Ticari satıştan kaynaklanan alacak ve ayıplı mal iadesi uyuşmazlığını konu alan itirazın iptali davasında, istinaf bozması sonrası verilen mahkeme kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının ticari satıştan kaynaklanan 8.464 TL bakiye alacak talebiyle açtığı itirazın iptali davasında, davalının ayıplı ürün iadesi ve borcu olmadığı savunmasına yer vermektedir; önceki mahkeme kararının gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki nedeniyle istinaf mahkemesince bozulduğu ve dosyanın yeniden incelenmek üzere geri gönderildiği belirtilmekte, uyuşmazlığın ayıplı mal teslimi, iadesi ve bakiye borcun varlığı konularında yoğunlaştığı detaylandırılmaktadır.

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
...
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, Davalının davacıdan 18.464TL tutarında ev eşyası satın aldığını 10.000,00 TL sinin ödendiğini, kalan 8.464TL 'lik kısmının ödenmediğini bakiye alacağın tahsili için davalı hakkında ... 2. İcra Dairesinin █████████ esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, Müvekkili şirket ile davacı taraf arasında bir sözleşme bulunmadığını, sipariş üzerine gelen ev eşyalarının bir kısmının ayıplı çıkması üzerine ayıplı kısmın iade edildiğini, kalan kısma 10.000,00TL değer biçilerek bedelinin ödendiğini , davacıya başkaca borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine , haksız icra takibi nedeniyle %20den az olmamak kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, dava ve cevap dilekçeleri, taraf beyanları, dava dosyasında bulunan diğer deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda önceki █████/2025 tarih ve ████████ esas ████████ karar sayılı kararıyla; "Mahkemenin gerekçeli kararının hüküm fıkrasında, "1-Açılan davanın REDDİNE,
" şeklinde karar verilmiş, gerekçeli kararının gerekçe kısmında ise ; "...Davalı tarafça yemin ifasından sonra başkaca delil sunulamayacağından davalının savunmasına itibar edilmeyerek davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
İzahat: Her ne kadar duruşma zaptındaki kısa kararda sehven davanın reddedildiğine dair şablon yapıştırılmışsa da, ilgili şablonun sehven kısa karara yapıştırıldığı ve onaya sunulduğu anlaşılmakla dosyadan el çekildiğinden hüküm fıkrasına dokunulmamıştır." şeklinde yazılmak suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır.
Kanunda belirtilen sınırlar ve kurallar çerçevesinde hem maddi, hem de hukuki denetim yapılan istinaf kanun yolunda, HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlemesini içermekte ise de somut olayda, gerekçe ile hüküm fıkrası çelişkili olup, hakimin hangi hükmü oluşturmak istediği belli olmadığından, maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Bu durumda, mahkemenin gerekçesine uygun, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir hüküm verildiği söylenemeyecektir. Mahkemece gerekçe ile hüküm arasındaki bu çelişki giderilerek yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. Davacının istinaf itirazlarının kabulü ile HMK'nın 355/1.m.2.cümle hükmü re'sen gözetilerek esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. "şeklinde kararı verilmiştir.
... 2. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde: Davacı tarafından davalı aleyhine █████/2021 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde 8.464,00TL asıl alacak, olmak üzere toplam 8.464,00TL istendiği, ödeme emrinin davalıya █████/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının █████/2021 tarihinde borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu, davacının yasal süresi içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında mobilya alım satımı olduğu, davalının davacıya 10.000 TL ödeme yaptığı iki tarafında kabulündedir.
Uyuşmazlık, davacının davalıya gönderdiği ürünlerden Hayal Yatak Odası takımının ve bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı , davacıya yada davacının pazarlama elemanı Alper Ayazoğlu'na ayıplı ürün iadesi yapılıp yapılmadığı, davalının davacıya bakiye borcu olup olmadığı noktasındadır.
