Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, eski şirket yöneticisinin yurtdışı satış gelirlerini kişisel hesabına aktarma iddiasıyla açılan tazminat davası.
Özet: Davacı, şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve ortağı olan davalının, yurtdışı satışlarda proforma faturalar üzerinden ürün bedellerinin bir kısmını şahsi hesabına aktararak şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla tazminat talebinde bulunmuş; davalı ise şirketle ilişiğinin kesildiği dönemde karşılıklı ibraname imzalandığını, şirket kayıtları ile yapılan ödemelerin uyumlu olduğunu ve iddiaların mesnetsiz olduğunu savunmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalının kişisel hesabına, proforma faturalarda belirtilen ancak şirketin kayıtlarında yer almayan 30.756 USD tutarında ödeme yapıldığı tespit edilmiş, ancak bu ödemelerin ihracat karşılığı olduğu açıkça belirtilmeyip, davacının yasal defterlerinde de bu tutarlara rastlanmadığı gerekçesiyle, şirketin resmi kayıtlarına göre doğrudan bir zararın tespit edilemediği, fakat davacının da ticari kayıtlarını usulüne uygun tutmadığı vurgulanmıştır.

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ███████ Esas - ████████
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIRESAS NO : ███████ EsasKARAR NO : ████████BAŞKAN : ..... ÜYE : ..... ÜYE : ..... KATİP : ..... DAVACI : ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : ..... VEKİLLERİ : Av. ..... Av. ..... DAVA : Yönetici Sorumluluğuna Dayalı TazminatDAVA TARİHİ : █████/2020KARAR TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının 18.10.2017 tarihine kadar davacı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olarak faaliyet gösterdiğini, bu dönemde davalının davacı şirketin ürettiği mal ve hizmetleri yurtdışına satış ve pazarlamasında tek sorumlu olduğunu, davalının yönetimden uzaklaştırılmasından sonra yurtdışında yerleşik müşteriler ile davacı arasındaki ticaret hacmi konusunda anlaşmazlık baş gösterdiğini, davacı şirket kayıtlarının müşterilerin kayıtlarının hemen hemen yarısı kadar olduğunun anlaşıldığını, konu araştırıldığında davalının müşterilere ilettiği proforma faturalarda ürün bedellerinin hemen hemen yarısının davacı şirket hesabına bakiyesinin de kendi şahsi hesabına ödenmesini istediğini, ihracat kayıtlarının davacı hesabına yatırılacak hesap kadar oluşturulduğunun anlaşıldığını, davalının hileli hareketlerle davacı şirketi zarara uğrattığını belirterek şimdilik 15.000 USD'nin davacı şirkete iadesi gerektiği andan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının davacı şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...'un oğlu olduğunu, Haziran 2009'dan sonra davacı şirkette şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olarak çalışmaya başladığını, şirketin faaliyetlerinin tek ve asıl sorumlusunun yönetim kurulu başkanı ve büyük hissedar olan ... olduğunu, davalı hissesinin %10 olduğunu, şirketle alakalı tüm kararlar, anlaşmalar ve kesinlen faturalarda yönetim kurulu başkanının imzası veya tek başına omayı bulunduğunu, davalının babası ile yaşadığı problemler nedeniyle 26 Ocak 2017 itibariyle şirketteki fiili çalışmasına son verdiğini, resim ayrılık tarihi olan 09.10.2017 tarihine kadar davalının her tür iş ve işlemlerinin denetlendiğini, 07.10.2017 tarihinde ibraname düzenlendiğini ve tarafların birbirini gayri kabili rücu olarak ibra ettiğini, davacı tarafça düzenlenen fatura bedelleri ile mal alan yurtdışı firma tarafından davacıya yapılan ödemelerin birbirini tuttuğunu, davalının şirkette görevli olduğu dönemde pek çok kere şirket ile para transferi ilişkisi içerisinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraf delilleri toplanmış, ..... davacı şirketin sicil dosyası örneği temin edilmiş, ilgili banka şubelerin cevabi yazıları dosya kapsamına alınmış, mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişilerce