İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, internet üzerinden reklam ve tanıtım hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan ödenmemiş fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline yönelik ticari dava.
Özet: Davacı şirket, internet üzerinden reklam ve tanıtım hizmeti sağladığı davalı şirketin 12 aylık taahhütlü sözleşme kapsamında oluşan 32.700,00 TL fatura alacağını ödememesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmektedir; davalı şirket, dava dilekçesine cevap vermemiş, sözleşmeyi imzalayan şahsın yetkisiz temsili iddiasına karşı davacı taraf, davalı şirketin kısmi ödemelerle sözleşmeyi zımnen kabul ettiğini belirtmiş, mahkeme ise itirazın alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle davanın süresinde açıldığına karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin sahibi olduğu ....com portalı faaliyete geçtiği 2008 yılından bugüne tüm üyelerine yıllık hizmet bedeli karşılığı internet üzerinden tanıtım ve reklam hizmeti verdiğini, işbu reklam ve tanıtım hizmeti, www.... internet portalında reklam ve tanıtımının yapılmasını isteyen firma için bir sayfa oluşturularak gerçekleştirildiğini, müvekkili ile davalı arasında 05.01.2022 tarihli 12 ay taahhütlü Üyelik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin davalıdan alacağı sözleşmeye, faturalara ve cari hesaba dayandığını, sözleşme yapılmasına müteakip e-faturalar davalı adına müvekkili şirket tarafından tanzim edildiğini, faturalara süresi içerisinde herhangi bir itiraz gelmediğini, müvekkili tarafından sözleşmeye ilişkin tüm yükümlülüklerin eksiksiz olarak yerine getirilmesine rağmen sözleşme gereği ödemeler davalı tarafından yapılmadığını, müvekkilinin davalıdan alacağının tahsili talebi ile .... İcra Müdürlüğü 2023/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu, icra takibinde borca, faize ve ferilerine itiraz ederek icra takibi durduğunu, davalının .... İcra Müdürlüğü 2023/... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalıların dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, hizmet ilişkisi kapsamında davacı tarafından davalışirket aleyhine düzenlenen fatura alacaklarının tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin sahibi olduğu www.....com internet portalında davalı tarafın ... ünvanlı işletmesinin reklam ve ilanının yapılması sebebiyle taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı şirket aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle 32.700,00 TL asıl alacak üzerinden başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı icra takip dosyasının davalıların itirazı üzerine durması sebebiyle itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
Yargılama esnasında celp edilen ticari kayıtlar incelendiğinde davalı ...'ın davalı şirketin ortağı ya da temsile yetkilisi olmadığı anlaşılmakla davacı tarafa işbu davalıya husumet yöneltilmesinin sebebi sorulmuş olup davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde özetle; "Söz konusu sözleşme, ... tarafından imzalanmıştır. Sözleşmenin imzalanmasının ardından, davalı şirket müvekkilden aldığı reklam ve tanıtım hizmetlerine karşılık ödeme gerçekleştirmiştir. Gerçekleştirilen ödemelere ilişkin cari hesap dökümü işbu dilekçe ekinde sunulmuştur.(EK-3) Yerleşik içtihat uyarınca, sözleşme kapsamında ödeme yapılması, sözleşmenin kabul edildiği anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, ... ... Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'yi temsil yetkisi bulunmasa dahi, ...’ın yetkisiz temsili, davalı şirket tarafından sözleşme gereği ödeme yapılmak suretiyle zımni olarak kabul edilmiştir. ... ...'ın yetkisiz temsili sonucunda zararımız meydana gelmiş olup işbu nedenle davalılara husumet yöneltilmiştir." şeklinde beyanda bulunmuş olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçluların süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Davalıların icra dairesinin yetki itirazına yönelik yapılan incelemede;
Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçluların borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun █████/2004 tarih, ███████-410 esas, ████████ karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.
İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.
HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir.
HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir.
6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.
