T.C. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan eski çalışanın rekabet yasağını ihlalinden doğan cezai şart alacağı davası.
Özet: Bir işverenin, eski çalışanı aleyhine, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına aykırı davranarak sözleşmenin sona ermesinden sonra iki yıl içinde rakip bir firmada işe başladığı iddiasıyla, sözleşmede öngörülen cezai şartın ödenmesi talebiyle açtığı davada; davalı eski çalışan ise rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığını, özgür iradesiyle imzalamadığını, davacı ile yeni işyeri arasında fiili bir rekabet bulunmadığını, görev alanlarının ve hizmet verdikleri pazarın farklı olduğunu, bu sebeple davacı şirkete zarar verme ihtimalinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının █████/2022 - █████/2024 tarihleri arasında davacı şirket nezdinde satış temsilcisi olarak çalıştığını, davalının çıkış kodu 03 olarak "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin İşçi Tarafından Feshi (İstifa)' ile davacı işyerinden ayrıldığını, davalının belirsiz süreli beyaz yaka iş sözleşmesindeki rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının davalı şirket ile yapmış olduğu belirsiz süreli beyaz yaka iş sözleşmesi uyarınca iş sözleşmesinin bitmesinden itibaren 2 yıl boyunca işverenle rekabet edecek bir iş yapmamayı, rakip bir işletmede çalışmamayı taahhüt ettiğini ancak davalının sözleşme ile bu durumları üstlenmiş olmasına rağmen aykırı davranarak, davacı şirket işyerinden ayrılalı 2 sene dolmadan davacı şirket ile rekabet halinde olan ve davacı firma ile çalıştığı görevi ile aynı görevde çalışmaya başladığını, davalının ... uygulamasından perakende satış yöneticisi olarak işe başladığını paylaştığını, davalının iş sözleşmesinde cezai şart olarak belirtilen 12 aylık brüt ücret tutarındaki cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu, izah edilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle; mahkemenizce yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne verilerek; Davalının tarafı olduğu; 27.02.2023 tarihli "Belirsiz Süreli Beyaz Yaka İş Sözleşmesi" nin rekabet yasağına ilişkin 13.3 ve 20.1. maddeleri uyarınca fazlaya ilişkin haklarımış sakli kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL cezai şartın davalıdan alınarak davacı davalı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada davacı iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki rekabet yasağının ihlali konulu ikamet etmiş olduğu davada Görevli Mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olması gerektiğini, söz konusu iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı sözleşmesi geçerlilik şartlarını taşımadığını, davalının sözleşmeyi özgür iradesiyle imzalamamış olduğunu ve fiili ehliyetinin sakatlandığını, davacı firma ile davalının yeni iş yeri arasında rekabet söz konusu olmadığını, davalının çalışmış olduğu firmalarda görev alanı ve sunduğu hizmetin farklı olduğunu, davalının davacı şirkette çalıştığı süre zarfında yapmış olduğu görev kapsamında üretim sırlarına erişme imkanı bulunmadığını, sadece sunulan hizmetin satışını gerçekleştirmekte olduğunu, davacı şirkette çalıştığı dönemde hizmet sunduğu müşteri pazarı Arabistan'la sınırlı olduğunu, bunun dışında hizmet verdiği bir başka pazar söz konusu olmadığını, sonradan çalışmaya başladığı ... şirketinde işe müşteri pazarı sadece Yurt İçi olduğunu, davalının davacı şirket bünyesinde tanımış olduğu müşteri çevresine ait bilgileri sonradan çalışmaya başladığı şirket bünyesinde kullanılabilmesi ihtimali söz konusu olmadığını, sunulan hizmetin birbirinden çok farklı olduğunu, bu bilgilerle eski işverenini önemli bir zararına sebebiyet vermesi mümkün olmadığını, davacının serbest iradesine dayanmayan ve Kanuni geçerlilik şartlarını taşımayan hukuka aykırı rekabet yasağı