tüm dosya kapsamı ile davacı şirketin ticari defter kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ve ek raporda özetle; "davacı iddialarına dayanak gösterilen proforma faturanın daha çok dış ticaret işlemlerinde kullanılan ve teklif yerine geçen bir ön fatura olduğunu TTK m23ve VUK m229 vd anlamında bir fatura olmayıp mali yükümlülüğü bulunmadığını, davacı şirketin proforma fatura ile gerçekleştirdiği teklifi ile gerçekleşen satışı arasında fark bulunduğu, bu farkın tam değil ancak yaklaşık olarak aynı miktarlarda davalı hesabına ödendiği, tespit edilmiş ise de havale açıklamasında ödemenin ihracat karşılığı yapıldığının belirtilmemekte olduğu, diğer yönden davalının dava dışı ödemeyi gerçekleştiren ... şirketi ile farklı ticari ilişkisi bulunduğunu savunmakta ise de bu ticari ilişki yada ödemenin neye karşılık yapıldığını açıklamamış bulunduğunu, davalı hesabına ödenen miktarların toplam 30.756 USD olarak tespit edildiğini, proforma faturalar üzerinde ikinci ödeme olarak belirtilen tutarlara karşılık ürünü ihraç edildiğine yönelik ve/veya bahse konu tutarın davacı şirket banka hesabına gönderildiğini/tahsiline yönelik davacı yasal defterlerinde herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davacı şirketin kendi aleyhine de delil niteliği taşıyan ticari defter kayıtlarından yola çıkılarak sonuca varılacak ise ihracat fatura bedelleri ve yapılan ödemeler uyumlu olduğundan zararın doğduğu sonucuna varılamayacağı, proforma faturaların aynı ihracatların hazırlık işlemi olarak değerlendirilip davacı şirketin mali kayıtlarını usulüne uygun tutmadığı sonucuna varılır ise proforma faturadaki teklif ile gerçekleşen satış arasında bir fark bulunduğu, bu farkın tam değil ancak yaklaşık olarak aynı miktarlarda davalı hesabına ödendiği tespit edilmiş ise de havale açıklamasında ödemenin ihracat karşılığı yapıldığının belirtilmemiş olduğu diğer yandan davalının da ödemeyi gerçekleştiren şirket ile ticari ilişkisini ödemenin neye karşılık yapıldığını açıklamamış bulunduğu, muaraza konusunun mahkemenin takdirinde olduğu" ifade edilmiştir. Dava; yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat talebine ilişkindir. Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK 553. maddesinde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hemde şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları düzenlenmiştir. TTK 555 maddesi uyarınca davacı şirketin uğradığı zararın tazminini ancak şirket ve her bir pay sahibi isteyebilecek olup söz konusu tazminatın da şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerekmektedir. Somut olayda .... San. Tic. A.Ş. tarafından şirketin daha önceki yönetim kurulu üyesi olan davalıya yönelik açmış olduğu sorumluluk davasında tazminatın şirkete verilmesi talep edilmiş olmakla bu yasal koşulun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davacı yan, şirketin ortağı ve aynı zamanda eski yönetim kurulu üyesi olan davalının şirketin yurtdışı müşterilerine gönderdiği proforma faturalarda ürün bedellerinin hemen hemen yarısını şirket hesabına bakiyesinin ise kendi şahsı hesabına ödenmesini isteyerek usulsüz işlemleri nedeniyle şirketi zarara uğrattığını belirerek gerçekleşen zararın davalıdan tahsili talebinde bulunmuştur. TTK 553. maddesi kapsamında şirket yöneticisinin TTK ve şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla yerine getirmedikleri takdirde kusurları nedeniyle oluşan zararlardan kişisel bakımdan sorumlu olacaklardır. Bu konuda davalı şirket müdürünün kusurlu olduğunun iddia eden davacının davalı yanın kusurunu ve keza zararın tutarını kanıtlaması gerekmektedir. Toplanan deliller yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen kök ve ek rapor içeriği ile tüm dosya kapsamı uyarınca davacı şirketin dava dışı ... şirketi ile ihracat işlemlerine ilişkin proforma fatura üzerinde ikinci ödeme olarak