İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan altyapı hasarı nedeniyle üçüncü kişiye yapılan ödemenin yüklenici iş ortaklığından rücuen tahsiline ilişkin dava.
Özet: Dava, davacı idarenin, davalı yüklenici iş ortaklığı ile akdettiği ticari hizmet sözleşmesi kapsamındaki altyapı çalışmalarında meydana gelen bir hasar nedeniyle üçüncü bir şahsa ödediği 26.560,57 TLlik tazminat ile yargılama giderlerinin rücuen tahsilini talep etmektedir; davacı, sözleşmenin 15.2 ve 17. maddeleri uyarınca işin ve iş yerinin korunması, alt yüklenicilerin sorumluluğu ve özen yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle nihai sorumluluğun davalılara ait olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenen bedelin ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemektedir.

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş. tarafından, 08.09.2021 tarihinde ... adresinde altyapı tesislerinde meydana gelen hasar nedeniyle müvekkili idare aleyhine .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/... Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/... Esas, 2024/... Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne; 5.975,01 TL maddi zararın hasar tarihi olan 08.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkil İdare’den tahsiline karar verildiğini, karar miktar itibarıyla kesin nitelikte olduğundan müvekkil İdare tarafından ... A.Ş. hesabına 28.11.2025 tarihli muhasebe işlem fişi ile 26.560,57 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme, davalı yüklenici iş ortaklığının sözleşme kapsamındaki çalışma sahasında meydana gelen hasardan kaynaklanmış olduğunu, müvekkili idare’nin malvarlığında eksilmeye neden olduğunu, bu nedenle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 26.567,50 TL’nin ve idaremizce mahkeme aşamasında ödenen harç, masraf, arabuluculuk ücreti vb. gibi alacakların davalılardan rücuen tahsili için huzurdaki davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, hasar, davalı iş ortaklığının müvekkili idare ile akdettiği sözleşme kapsamındaki çalışma sırasında meydana geldiğini, sözleşme hükümleri uyarınca çalışma sırasında meydana gelen zarar, ziyan ve hasarlardan davalı yüklenici iş ortaklığı sorumlu olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 15.2. maddesinde, alt yüklenicilerin yaptıkları işlerle ilgili sorumluluğun yükleniciye ait olduğu düzenlendiğini, bu hüküm uyarınca işin yüklenici organizasyonu içinde bizzat davalılar, personelleri veya alt yüklenicileri eliyle yürütülmesi, davalıların müvekkili idare’ye karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, sözleşmenin 17. maddesinde işin ve iş yerinin korunması ile sigortalanmasına ilişkin yükümlülükler düzenlenmiş; yüklenicinin, geçici kabul tarihine kadar sözleşme konusu iş ve iş yerlerindeki araç, malzeme, ihzarat, tesis ve imalatları korumak, bakım ve devresi sırasında ortaya çıkan ve yüklenicinin sorumlu olduğu zarar ve hasarlara karşı gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu belirtildiğini, müvekkili İdare’nin ...’a karşı dış ilişkide ödeme yapmış olması, iç ilişkide davalıların sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, ... A.Ş. tarafından açılan davada müvekkili İdare dış ilişki bakımından sorumlu tutulmuş ise de, müvekkili İdare ile davalı yüklenici iş ortaklığı arasındaki sözleşmesel iç ilişkide nihai sorumluluk davalılara ait olduğunu, davalıların, sözleşme konusu işi özenli, mevzuata ve teknik gereklerine uygun, altyapı tesislerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle yükümlü olduğunu, bu yükümlülüğe aykırılık nedeniyle müvekkili idare’nin üçüncü kişiye ödeme yapmak zorunda kalması, davalılar yönünden rücu sorumluluğunu doğurduğunu, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, dava konusu iş, davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı tarafından üstlenildiğini, davalıların iş ortaklığı olarak üstlendikleri sözleşme kapsamındaki zarardan müvekkili idare’ye karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu bildirip, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla;
davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 26.567,50 TL’nin ve idare ce mahkeme aşamasında ödenen harç, masraf, arabuluculuk ücreti ve sair fer’i/ek kalemlere ilişkin fazlaya dair haklarının saklı tutulması kaydıyla ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, alacak talebine ilişkindir.