Davacı ve davalı şirket arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümleri incelendiğinde uyuşmazlıkların çıkması halinde çözüm yerinin İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Daireleri olarak belirlenmiş olması; nitekim mahkememizin işbu dosyası ile aynı mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı, █████/2025 Tarihli "Dava, sözleşmeden kaynaklı cari hesap ve fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali ve İİK 67 md.'si gereği icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. ...
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6.maddesine göre genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı kanunun 10.maddesinde; "sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davalı tarafça yargılama yapmaya yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olan Gebze Mahkemeleri olduğuna ilişkin itirazda bulunulmuştur. Her ne kadar genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri olsa da sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Somut olayda taraflar arasında akdedilen sözleşmede ifa yerine ilişkin bir maddeye yer verilmemiştir. Bu durumda genel hüküm olan TBK md. 89/1'e göre; "Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde...ifa edilir." şeklindedir. Görüldüğü üzere; davacının istemi para olduğunda alacaklının yerleşim yeri mahkemesi ve dolayısıyla icra dairesi de yetkili olacaktır.
Aynı doğrultuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli ve 2017/(19)11-889 E., ████████ K. sayılı kararında da; ; "HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir." denilmek suret ile para alacaklarında alacaklının ikametgahı mahkemesi/icra dairesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda davacı şirketin adresinin Beyoğlu/İstanbul olduğu anlaşılmakla TBK md. 89'a göre davacının yerleşim yeri mahkemesi/icra dairesi de yetkili olduğundan mahkemece davanın esasına girilerek yargılama yapılması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu icra takibinin yetkisiz icra müdürlüğünde yapılmış olması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde değildir." şeklindeki ilamı da dikkate alındığında davalıların icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlarının ayrı ayrı reddine karar verilerek dosyanın esasına geçilmiştir.
Tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraf vekillerine usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2022- 2024 yılına ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter, belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile mali müşavir bilirkişi, 1 bilgisayar mühendisi bilirkişisi ve 1 ticaret - borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisinden oluşan heyetten rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle;
Bilişim açısından yapılan inceleme sonucunda;
-Davacı firmanın Ocak 2022 yılı itibariyle https://.../.../istanbul/... URL adresinde davalı firma için tanıtım hizmeti ve Google reklamları hizmeti vererek sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiği,
Davalı ve davacı arasında imzalanan sözleşme tarihinin 15.01.2022 olduğu ve işbu tarihin sözleşmeye ait zaman damgası bilgisi ile örtüştüğü
Sözleşmede ... adlı şahsın isminin yer aldığı tespit edilmiştir.
Mali Yönden Yapılan Değerlendirmeler Sonucunda:
Davacının Sözleşme Ek-1 Taahhütlü Üyelik Şartları ve Ödeme Maddesi; 2.1 ' e göre davalı adına 31.01.2022 tarihinde 99,00 TL + KDV toplam 116,67 TL fatura düzenlediği, 2022 yılında herhangi bir fatura düzenlemediği, 2023 yılında 12 adet 9.307,59 TL + KDV 10.029,00 TL tutarında 2022 yılı faturalarını düzenlediği, 28.02.2023 tarihinde ayrıca 808,47 TL + KDV 954,00 TL Ocak ayı hizmet bedelini ve 808,47 TL + KDV 954,00 TL Şubat ayı hizmet bedelini davalıya fatura ettiği (Tablo-8 2022 Yılı İçin Düzenlenen Faturalar), takip eden tarihlerde her ay 05.11.2023 tarihine kadar 9 adet Hizmet bedeli faturalarını düzenlediği,
