İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazası sonucu vefat eden kişinin mirasçılarının talep ettiği maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 19/5/2017 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepleriyle açılan bir davada, ilk derece mahkemesinin davalı sigorta şirketi ve diğer sürücüden, poliçe limiti dahilinde dört davacıya yüksek miktarda destekten yoksun kalma tazminatı ile iki davacıya belirli manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmederken, bazı davalılara yönelik talepleri husumet eksikliği veya esastan reddetmesini ve diğer davacıların maddi tazminat taleplerini ise geri çevirmesini özetlemektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: ████████
KARAR NO : ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: █████/2025
NUMARASI : ████████ (E) - ████████ (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 19/6/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilleri davacıların miras bırakanı ve bakım yükümlüsü ...'ün yönetimindeki ... plakalı araçla 19/5/2017 günü ... İlçesinde seyir halinde iken, davalı ...AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) poliçesiyle sigortalı davalı ... Limited Şirketine ait sürücüsü davalı ...'ın yönetimindeki ...plakalı araç ile davalı ...'e ait davalı ... Şirketine ... poliçesiyle sigortalı sürücüsü davalı ...'in yönetimindeki ... plakalı çekicinin karıştığı trafik kazasında öldüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 100.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 9/7/2025 günü sunduğu dilekçe ile davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını 1.596.697,28 TL'ye, davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını 215.660,54 TL'ye, davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını 391.918,99 TL'ye, davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını ise 155.926,19 TL'ye yükselterek, bu tazminatların davalılar ..., ... Limited Şirketi ve ...AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ...AŞ'nin davacı ... yönünden 105.800,15 TL, davacı ... yönünden 12.156,79 TL, davacı ... yönünden 33.516,11 TL, davacı ... yönünden 9.323,51 TL poliçe limitiyle sorumlu tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, kazaya karışan ...plakalı aracın 26/8/2016 günü bağıtlanan uzun süreli araç kiralama sözleşmesiyle davalı ... AŞ'ye 36 ay süreyle kiralandığını belirterek, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunulmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ...AŞ ve ... vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesince, davalı ... Limited Şirketine karşı açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine; davalılar ..., ..., ... ve ... Şirketine karşı açılan davanın reddine; 1.596.697,28 TL maddi tazminatın davalı ...AŞ'den temerrüt tarihi olan 30/5/2018 gününden, davalı ...'tan ise kazanın meydana geldiği 19/5/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı ...'e verilmesine, davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti olan 105.800,15 TL ile sınırlı sorumlu tutulmasına; 216.660,54 TL maddi tazminatın davalı ...AŞ'den temerrüt tarihi olan 30/5/2018 gününden, davalı ...'tan ise kazanın meydana geldiği 19/5/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı ...'e verilmesine, davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti olan 12.156,79 TL ile sınırlı sorumlu tutulmasına; 392.918,99 TL maddi tazminatın davalı ...AŞ'den temerrüt tarihi olan 30/5/2018 gününden, davalı ...'tan ise kazanın meydana geldiği 19/5/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı ...'e verilmesine, davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti olan 33.516,11 TL ile sınırlı sorumlu tutulmasına; 156.926,19 TL maddi tazminatın davalı ...AŞ'den temerrüt tarihi olan 30/5/2018 gününden, davalı ...'tan ise kazanın meydana geldiği 19/5/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı ...'e verilmesine, davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti olan 9.323,51 TL ile sınırlı sorumlu tutulmasına; davacılar ... ve ...'ün açtıkları maddi tazminat davalarının reddine; 100.000 TL manevi tazminatın davalı ...'tan kazanın meydana geldiği 19/5/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'e verilmesine, 50.000 TL manevi tazminatın davalı ...'tan kazanın meydana geldiği 19/5/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'e verilmesine, 50.000 TL manevi tazminatın davalı ...'tan kazanın meydana geldiği 19/5/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'e verilmesine, 50.000 TL manevi tazminatın davalı ...'tan kazanın meydana geldiği 19/5/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'e verilmesine, 100.000 TL manevi tazminatın davalı ...'tan kazanın meydana geldiği 19/5/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'e verilmesine, 100.000 TL manevi tazminatın davalı ...'tan kazanın meydana geldiği 19/5/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...AŞ vekili dilekçesinde özetle; bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen raporda ...'