belirtilen tutarın davacı şirket banka hesabına gönderildiğine dair bir kayda rastlanmadığı, bu tutara yakın meblağın söz konusu şirket tarafından davalının şahsi banka hesabına gönderildiği tespit edilmiş ise de havale açıklamasında ödemenin ihracat karşılığı yapıldığı hususu belirtilmediği gibi proforma faturanın genellikte dış ticaret işlemlerine kullanılan ve teklif yerine geçen bir ön fatura olduğu hususu gözetilerek dava dışı ..... şirketine ihracat işlemlerine esas davacı tarafça düzenlenen fatura içeriklerinin gümrük beyannameleri ile uyumlu olduğu, faturalarda belirtilen ürün adet, tutar ve içerik bilgilerinin gümrük beyannamesi ve eki belgeler ile birbirini doğruladığı, yurtdışı alıcı ... şirketi tarafından davacı şirkete yapılan ödemelerin fatura tutarları ile davacı şirketin yasal defter kayıtlarında yer alan tahsilat tutarlarının birbiri ile uyumlu olduğu ve kayıtların birbirini doğruladığı, bu kapsamda ihracat fatura bedelleri ile yurtdışı alıcı tarafından ödemeler birbiri örtüştüğünden davacı şirketin yapılan ihracat işlemi nedeniyle davalı tarafından zarara uğratıldığı iddiasının kanıtlanamadığı sonuç ve kanaati ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ..... sayılı 13.12.2023 tarihli ilamında; "Davalı yönetici hakkında TTK'nun 553 vd. maddeleri gereğince sorumluluk davası açılabilmesi için anılan yasanın 618/(3).c maddesi uyarınca yasada öngörülen nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunması da gerekmektedir. Anılan bu husus dava şartıdır (..... Dairesinin █████/2019 tarih ve ..... ). Hal böyle olunca somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 553'ncÜ maddesi uyarınca anonim şirketlerde yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması gerektiğini, ..... Dairesi'nin uygulaması olup bu husus dava şartıdır. Bu itibarla, mahkemece davalı hakkında sorumluluk davası açılması için alınmış bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunmaması halinde bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın işin esası incelenerek davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Öte yandan davalının banka hesaplarından çektiği tutarların şirkete aktarıldığına veya şirket yararına kullanıldığına ilişkin taraf delillerin toplanıp değerlendirilmemesi de HMK 353/1-a-6 anlamında esasa etkili delillerin toplanmaması ve değerlendirilmemesidir." gerekçesiyle mahkememizce verilen kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır...... . ilamı kapsamında davacı vekiline davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararını ibraz etmek üzere süre verilmiş, davacı vekili tarafından dilekçe ekinde tek ortaklı olan davalı şirketin 05 Mart 2024 tarihli genel kurul kararı sunulmuştur...... . ilamı kapsamında davalının banka hesaplarından çektiği tutarların şirkete aktarıldığına veya şirket yararına kullanıldığına ilişkin delillerinin ibrazı yönünde taraflara süre verilmiş, davalı vekili tarafından 04.04.2024 tarihli dilekçe ve ekleri sunulmuş, dilekçe içeriğinde adı geçen tanıklar duruşmalarda dinlenilmiştir. Davalı tanığı ... 09.05.2024 tarihli duruşmada; "Ben 2010-2018 yılları arasında ... şirketinde üretim arıza sorumlusu olarak çalıştım şu an bu şirkette çalışmıyorum. Davacı şirketi aile şirketi olup baba oğul şirket ortaklarını tanırım. Davacı gerek yurt içi gerek yurt dışında 1980 yılından beri oldukça geniş çaplı üretim yapmaktadır. Şirkette ki uygulama ... içine veyahutta yurt dışına ihracat yapılacağı zaman genel uygulama vergi çıkacak kadar kısmını faturalandırılarak geri kalan bedeli ise şirket yetkililerinin hesabına yada sırf bu iş için Dubai'de kurulan yada ...'ta kurulan şirketlerin hesaplarına aktarılması şeklinde yapılmaktadır bu durumu da müşteriler bilmektedir yani 100.000,00 TL 'ye satılan ürünün 20.000,00 TL'sini şirkete faturalandırıp geri kalan kısmını yurt dışında kurulan bahsettiğim şirketlere ve