Alman vatandaşı davacının vefat eden eşinin yurt dışı çalışma sürelerini 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma talebinin, makul süre içinde takip edilmemesi sebebiyle geçerliliği üzerine Yargıtay kararı.
Özet: Türk vatandaşlığından izinle ayrılmış bir Alman vatandaşı olan davacının, vefat eden Türk vatandaşı eşinin yurt dışı çalışma sürelerini 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanma talebi, başvuru tarihinde Türk vatandaşı olmaması nedeniyle reddedilmiş; açılan davada Yüksek Mahkeme, davacının 2017 tarihli borçlanma başvurusunu makul sürede takip etmeyip 2019da dava açması sebebiyle geçersiz kabul etmiş ve dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olarak değerlendirilerek, dava tarihinde yürürlükte olan mevzuat ve davacının seçeceği prime esas kazanç miktarı üzerinden borçlanma hakkının tespit edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türk Vatandaşlığından izin alarak çıktığını ve hali hazırda Alman Vatandaşı olduğunu, müvekkilinin ... eşi ...’ün 01.04.2007 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin 3201 sayılı Kanun'dan yararlanmak suretiyle hak sahibi olarak ... eşinin yurt dışındaki çalışma ve boşta geçen sürelerini borçlanmak istediğini, bunun için 2017 tarihinde ... Sivas İl Müdürlüğüne borçlanma talebinde bulunduğunu, ...’dan gelen yanıtta hak sahibi olarak müracaat tarihinde Türk Vatandaşı olmadığı için talebine karşılık işlem yapılamayacağının bildirildiğini, daha sonra bu cevaba itiraz ettiğini, ancak gelen ikinci cevapta da aynı sebeple talebin reddedildiğini beyanla müvekkilinin hak sahibi olarak eşinden dolayı 2017 yılında yapmış olduğu borçlanma başvurusunun geçerli olduğunun ve ... eşinin Türk Vatandaşı olduğu dönemi 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanabileceğinin tespitine aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, davacının ... eşinin yurt dışında Türk Vatandaşı olarak çalıştığı 19.02.1999 tarihine kadar olan süre için borçlanma hakkının olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2023 tarih, █████████ E. - ████████ K. sayılı kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1. Bozma Kararı
1-Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece "... İnceleme konusu davanın, davacının vefat eden eşin yurt dışı sürelerini borçlanma talebinin, hak sahibi eşin talep tarihinde Türk Vatandaşı olmadığı gerekçesi ile reddi üzerine, talep tarihi itibariyle Türk Vatandaşı olma şartı aranmaksızın borçlanabileceğinin tespiti istemli olarak açıldığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde, davacının "talep tarihi itibariyle borçlanma talebi" hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığı, kararın gerekçe kısmı ve hükümde geçen davanın kabulü kararı ile kısmen kabul şeklinde kurulan hüküm arasında çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
.." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
2- İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak 23.05.2024 tarih, ███████ E., ████████ K. Sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
B.2.Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece "... Somut olayda, davacı, davalı Kuruma 30.06.2017 tarihinde borçlanma talebinde bulunmuş, süreli olan bu borçlanma işlemini başlattığı halde makul süre içinde takip etmeyip eldeki davayı 31.05.2019 tarihinde açmıştır. Makul süre geçtiğine göre davacı sigortalının 30.06.2017 tarihindeki borçlanma başvurusu geçersiz hale gelmiştir.
Kuruma borçlanma için başvuran sigortalının, Kurumun işlem yapmaması halinde makul süre içinde işlemin iptali için dava açması gerekir. Borçlanma işlemleri başlatan ancak makul sürede takip etmeyen sigortalının kusurlu bulunduğu açıktır.
Bu durumda Mahkemece, talep tarihi itibariyle geçerli bir yurt dışı borçlanmasının bulunmadığı gözetilerek, davacının da talep etmesi halinde, dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, davacının 4/1-b sigortalılık ve 31.05.2019 tarihinde geçerli ve yine davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... eşin yurt dışı sürelerini Türk Vatandaşı olma şartı aranmaksızın talep tarihi itibariyle borçlanabileceğinin tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. Maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!