ün %60, ...'in %20, ...'ın ise %20 oranında kusurlu bulunduğunu, bu kusur paylaşımı uyarınca müvekkili sigorta şirketinin ödediği paranın yeterli olduğundan başka tazminatın ödemesinin gerekmeyeceği ve davanın reddedileceğinin öngörüldüğünü, fakat ilk derece mahkemesince görevlendirilen bilirkişilerce yapılan değerlendirmede ceza yargılaması kusur paylaşımları esas alınarak kusurun belirlendiğini, hukuk mahkemeleri ile ceza mahkemelerinin usul ve esasları birbirinden farklı olup, ceza mahkemesinin kusur belirlemesinin hukuk mahkemesini bağlamayacağının kanun ve içtihatlarla açıkça belirtildiğini, ceza mahkemesinin kusuru belirlemesini kabul etmemekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun (ATK) Genişletilmiş Kurul Raporu incelendiğinde kararın oy birliğiyle de alınmadığını; ilk derece mahkemesince ...plakalı araç maliki ... Limited Şirketine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verdiğini, yerel mahkemece uzun süreli kiralama ile malik sorumluluğunun ortadan kalktığı yönündeki tespite de katılmadıklarını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, çünkü kusur oranlarına itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, ceza mahkemesi kararıyla bağlı olunmamasına karşın bağlıymış gibi karar verildiğini, son olarak müvekkilinin kusurlu olduğu olasılıkta dahi, tazminat miktarının pek aşırı ve yanlış hesaplamalarla belirlendiğini; kusur oranlarının hatalı hesaplandığını, ölenin vücudunda ve idrarında saptanan uyuşturucu maddenin hesaba katılmamasının müvekkilinin aleyhine birçok olumsuzluğa neden olduğunu, ölenin olay günü emniyet kemeri takmamak suretiyle zararın oluşumuna ve sonuçlarına büyük ölçüde neden olduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin ne ceza mahkemesi tarafından ne de hukuk mahkemesi tarafından giderilmediğini, olay günü manevrasına istinaden şerit değiştirmeyip diğer davalı ...'in manevrasına istinaden yalnızca direksiyonu hafifçe sola kıran müvekkili davalının, kendi şeridini terk etmediğini, ayrıca ölenin de aracını trafik kurallarına uygun biçimde kullanmış olması durumunda, müvekkili davalının direksiyonu sola çevirmesinin herhangi bir sonucunun olmayacağını; hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin verdiği kararla bağlı olmadığını, bu nedenle ilk derece mahkemesince kusur oranlarına itirazlar doğrultusunda çelişkilerin giderildiği rapor alınması gerektiğini, tazminatın yanlış hesaplandığına ilişkin dosyadaki cevap ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerini yinelediklerini, ölenin ağır kusurunun bulunması nedeniyle olaya dahil olan kişilerin eylemleriyle zarar arasındaki nedensellik bağının kesilmesi sonucunda bu meblağlarda talepte bulunulamayacağını, mahkemece bu yönde bir kanaat olsa bile taleplerde indirim yapılmasının zorunlu olduğunu belirten kararlar bulunduğunu; müvekkili davalının eyleminin tek başına sonucu gerçekleştirmeye elverişli olmaması, neticenin ölenin eklenen kusuruyla oluşması, müvekkilinin hükmolunan manevi tazminatları karşılayacak gelire sahip olmaması gibi gerekçeler unutularak manevi tazminat hükmü tesis edildiğini, kusur oranlarına itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
Hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişinin 15/5/2025 tarihli raporunda ölen destek ... ile davacı destek alacaklıları davacıların olası yaşam süreleri bakımından TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak ölen desteğin gelirinin de asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek ve desteğin gelirinin paylaştırılması suretiyle, davacıların destekten yoksun kalmalarından kaynaklanan zararın Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiği; ilk derece mahkemesi tarafından aktüerya hesap uzmanı bilirkişinin 15/5/2025 tarihli raporuyla hesapladığı destekten yoksun kalma tazminatlarından, davacı ...AŞ tarafından dava açılmadan önce ödenen tazminatlar güncellenerek mahsup edilip karar verildiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; aktüerya hesap uzmanı bilirkişi tarafından hesaplanan davacılar ... ve ...'ün destekten yoksun kalmaktan kaynaklanan zararlarının miktarı ile davalı ...AŞ tarafından henüz dava açılmadan adları geçen davacılara ödenen tazminatların miktarı dikkate alındığında, davalı ...AŞ tarafından adları geçen davacılara ödenen tazminatların miktarının, davacılar ... ve ...'