İş sözleşmesinin feshi sonrasında talep edilen fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacaklarının kabulüne dair temyiz incelemesi.
Özet: İşveren tarafından devamsızlık nedeniyle feshedildiği belirtilen iş sözleşmesinin aslında işçi tarafından haklı nedenle sona erdirildiğini ileri süren davacı, kıdem, ihbar, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, yıllık izin alacağı ile manevi tazminat talepleriyle dava açmış; ilk derece mahkemesi özellikle fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile 42 günlük bakiye yıllık izin alacağını kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise delil ve usul yönünden ilk derece mahkemesi kararını onarken, faiz başlangıç tarihi ve yargılama giderleri yönünden davacı itirazlarını haklı bularak hükmü düzelterek kısmen kabul etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 1. İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.02.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 31.05.2012-30.06.2021 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin müvekkilince haklı nedenle feshedilmesine rağmen müvekkili gıyabında devamsızlık tutanakları tutularak iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle işveren tarafından sona erdirilmiş gibi gösterildiğini, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 08.30- (en az) 21.30 saatleri arasında çalıştığını, ayda iki pazar hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatillerde de çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, çalışma süresi boyunca müvekkiline yıllık izinlerinin büyük bir çoğunluğunun kullandırılmadığını, işyerinde çalışanlara izin kullandırılmaması, bunun yerine izin ücretlerinin elden ödenmesi ve yıllık izin defterlerinin cebren imzalattırılması yönünde bir uygulama bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile manevi tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 31.05.2012-30.06.2021 tarihleri arasında genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davacının bildirimsiz ve mazeretsiz işe gelmemesinden dolayı haklı nedenle feshedildiğini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının kendi çalışma saatlerini kendisinin ayarlaması nedeniyle fazla çalışma ücretine hak kazanılamayacağını, davacının bordro ve yıllık izin belgelerine zorla imza attırıldığına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının tüm ödemelerinin banka aracılığıyla yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin 19.09.2023 tarihli ara kararı ile verilen tefrik kararı sonrasında yalnızca fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacakları bakımından devam edilen işbu dava dosyası bakımından, davacının işyerinde üretim mühendisi olarak son dönemlerde ise genel müdür yardımcısı olarak çalıştığı, tanık beyanlarına göre davacının görev değişikliği sonrasında yaptığı işin aynı olduğu, davalıya karşı davası bulunmayan tanık beyanları ile de desteklenen davacı tanık beyanları uyarınca davacının haftada 14,5 saat fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatili ile dinî bayramlar dışında hafta tatiline denk gelmeyen ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği, söz konusu çalışmaların karşılığının ödendiğinin ispatlanmadığı, davacının hizmet süresi dikkate alındığında 150 gün izin hakkının bulunduğu, davacı asıl 09.06.2022 tarihli duruşmada yıllık izin formlarındaki imzaların kendisine ait olduğunu ancak formlardaki izin günlerinde çalıştığını beyan etmiş ise de, buna ilişkin delil sunulmadığı, buna göre kullanılan izin formları ve davalı tarafça yapılan ödemeler dikkate alındığında davacının bakiye 42 günlük yıllık izin ücreti alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece mahkemesi tarafından yapılan tefrik işleminin usulü bir işlem olup yerinde olmasına, dinlenen tanıkların bir kısmının başka dosyalarda da tanıklık yapmalarının davalı işverene karşı husumeti olduğu anlamına gelmemesine göre tanık beyanlarına itibar edilmesinin yerinde olduğu, buna göre davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddi gerektiği; davacı vekilinin alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihi ile yargılama giderlerinin hatalı tahsil edildiğine ilişkin itirazlarının yerinde olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı işveren nezdinde yıllık izin kullandırılması yerine o günlerde işçilerin fiilen çalıştırılarak elden ödeme usulü bulunduğu hususu ispatlanmasına rağmen yıllık ücretli izin alacağının eksik şekilde hüküm altına alındığını,
b. Bölge Adliye Mahkemesince karar verildiği tarihte davalı tarafın vekili bulunmamasına rağmen Şirket lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
c. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince verilen tefrik kararına itirazları bulunmamakta ise de feshe bağlı alacaklar yönünden verilen cezai kovuşturmanın söz konusu alacakları etkilediğine ilişkin gerekçeye itiraz ettiklerini,
d. Kötüniyetle yapılan temyiz başvurusu nedeniyle davalı aleyhine akdi vekâlet ücretine ve disiplin para cezasına hükmedilmesi gerektiğini,
e. Yıllık ücretli izin alacağına ilişkin yapılan ödemelerin hatalı şekilde mahsup edildiğini,
f. Yıllık ücretli izin alacağına uygulanan faizin başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Kıdem ve ihbar tazminatlarının reddi gerekirken tefrik kararı verilmesinin yerinde olmadığını,
b. Davacının işyerinde Şirket adına borçlanma hariç, yönetimi temsile yetkili ve her türlü kararı almaya yetkili işveren temsilcisi olması, herhangi bir mesaiye tâbi olmaması sebebiyle lehine fazla çalışma ücreti alacağına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