onların hesaplarına aktarılmaktadır. Yurt dışına giden olduğunda oradaki parayı elden şirkete getirmektedir. Şirket yetkililerin hesabına doğrudan müşterilerine gönderdiği fatura kısmını aşan tutar şirkette 60 dan fazla çalışan bulunduğundan bu çalışanların asgari ücret gösterilen maaşların üzerine elden maaş ödemesi olarak şirket yetkilileri olarak davalı ve diğer şirket yetkilileri yaparlar idi. Dışarıdan satın alınan malzemeler yurt dışına satılan ürünlerin montajı kurulumu ...'den giden personelin otel yol konaklama gibi masraflarının tamamı ekstra hesaplardan yani şirket yetkililerinin bu satışlar nedeniyle kendi zimmetlerine gönderilen paralardan karşılanıyordu bu standart bir prosedürdür. ... Beyin hesabına gelende bu şekilde uygulama yapılmaktadır. ...'taki şirkette biriken parada orada ki yetkililer tarafından alınıp şirkesin kasasına teslim edilmekte idi. ... Bey yani şirketin ağırlıklı ortağı davalının babasının bilgisi olmadan şirkette hiç bir üretim yada satış gerçekleştirilemez. Satış bedellerinin ödenmesi ile ilgili yukarıda anlattığım uygulamada ... beyin bilgisi ve onayında yapılmaktadır. 2016 da aile içi anlaşmazlık meydana geldi 2017 yılında ortak olan çocuklar hisselerini babalarına devrederek şirketten ayrıldılar alacak verecekleri olmadığına dair kendi aralarında birbirlerini ibra ettiklerini biliyorum. 2020 yılında aile için anlaşmazlıkları dahada büyüdüğünden karşı tarafı yıpratmak için bu davayı açtıklarını biliyorum dava konusu edilen 3 işlemde yurt dışına ihracat olarak satımı yapılan malların önce ne satıldı ise ürün temini ile yapılır ürün fabrikaya geldikten sonra kasa kioks üretimi yurt dışından gelen ekranların uyarlanması ve bu yönde diğer ürünün tamamlanması için tüm işlemler aşama aşama yapılır bunların tamamı ...'un kontrolünde yapılır ürün tamamlandıktan sonra paketleme ve gümrük işlemleri şirketin gümrükçüleri tarafından ve ana yetkililerinin onayları alınarak satılan ülkeye ihracatı yapılır faturalandırma sürecinde ise baba oğul olarak şirket yetkilileri oturup ne sattıklarını kaça sattıklarını paranın ne kadarının vergilendirilip ...'ye alınacağı kalan paranın kimin hesabına ..... 'taki şirketlerin veyahut ...'deki yetkililerin ki buna ...'da dahildir hesaplarına aktarılacağına ... karar verir onun bilgisi dışında kimse işlem yapamaz . Dava konusu edilen 2014 ve 2016'da gerçekleştirilen yurt dışı ihracat işlemlerindeki ayrıntılarını bilemeyiz ancak uygulama yukarıda anlattığım gibidir. Dışarıdan malzeme alacağımız zaman davalının kendi şahsi hesabından bizlere para verdiğini biliyorum. Yaklaşık 20 yazılım mühendisinin maaşlarının elden alınan tutarlarını davalının onlara verdiğini biliyorum bizzat şahidim. Ayrıca personel yada yetkililer yurt dışına gittiğinde montaj arızasına gidilmesi gerektiğinde davalının şahsi hesabına ekstra aktarılan paralardan harcama yapılıyordu" diğer davalı tanığı ... ise 12.09.2024 tarihli duruşmada; "2009 - 2017 yılları arasında ben ve davalı kardeşim şirkette hem hissedar hemde yönetim kurulu üyesi idik, kardeşim ve benim şirkette daha küçük hisselerimiz vardı büyük ortak babamız ...'du, aynı zamanda yönetim kurulu başkanı idi. 2016 yılında babamız ile ailevi sorun yaşadık ve ben ve kardeşim şirketten 2017 yılında ayrıldık, bu süreçte babamız bize husumet besler duruma geldi, aslında bu dava gerçek bir dava olmayıp aile içi çekişmenin bir sonucudur, şirkette standar bir prosedür gibi ve ... 