ün destekten yoksun kalmaktan kaynaklanan zararlarını karşılamayacağı gözetildiğinde, bu konuya ilişkin ileri sürülen istinaf nedeni benimsenmemiş; davalı ... Limited Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde kazaya karışan ...plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 26/8/2016 günü 36 ay süreyle ... AŞ'ye kiralanarak damga vergisinin de yatırıldığını savunarak ekinde dava dışı ... AŞ'ye düzenlenmiş ...plakalı aracı 1 aylık kiralama bedeline ilişkin 1/9/2016, 1/███████, 1/███████, 1/███████, 2/1/2017, 1/2/2017, 1/3/2017, 1/4/2017, 1/5/2017, 1/6/2017, 1/7/2017, 1/8/2017 tarihli faturalar ile damga vergisi makbuzunu sunması; davanın ihbar edildiği ... AŞ vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarının içeren 2/6/2025 tarihli dilekçesi ile davacının ıslah dilekçesine karşı verdiği 21/7/2025 tarihli dilekçesi dikkate alındığında, kazaya karışan ...plakalı aracın, davalı ... Limited Şirketi tarafından uzun süreli kiraya verildiğinin anlaşılması karşısında, bu konuya ilişkin ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Davaya konu trafik kazası nedeniyle Bursa 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinde açılan ████████ (E) sayılı davada düzenlenen Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesinin 14/3/2023 gün ve 17741 sayılı genişletilmiş uzmanlar kurulu raporunda, yönetimindeki ...plakalı araçla meskûn mahaldeki devlet karayolunda seyir halindeyken, olay yerine geldiğinde, yönetimindeki ... plakalı çekiciyle yol kenarındaki tesisten çıkıp yola katılmak üzere manevra yaparak bankete giren, ancak taşıt yoluna girmeyen davalı sürücü ...'e yönelik kendi varlığını belirtmesi açısından klaksonla uyarıyla birlikte hazını azaltması, daha sonra bahse konu çekicinin seyir şeridine girmeden durması ve sağ şeritte seyrine engel bir durum bulunmamasına karşın, sol şeridi takip ederek olay yerinde izin verilen hız sınırı üzerinde hızla yaklaşan ölen ...'ün yönetimindeki aracın varlığına karşın, kontrolsüzce sola yönelerek, sol şeride kısmen girerek, geriden gelen ölen ...'ün seyir durumunu bozan, böylece dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kazanın oluşumuna neden olan davacı sürücü ...'ın asli kusurlu; yönetimindeki çekici ile yol kenarındaki tesisten çıkarak yola katılmak üzere bankete girdikten sonra duran ve henüz taşıt yoluna girmemiş olan davalı sürücü ...'in kazanın oluşumunda herhangi bir hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından, kazanın oluşumunda kusursuz; meskûn mahalde 50 km./sa. hız sınırı bulunan yolda, izin verilen hız sınırları üzerinde seyrini sürdüren, ilerisinde yolun sağında tesisten çıktıktan sonra, taşıt yoluna girmeden bankette konumlanan davalı sürücü ...'in yönetimindeki çekicinin yola gireceğini var sayarak kontrolsüzce sola manevra yapan ve yakın sayılmayacak mesafeden kısmen seyir şeridine giren davalı sürücü ...'ın yönetimindeki araca karşı fren tatbik ederek kontrollü manevra yapmak suretiyle vasıtayı kontrolsüzce sola yönlendirmesi sonucu hızının yüksek olmasının da etkisiyle vasıtanın hakimiyetini yitirerek kazanın oluşumuna neden olan ölen sürücü ...'ün de asli kusurlu olduğu bildirilmiş; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10'uncu Ceza Dairesinin düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin 28/5/2025 gün ve █████████ (E) - █████████ (K), temyiz başvurusunun reddine ilişkin 25/6/2025 gün ve █████████ (E) - █████████ (K) sayılı kararıyla 27/6/2025 günü kesinleşen Bursa 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinin 24/1/2024 gün ve ████████ (E) - ███████ (K) sayılı ilamıyla, davalı sürücü ...'in yönetimindeki ... plakalı çekiciyle yola katılmak üzere bankete girdikten sonra durduğu, taşıt yoluna girmediği ve herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı gerekçesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesinin 223/2-c maddesi uyarınca yüklenen suç açısından failin taksirinin bulunmaması nedeniyle beratine; davalı sürücü ...'ın ise, yönetimindeki araçla seyir halinde iken kontrolsüzce sola yönelerek ölen ...'ün seyir durumunu bozduğu sabit kabul edilerek taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçundan mahkûmiyetine hükmolunduğu anlaşılmıştır.
Diğer bir anlatımla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10'uncu Ceza Dairesinin kararlarıyla kesinleşen Bursa 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinin 24/1/2024 gün ve ████████ (E) - ███████ (K) sayılı ilamıyla sayılı kararıyla, davalı sürücü ...'in yönetimindeki ... plakalı çekiciyle yola katılmak üzere bankete girdikten sonra durduğu, taşıt yoluna girmediği ve herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı sabit kabul edilerek beratine; davalı sürücü ...'ın ise, yönetimindeki araçla seyir halinde iken kontrolsüzce sola yönelerek ölen ...'ün seyir durumunu bozduğu sabit kabul edilerek mahkûmiyetine hükmolunmuş; böylece, davalı sürücü ...'in yönetimindeki çekiciyle yola katılmak üzere bankete girdikten sonra durduğu, taşıt yoluna girmediği; davalı sürücü ...'ın ise, yönetimindeki araçla seyir halinde iken kontrolsüzce sol şeride doğru yöneldiği olgusu kesinleşmiştir.
