Yurt dışı şantiyesinde çalışan işçinin alacaklarına dair uyuşmazlıkta, Yargıtay bozması sonrası Türk ve Irak hukukları arasında uygulanacak hukuk tespiti temyizi.
Özet: Davacı işçinin yurt dışı şantiyelerinde çalıştığı dönemlere ilişkin kıdem, ihbar, fazla çalışma ve tatil alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı istinafça onanmışken, Yargıtay taraflar arasındaki hukuk seçimi anlaşması gereği Irak hukukunun uygulanması gerektiğini belirterek kararı bozmuş; bozma sonrası Irak hukukuna göre verilen yeni karara karşı ise davacı, Türk hukukunun uygulanması ve Irak hukuku yorumundaki hatalar nedeniyle, davalı ise muhtemelen alacak miktarlarına ilişkin temyiz başvurusunda bulunmuştur.
9. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde 2004-2017 yılları arasında çalıştığını ve iş sözleşmesi işverence feshedildiğinden Türkiye'ye geri döndüğünü, son ücretinin net 3.500,00 Amerikan doları (USD) olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, belirli süreli projelerde çalıştığından tazminata hak kazanmadığını, ücretin bordroda tahakkuk ettirilerek davacının banka hesabına ödendiğini, davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli kararı ile; davacının hizmet süresinin 16.05.2005-19.06.2016 tarihleri arasında kesintili çalışma ile toplam 4 yıl 4 ay 27 gün olduğu, davacının ünvanı, fiilen yaptığı iş, tanık beyanları, emsal ücret miktarı, bordro ve bankaya yapılan ödemelere göre 3.500,00 USD ücret aldığı, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden olmadan feshedildiği, tanık beyanlarına göre fazla çalışma yaptığı, dinî bayramlarda bir gün ve yılbaşında çalışmadığı, bunun dışındaki diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, davacının iki haftada bir hafta tatili yaptığı, yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 06.06.2023 tarihli kararı ile; sadece çalışmanın yurt dışında olmasının uyuşmazlığa çalışılan ülke hukukunun uygulanması sonucunu doğurmayacağı, iş sözleşmesi konusunda hukuk seçimi imkânını iş sözleşmelerinin niteliği gereği ancak işçi lehine ve sınırlı olarak tanındığı, taraflarca hukuk seçiminde uygulanacak hukukun işçiyi koruyan hükümlerinden daha elverişsiz hükümler içermesi hâlinde mümkün olmadığı, emsal kararlar nazara alındığında mevcut davada Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının yaptığı iş ve ünvanı, işyerinin özellikleri, tanık beyanları ve dosyaya sunulan bordrolar birlikte değerlendirildiğinde; davacı ücretinin son dönem net 3.500,00 USD olarak tespit edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını kanıtladığı, karşılığının tam olarak davalı tarafça ödenmemesi nedeniyle davacının bu alacaklara hak kazandığı, bu alacaklara uygulanan indirim oranının dosya kapsamına uygun olduğu, mesai şeritlerinin gerçeği yansıtmadığı, davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, yıllık izin ödemesi olarak tahakkuk ettirilip banka kayıtları ile uyumlu olan ödemelerin alacaktan mahsup edilmesinin, banka ile uyumlu olmayan ödemelerin ise mahsup edilmemesinin yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.06.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece; taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu anlaşıldığından davacının uyuşmazlık konusu çalışma dönemlerinde Irak hukukunun uygulanması gerektiği, uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek ve dava konusu alacaklar hakkında usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda Irak hukukuna göre alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini,
b. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereği uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini,
c. Irak hukukundaki sürelerin hatalı olarak yorumlandığını,
d. Davacının fasılalı çalışmalarının birlikte dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ıslaha karşı zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı, hizmet süresi ile vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen toplam miktarın 10.028,89 USD olduğu, karar tarihine (06.10.2025) göre ... Bankası tarafından ilan edilen gösterge niteliğindeki (efektif satış) döviz kuru (41,76 TL) uyarınca kabul edilen alacağın 418.806,44 TL'ye karşılık geldiği anlaşılmaktadır. Söz konusu tutar ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre davada davacı lehine 66.820,96 TL vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma sebebidir.
3. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, bu ret sebebi ile davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta dava tarihinin 11.01.2019 olması ve yabancı hukukun uygulanması sonucunda kısmen ret kararı verilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın tüm, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (9), (10) ve (13) numaralı bentlerinin hükümden tamamen çıkartılarak yerlerine;
"9-Kabul edilen miktar ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre davacı lehine hesaplanan 66.820,96 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine"
"10-Davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,"
"13-Davalı tarafından yapılan 4.692,30 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!