45 yıllık bir ticari geçmiş olduğu için bazı satışlarda faturanın düşük kesilmesini kendisi bizden talep ederdi, bazen yurt içi bazen yurt dışı satış işlemlerinde şirketin fatura kestiği işlemleri düşük gösterir aradaki satış bedeli farkını yani gerçek tutardan kalan kısmı ya ... kendi kurduğu paravan şirketlere yada şirketteki şahısların hesaplarına alınmasını talep ederdi bu işlemler için yurt dışında mesela ... ve ... de şirketler kurdurdu, böylece paranın büyük kısmı bu şirketlere yada şahısların kişisel hesaplara alınmasını temin ve organize ederdi, 2014 -2016 yılından çok zaman geçtiğinden hatırlamam mümkün değildir biz kişisel hesaplardaki yada paravan şirketlerdeki bu paraları her yıl yada ihtiyaç olduğunda toplanıp ...'a ya elden verilir yada şirket için harcanırdı örneğin asgari ücret alan personelin daha doğrusu resmi kayıtlarda asgari ücretli gösterilen çalışanların gayri resmi maaş farkının ödenmesi için kullanılırdı, yada yurt dışına çıkanlar için bu paralardan harcırah verirdi, yada en kötü ihtimalle ... kendisi alarak şahsi kasasına koyardı. Bu şahsi hesaplaşma yada ibralaşma işlemlerinde mevcut paralarının tamamının ya şirkete harcandığına yada ... ... elden teslim edildiğine birçok kez şahsen şahit oldum, dolayısı ile şirketin herhangi bir ticari zararı olmamıştır, dava konusu iki işlem yönünden de üzerinden çok zaman geçtiğinden net olarak hatırlamıyorum yukarıda ifade ettiğim işlemlere her sene standart olarak yapıldığından davalı yönünden de söz konusu bu paraların ilgili toplantılarda ...'a teslim edildiğini yada şirket için harcandığını düşünüyorum. ...şirketin bütün satışları kurumsal olarak yönetildiğinden şirketin üretim pazarlama, satış gümrük muhasebe gibi bütün birimlerinin her işlemden haberleri olurdu, yönetim kurulu başkanı olarak buna ... da dahildir bu kadar büyük bir organizasyon da hiç kimsenin araya girip şahsi bir menfaat elde ederek gizli işlem yapma imkanı yoktur muhasebe ve ... dahil bu paraların ..... veya kimin hesabına geçecek ise her birinin bu durumdan bilgisi olurdu, zira faturalama işlemini davalı değil muhasebe birimi ve gümrükleme birimi yapardı, sonra da bahsettiğim toplantılar gerçekleşir ve hesaplar kapatılırdı böylelikle karşılıklı ibralaşılırdı, gayri resmi bir para olduğundan bunun bir kayda dökülmesi söz konusu değildi, yukarıda ifade ettiğim şekilde gerçekleşirdi, ayrıca yukarıda söylediğim paravan şirketlere gelen paralar da paravan şirket sahiplerinin kişisel hesaplarına aktarılır ... da buradan vekalet ile kendi nezdinde çeker kişisel kasasına koyardı, yani bir nevi toplantıda yaptığımız işlemin paravan şirket üzerinden yapılması söz konusu idi. ...AŞ yönününden vergisel sorun çıkmaması için ... matrah arttırımı ile yada aflar ile işin hukuki yönünden vergi sorununu bu şekilde çözerdi" şeklinde beyanda bulunmuşlardır.Tüm dosya kapsamı ile davacı şirketin defter kayıt ve belgeleri üzerinde bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 17.12.2024 tarihli ek raporda özetle; "Davalı lehine dinlenen tanık beyanlarının değerlendirilmesi ve proforma faturalarda belirtilen ikinci ödeme tutarları ile davalı hesabına yatan miktarların uyumlu olduğunun gözetilmesi sonucunda mahkemece muvazaa yönünde kanaate varılarak, davalıya yapılan ödemelerin lehine tazminat istenen şirketçe yapılan ihracat ile ilişkilendirilmesi halinde, daha açık deyişle, davacı iddiasına uygun biçimde, 3 ayrı proforma faturada belirtilen bedelin ihracı teklif edilen ürünlerin gerçek ihracat bedeli olduğu ve gerçekleşen ihracat ile gerçek bedel arasındaki farkın davalı hesabına ödendiği yönünde kanaate ulaşılması halinde davalı hesabına ödenen miktarların mali incelemede, █████/2014 tarihinde 3.441,00 USD, █████/2014 tarihinde 7.470,00 USD, █████/2016 tarihinde 19.875,00 USD (toplam 30.756,00 USD) olarak tespit edildiği" beyan edilmiştir.Davalı vekili 04.04.2024 tarihli dilekçe içeriğinde; tüm şirket ortaklarının aynı ailenin bireyleri olması nedeniyle şirketin bilgisi dahilinde şahsi hesabına yatırılan tutarların şirket lehine yapılan masraflarda harcandığı, davacı şirketin tüm ihracat işlemlerini proforma fatura veya re-export işlemi ile aracı şirket veya gerçek kişiler vasıtasıyla gerçek satış bedeline göre düşük bedelli fatura düzenleyerek gerçek satış bedelinin dolaylı yöntemlerle vergisiz