Bir para alacağına ilişkin davalarda dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurmak ve son tutanağın aslını ya da onaylı bir örneğini eklemek dava şartı olarak düzenlenmiştir. TTK md. 5/A “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklinde düzenlenmiştir. Arabuluculuğa ilişkin esaslar ise, 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinde “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda davacı taraf, dava dilekçesinin ekinde anlaşamama son tutanağının aslını ya da onaylı bir örneğini sunmamış, fotokopi niteliğinde belgeyi sunmuştur. Mahkememizce davacı vekiline tebliğ edilen muhtıra ile sunulan belgenin fotokopi niteliğinde olduğu ve dava şartını sağlamadığı açıkça belirtilmiştir. Buna rağmen tekrar sunulan belgenin asıl ya da onaylı örnek olmadığı, fotokopi belge olduğu anlaşılmıştır. İbraz edilen belgenin üzerine yazılan derkenarda sunulan belgenin fotokopi niteliğinde olduğu tespit edilmiş ve bu derkenar UYAP sistemine yüklenmiştir. Buna rağmen mahkememizce verilen kesin süre içinde davacı vekili arabuluculuk anlaşamama son tutanağının aslını ya da onaylı örneğini mahkememize ibraz etmemiştir. Sunulan fotokopi niteliğindeki belge ile dava şartının sağlanamayacağı yasanın lafzından açıkça anlaşılmaktadır. Bu hususta Yargıtay 9. HD ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamında “O halde uyuşmazlıkta hakimin UYAP üzerinden bu belgeye erişebilir olması nedeniyle belgenin fotokopisinin sunulmasının yeterli olup olmayacağı hususu üzerinde özellikle durulması gereklidir.
7036 sayılı Kanunda öngörülen belgenin dosyaya ibraz yükümlülüğü taraf ve vekillerine aittir. Bu meyanda, iş yargılamasında resen araştırma ilkesi de geçerli olmadığından, araştırma mükellefiyetinin hakime yüklenmesi de yerinde olmayacaktır. Aksi halin kabulünde UYAP sistemi üzerinden ulaşılabilecek her türlü bilgi ve belgenin hakimlerce toplanması sonucu ortaya çıkar ki bu durumunda mevcut yargılama sistemi ile bağdaşmayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle; taraf veya vekillerinin 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince “arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini” elden veya UYAP sistemi üzerinden dosyaya ibraz etmemesi halinde, bu belgelere UYAP sistemi üzerinden erişebilme imkânının olmasının sonuca etkisinin bulunamayacağı cihetle, bu durumda davanın dava şartı yokluğunda usulden reddinin gerekeceği kabul edilmekle…” şeklinde, fotokopi niteliğindeki belge ile dava şartının sağlanamayacağını ve hâkimin UYAP üzerinden arabuluculuk anlaşamama son tutanağını araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını içtihat etmiştir. Mahkememizce davacı tarafa tensip zaptı ile usulüne uygun olarak anlaşamama son tutanağının sunulması için bir hafta kesin süre verilmiş, kesin sürenin sonucu ihtar edilmiş, ancak kesin süre içinde son tutanağın aslı ya da onaylı bir örneği dosyaya ibraz edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının, dava dilekçesinin ekinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağının aslını ya da onaylı örneğini sunmaması, mahkememizce verilen kesin süre içinde de bu eksikliği yerine getirmemesi ve ibraz edilen fotokopi belge ile dava şartının sağlanamayacağı kanaatiyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın arabuluculuk son tutanağı veya onaylı bir örneği mahkememize sunulmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Harç peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 6.400,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!