Suudi Arabistanda çalışan işçinin kıdem, ihbar, fazla mesai ve tatil ücreti alacakları davasında ücret tespiti ve hesaplama farklılıklarına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Suudi Arabistanda izolasyon ustası olarak çalışan davacının, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ve kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi alacaklarının ödenmediğini iddia ederek başlattığı işçi alacağı davasında, ilk derece mahkemesi davacının iddialarını ve belirttiği yüksek ücreti esas alarak davanın kabulüne karar vermişken, bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak davalının sunduğu belgelere dayanarak daha düşük bir ücreti kabul etmiş, tazminat ödemelerini mahsup etmiş ve diğer alacakları imzalı bordrolar ile tanık beyanlarını dengeleyerek kısmen kabul etmiş olup, davacı vekili ücret tespitindeki bu indirimi ve diğer alacak hesaplamalarındaki düzeltmeleri temyiz etmektedir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 15. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.Taraf vekillerince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.02.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... duruşmaya katıldılar.Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının Suudi Arabistan'da bulunan şantiyesinde 37.07.2013-30.06.2022 tarihleri arasında izolasyon ustası olarak net 7.500,00 Suudi Arabistan riyali (SAR) (2.000,00 USD) ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız şekilde feshedildiğini, davacının çalıştığı süre boyunca işyerinde haftanın 7 günü 07.00-22.00 saatleri arasında çalıştığını, gerek Türkiye'nin gerekse de Suudi Arabistan'ın tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılıklarının ise ödenmediğinini savunarak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirketin farklı şantiyelerinde 17.03.2015-30.06.2022 tarihleri arasında çalıştığını, tüm çalışması boyunca aylık net 4.891,31 SAR ücret aldığını, davacının çalışmalarına karşılık olarak 13.627,19 SAR kıdem tazminatı ile 9.130,45 SAR ihbar tazminatı ödemesi yapıldığını, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiği hususunun imzalı ücret bordroları ile sabit olduğunu, ödenmeyen hak ve alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işveren nezdinde Suudi Arabistan'da 8 yıl 11 ay süre ile hizmetinin bulunduğu, davalı tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde yahut en geç ön inceleme celsesinde yabancı hukukun uygulanmasına dair bir talebinin bulunmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması suretiyle; davacının en son aldığı ücretinin 7.500,00 SAR olduğu, işverence yapılan haksız ve bildirimsiz fesih nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıldığı, söz konusu alacaklara dair yapılan ödemelerin mahsup edildiği, davacı tanığı M.A'nın işverene karşı açılmış davasının bulunduğu, diğer tanığın davasının bulunmadığı dikkate alındığında davacının fazla çalışma yaptığına, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığına dair iddialarını tanık anlatımlarıyla ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacının iddia ettiği ücretle davalının savunduğu ve davalı tarafından dosyaya sunulan yurt dışı iş sözleşmesindeki ücretlerin birbirinden farklı olduğu ve ücret konusunda uyuşmazlık olduğu, davacının kıdemine, yaptığı işe göre ücretinin bordrolara ve iş sözleşmesine itibar edilerek net 4.891,31 SAR olarak kabulü gerektiği, davalı istinafının bu yönden yerinde olduğu; davacıya yapılan kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin mahsup edildiği anlaşıldığından bu yöndeki itirazda isabet bulunmadığı; yine fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarında imzalı bordrolarda tahakkuk bulunan dönemler dışlanılarak tahakkuk bulunmayan dönemlerde ise tanık beyanına göre değerlendirme yapılmasının ve aylık 22,5 saat fazla çalışma ücrete dâhil olduğunun kabul edilmesinin yerinde olduğu; 15.04.2024 havale tarihli ek rapordaki ikinci seçeneğe itibar edilerek hüküm kurulması gerektiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının 7.500,00 SAR gerçek ücret ile çalıştığının tanık beyanları ve emsal içtihatlar ile sabit hâle gelmesine rağmen ücretin 4.891,31 SAR kabul edilmesinin hatalı olduğunu, b. Sunulan iş sözleşmesinin eski tarihli olup müvekkiline zorla imzalatıldığını, tanıkların da açık şekilde bordro ve sözleşmenin müvekkiline zorla imzalatıldığını beyan etmelerine rağmen söz konusu belgelere itibar edilmesinin yerinde olmadığını, c. Bordroların hileli olduğunu, fazla çalışmaların ödendiğini göstermek için zaman zaman sabit ücretin düşürüldüğünü, az çalışılan günlerde hep sabit miktarda fazla çalışma tahakkukunun yer almasının dahi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,d. Aleyhlerine hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderinin hakkaniyete aykırı olduğunu beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. Davacıya yapılan kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin dikkate alınması gerektiğini, b. Bordroların dışlandığı ifade edilmiş olmasına rağmen bordroların dikkate alınmadığını, her ay farklı miktarlarda tahakkuk içeren imzalı ücret bordrolarındaki tahakkukların dışlanması gerektiğini, dolayısıyla davacı lehine fazla çalışma ile hafta tatili ücreti alacağına hükmedilmesinin yerinde olmadığı,c. Davacı lehine hükmedilen ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının ücretinin tespiti ve dava konusu alacakların hesabı ile karşılığının ödenip ödenmediğine ve davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ile yargılama giderine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1 hükmünde genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek ünvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususların imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesini ortaya çıkarması durumunda, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve gerekirse işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili meslek odaları, işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.Diğer yandan fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.