2022 yılında düzenlenen bir adet faturanın BA/BS Beyan limitlerinin altında kaldığı için beyan edilmediği, 2023 yılında Davacının düzenlediği faturaların beyan limitleri dahilinde kalan 15 adet faturanın KDV” siz tutarının 21.002,39 TL olduğu, davacı BS ve Davalı BA formlarında 15 adet 21.003,09 TL olarak beyan edildiği, davacının düzenlediği faturaların bu kapsamda davalı tarafından ticari defterlerine işlenmiş olduğu başka bir deyişle davalıya tebliğ edildiği,
Davalıların faaliyet adreslerinin aynı olduğu, .... Com Üyelik Sözleşmesi Ek-1 de davalı ... 'ın adı ve imzasının olduğu, Davalı ...' ın davalı şirkette 22.06.2021- 08.11.2021 tarihleri ile 05.08.2022- 08.03.2023 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığı, davalılar arasında organik bağ olup olmadığının nihai hukuki değerlendirmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
Davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin 05.01.2022 tarihinde imzalandığı, sözleşme bitiş tarihinin 05.01.2023 tarihi olduğu, sözleşmenin bitiminden 15 gün öncesinde aksine bir beyanı olmadığı dolayısı ile sözleşmenin 05.01.2024 tarihine kadar uzamış olduğu, sözleşmenin 9 maddesine göre “kullanılmayan reklam veya ilan bedeli tutarında cezai şart demekle yükümlüdür” hükmü gereği sözleşme bitimine kadar olan 2 (iki aylık hizmet süresini cezai şart olarak talep edebileceği,)
Davacının Aralık 2023 hizmet bedeli olarak 809,17 TL + KDV 971,00 TL, Ocak Ayı Hizmet bedelinin sözleşmenin 7.3 maddesine göre Aralık Ayı hizmet bedelinin TEFE/TÜFE oranlarının ortalaması olan 966,70 oranında arttırılması sonucunda 863,38 TL + KDV toplam 1.018,79 TL olmak üzere KDV dahil toplam 1.973,61 TL talep edebileceği,
Sayın Mahkemece itirazın iptaline karara verildiği takdirde davacının davalıdan Ödenmemiş Hizmet bedellerinden dolayı 19.637,00 TL, Cezai Şart olarak 1.973,61 TL olmak üzere 21.610,61 TL talep edebileceği,
NİTELİKLİ HESAPLAMALAR YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER;
Davalı ...” ın davalı şirkette 22.06.2021- 08.11.2021 tarihleri ile 05.08.2022- 08.03.2023 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığı tespit edilmişse de davalı şirket adına üçüncü kişilerle sözleşme yapması için yetkilendirilip yetkilendirilmediğinin belirlenmesinde sigortalı çalışan olması tek başına yeterli bir gösterge olmadığı,
Davalı ...'ın yetkisiz temsilci olarak davacı tarafla ilgili sözleşmeyi akdettiği kabul edilirse bu sözleşmenin davalı şirketi bağlaması için şirket organlarının bu sözleşmeyi açık ya da örtülü olarak onaması gerektiği, dosya kapsamında bu onayın verilip verilmedi tespit edilemediği,
Davalı şirket tarafından bu onayın verilmediğinin kabulü halinde ise yetkisiz temsil ile akdedilen sözleşme geçersiz olacağı; bu geçersizliğin neden olduğu zararlar ise yetkisiz temsilciden yani Davalı ...'dan talep edilebileceği,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 40. maddesinin "Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır.
", aynı kanunun yetkisiz temsil üst başlığı altında onama haline ilişkin 46. maddesinin "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur." ve onamama haline ilişkin 47. maddesinin ise "Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez. Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır.
" hükmünü ihtiva etmektedir.
Yasal düzenleme dikkate alındığında, sözleşmeden doğan alacak ve borçlar, ancak yetkili temsilci tarafından yapılması halinde temsil olunana ait olacaktır. Eğer temsilci yetkili değil ise, kendisi sözleşmeden şahsen sorumlu olur. Ayrıca bu durumda temsil olunan, icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu kabul edilemez. Ancak temsil olunan, sonradan icazet verir yahut kendi adına yapılan hukuki işlemi benimser ise baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlar.
