda belirtilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı ... Sigorta A.Ş. Vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı... vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.03.2024 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
2- Davanın KABULÜ ile;
*219.780,57 TL hasar bedeli tazminatı ve 46.181,50 TL değer kaybı tazminatı toplamı 265.962,07 TL'nin davalı Sigorta Şirketi yönünden (41.000,00 TL'lik poliçe limiti ile sınırlı sorumluluğu olmak kaydı ile) temerrüt tarihi olan 17.12.2020 tarihinden itibaren, diğer davalı... yönünden ise kaza tarihi olan 11.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
* 24.000,00 TL ikame araç bedelinin kaza tarihi olan 11.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı...'dan alınarak davacıya ödenmesine,
3-a-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 19.807,31 TL karar ve ilam harcından dava açılırken yatırılan 59,30 TL peşin harcın ve 4.951,83 TL tamamlama harcının düşümüyle kalan 14.796,18 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 2.800,71 TL ile sınırlı tutulmasına)
b-)İlk derece mahkemesince 19.03.2024 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsup edilmesine, fazla yatan kısmın iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan 297,50 TL tebligat ücreti, müzekkere ve posta ücreti 162,20 TL ve bilirkişi ücreti 5.400,00 TL masraf ile 419,90 keşif harcı, 59,30 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı ve 4.951,83 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 11.052,53 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 1.657,88 TL ile sınırlı tutulmasına)
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.494,31 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 6.824,15 TL ile sınırlı tutulmasına)
6-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;
7-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
8-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 19.807,31 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 9.903,82 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 9.903,49 TL harcın davalı...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
9-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 320,00 TL istinaf yargılama ve dosya gönderme masrafının davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine,
11-Davalı... tarafından yapılan istinaf yargılama ve dosya gönderme masrafının davalının üzerinde bırakılmasına,
12-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.█████/2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!