Yargıtay 2. Ceza Dairesi, bazı sanıkların istinaf ve temyiz taleplerini usulden reddederken, diğer bir sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından savunma hakkı kısıtlaması nedeniyle verilen hükmü bozdu.
Özet: Yüksek mahkeme, bazı sanıkların mala zarar verme suçundan verilen hükümlere ilişkin temyiz başvurularını yasal nedenlerle itiraz merciine iade ederken, diğer sanıkların hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından yaptıkları temyiz başvurularını süre aşımı veya temyiz sebebi belirtmeme gerekçeleriyle reddetmiş; buna karşılık, sanıklardan birinin hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından aldığı mahkumiyet hükmünü, cezanın alt sınırı yüksek suçlarda sanığın müdafi huzurunda savunmasının alınmaması ve müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar vermeHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine, mahkûmiyet, istinaf başvurusunun reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama I) Sanıklar ... ve ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272/3-a. maddesi uyarınca, hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre, hükümlere karşı istinaf yasa yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, 5271 sayılı Kanun'un 279/1-b maddesi uyarınca verilen, istinaf isteminin reddine dair kararların aynı maddenin son cümlesi uyarınca itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün olmadığından ve aynı Kanun'un 264/1. maddesi uyarınca yasa yoluna başvuruda ve mercide yanılmanın hakkı ortadan kaldırmayacağının anlaşılması karşısında; itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,II) Sanık ... müdafiinin sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesindeSanığın yüzüne karşı verilen 28.04.2021 tarihli kararı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 291/1. maddesinde öngörülen 15 günlük süreden sonra 02.06.2021 tarihinde temyiz eden sanık müdafiinin temyiz isteminin aynı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE, III) Sanık ...'in hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesindeAyrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, ████████ Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.04.2021 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararına karşı, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,IV) Sanık ...'ın, hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemine gelinceİlk Derece Mahkemesince sanığın konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, o yer Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf talebi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince duruşma açılarak, İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılması ile sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükmün temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede;İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin, atılı suçu işlediğine dair parmak izi, kamera kaydı ve tanık beyanı gibi bir delilin bulunmadığına, diğer sanığın ifadesi doğrultusunda cezalandırıldığından kararın bozulması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı dikkate alınarak, sanığın müdafii huzurunda savunmasının alınması ile müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, müdafiinin hazır olmadığı oturumda sanığın savunmasının alınıp hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e. maddelerine aykırı davranılması suretiyle, hırsızlık ve bu suç ile birlikte işlenen konut dokunulmazlığının ihlâli suçları bakımından sanığın savunma hakkının kısıtlanması,Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan sebeplerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine, kararın bir örneğinin de Keçiborlu Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.