Ücret bordrosundaki ücretin, davacının gerçek ücret miktarını yansıtmadığının anlaşılması hâlinde, bordroların imzalı ve imzasız oluşuna göre bir ayrım yapılması gerekmektedir. Bu hâlde imzalı bordroda yer alan fazla çalışma saati davacıyı bağlayacağından, davacı bordrodaki süreden daha fazla süre ile çalıştığını ancak yazılı bir delil ile ispat edebilir. Davacının imzalı bordrodaki süreden daha fazla çalıştığını yazılı delil ile ispat etmesi hâlinde, bordroda ödendiği belirtilen fazla çalışma ücreti davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanan alacaklardan mahsup edilir. İmzalı bordrodaki fazla çalışma süresinden daha fazla çalışma yapıldığının yazılı kayıtlar ile ispat edilememesi durumunda, bordrodaki fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılır. Yani bordrodaki fazla çalışma süresinin işçinin gerçek fazla çalışma süresini yansıttığı, ancak karşılığı olan ücretin gerçek fazla çalışma ücretini yansıtmadığı kabul edilir. Davacının bordrodaki fazla çalışma süresinin karşılığı olan fazla çalışma ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanır. Bu hâlde de bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilir.Ücret bordrosunun imzasız olması hâlinde ise davacının bordroda görünen fazla çalışma süresinden daha fazla çalıştığını tanık delili dâhil olmak üzere her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Bu durumda ispat edilen fazla çalışma ücretinin davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğinde tereddüt olmamalıdır. Ayrıca hesaplanan bu alacaklardan bordroda tahakkuk eden ve ödendiği banka kayıtları ile sabit olan miktarın mahsubu gerektiği de göz ardı edilmemelidir. Bordro hilesinin söz konusu olduğu hâllerde, bordrodaki tahakkukların (fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel ücreti gibi) aslında gerçekte bu çalışmaların karşılığı olan ücretler olmadığı, işçinin temel ücretinin bir parçası olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda işverenin kayıtlarında hileli bir işlemin varlığı kabul edildiğinden, ücret bordrosunun imzalı veya imzasız olması sonucu etkilemez. Bu kabulün sonucu ise bordroda "fazla çalışma", "hafta tatili", "ulusal bayram ve genel tatil ücreti" gibi adlarla gösterilen ancak temel ücrete dâhil olduğu kabul edilen ödemelerin gerçekte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığı olarak dikkate alınmamalarıdır. Bir diğer ifade ile bordro hilesinde bordroda ücret olarak gösterilen miktar ile fazla çalışma ve/veya hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin toplamı gerçek ücreti yansıttığından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının varlığı her türlü delille ispatlanabilir. Ancak bordrodaki fazla çalışma saati, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil gün sayısı, diğer delil veya olgularla desteklenmediği sürece tek başına ispat aracı olarak kabul edilemez. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki bu husus, davacı ile menfaat birliği içindeki tanıkların beyanlarına itibar edilmesini gerektiren bir olgu olarak değerlendirilebilir. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma iddiasının ispatlanması hâlinde, hileli bordroda gösterilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin hesaplanan miktardan mahsup edilmesi de söz konusu değildir. Aynı ispat kuralları hafta tatili alacağı bakımından da geçerlidir.Somut uyuşmazlıkta, dosya içeriğinde bulunan ücret pusulaları incelendiğinde; çalışılan gün karşılığı brüt ücretin belirtildiği, "normal", "hafta tatili", "genel tatil", "çalışılan tatil" sütünunda çalışılan gün sayısı, "fazla mesai" sütununda ise çalışma saati belirtilerek karşılığı tutarların brüt olarak tahakkuk ettirildiği, miktarların sembolik olmadığı ve çalışılan gün/saate göre her ay farklı tutarda tahakkukların bulunduğu, ödenecek tutarın banka kanalıyla ödendiği, söz konusu ödemelerin de farklılık arz ettiği, davacının izinli olduğu 2019 yılı Şubat ayı ücret bordrosunda yer alan fazla çalışma saati süresi bakımından ise çalışılan hafta sayısı ve fazla çalışma süresi ile davacı iddiası dikkate alındığında tahakkuk miktarının tek başına hileye ispata yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu hâliyle bordroların hileli olduğunun kabulü mümkün değildir. Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilinin ücretinin tamamının bankadan ödendiğini beyan etmiştir. Buna göre elden ödeme olduğunun kabulü mümkün değildir. Diğer yandan davacı tarafça dava dilekçesinde, iş sözleşmesi feshedilirken pasaportu elinde bulunduran davalı Şirket yetkilileri tarafından hazırlanan ödenmeyen tazminatlar, fazla çalışma, hafta tatili ve bayram genel tatil ücret alacaklarına ilişkin bordrolar, fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunu içeren iş sözleşmeleri, puantaj kayıtları ile bazı evrakların müvekkiline pasaportu verilmeyeceği tehdidi ile zorla imzalatıldığı ifade edilmiş ise de, dinlenilen tanıklardan Y.A davacının kardeşi olup yalnızca 8 ay boyunca birlikte çalıştıklarını ifade etmiştir. Diğer tanık M.A'nın işveren aleyhine davası olduğu anlaşılmakla beraber bordroların tehdit altında imzalatıldığına ilişkin beyanı mevcut değildir. Dolayısıyla tanıkların durumu da dikkate alındığında bordroların işverence tehdit altında imzalatıldığı hususu davacı tarafça ispatlanmamış olup ayrıca bordro hilesi yapıldığına dair bir bulgunun da bulunmadığı gözetildiğinde; davacının ücret bordrolarında yazılı ücret miktarının, davacının gerçek ücretini yansıttığı anlaşılmıştır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu ücret esas alınmış ise de, imzalı ücret bordrolarında yer alan fazla çalışma ile hafta tatili tahakkuklarının dışlanması gerekirken 15.04.2024 tarihli bilirkişi raporunun 2. seçeneğine itibar edilerek yalnızca davacının yurt içinde bulunduğu sürelerin dışlanması suretiyle ilgili alacakların hesaplanıp hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.