sözleşmesine dayalı cezai şartın ödenmesi talepli açılmış işbu haksız, mesnetsiz davanın reddini talep ettiklerini, arz ve izah edilen sebepler ve yargılama sırasında re'sen ortaya çıkacak sebeplerle, tüm talep ve dava açma hakkı saklı kalmak kaydı ile, öncelikle davacı tarafından sunulacak delillere karşı delil, açıklayıcı ve tamamlayıcı ek delil sunma haklarımız saklı kalmak üzere delil listesi ve eklerini kabulüne, davanın reddi ile yargılama masrafları ile vekalet ücrerinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLER:...Ticaret Odası Başkanlığına müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ... ... ANONİM ŞİRKETİ (VKN:...) 'nin ve mahkememiz dava dışı ... ... TİC. A.Ş'nin faaliyet alanlarını ve iş konularını gösterir tescil kayıtlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... ... Tic. A.Şne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalısı... (T.C.:...)'in, ne zaman işe başvurduğu, iş görüşmelerinin ne zaman başladığı, davalının fiilen ne zaman çalışmaya başladığı ve şirketteki görevinin ne olduğuna ilişkin bilgilerin çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce █████/2026 tarihli celse de davalı... tanıkları ...dinlenilmiştir. GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki iş sözleşmesi uyarınca haksız rekabet hükümlerine aykırı davranılması sebebiyle cezai şart istemine ilişkindir. TBK md. 444/1 “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.” şeklindedir. İşçinin çalışması sırasında edindiği bilgileri, iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması sebebiyle işverenin zarar görme tehlikesine karşılık böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Burada rekabet sebebiyle ortaya çıkan işverenin haklı menfaatleri ile işçinin Anayasal hakkı olan çalışma özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekir.Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin fiil ehliyetine sahip olması, kaydın yazılı olması ve TBK md. 444/2’ye göre hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması gerekir. Rekabet yasağının koşulları en sade haliyle işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunması ve işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi olarak sayılabilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. Koşulların gerçekleştiğinin ispat yükü işverene aittir. (Sarper SÜZEK, İş Hukuku, Beta Yayınları, 11. Baskı, İstanbul 2015, sf.376) TBK md. 446 uyarınca rekabet yasağına aykırı davranmanın sonucu olarak işçi, işverenin uğradığı zararı gidermek zorundadır. İşçi, kararlaştırılan cezai şartı ödeyerek rekabet yasağı borcundan kurtulsa da bu miktarı aşan zararı yine gidermek zorundadır.Somut olayda taraflar arasında █████/2023 tarihli iş sözleşmesi bulunmaktadır. Davalı işçi, davacı işveren nezdinde █████/2022-█████/2024 tarihleri arasında çalışmış ve istifa ederek işten ayrılmıştır. İşten ayrılmasından hemen sonra █████/2024 tarihinde dava dışı başka bir şirkette çalışmaya başlamıştır. Davacı bu sebeple sözleşmenin 13.3. maddesi gereği rekabet etmeme borcuna aykırılık iddiası ile cezaî şart talebinde bulunmaktadır. Cezaî şartın tazmin edilebilmesi için öncelikle geçerli bir anlaşmanın bulunması gerekir. Somut olayda sözleşmenin ve haksız rekabet maddesinin incelenmesinde, davalının çalışmayacağı bölge sınırının “iş yaptığı bölge” olarak ve “iş yaptığı bölgede iş yeri veya şubesi bulunan veya iş yapan” şeklinde belirsiz ve ölçüsüz bir şekilde geniş tutulduğu görülmüştür. Rekabet yasağı anlaşmasında işçinin çalışma hürriyetinin engellenmemesi adına ölçülülük ilkesine göre yer sınırlaması yapılması gerekir. Ancak eldeki sözleşme şartı yer sınırlaması yönünden yeteri kadar açık ve net olmamakla birlikte ölçüsüz bir düzenleme içermektedir. Bu hususta İstanbul BAM 12. HD’nin █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında “Sözleşmede bulunan rekabet yasağı sınırının geniş bir coğrafyayı kapsamasının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşüreceği ve bu sebeple geniş coğrafya için geçerli olmadığı, makul bir coğrafi alan yönünden geçerli, kalan alan yönünden ise geçersiz sayılması gerekmektedir. İlk derece mahkemesince rekabet yasağının İstanbul ili sınırlarında geçerli sayılmasında isabetsizlik yoktur.” şeklinde rekabet etmeme borcunun sınırlanması gerektiğini içtihat etmiştir. Bölge sınırlamasından başka işçinin rekabet etmeme borcunun tek taraflı olmaması gerekir. Yani işçinin rekabet etmeme borcu ile cezai şart ödeme şartının tek taraflı olmaması gerekir. Zira TBK md. 420 uyarınca sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. Buradaki karşılıklılıktan kasıt sadece işverenin de cezaî şart ödeme şartına tabi olması değil, işçinin rekabet etmeme borcu ile yaptığı fedakarlığın karşısında işverenin sosyal veya ekonomik olarak işçiyi desteklemesini de içermektedir. Bu hususta İstanbul BAM 14. HD ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilam “Nitekim, sözleşmenin süresinden önce feshine bağlanan ceza koşulunun geçerli olup olmadığının tartışıldığı Yargıtay İBHGK'nun ███████ E- 2019/1 K sayılı, 08.03.29019 tarihli kararında, esasa girişilmeden önce yapılan ön sorun oylamasında, meselenin hem işçi, hem de işveren yönünden getirilen ceza koşulu için değerlendirilmesi gerektiği, zira işçi aleyhine tek taraflı olarak getirilen ceza koşulunun geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde belirtildiği üzere; iş hukukunda kararlaştırılan cezai şartın genellikle iş sözleşmesinin belirli süreli sözleşmelerde, süre boyunca haklı neden olmaksızın feshini önlemek, eğitim verilen işçinin asgari çalışma şartına uyulmaması halinde eğitim giderlerini geri talep edebilmek veya rekabet yasağı sözleşmesine uygun davranılmasını sağlamak amacıyla getirildiği görülmektedir. Tüm bu hallerde taraflar sözleşmeden doğan bir yükümlülük yüklenmekte ve cezai şart ile söz konusu taahhütlerin etkinliği sağlanmaktadır.İBK uyarınca, sözleşmenin süresinden önce feshi hali için öngörülecek ceza koşulunun karşılıklı olması, yani sadece işçi aleyhine öngörülmemiş olması zorunludur. Bu konu, İBK'nın açık gerekçesi karşısında artık tartışılamaz.Kanun, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine ceza koşulu getirilmesini sosyal amaçlarla, yani işçiyi korumak amacıyla getirmiştir. İşçi aleyhine konulan ceza koşuluna karşılık, işverene de bir ceza koşulu öngörülebileceği gibi, karşılıklılık başka şekillerde de sağlanabilir. Örneğin, rekabet yasağı karşılığında işveren, işçiye belirli bir miktar ödeme yapmayı veya yoksun kalacağı çalışma hakkı karşılığında aylık ücretinin belli bir kısmını yasak süresi boyunca ödemeyi üstlenebilir. Kanun, karşılığın mutlaka bir ceza koşuluyla düzenlenmesini aramamıştır.” şeklindedir. Taraflar arasındaki sözleşmede ise, ceza koşulunun sadece işçi aleyhine düzenlendiği, herhangi bir karşılık içermediği görülmüştür. Yukarıda açıklanan sebeplerle, taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet etmemeye ilişkin hükmünün işçinin çalışma hürriyetine orantısız olarak müdahale edecek düzeyde geniş ve belirsiz bir coğrafi sınır içermesi ve cezaî şart hükmünün tek taraflı olması, TBK md. 420 uyarınca karşılıklılık esasına aykırı olması sebebiyle geçerli olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan daha önce alınan 615,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Davacı üzerinde bırakılmasına 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 1.000,00-TL vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine,5-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 3.140,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...Hakim ...