Bilindiği gibi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74'üncü maddesi gereğince hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. Diğer yönden, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hâkimi kural olarak ceza hâkiminin belirlediği kusur oranıyla bağlı değil ise de, kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, eldeki davaya konu trafik kazasında, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10'uncu Ceza Dairesinin kararlarıyla kesinleşen Bursa 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinin 24/1/2024 gün ve ████████ (E) - ███████ (K) sayılı ilamıyla, davalı sürücü ...'in yönetimindeki çekiciyle yola girmediği, davalı sürücü ...'ın ise yönetimindeki araçla seyir halinde iken doğrultu değiştirdiği olgularını kesinleştiği gözetildiğinde, kesinleşen bu maddi olgulara göre, Bursa 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinin 24/1/2024 gün ve ████████ (E) sayılı davasında düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 14/3/2023 gün ve 17741 sayılı genişletilmiş uzmanlar kurulu raporu benimsenerek karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer yandan ATK Bursa Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen 18/9/2017 gün ve 619 sayılı otopsi raporunda ölen destek ...'ün cesedine 20/5/2017 günü Bursa Morg İhtisas Dairesince otopsisinden ve tetkiklerden elde edelen bilgi ve bulgular dikkat alındığında Kimya İhtisas Dairesi raporunda göre 969 ng/ml ... [(...), (Extacy)], 36 ng/ml MDA (metilendioksiamfetamin) bulunduğu; idrarında ... [(...), (Extacy)], ... (metilendioksietamfetamin) bulunduğu, kişinin ölümünün trafik kazasıyla oluşması olanaklı kafa kemiklerindeki kırık, beyin kanaması ve akciğer yaralanması sonucu meydana geldiği, ölümü üzerine etkili başkaca bir nedenin saptanmadığı bildirilmiş; davaya konu kazadan sonra kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinde ölen sürücü ...'ün korucuyu tertibatlarından olan emniyet kemeri takıp takmadığına ilişkin bölüm ise "7" koduyla işaretlenerek, tespit edilemediği belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporu ise, gerek ölen sürücü ...'ün kazanın oluşumuna neden olan seyir hızı, gerekse davalı sürücü ...'ın yönetimindeki araçla sol şeride doğru yönelmesi değerlendirilerek düzenlenmiştir.
Bu itibarla, davaya konu olayda, ölen destek ...'den kaynaklanan ve kazanın oluşumunda etkisi olmayan; ancak, kaza nedeniyle oluşan zararın ağırlaşmasına neden olan birlikte (müterafik) kusur niteliğinde bir davranışı sübut bulmadığından hükmolunan maddi tazminatlardan birlikte kusur indirimiyle indirim yapılmamasında isabetsizlik görülmemiştir.
İlk derece mahkemesinin manevi tazminatlara ilişkin nihai kararlarının incelenmesine gelince:
TBK'nin 56'ncı maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.
Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve ██████-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.
Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacılar ile davalı ...'ın dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre, davalı ... vekili dilekçesinde ileri sürdüğü manevi tazminat hükümlerine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ...AŞ vekilinin ve davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,
2-Maddi tazminat davası bakımından, Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 161.430,39 TL istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından peşin ödenen istinaf karar ve ilam harcından maddi tazminat hükümlerine isabet eden 40.357,54 TL, davalı ...AŞ tarafından peşin ödenen toplam 2.579,32 TL olmak üzere toplam 42.936,86 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 118.493,53 TL karar ve ilam harcının davalı ...'tan tahsil edilerek Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı ...AŞ'nin aleyhine hükmolunan maddi tazminatın miktarına göre hesaplanan ve sorumlu olduğu 11.011,33 TL karar ve ilam harcının, mahsup edilen karar ve ilam harcı içinde kaldığından, davalı ...AŞ'den bakiye karar ve ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
4-Manevi tazminat davası bakımından Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ve hükmolunan manevi tazminatların toplamına göre hesaplanan 30.739,50 TL istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından peşin ödenen istinaf karar ve ilam harcından manevi tazminat hükümlerine isabet eden 7.684,81 TL karar ve ilam harcının tahsili ile bakiye 23.054,69 TL karar ve ilam harcının davalı ...'tan tahsili edilerek Hazine'ye gelir kaydına,
5-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Davalılar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
7-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/6/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!