c. Davacı tanıklarından bir kısmının davalı Şirket aleyhine davalarının bulunduğunu, bir kısmının ise davacı ile rakip firmada çalıştıklarını, birden fazla dosyada karşılıklı olarak birbirlerine tanıklık yaptıklarını, beyanlarında çelişkiler bulunduğunu, bu sebeple de ispatlanmayan fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi gerektiğini,
d. Alacaklara uygulanan fazin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı, hesaplanması, alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihi hususları ile davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı ve davalı aleyhine akdi vekâlet ücretine ve disiplin para cezasına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Çalışma Şartları ve Dinlenme Hakkı” başlıklı 50. maddesine göre, dinlenmek çalışanların hakkıdır. Aynı maddede dinlenme hakkının kapsamı açıklığa kavuşturularak, yıllık izin hakları ve şartlarının kanunla düzenleneceği ifade edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekilince dava dilekçesinde "...Müvekkil iş akdinin devamı esnasında bu çalışmalarının karşılığını talep etmiş, müvekkile yasal haklarının ödenebilmesi için öncelikle bazı belgelere imza atması gerektiği belirtilmiş, hileli bordrolar tanzim edilmiş, yıllık izinlerine ilişkin olarak yıllık izin defterleri zorla geçmişe dönük şekilde imzalattırılmış ancak bu yıllık izinlerin çoğunluğu kullandırılmamıştır. Müvekkil alacaklarının kendisine ödeneceği umuduyla tüm bunları çaresizce imzalamış olmasına rağmen müvekkilin yasal hakları kendisine ödenmemiş, müvekkile sürekli bu yönde baskı kurulmuş ve iradesi olmaksızın tüm bu belgeler cebren imzalattırılmıştır. … Müvekkil çok yoğun çalışmasına rağmen, çalışma süresi boyunca müvekkile yıllık izinlerinin büyük bir çoğunluğu kullandırılmamış ve müvekkilin anayasal dinlenme hakkı ile sağlığı davalı işverence hiçe sayılmıştır. Hatta bu hususta müvekkil de dahil çalışanlara izin kullandırılmaması, bunun yerine izin ücretlerinin elden ödenmesi ve yıllık izin defterlerinin cebren imzalattırılması hususunda yöneticiler tarafından talimatlar verilmiştir." şeklinde iddiada bulunulmuştur. Davalı ise davacıya yıllık izinlerinin kullandırıldığını, kullandırılmayan izinlerin karşılığının ise ödendiğini savunmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 9 yıllık hizmet süresi boyunca 150 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu, imzalı izin formlarına göre 79 gün yıllık izin kullanıldığı, 29 gün karşılığı yıllık izin ücreti ödendiği dikkate alınarak 150-108 (79+29) = 42 günlük yıllık izin ücreti alacağı bulunduğu tespiti ile hesaplama yapılmıştır.
Dosyada 03.07.2017-19.07.2017 arasında 14 gün, 09.07.2018-01.08.2018 arasında 20 gün, 04.05.2019-27.05.2019 arasında 20 gün, 01.07.2020-25.07.2020 arasında 20 gün, 14.09.2020-19.09.2020 arasında 5 gün olmak üzere toplam 79 gün yıllık izin kullanıldığına ilişkin imzalı yıllık izin formları yer almaktadır. Ayrıca dosya içerisinde davacının; 11.08.2016 tarihinde 14 gün karşılığı 2.100,00 TL, 03.07.2018 tarihinde 4.335,00 TL, 09.06.2020 tarihinde 8.000,00 TL, 10.06.2021 tarihinde 15 gün karşılığı 8.057,00 TL yıllık izin ücreti ödemesini aldığına dair davacı imzalı tediye makbuzları yer almaktadır. Ancak davacı asıl, 09.06.2022 tarihli celsede "...Haziran 2012 yılından 30 haziran 2021 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştım, ben hiç bu süre zarfında hiç yıllık izin kullanmadım..." şeklinde açıklamada bulunmuş olup davacı tanıkları da işyerinde yıllık izinler kullandırılmış gibi ödeme yapıldığını beyan etmişlerdir. Ayrıca davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan e-posta içerikleri ile ilgili belgeler de davacı iddiası ve tanık anlatımlarını destekler niteliktedir. Diğer yandan dosyada 2017 yılı Temmuz ayına ilişkin imzasız ücret bordrosunda 19 gün yıllık izin tahakkuku olmasına rağmen kayıtlarda bu dönemde 14 gün izin kullanıldığının belirtildiği anlaşılmakla; söz konusu belgelerin çelişkili olduğu da görülmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya yıllık izin kullandırılmadığı hâlde yıllık izin ücreti ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır. Buna göre davacının hak kazandığı 150 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağı hesaplanıp işverence yapılan yıllık izin ödemelerinin mahsubu ile davacının bakiye yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca davacı işçiye çalışırken ödenen yıllık izin ücretinin miktar olarak mahsubu gerekirken izin sürelerinin hak kazanılan yıllık izin süresinden gün olarak indirilmesi de hatalı olmuştur.
3. Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca, işçi muaccel alacaklarını tek tek belirtmek kaydıyla ihtarname ile işvereni temerrüde düşürebilir. Söz konusu ihtarnamede alacak miktarlarının belirtilmesi gerekmez.
Davacı tarafça yıllık ücretli izin alacağı bakımından dava kısmi dava olarak açılmış olup davacı vekili dava dilekçesinde temerrüt tarihinden itibaren, ıslah dilekçesinde ise hesaplanan alacağın tamamı için sözleşmenin feshi tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiştir. Davalı işverene yönelik olarak keşide edilen ... Noterliğinin 10.11.2021 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde, miktar belirtilmeksizin yıllık ücretli izin alacağının da ödenmesi talep edilmiş olup yapılan açıklamalara göre tüm alacak miktarına temerrüt tarihi olan 23.11.2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden temerrüt tarihinden, ıslah edilen miktar yönünden ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıya, davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!