Emsal mahiyette olan Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı "...Borçlandırıcı işlemin temsilci aracılığı ile yapılabilmesi de mümkündür. Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar (6098 s. TBK m. 40/1). Bir kişi temsil yetkisi olmadığı halde başka bir kişi adına bir hukuki işlem veya sözleşme yaparsa yetkisiz temsil söz konusu olur. Böyle bir durumda yapılan işlemin hüküm ve sonuçları temsil olunanı bağlamaz. Bu işlemin temsil olunanı bağlaması için onun tarafından onanmış olması gerekir( TBK m.46/1). Onama temsilciye veya 3. kişiye varması gerekli tek taraflı bir irade beyanı ile yapılır. Asıl işlem bir şekle bağlı olsa dahi onama şekle bağlı değildir. Dürüstlük kuralları gerektirdiğinde hareketsizlik ve susma da onama olarak kabul edilmelidir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015, s.456)..." şeklindeki ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ████████ Karar Sayılı █████/2023 tarihli ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ████████ Karar Sayılı █████/2025 tarihli "... Somut olayda; teknik bilirkişilerin raporunda ifade edildiği üzere sözleşmeye konu hizmetin tam ve eksiksiz olarak ifa edildiği, herhangi bir itiraz, ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin verilen hizmetten davalı şirketin haberdar olduğu ve dolayısıyla davalı şirketin, yetkisiz temsil ile yapıldığı kabul edilse dahi yapılan sözleşmeye zımnen icazet verdiği, bu durumda yetkisiz temsilci ile yapılan sözleşme başlangıçtan itibaren geçerli bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu itibarla sözleşmeye konu hizmetin tam ve eksiksiz olarak ifa edildiği, takibe dayanak yapılan faturaların taraflar arasında akdedile sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği, söz konusu faturalardan dolayı davacının alacaklı olduğu ispatlanmış olmakla davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." şeklindeki ilamı da dikkate alındığında somut olayda alınan bilirkişi raporunda da belirtilmiş olduğu üzere davacıya ait olan www.....com internet portalında davalı tarafın ... ünvanlı işletmesinin reklam ve ilanının yapıldığı, davalı şirketin bu hizmetten faydalandığı, yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlere icazet verildiği, davacı tarafından sözleşmeye uygun düzenlenen faturaların davalı tarafın ticari defterlerine işlenmiş olduğuna dair vergi dairesine yapılan bildirimler de göz önünde bulundurulduğunda davacının davalı ... ... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden alacaklı olduğu kanaatine varılarak işbu davalı tarafından yapılmış olan itirazın alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 21.610,61 TL üzerinden kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yetkisiz temsile ilişkin düzenlemelerinde yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemlerin temsil olunan tarafından onanması halinde bu işlemin temsil olunanı bağlayacağı, temsil olunan tarafından onay verilmemesi halinde yetkisiz temsilciye sorumluluk yüklenebileceğinin belirtilmiş olması sebebiyle somut olayda; yukarıda açıklanmış olduğu üzere davalı ... ... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yetkisiz temsilci ...'ın işlemlerinin zımni olarak onaylanmış olması sebebiyle işbu şirketin sorumlu olduğu kabul edildiğinden artık ...'a husumet yöneltilemeyeceği kanaatine varılmakla bu davalı bakımından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında mahkememizce kabulüne karar verilmiş olan asıl alacak tutarı olan21.610,61 TL'nin %20'si oranında olan 4.322,12 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalı ... ... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 21.610,61 TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden devamına,
-Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmesine,
-Davacının fazlaya dair isteminin reddine,
2-Davacının davalı ...'a yönelik davasının reddine,
3-Davalı ... ... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 21.610,61 TL'nin %20'si oranında olan 4.322,12 TL icra inkar tazminatının davalı ... ... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli olan 1.476,22-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.048,62-TL harcın davalı ... ... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harcın davalı ... ... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 488,40-TL (başvurma ve vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 2.804,40-TL, bilirkişi ücreti 12.000,00-TL olmak üzere toplam: 15.292,80-TL yargılama giderinin %66 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 10.093,25-TL'sinin davalı ... ... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 21.610,61-TL vekalet ücretinin davalı ... ... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacının reddedilen talepleri bakımından davalılar kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
9-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.800,00-TL'nin %66 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 2.508,00-TL'sinin davalı ... ... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden, kalan 1.292,00-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!