Davalı akdi ilişkiyi inkar etmemiş, faturadaki bir kısım mobilyaların ayıplı olduğunu sipariş fişindeki açıklamalardan anlaşılacağı üzere ayıplı ürünleri ( Hayal Yatak Odası Takımı ve Vista Yemek Odası Takımı) iade ettiğini, ayıplı olmayanların ( İnci Yemek ve Yatak Odası takımının) bedelinin ödendiğini, davacıya borcu olmadığını savunmuştur.
Davacı taraf 18.07.2021 tarihli beyan dilekçesinde ayıplı satış ve iade savunmasını kabul etmemiş, sipariş fişi üzerindeki hesaplamaların davalı tarafından borçtan kurtulmaya yönelik sonradan yazılmış yazılar olduğunu , iade ürün almadıklarını beyan etmiştir.
█████/2020 tarihli sipariş formunda 3 adet yatak odası 1 adet yemek odasının sipariş verildiği 25.645,00 TL üzerinden yapılan iskonto sonucu 18.700,00 TL yazılmıştır. Sipariş formunda satıcı Alper Yazıcıoğlu alıcı Hasan Güney yazılarak imzalanmıştır. Sipariş formu üzerinde toplam satış bedeline ilaveten sandalye bedeli eklenmiş toplam alacak 20.106 TL olarak tespit edilmiş, 6000 TL ödeme sonrası kalan borcun 14.106 TL olduğu, 10.065 TL tutarındaki hayal Vista Takımın iade edildiği notu düşülerek kalan borcun 4.041 TL olduğu yazılmıştır. Davacı bu hesaplamalara ve ayıplı ürün olduğu iddiası ve iade savunmasını kabul etmemiş , ürün iadesi almadıklarını savunmuştur.
04.03.2021 tarihli e- Arşiv faturada 3 adet yatak odası 1 adet yemek odası takımı mal ve hizmet satışının yer aldığı toplam tutarın 23.745,37 TL olduğu, 6.648,71 TL iskonto yapıldıktan sonra ödenecek tutarın 18.464,40 TL olduğu görülmüştür.
Tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davalı taraf defterlerin bulunduğu yeri bildirmemiştir.
Somut olayda , ispat yükü davalı taraftadır. Davacı sipariş formu üzerine sonradan yazılan ilaveleri kabul etmemiş, sandalyelerin takımın parçası olduğunu ayrı ayrı satılmadığını, iade ürün gelmediğini, tarafların tacir olduklarını iade işleminin resmi işlemlere tabi olduğunu savunmuştur.
6102 sayılı TTK nun Ticari Satış ve Mal Değişimi” başlıklı 23. Maddesinin (c) bendinde; “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ilgili fıkrasında ise ; “(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi feshetmek amacıyla yapılan ihtar veya ihbarların geçerli olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla ya da telgrafla yapılması şarttır. Ticari satışlarda ayıp ihbarları TTK.nın 25. maddesinde belirtilen süreler içinde yapılması zorunludur.
Taraflar tacir olup davalının davacıya usulünde ayıp ihbarında bulunmadığı, ayıplı ürün varsa bu durumun teslim anında tutanak altına alınmadığı, davalının davacıya iade faturası kesmediği, davalının ticari defterlerini ibraz etmediği, defterlere işlenmiş faturanın içeriğinin davacı lehine karine olması nedeniyle davalının defter ibrazından kaçındığı incelenen dosya kapsamında göre davalı fatura ile teslim aldığı malların ayıplı olduğunu,ürünleri iade ettiğini usulünce ispatlayamamış, yukarıda belirtilen istinaf ilamı uyarınca davalıya yemin delili hatırlatılmış, yemin teklifi üzerine davacı şirket yetkilisinin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılarak... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı şirket yetkilisinin yemin edasında bulunduğu görülmüştür. Davalı tarafça yemin ifasından sonra başkaca delil sunulamayacağından davalının savunmasına itibar edilmeyerek davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
-... 2. İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE,
2-Kabul edilen 8.464,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 578,18 TL karar ve ilam harcı en az (maktu) harca ulaşmadığından, alınması gereken 732,00 TL harçtan, 102,23 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 629,77 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvuru harcı, 102,23 TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 170,03 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı 795,50 TL tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 8.464,00 TL üzerinden takdir edilen 8.464,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!