tahsil etmekte olduğu bu durumun şirketin genel uygulaması olduğunu şirket ortaklarının bu farkı ya şirket masrafları için harcayarak veya kendi aralarında mahsuplaşarak kullandığı, dava konusu ihracat işlemlerinde şirketin aracı olarak davalının şahsi banka hesabını kullandığı, davacı şirketin kendi ihracat işlemi ile ilgili yarattığı muarazadan haksız bir menfaat temin etmeye çalıştığı, davalı ve kardeşinin ürünlerin kurulum ve montajı için 2014-2017 tarihlerinde 36 kez yurt dışına çıkış yaptığı, davalının 300 gün süre ile davacı şirketin işlerinin yürütülmesi amacıyla yurt dışında bulunduğu, şirket tarafından ücret, hakediş, masraf, harcırah veya huzur hakkı gibi bir ödeme yapılmadığı, davalı hesabına gelen ödemelerin şirket adına genel ve idari harcama ve diğer giderlerin karşılığı olarak kullanıldığı, şirkete ait aracın ... ödemelerinin davalı tarafından yapıldığı, banka ödeme listesinin sunulduğu, 27.10.2014 tarihli şahsi hesabından şirket hesabına yaptığı 53.250,00 TL ödeme dekontunun sunulduğu, dava konusu işlemin bir şirket uygulaması olduğu ifade edilmiştir.Anonim şirket yönetim üyelerinin sorumluluğu halinde her türlü zarar tazminat sonucuna bağlanmamıştır. Yönetim kurulu üyelerinin Türk Ticaret Kanununu'na istinaden hukuki sorumluluklarına hükmedilebilmesi; zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesine bağlı olup ispat yükü de iddia eden davacı üzerindedir. Davacı yan, davalının kusurlu olduğunu şirketin uğradığı zararın davalının kusurlu eylem ve işlemlerinden kaynaklandığını ispat etmek durumundadır. TTK 553. maddesindeki sorumluluk kusur sorumluluğu olmakla salt zararın kanıtlanması sorumluluk için yeterli olmayıp ayrıca davalının kusuru ile şirkete zarar vermiş olduğunun kanıtlanması gerekir. Somut uyuşmazlıkta; davacı şirketin, dava konusu edilen üç ihracat işlemi dahil olmak üzere yurt dışına yapılan ihracat işlemlerine ilişkin gerçek satım bedelinin proforma faturalarda belirtildiği, ancak vergi yükümlülüğünden kaçınılarak ihracat sonrası düzenlenen fatura bedellerinin düşük gösterildiği, aradaki farkın yurt dışındaki şirket hesaplarına veyahut şirket ortaklarının şahsi hesaplarına aktarıldığı dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Eski yönetim kurulu üyesi davalının şahsi hesabına gönderilen tutarların esasen şirkete ait olduğu anlaşılmakla birlikte davacı şirketin dava konusu edilen ihracat işlemlerinin gerçekleştiği 2014-2016 tarihlerinde bir aile şirketi olup halen şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan davalının babası ...'un belirtilen tarihlerde yönetim kurulu başkanı sıfatı ile ihracat işlemleri ve ödeme yönteminin onun bilgisi ve onayı ile yapıldığı tanıklar tarafından ifade edilmekle zararın davalının kusuru ile gerçekleştiğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gibi davacı şirketin vergiden kaçınmaya yönelik muvazalı ihracat işlemlerine dayalı zarar talebinin TMK 2. maddesine aykırılık teşkil ettiği, öte yandan ..... . ilamında işaret edildiği üzere davalının banka hesaplarına gönderilen tutarların şirkete aktarıldığı veya şirket yararına kullanılıp kullanılmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede; davalı vekilinin 04.04.2024 tarihli dilekçe ekinde sunulan deliller ile dinlenen tanık beyanları kapsamında dava konusu edilen ihracat işlemleri nedeni ile davalının şahsi hesabına 2014 ve 2016 tarihlerinde yapılan ödemelerin davacı şirket yararına harcanmış olduğunun davalı tarafça kanıtlandığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın reddine, 2-Dosyadan bir örneğin ihbar mahiyetinde ..... gönderilmesine, 3-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 1.736,79 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.121,39 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2025Gerekçeli kararın yazıldığı tarih: 10.03.2025Başkan ..... Üye ..... Üye ..... Katip .....